Başbakanlık

Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğünce Yayımlanır

 Kuruluş : 7 Ekim 1920

11 Eylül 2004

CUMARTESİ

Sayı : 25580

 

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

 

Bakanlıklar Kurulu Kararı

2004/7828  Kütlü Pamuk, Yağlık Ayçiçeği, Soya Fasulyesi, Kanola, Dane Mısır ve Zeytinyağı Üreticilerine Destekleme Primi Ödenmesine Dair Karar

 

Bakanlığa Vekâlet Etme İşlemi

Devlet Bakanı Beşir ATALAY'a, Devlet Bakanı Ali BABACAN'ın Vekâlet Etmesine Dair Tezkere

 

Yönetmelikler

— Kültür ve Turizm Uzman ve Uzman Yardımcılığı Sınav, Atanma, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

— Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Personelinin Görevde Yükselme Yönetmeliği

— Altyapılı Arsa Üretimi ve Bu Arsaların Tahsis Yoluyla Satışına İlişkin Yönetmelik

— Tütün Üretimi, Üretici Tütünlerinin Pazarlanması, İç ve Dış Ticareti, Denetimi ve Tütün Eksperliği ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

 

YARGI BÖLÜMÜ

 

Anayasa Mahkemesi Kararı

— Anayasa Mahkemesinin E: 2003/48 (4837 Sayılı Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun ile İlgili) K: 2003/76 Sayılı Kararı


YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

Bakanlar Kurulu Kararı

Karar Sayısı : 2004/7828

Ekli “Kütlü Pamuk, Yağlık Ayçiçeği, Soya Fasulyesi, Kanola, Dane Mısır ve Zeytinyağı Üreticilerine Destekleme Primi Ödenmesine Dair Karar”ın yürürlüğe konulması; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 23/8/2004 tarihli ve 3987 sayılı yazısı üzerine, 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Kanunun 7 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 6/9/2004 tarihinde kararlaştırılmıştır.

 

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Recep Tayyip ERDOĞAN

 

 

 

Başbakan

 

 

 

A.GÜL

A. ŞENER

M. A. ŞAHİN

B. ATALAY

Dışişleri Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bak. ve Başb. Yrd.

Devlet Bakanı

A. BABACAN

K. TÜZMEN

G. AKŞİT

K. TÜZMEN

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı V.

Devlet Bakanı

Devlet Bakanı

C. ÇİÇEK

M. V.GÖNÜL

A.AKSU

K.UNAKITAN

Adalet Bakanı

Milli Savunma Bakanı

İçişleri Bakanı

Maliye Bakanı

H.ÇELİK

Z. ERGEZEN

H. ÇELİK

M. H. GÜLER

Milli Eğitim Bakanı

Bayındırlık ve İskan Bakanı

Sağlık Bakanı V.

Ulaştırma Bakanı V.

B. ATALAY

M. BAŞESGİOĞLU

A. COŞKUN

 

Tarım ve Köyişleri Bakanı V.

Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı

Sanayi ve Ticaret Bakanı

 

M.H.GÜLER

E. MUMCU

O. PEPE

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı

Kültür ve Turizm Bakanı

Çevre ve Orman Bakanı

 

 

Kütlü Pamuk, Yağlık Ayçiçeği, Soya Fasulyesi, Kanola, Dane Mısır ve Zeytinyağı Üreticilerine Destekleme Primi Ödenmesine Dair Karar

Madde 1- 2004 yılı kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, dane mısır ve zeytinyağının satışı sonucunda üreticilere verilecek prim miktarları, son başvuru tarihi ve ödemeye ait işlemler Tarımda Yeniden Yapılandırma ve Destekleme Kurulunca karar alınarak belirlenir. Bu Kararın uygulaması Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir tebliğ ile belirlenir.

Madde 2- Destekleme primi ödemeleri için gerekli finansman, Bütçenin ilgili harcama kaleminden tahsis edilerek karşılanır. Bu Karar'ın uygulanmasıyla ilgili olarak üstlendikleri hizmetlerinden dolayı üreticilere ödenen prim tutarının % 0,5'i oranında hizmet komisyonu T.C. Ziraat Bankası A.Ş.'ye ayrıca ödenir.

Madde 3- Prim ödemeleri, tebliğde belirlenen ilgili mercilerce yapılacak incelemelerin sonuçlanmasını müteakiben; ödemeye esas icmallerin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Merkez Teşkilatı tarafından ödemelerin yapılabilmesini temin için elektronik ortamda T.C. Ziraat Bankası A.Ş'ne iletilmesi sonrasında gerekli kaynağın banka şubelerine aktarılmasından sonra yapılır.

Madde 4- Destekleme priminden 2004 yılında çiftçi kayıt sisteminde özlük, ürün, arazi bilgileri kayıtlı olan ve bu arazilerinde prime esas ürünleri ürettiği il/ilçe tarım müdürlüklerince tespit edilen gerçek kişi çiftçiler yararlanır. Prime esas üretimin arazi tespitleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yürütülen 2004/22 numaralı Çiftçi Kayıt Sistemi ve Doğrudan Gelir Desteği Tebliği gereğince yapılan/yapılacak arazi tespitleri öncelikli olarak prime esas üretim yapılan araziler dikkate alınarak yapılır. Üreticiler çiftçi kayıt sisteminde kayıtlı olduğu yer dışında başka yere başvuru yapamazlar. Prim ödemelerine esas arazi büyüklüğü, başvuru sahibinin çiftçi kayıt sisteminde kayıtlı arazilerinin büyüklüğünü aşamaz ve doğrudan gelir desteği ödemeleri için getirilen arazi sınırlamaları prim uygulamalarında dikkate alınmaz.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı prim ödemelerine esas olacak ürünlerin özelliklerine göre ihtiyaç duyulacak belgeleri belirlemeye ve değiştirmeye, bu Karar'ın yürütülmesine ilişkin diğer düzenlemeleri yapmaya, uygulama esaslarını belirlemeye ve belirtilen amaçlar için tebliğ çıkarmaya yetkilidir.

Madde 5- Destekleme prim ödemelerinin denetimini sağlayacak tedbirleri almaya Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilidir. Bu amaçla yapılacak çalışmalarda gerektiğinde diğer kamu kurum ve kuruluşları, kooperatifler, Ziraat Odaları ve birliklerin hizmetlerinden de yararlanılır.

Haksız yere destekleme priminden yararlanıldığının tespit edilmesi halinde, haksız yere ödenen destekleme primi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde haksız ödemeyi sağlayan belge veya belgeleri kullanan gerçek kişilerden, belge veya belgeleri düzenleyen gerçek/tüzel kişilerden, kooperatifler, birlikler, çırçır işletmeleri, yem fabrikaları, yağ fabrikaları, gıda fabrikaları, zeytin sıkma tesisleri ve diğer ilgililerden müteselsilen geri alınır.

Ayrıca, destekleme priminden yararlanmak üzere sahte ve içeriği itibarıyla gerçek dışı belge düzenleyen ve kullananlar ile borsada gerçek dışı fiyatla alım satım tescili yaptırdığı anlaşılan üreticiler bu Karar ile öngörülen uygulamadan yararlandırılmazlar.

Madde 6- 3/3/2004 tarihli ve 2004/6946 sayılı Bakanlar Kurulu Karan yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 7- Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 8- Bu Karan Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür.

Sayfa Başı


Bakanlığa Vekâlet Etme İşlemi

T.C.

 

BAŞBAKANLIK

10 Eylül 2004

B.02.0.PPG.0.12-305-12415

 

CUMHURBAŞKANLIĞI YÜCE KATINA

Görüşmelerde bulunmak üzere; 11 Eylül 2004 tarihinde Tacikistan Cumhuriyeti’ne gidecek olan Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın dönüşüne kadar Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Ali Babacan’ın vekalet etmesini yüksek tasviplerine saygıyla arz ederim.

Recep Tayyip ERDOĞAN

Başbakan         

—————

T.C.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI

10 Eylül 2004

B.01.0.KKB.01-06-254-2004-972

 

BAŞBAKANLIĞA

İLGİ : 10 Eylül 2004 gün ve B.02.0.PPG.0.12-305-12415sayılı yazınız.

Görüşmelerde bulunmak üzere; 11 Eylül 2004 tarihinde Tacikistan Cumhuriyeti’ne gidecek olan Devlet Bakanı Beşir ATALAY’ın dönüşüne kadar Devlet Bakanlığına, Devlet Bakanı Ali BABACAN’ın vekalet etmesi uygundur.

Bilgilerini rica ederim.

Ahmet Necdet SEZER

CUMHURBAŞKANI

Sayfa Başı


Yönetmelikler

Kültür ve Turizm Bakanlığından:

Kültür ve Turizm Uzman ve Uzman Yardımcılığı Sınav, Atanma, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 8/5/2004 tarihli ve 25456 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kültür ve Turizm Uzman ve Uzman Yardımcılığı Sınav, Atanma, Görev ve Sorumlulukları Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Yarışma Sınavı, Bakanlık Makamınca uygun görülen hallerde ayrıca yazılı sınav yapılmaksızın, KPSS sonuçlarına göre sınav ilanında belirtilen asgari taban puan esas alınarak, atama izni alınmış kadro kontenjanının yirmi katından fazla olmamak üzere Bakanlıkça belirlenen sayıda aday arasından, yabancı dil ve mesleki bilgiye yönelik değerlendirmeleri içeren sözlü sınav olarak uygulanabilir."

Yürürlük

MADDE 2 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 3 — Bu Yönetmelik hükümlerini Kültür ve Turizm Bakanı yürütür.

—— • —— 

Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığından:

Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü Personelinin Görevde Yükselme Yönetmeliği

BİRİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Amaç

Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı; liyakat ve kariyer ilkeleri çerçevesinde, hizmet gerekleri esas alınarak Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü ile Bağlı İşletme Müdürlüğü personelinin görevde yükselmelerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

Madde 2- Bu Yönetmelik, Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü ile Bağlı İşletme Müdürlüğünde görev yapan ve bu Yönetmelikte sayılan personeli kapsar.

Dayanak

Madde 3- Bu Yönetmelik, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 15/3/1999 tarihli ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmelik hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4- Bu Yönetmelikte geçen deyimlerden;

a) Genel Müdürlük : Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünü,

b) Merkez : Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürlük Merkezini,

c) Bağlı İşletme Müdürlüğü : Yatağan Termik Santralı İşletme Müdürlüğünü,

d) Kadrolu Personel : 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli I sayılı cetvelde yaralan personeli,

e) Sözleşmeli Personel : 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin (c) bendinde tanımlanan, söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi statüsünde olmayan personeli,

f) Hizmet Süresi: Ücretsiz izinli geçen süreler hariç, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 68 inci maddesi çerçevesinde Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. Genel Müdürlüğü merkezi ve taşra teşkilatı İşletme Müdürlüğünde çalışılan süreler, genel ve katma bütçeli idarelerde, kamu kurum ve kuruluşlarında fiilen çalışılan süreler ve muvazzaf askerlikte geçen süreleri,

g) Hizmet Grubu : Benzer görev unvanlarının gruplandırılmasını,

h) Görev Unvanı : Bu Yönetmelikte sayılan hizmet grupları içerisinde belirtilen unvanları ,

ı) Görevde Yükselme : Bu Yönetmelikte sayılan görevlere aynı veya başka hizmet sınıflarından yapılacak atamaları,

j) Görevde Yükselme Eğitimi: Görevde yükselmeye ilişkin olarak görevlerin özelliklerine göre verilecek hizmet içi eğitimi,

k) Görevde Yükselme Sınavı : Görevde yükselme eğitimini tamamlayanların tabi tutulacağı yazılı sınavı,

l) Bekleme Süresi : Görevde yükselme niteliğindeki görevlere atanabilmek için aranan fiili hizmet yılını,

ifade eder.

Hizmet Grupları

Madde 5- Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü ile Bağlı İşletme Müdürlüğü personeli aşağıdaki hizmet gruplarına ayrılır;

a) Yönetim Grubu;

1) Genel Müdür,

2) Genel Müdür Yardımcısı,

3) İşletme Müdürü,

4) Müdür, İşletme Müdür Yardımcısı,

5) Müdür Yardımcısı.

a) Müşavirlik Grubu;

1) Başuzman,

2) Uzman.

c) İdari Hizmetler Grubu;

1) Şef,

2) Raportör,

3) Memur, Veznedar, Daktilograf.

d) Koruma ve Güvenlik Grubu;

1) Koruma ve Güvenlik Amiri,

2) Koruma ve Güvenlik Grup Şefi,

3) Koruma ve Güvenlik Görevlisi.

f) Teknik Hizmet Grubu;

1) Başmühendis,

2) Mühendis,

3) Teknik Şef,

4) Tekniker,

5) Teknisyen.

g) Sağlık Hizmetleri Grubu;

1) Tabip,

2) Hemşire, Sağlık Memuru.

h) Yardımcı Hizmetler Grubu;

1) Hizmetli.

İKİNCİ BÖLÜM

Görevde Yükselmeye İlişkin Esaslar

Görevde Yükselmeye İlişkin Genel Şartlar

Madde 6- Bu Yönetmelikte belirtilen hizmet gruplarındaki görevlere atanabilmek için;

a) Üst görev yerine ait kullanılabilir kadro veya pozisyon bulunması,

b) Görev unvanları itibariyle belirlenen hizmet sürelerine haiz bulunması,

c) Merkez ve Bağlı İşletme Müdürlüğü bünyesinde (I) sayılı cetvelde yer alan personelin son sicil notunun olumlu ve son üç yıllık sicil notu ortalamasının en az 70 puan olması,

d) Görevde yükselme niteliğindeki görevlere atanabilmek için en az 2 yılının Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde veya bağlı İşletme Müdürlüğünde geçmiş olması,

(II) sayılı cetvelde görev yapan personelin son sicil ve başarı notunun olumlu olması kaydıyla ve son üç yıllık sicil başarı değerlemesi not ortalamasının en az 70 puandan aşağı olmaması,

şarttır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Sınava Tabi Olmadan Görevde Yükselme Esasları

Sınavsız Atama

Madde 7- Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, İşletme Müdürü, Başuzman kadrolarına yapılacak atamalarda sınava girme şartı aranmaz. Ancak,

a) Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı kadrosuna atanabilmek için;

Bu Yönetmelikte belirtilen Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı kadrosuna, 657 sayılı Kanun ile 233 ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre atama yapılır.

b) Başuzman kadrosuna atanabilmek için;

1) 4 yıllık fakülte ve/veya yüksekokul mezunu olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde ve Bağlı İşletme Müdürlüğünde 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli I sayılı cetvelde yer alan görevlerden birinde bulunmuş olmak şarttır.

c) İşletme Müdürü kadrosuna atanabilmek için;

1) Başmühendis veya Mühendis olarak görev yapmış olmak,

2) En az 10 yıl hizmeti bulunmak şarttır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Sınava Tabi Olarak Görevde Yükselme Esasları

Sınava Tabi Olarak Üst Görevlere Yükselme Usul ve Esaslar

Madde 8- Sınava tabi olarak görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda personelde aranılacak nitelikler unvanlar itibariyle aşağıda belirtilmiştir.

a) Müdür kadrosuna atanabilmek için;

1) 4 yıllık fakülte veya yüksekokul mezunu olmak,

2) En az 8 yıl hizmeti bulunmak,

3) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde ve bağlı İşletme Müdürlüğünde Başmühendis olarak en az 3 yıl, Teknik Şef veya Mühendis olarak en az 4 yıl çalışmış olmak,

4) İdari personelin Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde ve bağlı İşletme Müdürlüğünde Müdür Yardımcısı olarak en az 3 yıl çalışmış olmak,

5) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

b) Müdür Yardımcısı pozisyonlarına atanabilmek için;

1) 4 yıllık fakülte veya yüksekokul mezunu olmak,

2) Merkez Teşkilatındaki görevler için Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde Şef veya Başmühendis olarak en az 3 yıl, Bağlı İşletme Müdürlüklerinde Şef veya Başmühendis olarak en az 4 yıl bulunmuş olmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

c) İşletme Müdür Yardımcısı kadrosuna atanabilmek için; (Bağlı İşletme Müdürlükleri)

1) 4 yıllık fakülte veya yüksekokul mezunu olmak,

2) En az 8 yıl hizmeti bulunmak,

3) Genel Müdürlükte ve bağlı İşletme Müdürlüğünde Başmühendis olarak en az 4 yıl, Mühendis olarak en az 4 yıl çalışmış olmak,

4) Şef olarak en az 4 yıl çalışmış olmak,

5) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

d) Şef, Koruma ve Güvenlik Amiri pozisyonlarına atanabilmek için;

1) En az iki yıllık yüksekokul mezunu olmak,

2) Şef pozisyonuna atanabilmek için Uzman, Raportör, Memur, Veznedar, Daktilograf görevlerinde 4 yıllık yüksekokul mezunlarının en az 5 yıl, 2-3 yıllık yüksekokul mezunları için en az 7 yıl hizmeti bulunmak,

3) Koruma ve Güvenlik Amiri pozisyonuna atanabilmek için, Koruma ve Güvenlik Teşkilatında Grup Şefi veya Koruma ve Güvenlik Görevlisi olarak 4 yıllık yüksekokul mezunlarının 5 yıl, 2-3 yıllık yüksekokul mezunlarının 7 yıl hizmeti bulunmak,

4) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

e) Başmühendis pozisyonuna atanabilmek için;

1) Mühendis unvanını almış olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde veya bağlı İşletme Müdürlüğünde Mühendis olarak en az 3 yıl hizmeti bulunmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

f) Teknik Şef pozisyonlarına atanabilmek için; (Bağlı İşletme Müdürlüğü)

1) 4 yıllık fakülte veya yüksekokul mezunu olmak,

2) Bağlı İşletme Müdürlüklerinde Şef veya Başmühendis olarak en az 4 yıl görev yapmış olmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

g) Mühendis pozisyonuna atanabilmek için: (Merkez-Bağlı İşletme Müdürlüklerinde)

1) Fakültelerin Mühendislik bölümlerinden mezun olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde ve bağlı İşletme Müdürlüğünde en az 2 yıl hizmeti olmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

h) Tekniker pozisyonuna atanabilmek için;

1) Teknik Okulların teknik eğitim fakültesi veya 2-3 yıllık yüksek teknik okullardan mezun olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde en az 2 yıl hizmeti olmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

ı) Teknisyen pozisyonlarına atanabilmek için;

a) Endüstri Meslek Lisesi veya Teknik Lise mezunu olmak,

b) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde en az 2 yıl hizmeti olmak,

c) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

j) Hemşire, Sağlık Memuru pozisyonuna atanabilmek için;

1) Fakülte, yüksekokul veya Sağlık Meslek Liselerinin ilgili bölümlerinden mezun olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde en az 2 yıl hizmeti olmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

k) Uzman pozisyonuna atanabilmek için;

1) Dört yıllık Yüksekokul veya fakülte mezunu olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde Genel İdare Hizmetleri sınıfında bulunan (Koruma ve Güvenlik personeli hariç) görevlerde en az 4 yıl hizmeti bulunmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

l) Raportör pozisyonuna atanabilmek için;

1) Yüksekokul veya lise mezunu olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde Genel İdare Hizmetleri sınıfında bulunan (Koruma ve Güvenlik personeli hariç) görevlerde 4 yıllık yüksekokul mezunlarının en az 3 yıl, 2-3 yıllık yüksekokul mezunlarının en az 4 yıl, Lise ve dengi okul mezunlarının en az 7 yıl hizmeti bulunmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

m) Koruma ve Güvenlik Grup Şefi pozisyonuna atanabilmek için; (Merkez ve bağlı İşletme Müdürlüğü)

1) En az iki yıllık yüksekokul mezunu olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde veya bağlı İşletme Müdürlüğünde Koruma ve Güvenlik Teşkilatında en az 5 yıl hizmeti bulunmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak.

n) Veznedar, Memur, Daktilograf pozisyonuna atanabilmek için;

1) En az lise ve dengi okul mezunu olmak,

2) Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde veya bağlı İşletme Müdürlüğünde en az 2 yıl hizmeti olmak,

3) Görevde yükselme sınavında başarılı olmak,

4) Bu pozisyonlara başvuruda bulunacak personelin en az 7 yıl hizmetinin bulunması şartı aranır.

o) Koruma ve Güvenlik Görevlisi Personeli pozisyonuna atanabilmek için;

Koruma ve Güvenlik personeli hakkında 2495 sayılı Bazı Kurum ve Kuruluşların Korunması ve Güvenliğinin Sağlanması Hakkındaki Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri uygulanır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Görevde Yükselme Eğitimi

Görevde Yükselme Eğitimi

Madde 9- Bu Yönetmelik kapsamında bulunan personelin, görevde yükselme mahiyetindeki atamalarının yapılabilmesi amacıyla, atama yapılacak görevler için, bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin (a), (b), (c), (d), (e), (f) bentlerindeki ortak konulardan en az 30 ve (g) bendindeki konulardan en az 45 saat olmak üzere toplam 75 saat olarak düzenlenecek görevde yükselme eğitimi programının tamamına katılmaları şarttır.

Görevde yükselme sınavına girecek olanlar, sınavdan önce, ilgili görevde yükselme sınavlarına göre ayrı ayrı görevde yükselme eğitiminden geçirilir.

Görevde yükselme sınavlarına gireceklerin eğitimlere devamı zorunludur. Eğitimin tamamına katıldıktan sonra görevde yükselme sınavında başarılı olan katılımcılara bitirme belgesi verilir. Bu belge, yapılacak müteakip sınava kadar geçerlidir.

Aynı unvan için görevde yükselme sınavına gireceklerin sayısı, eğitime alınacak boş kadro sayısının iki katından az ise, gruplar duruma göre diğer unvan sınavlarına gireceklerle birleştirilebilir. Ortak konularda da birlikte eğitim yapılabilir.

Görevde yükselme eğitimlerinde, Genel Müdürlügün, bütün hizmet birim yöneticilerinden eğitici olarak yararlanılabilir.

Eğitimler; Personelle ilgili işlerde görevlendirilen Müdürlüğün yönetiminde atama yapılacak kadroların ait olduğu birimlerle işbirliği yapılarak yürütülür.

Görevde yükselme eğitim ve sınavına ilişkin sekreterya hizmetleri personelle ilgili işlerle görevlendirilen Müdür tarafından yürütülür.

Duyuru

Madde 10- Atama yapmak amacıyla görevde yükselme eğitimi ve sınavı düzenlenecek boş kadro/pozisyonların sınıfı unvanı, derecesi ve adedi belirtilerek bütün teşkilatlara ve personele eğitim tarihinden en az (1) ay önce, eğitimin yeri ve zamanı ise eğitime katılacaklara en az (15) gün önce duyurulur.

Görevde yükselme eğitimine ilişkin duyuruda aşağıdaki bilgilere yer verilir.

a) Atama yapılacak boş kadro veya pozisyonların sınıfı, unvanı, sayısı, derecesi, hangi birimde bulunduğu,

b) Sınava girecek personelde aranacak şartlar,

c) Son başvuru tarihi,

d) Eğitimin yapılacağı yer ve tarihi.

Başvuru

Madde 11- Görevde yükselme eğitimine ilişkin duyuru üzerine başvuruda bulunanların dilekçeleri birimleri aracılığı ile Personel birimine iletilir.

Başvuruda bulunanların gerekli şartları taşıyıp taşımadığı Personel birimince incelenir. Uygun görülen adaylara fotoğraflı sınava giriş belgesi verilir. Uygun görülmeyenlerin durumu bir yazıyla birimine bildirilir.

Görevde Yükselme Eğitimine Alınma

Madde 12- Görevde yükselme eğitimine alınacakların sayısı atama yapılacak boş kadro ve pozisyon sayısının iki katını geçemez. İki katından az istekli bulunması halinde durumu uygun olan bütün personel eğitime alınır.

Bu eğitime katılacakların sayısı, sınava girecekleri kadro/pozisyon sayısının iki katından fazla olması halinde Genel Müdürlükte personel işleri ile ilgili olarak görevlendirilen birim tarafından Ek-1 deki değerlendirme formunda belirtilen puanlamaya göre değerlendirilmek suretiyle toplam puanı en fazla olandan başlamak üzere kadro/pozisyon sayısının iki katı kadar personel belirlenerek eğitime alınır. Eğitimi tamamlayanlar ilgili görevde yükselme sınavına katılmaya hak kazanırlar.

Daha önce görevde yükselme eğitimine katılmış ancak görevde yükselme sınavında başarısız olan personel ile sınava katılmayan veya başarılı olup da müteakip sınava kadar atanmamış olan personel aynı veya benzer görev unvanları için düzenlenecek müteakip görevde yükselme sınavına katılabilmeleri için, bu unvanlarla ilgili düzenlenecek görevde yükselme eğitimine alınmasına ilişkin bütün usul ve esaslara tabidir.

Görevde Yükselme Eğitiminin Konuları

Madde 13- Görevde yükselme eğitimi aşağıdaki konuları kapsar:

a) Türkiye Cumhuriyet Anayasası;

1) Genel esaslar,

2) Temel hak ve ödevler,

3) Devletin temel organları,

b) Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi, Ulusal Güvenlik,

c) Devlet teşkilatı ile ilgili mevzuat,

d) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili mevzuat,

e) Türkçe dil bilgisi ve yazışmayla ilgili kurallar,

f) Halkla ilişkiler ve davranış kuralları,

g) Atama yapılacak görevin alanı ve niteliği ile ilgili konular,

düzenlenecek eğitim programlarında (g) bendinde belirtilen konulara ilişkin eğitimin ağırlığı yüzde altmıştır.

ALTINCI BÖLÜM

Görevde Yükselme Sınav Esasları

Sınav Şartı

Madde 14- Görevde yükselme eğitimini tamamlayanların bu Yönetmeliğin 8 inci maddesi kapsamında bulunan görevlere atanabilmeleri için, yapılacak yazılı sınava katılarak başarılı bulunmaları şarttır.

Sınavın Şekli

Madde 15- Görevde yükselme sınavı yazılı olarak yapılır. Görevde yükselme eğitiminin tamamlanmasını müteakip bir ay içinde yazılı sınavın yapılmasına yönelik gerekli protokolün tesis edilmesi amacıyla Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına veya Milli eğitim Bakanlığı Ölçme ve Değerlendirme Merkezine başvuruda bulunulur. Sınavda 100 üzerinden en az 70 puan alanlar başarılı sayılırlar.

Sınav Kurulu

Madde 16- Yaptırılacak yazılı sınavlara ilişkin görevde yükselme işlemlerini yürütmek üzere 5 kişiden oluşacak sınav kurulu teşkil edilir.

Sınav kurulu; Genel Müdürün uygun göreceği Genel Müdür Yardımcısı, Personel işleri ile ilgili olarak görevlendirilen Müdür ile diğer üyelerden teşkil eder.

Sınav kurulunu teşkil eden üyeler, görevde yükselme sınavına alınacak personelden, öğrenim ve ihraz ettikleri unvanlar itibariyle daha düşük seviyede olamazlar.

Sınav kurulunun başkan ve üyelerinin görevde yükselme sınavına eşlerinin, ikinci dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımlarının katıldığının tespit edilmesi halinde, bu üye veya üyeler sınav kurulu üyeliğinden çıkartılır ve bunların yerine yeni üye veya üyeler görevlendirilir.

Sınav Kurulunun Görevleri

Madde 17- Sınav kurulu yapılacak eğitime ilişkin görevde yükselme sınavında sorulacak soruların bilgi kaynağının hazırlanması, sınav sonuçlarının ilanı, yapılacak itirazların sonuçlandırılması ve bu konuya ilişkin diğer işleri yürütür.

Sınav Sonuçlarının İlanı

Madde 18- Sınav kurulu, sınav sonuçlarını sınavın sonuçlandığı tarihten itibaren en geç on beş gün içerisinde ilan eder ve ilgililere yazılı olarak bildirir.

Sınav Sonuçlarına İtiraz

Madde 19- Sınava katılanlar, sınav sonuçlarına kendilerine tebliğinden itibaren yazılı olarak 10 gün içinde itiraz edebilirler. Bu itirazlar 10 gün içinde sınav kurulunda bir kez daha incelenir ve karara bağlanır. Neticede verilecek karar kesindir.

Sınavların Yürütülmesi

Madde 20- Sınava giriş belgesi olmayanlar sınava alınmazlar. Sınavlar duyurulan gün ve saatte başlar.

Sınavların Geçersiz Sayılması

Madde 21- Sınavlarda kopya çekenler, kopya verenler veya bunlara teşebbüs edenler, sınav kağıtlarına belirtici işaret koyanlar sınav salonundan çıkarılır ve düzenlenecek tutanakla sınav kağıtları geçersiz sayılır. Ayrıca hakkında disiplin işlemi yapılır.

Sınava girecek aday yerine başka bir kişinin sınava girdiğinin anlaşılması halinde ilgilinin sınavı bir tutanakla saptanarak geçersiz sayılır. Her ikisi içinde yasal işlem yapılır.

Yazılı sınava ne sebeple olursa olsun girmeyenler haklarını kaybetmiş sayılırlar.

Bu maddenin birinci ve ikinci fıkrasında belirtilen fiilleri işlemeleri nedeniyle sınavları tutanakla geçersiz sayılanlar, beş yıl süreyle hiçbir sınava alınmazlar.

YEDİNCİ BÖLÜM

Atamalar

Sınavı Kazananların Ataması

Madde 22- Yazılı sınavı kazananlar başarı sırasına göre; öncelikle bağlı bulundukları birimlerde bulunan boş kadrolara 3 ay içinde atanırlar. Görevde Yükselme Sınavı sonunda alınan puanların eşit olması halinde atama yapılacak personel, Ek-1 Değerlendirme Formdaki puanlama esas alınarak tespit edilir

Sınava girilen kadro/pozisyonunun sınav tarihinden sonra yeniden boşalması halinde, o kadro/pozisyon sınavında başarılı olan yedekler de başarı sırasına göre atanır. Ancak, yedeklerin bu hakları, aynı görev için yapılacak müteakip sınava kadar geçerlidir.

Gerçeğe Aykırı Bildirimlerde Bulunanlar

Madde 23- Sınava giriş belgesi verilmek suretiyle sınava alınan ve yapılan sınavlar sonucunda kazananlardan; iş talep formunda gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilenlerin sınavları geçersiz sayılarak atamaları yapılmaz. Atamaları yapılmış olsa dahi iptal edilir. Bunlar hiçbir hak talebinde bulunamazlar.

Göreve Başlama

Madde 24- İlk kez, naklen, yeniden veya unvan değiştirmek ya da yükselmek suretiyle atama işlemi yapılanlar; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 62 nci maddesine göre göreve başlarlar.

Ancak, bu Yönetmelikte yer alan kadro/pozisyonlara sınav sonucu atananlar, atandıkları yerde göreve başladıkları tarihten itibaren en az iki yıl süreyle çalışmak zorunda olup, başka bir birime nakil işlemleri yapılamaz.

Atandıkları halde göreve başlamayanlar için, atandıkları unvan kazanılmış hak teşkil etmez.

Sınav Belgelerinin Saklanması

Madde 25- Atananların sınavla ilgili belgeleri özlük dosyalarında, diğer belgeler ise müteakip sınava kadar Personel biriminde saklanır.

SEKİZİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Kazanılmış Hakların Saklılığı

Madde 26- Bu Yönetmelik kapsamındaki unvanları, ilgili mevzuatları uyarınca kazananların hakları saklıdır.

Görev Grupları Arasında Geçişler

Madde 27- Görev grupları arasındaki geçişler aşağıdaki esaslar çerçevesinde yapılır.

a) 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli I sayılı cetvelde yer alan kadrolara kendi aralarındaki geçişlerde sınav şartı aranmaz.

b) Aynı ana görev grubunun alt görev grubunda kendi içinde kalmak kaydıyla sınav yapılmaksızın ilgili personelin isteği ve atanılacak kadronun gerektirdiği özellikleri taşımak şartıyla diğer görevlere atanmak mümkündür.

c) Bu Yönetmelik kapsamındaki görevlere daha önce asaleten ataması yapılmış ve bu görevden ayrılmış bulunan personel, görevin gerektirdiği nitelik ve şartları taşıdıkları takdirde aynı unvana sınavsız ataması yapılabilir.

d) Bulundukları kadro ve pozisyonun görevini yapamayacaklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelenmiş olanların emsali veya daha alt durumlarına uygun diğer kadro veya pozisyona atamalarında bu Yönetmelikte öngörülen sınav ve hizmet şartı aranmaz.

Ayrıca, Yönetmelikte sayılan unvan ve pozisyonlar dışında yeni kadro ihdas edilmesi halinde benzer unvan grubundaki nitelikler dikkate alınır.

e) Bu Yönetmelik kapsamında bulunan üst görevlerdeki personelin kendi istekleri ile alt görevlere nakli halinde bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.

Hüküm Bulunmayan Haller

Madde 28- Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde; 15/3/1999 tarihli ve 99/12647 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe giren Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmelik hükümleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve bu konudaki ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

Özelleştirme Kapsamındaki Kuruluşlardan Atama

Madde 29- 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 22 nci maddesi uyarınca Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi ve Bağlı İşletme Müdürlüklerine yapılacak ilk atamalarda bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.

Naklen Atamalar

Madde 30- Diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelden naklen atama talebinde bulunanların aynı veya daha alt görevlere naklen geçişleri mümkündür. Ancak, görevde yükselme eğitimi ve görevde yükselme sınavına tabi olmayan kadro unvanlarına, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen hükümlere göre atama yapılır.

Açıktan Atamalar

Madde 31- Genel Müdürlük Merkez ve Bağlı İşletme Müdürlüğünde münhal kadro ve pozisyonlara yapılacak açıktan atamalarda 18/3/2002 tarihli ve 2002/3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezince yapılacak sınavda başarılı olanlar arasından söz konusu Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde işlem yapılır.

Ancak, başka kurum ve kuruluşlarda çalışan veya herhangi bir şekilde görevden ayrılanların, gerekli koşulları taşımaları, boş kadro ve pozisyon bulunması, ihtiyaç ve hizmet gerekleri doğrultusunda bu Yönetmelikteki disiplin ve sicil şartları dikkate alınmak suretiyle aynı görevlere veya bu görevin bulunduğu alt görev grubundaki eş değer görevlere ya da unvanlı daha alt görevlere ataması yapılabilir.

Vekalet Görevi

Madde 32- Bu Yönetmelik kapsamında sayılan görevlerde Genel Müdürlük Oluru ile vekalet veya görevlendirme şeklinde geçirilen süreler, üst görev için gerekli bekleme süresinden sayılmaz.

Özürlülerin Eğitimi ve Sınavı

Madde 33- Genel Müdürlük gerekli şartları taşıyan ve atama yapılacak görevi yapabilecek durumda bulunan özürlülerin eğitimleri ile sınavların özür durumlarına uygun olarak yapılabilmesi için gerekli tedbirleri alır.

Geçici Madde 1- Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinde görevde bulunanlardan iki yıllık yükseköğrenim görenler diğer koşullara sahip oldukları takdirde bu yönetmeliğin uygulanması bakımından 4 yıllık yükseköğrenim görmüş kabul edilirler

Geçici Madde 2- Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinde halen Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketinde görevli personel hakkında unvanlar itibariyle belirlenmiş öğrenim düzeylerinin bir alt öğrenim düzeyi uygulanabilir.

Yürürlük

Madde 34- Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 35- Bu Yönetmelik hükümlerini Yeniköy Elektrik Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi Genel Müdürü yürütür.

EK - 1

DEĞERLENDİRME FORMU

 

Adı ve Soyadı

eeeee

eeeee

eeeee

Sicil No

eeeee

eeeee

eeeee

Görev Yeri ve Unvanı

eeeee

eeeee

eeeee

DEĞERLENDİRME KISTASLARI

Puan Değeri

Adayın Puanı

1.Başvuru tarihi itibariyle öğrenim durumu ( En son öğrenim durumu esas alınacaktır)

eeeee

eeeee

a) Önlisans

4

eeeee

b) 3 Yıllık Y.Okul

6

eeeee

c) Lisans

8

eeeee

d) Y.Lisans

10

eeeee

e) Doktora

12

eeeee

2.Müracaat bitim tarihi itibariyle 217 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2'nci maddesi kapsamındaki kurum ve kuruluşlarında geçen fiili hizmet süresinin(işçi statüsü ile geçici personel statüsünde geçirilen hizmetler hariç)

eeeee

eeeee eeeee

a) 10 yıla kadar (10 yıl dahil) her bir yılı için

1

eeeee

b) 10 yıldan sonraki her bir yılı için

0,15

eeeee

3. Son üç yıllık sicil notunun aritmetik ortalamasının 76 ve daha fazla olanların bu sicil notunun aritmetik ortalamasının 1/10'u (üç yıllık ortalama sonucu kesirli olması halinde tam sayıya tamamlandıktan sonra 1/10'u hesaplanacaktır)

eeeee

eeeee

4. İlgili mevzuat hükümlerine göre atamaya yetkili amirlerce verilmiş olan (Aynı yılda verilmiş birden fazla belge varsa, sadece birer tanesi değerlendirmeye alınacaktır.

eeeee

eeeee

a) Her Takdirname için

2

eeeee

b) Her Ödül için

4

eeeee

5. Devlet Memurlarının Görevde Yükselme Esaslarına Dair Genel Yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra katıldığı her bir hizmet içi eğitim proğramından (Her yıl için adayın katıldığı en çok süreli olan bir eğitim programı değerlendirilecektir.)

eeeee

 

 

eeeee

a) 05 - 15 gün süreli

0,5

eeeee

b) 16 - 31 gün süreli

1

eeeee

c) 2 - 3 ay süreli

1,5

eeeee

d) 4 - 6 ay süreli

2

eeeee

e) 7 - 12 ay süreli

2,5

eeeee

f) 12 aydan fazla süreli

3

eeeee

6. Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi ve Seviye Tespit Sınavından (375 sayılı KHK'ya göre belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde değerlendirme sadece bir dil için yapılacaktır)

eeeee

eeeee

a) (D) alanlara

2

eeeee

a) (C) alanlara

4

eeeee

c) (B) alanlara

6

eeeee

d) (A) alanlara

8

eeeee

7. Aldığı her disiplin cezasından ( Af kapsamına girenler hariç)

eeeee

eeeee

a) Her uyarma, kınama için

-2

eeeee

b) Her aylıktan kesme için

-4

eeeee

c) Kademe ilerlemesinin durdurulması için

-6

eeeee

8. Görevde yükselme eğitimine katılan ve sınavlarda başarısız olanlarla, sınavlara mazeretsiz olarak katılmayanların (Aynı veya benzer unvanlar için uygulanır)

eeeee

eeeee

a) Başarısız olduğu her bir sınav için

-2

eeeee

b) Mazeretsiz katılmadığı her bir sınav için

-3

eeeee

Eksi puanlar düşüldükten sonra toplam

eeeee

eeeee

—— • ——

Toplu Konut İdaresi Başkanlığından:

Altyapılı Arsa Üretimi ve Bu Arsaların Tahsis Yoluyla Satışına İlişkin Yönetmelik

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1— Bu Yönetmeliğin amacı, Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca tespit edilen yerleşim yerlerinde düzenli ve kontrollü kentleşmeyi sağlamak üzere; konut yapımına uygun arazi ve arsaların seçimi ve temini, arsa geliştirmeyi kolaylaştıracak ve hızlandıracak yöntemlerin belirlenmesi, doğal ve çevresel değerlerin korunarak sürdürülebilir bir kentsel gelişmenin sağlanması ve arsa arzını artırarak fiyatların düşürülmesi için altyapılı arsa üretimi ve üretilen altyapılı arsaların tahsis yoluyla satışına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

Madde 2 — Bu Yönetmelik, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının altyapılı arsa sunumu amacıyla arazi ve arsa temini, altyapılı arsa üretimi ile altyapılı arsaların tahsis yoluyla satışına ilişkin iş ve işlemleri kapsar.

Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu, 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu ile 18/03/2002 tarihli ve 2002/3888 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Toplu Konut İdaresi Kaynaklarının Kullanım Şekline İlişkin Yönetmeliğin 24 üncü maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4 — Bu Yönetmelikte adı geçen;

İdare: Toplu Konut İdaresi Başkanlığını,

İta Amiri: Toplu Konut İdaresi Başkanını,

Yapımcılar: Satmak üzere konut üreten özel veya tüzel kişileri,

Hak Sahibi: Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesini imzalayan gerçek veya tüzel kişileri,

Alıcı: Altyapılı Arsa tahsis talebinde bulunan, tahsis şartlarına uygun gerçek veya tüzel kişileri,

Banka: Tahsis yoluyla arsa satışlarında satışlara aracılık edecek ve bankacılık hizmetlerini yürütecek kuruluşu,

Kooperatif: 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş, ana sözleşmeleri gereğince, amacı ortaklarına konut edindirmek olan yapı kooperatiflerini,

Kooperatif Birliği: 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş, ana sözleşmeleri gereğince, amacı ortaklarına konut edindirmek olan yapı kooperatiflerinin oluşturduğu birliği,

Kooperatifler Merkez Birliği: Kooperatif Birliklerinin oluşturduğu üst kuruluşu,

Sosyal Yardımlaşma Kurumu: Özel kanunlarında üyelerine konut sağlama veya bu amaçla ikrazda bulunma yükümlülüğü bulunan kurumları,

Arazi: İmar planları yapılmamış tescilli veya tescilsiz alanları,

Arsa: İmar planları ile parsel ölçeğinde yapılanma şartları belirlenmiş alanları,

Altyapılı Arsa: Parsel ölçeğinde yapılanma şartları belirlenmiş olan, 1/1000 ölçekli uygulama imar ve parselasyon planları yapılarak tapuya tescil edilmiş, genel teknik altyapısı tamamlanmış tahsis ve satışa hazır alanı,

Yerleşme Yeri: Nüfus büyüklükleri, en son genel nüfus sayımı verilerine göre 30.000 (otuzbin)’i aşan yerleşim birimleri ile nüfusu ne olursa olsun il merkezlerini,

Tahsis: Mülkiyeti İdareye ait arsaların konut yapılması amacıyla bu Yönetmelikte açıklanan koşulların sağlanması kaydıyla devredilmesini,

Tahsis Bedeli: Mülkiyeti İdareye ait arsaların, konut yapılması amacıyla bu Yönetmelikte açıklanan koşulların sağlanması kaydıyla devredilirken İdarece uygun görülen satış bedelini,

Müşteri Finansmanına Dayalı Yapım Modeli: Müşteriden alınan peşinat ve aylık nakit akış programına göre inşaat programı ve yüklenici hakediş ödemelerinin ödenmesi gerçeğine göre hazırlanan bir finansman modelini; ayrıca konut alanında yapılması düşünülen sosyal donatıların maliyetleri yine konut alıcıları tarafından karşılanacak olan maliyetler içinde düşünülecek ve bu nedenlede finans modelinin hazırlanmasında göz önünde bulundurulacağını,

Genel Teknik Altyapı: Ada ve parsel sınırları dışındaki elektrik, su, kanalizasyon, üst kaplaması hariç yol, telefon servisleri ve benzeri teknik hizmetlerin bütününü,

Sosyal Donatı: Tahsis yapılan arsaların yer aldığı Toplu Konut Bölgesi içinde yaşayan nüfusun sosyal hayatının devamını sağlamak için, onaylı imar planı ve kararları doğrultusunda gerekli olan; okul, sağlık ve spor tesisleri, kütüphane, kreş, sinema, tiyatro, konferans salonu, karakol, postahane, ibadethane, ticaret ve hizmet tesisleri ve benzeri sosyal tesisler ile çocuk parkları, rekreasyon alanları, kent mobilyaları, benzeri çevre düzenlemesi işlerinin bütününü,

Brüt İnşaat Alanı: Bir ailenin oturmasına mahsus, bağımsız bir ev ya da apartman dairesinin, dış duvarlarının dahil olmak üzere, bu duvarlar arasında kalan, müşterek duvarların ve balkonların yarısı ile ünite içinde kalan baca ve aydınlıkların dahil olmadığı toplam alanı,

Taksit Artış Oranı: Her yılın Ocak ve Temmuz aylarında belirlenen bir önceki altı aylık Memur Maaş Artış Oranı ve Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından Türkiye geneli için belirlenen Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE)’nden düşük olanını,

İfade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Altyapılı Arsa Üretimi ve Tahsis Komisyonu

Altyapılı Arsa Üretimi ve Tahsis Komisyonu

Madde 5 — Altyapılı Arsa Üretimi ve Tahsis Komisyonu,biri Başkan olmak üzere diğerlerinin uygulama konusu işin uzmanları olması kaydıyla ilgili Başkan Yardımcısının teklifi ve İta Amirinin onayı ile en az 5 kişiden oluşur.

Ön Yapılabilirlik Raporlarının Hazırlanması ve Arazi - Arsa Seçimi

Madde 6 — Öncelikli arsa üretimi yapılacak yerleşme yerleri ve bu alanlarda yapılacak üretimin takvimi İdare tarafından tespit edilir. İdarece belirlenen öncelikli yerleşmelerde arsa üretilecek arazilerin tespiti, bu arazilerin Ön Yapılabilirlik Raporlarının hazırlanması ve Altyapılı Arsa olarak geliştirilmesi ile ilgili hizmetler İdare tarafından yapılır veya yaptırılır.

İdare tarafından belirlenmiş Öncelikli Yerleşmeler Listesine göre, İdarenin elinde bulunan arsa ve arazi envanteri taranarak ve gerektiğinde yerinde ve ilgili kaynaklarda araştırma yapılarak, yerleşme yerleri içinde ve yakın çevresinde yer alan, öncelikle tescil harici araziler ile Hazine ve kamu kurum ve kuruluşları mülkiyetinde bulunan yerler olmak üzere, Altyapılı Arsa üretimine uygun araziler tesbit edilir.

Değerlendirmeye tabi tutulan Altyapılı Arsa uygulaması yapılacak alanın, büyükşehir belediyesi sınırları içinde yer alıyor ise en az 1000, diğer belediye sınırları içinde ise en az 400 konutun sığacağı büyüklükte olması zorunludur. Alan, belediye ve mücavir alan sınırları dışında ise ve imar planları bulunmuyorsa 20 hektardan küçük olamaz. Alanın planlama sınırları ve belediye veya mücavir alan sınırları içine alınıp alınamayacağı konusu araştırılır ve hangi idari sınırlar içinde yer aldığı belirlenir. Uygulama yapılacak yerdeki konut açığı, göç, nüfus hareketi, topografik yapı, mülkiyet dokusu ve benzeri sebeplerle yukarıda belirtilen büyüklüklerin altına inilmesine Altyapılı Arsa Üretimi ve Tahsis Komisyonu karar verir.

Bulunan her arazi ve arsa için var ise, yerleşme yerini içine alan Ülke Planları, Bölge Planları, Çevre Düzeni Planları, İmar Planları, Ülkesel Yatırım Kararları göz önüne alınarak bir Ön Yapılabilirlik Raporu hazırlanır. Bu çalışmalar İdare tarafından yapılır veya ihtiyaç duyulduğunda, dışardan hizmet alınmak suretiyle yaptırılır.

Ön Yapılabilirlik Raporunun içinde alanın fiziksel özellikleri, mülkiyet bilgileri, yakın civarının Teknik Altyapı ve Sosyal Donatı özellikleri, planlama verileri, maliyete ve talebe ilişkin ön bilgiler, çevresel değerler ve gerekli görülen diğer konular hakkında detaylı bilgiler yer alır.

Arsa ve arazilere ilişkin bilgi ve değerlendirmeleri içeren Ön Yapılabilirlik Raporları, sektörel plan hedefleri de göz önüne alınarak arsa üretim alanlarının sınırları belirlenmek üzere, İta Amirinin onayına sunulur. Arsa üretim alanlarının sınırlarının İdarece belirlenmesinden sonra arsa ve arazi temini ile ilgili çalışmalar İdarece başlatılır.

Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce başlatılmış Altyapılı Arsa üretimi projeleri bu madde hükümlerine tabi değildir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Altyapılı Arsa Üretimi

Arsa ve Arazi Temini

Madde 7 — İdare;

a) Öncelikle Hazineden; tescilli araziler ile, tescil dışı alanların kadastrosu yapılarak Hazine adına tescilinden sonra devir, satın alma veya trampa,

b) Diğer kamu kurum ve kuruluşlarından devir, satınalma veya trampa,

c) Özel kişi ve kuruluşlardan satın alma, anlaşma, trampa,

yoluyla bedelli, bedelsiz, peşin veya vadeli olarak arazi ve arsa edinebilir. Ayrıca, Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü aracılığı ile kamulaştırma yapılmak suretiyle de arazi ve arsa temin edilebilir.

Altyapılı Arsa Üretimi İçin Yerine Getirilmesi Gereken Hizmetler

Madde 8 — İdare, Altyapılı Arsa olarak geliştirmek üzere elde ettiği arazi ve arsalar için gerekli olan;

a) Haritacılık işleri,

b) Planlama işleri,

c) Jeoteknik etüd yapılması,

d) Çevresel Etki Değerlendirme raporu hazırlanması,

e) Genel Teknik Altyapı projelerinin hazırlanması,

f) Kentsel Tasarım Projelerinin hazırlanması,

g) Genel Teknik Altyapının inşaa ettirilmesi,

hizmetlerini kendi imkanları ile yapabileceği gibi bu uygulamaları 4734 sayılı İhale Kanununa tabi olarak dışarıdan hizmet alım suretiyle de yaptırabilir.

Altyapılı Arsa Değerinin Belirlenmesi ve Tahsis Kararının Alınması

Madde 9 — İdare tarafından Altyapılı Arsa olarak geliştirilmiş alanlardan tahsis kapsamına alınacak olanların belirlenmesi amacıyla bu arsaların "Güncelleştirilmiş Maliyet Bedelleri" ve "Piyasa Bedelleri" tespit edilir.

Altyapılı Arsanın güncelleştirilmiş maliyet bedeli; arazi veya arsa için yapılmış İdarenin kayıtlarında görünen tüm harcamalar, İdarece yapılması taahhüt edilen genel altyapı ile ilgili harcamalar ve KDV hariç her türlü vergi, resim harç ve diğer tüm harcamalar toplamının sarf yılı ve ayları itibariyle, Toptan Eşya Fiyat Endeksi (TEFE) oranıyla güncelleştirilmesi suretiyle bulunacak miktara %5 genel gider payı eklenmek suretiyle hesaplanır. Güncelleştirilmiş birim m2 maliyeti ise hesaplanan bu bedelin, Altyapılı Arsanın toplam m2’sine bölünmesi suretiyle bulunur.

Piyasa bedelleri; İdarece tespit edilir veya ettirilir.

Altyapılı Arsaların tahsis yoluyla satış kapsamına alınıp alınamayacağı hususu, imar planındaki özellikleri ve diğer hususlar da dikkate alınarak, Piyasa Bedelleri ve Güncelleştirilmiş Maliyet Bedelleri karşılaştırılmak suretiyle Altyapılı Arsa Üretimi ve Tahsis Komisyonu tarafından belirlenir. Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü aracılığı ile elde edilecek arazi veya arsaların tahsisinde ekspertiz kuruluşu tarafından belirlenen Piyasa Bedelleri dikkate alınmaksızın Güncelleştirilmiş Maliyet Bedelleri esas alınır.

Tahsis bedeli, güncelleştirilmiş maliyet bedellerinin altında olamaz.

Tahsis yoluyla satışına karar verilen Altyapılı Arsalar, sınırları ile bir plan üzerinde tanımlanır ve arsaların tapu ve imar durumu ile ilgili bilgiler, öneri tahsis bedelleri ve tahsis şartları ile birlikte listelenir. Bu listeler, Altyapılı Arsa Üretimi ve Tahsis Komisyonu tarafından değerlendirilerek İta Amirinin oluruna sunulur.

Arsalar ve bedelleri ile tahsis şartlarına ilişkin listeler İta Amirince onaylanarak kesinleşir.

Tahsis bedellerinin İdare tarafından kesinleştirildiği tarih ile tahsis yoluyla satış ilanının verildiği tarih arasında 6 aydan fazla bir süre var ise; tahsis bedelleri o dönemi kapsayan Taksit Artış Oranı ile güncelleştirilir.

Altyapılı Arsa Üretimi ve Tahsis Komisyonunca satışına karar verilen arsa ve araziler ise, yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde doğrudan satışa çıkarılır.

İdare gerektiğinde, ürettiği Altyapılı Arsalar üzerinde; müşteri finansmanına dayalı yapım modelini veya hasılat paylaşımı, kat karşılığı, finansmana katılarak ortak uygulama ve benzeri yapım modellerini kullanmak suretiyle konut, sosyal donatı ve altyapı inşa ederek toplu konut uygulamaları yapabilir veya satabilir.

Arazi veya Altyapılı Arsa üzerinde, önceden ilan edilen veya yarışma sonucunda tesbit edilen plan ve projeye uygun olarak uygulama yapılacak olması ve en geç 4 (dört) yıl içinde uygulamanın tamamlanabileceği konusunda İdarece kabul edilebilecek bir fizibilite raporunun sunulması halinde, Arazi veya Altyapılı Arsa bedeli, arsanın tahsis ve teslim işleminin yapılmasından itibaren 5 yılı ödemesiz dönem olmak üzere en fazla 10 yıl içinde aylık taksitler halinde tahsil edilir. Ancak ödemesiz dönem içerisinde Arazi ve Altyapılı Arsa bedeli her yılın Ocak ve Temmuz aylarında Taksit Artış Oranında güncelleştirilir. Ödemesiz dönem sonunda güncelleştirilen bedel kalan ödeme süresine bölünerek taksit miktarı belirlenir. Borç bakiyesi her yılın Ocak ve Temmuz aylarında, Taksit Artış Oranında artırılır, borç bakiyesinin kalan borç ödeme süresine bölünmesi suretiyle yeni taksit miktarı belirlenir.

Yukarıda belirtilen süre içerisinde inşaatların tamamlanmaması halinde, bir defaya mahsus olmak üzere, Hak Sahiplerinin talep etmesi ve İdare’nin uygun görmesi şartıyla bu süre en fazla 1 yıl uzatılabilir. Yukarıdaki esaslara uyulmadığı takdirde 19 uncu madde hükümlerine göre işlem yapılır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış İşlemleri

Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satışı

Madde 10 — İdare, Altyapılı Arsalarını yürürlükteki ihale mevzuatı hükümleri çerçevesinde doğrudan satabileceği gibi, bu Yönetmelik hükümlerine göre;

a) Kooperatiflere, Kooperatif Birliklerine ve Kooperatifler Merkez Birliklerine,

b) Sosyal Yardımlaşma Kurumlarına,

c) Belediyelere,

d) Kendi konutunu yapan fertlere,

e) Yapımcılara,

tahsis yoluyla satabilir.

Altyapılı Arsa Tahsis Şartları

Madde 11 — Altyapılı Arsa tahsisinde, talep edenlerden, herhangi bir yerleşim yerinde bağımsız konutu veya müstakil arsası olmayanlara öncelik verilir.

Altyapılı Arsa tahsisinden yararlanacak olan Kooperatifler, Kooperatif Birlikleri, Kooperatif Merkez Birlikleri, Belediyeler ve Sosyal Yardımlaşma Kurumlarının;

a) Brüt İnşaat Alanı 150 m2’yi geçmeyen konutlar ile tahsis yapılan alanda yer alan, onaylı imar plan kararları doğrultusunda gerekli sosyal donatı yapılarını (eğitim, sağlık, karakol, PTT ve buna benzer tesisleri) yapmayı/yaptırmayı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeyi taahhüt etmesi,

b) Yetkili kurullarından Altyapılı Arsa alma ve hak tesisi konusunda yetki almış olmaları,

c) Tahsisi talep edilen Altyapılı Arsa üzerine yapılabilecek konut sayısı kadar ortağı veya üyesi olması,

gerekmektedir.

Fertlerin ve Yapımcıların ise; Brüt İnşaat Alanı 150 m2’yi geçmeyen konutlar ile tahsis yapılan alanda yer alan, onaylı imar plan kararları doğrultusunda gerekli sosyal donatı yapılarını (eğitim, sağlık, karakol, PTT ve buna benzer tesisleri) yapmayı/yaptırmayı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeyi taahhüt etmesi gerekmektedir.

İlan ve Başvuru

Madde 12 — İdare, tahsis yoluyla satışa hazır hale gelen Altyapılı Arsaların tapu bilgilerini, mevcut durumunu, Altyapılı Arsa tahsis bedelini ve istenilirse tahsis teminatını, tahsis şartlarını, başvuruda istenecek belgeleri ve gerekli gördüğü diğer hususları belirterek, Resmi Gazete’de ve Türkiye baskısı yapan en az bir günlük gazetede ilan eder.

İlan tarihi ile başvuru tarihi arasında en az 30 gün olmalıdır.

Altyapılı Arsa tahsisi için başvurular, arsa talebinde bulunan Alıcılar tarafından, ilanda belirtilen tarihler arasında ve gösterilen Bankaya, tahsis teminatının yatırıldığını gösteren belge, ilanda istenen diğer belgelerle birlikte ibraz edilmek ve örneği İdarece düzenlenmiş Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satınalma Talep ve Yüklenim Belgesi imzalanmak suretiyle yapılır.

Tahsis yoluyla Altyapılı Arsa satışında; Kooperatifler, Kooperatif Birlikleri, Kooperatifler Merkez Birlikleri, Belediyeler, Sosyal Yardımlaşma Kurumları ve fertlere öncelik verilir. Anılan Alıcılardan talep gelmemesi halinde sözkonusu arsaların Yapımcılara tahsis yoluyla satışı gerçekleştirilir. Aynı Altyapılı Arsa için birden fazla Yapımcının talepte bulunması halinde, bu arsaların tahsis yoluyla satışı için açık artırma yapılır.

Tahsis Teminatı

Madde 13 — Altyapılı Arsa tahsisi için yapılan başvurularda, tahsis bedelinin %5’i oranında; nakit veya banka teminat mektubu veya Devlet tahvili veya Hazine bonosu tahsis teminatı olarak alınır. Peşinatın yatırılıp sözleşmenin imzalanmasını takiben tahsis teminatları iade edilir. Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satınalma Talep ve Yüklenim Belgesinde belirtilen süre içinde peşinatın yatırılarak sözleşmenin imzalanmaması durumunda ise tahsis teminatı İdareye irad kaydedilir.

Tahsis yoluyla satışa sunulan Altyapılı Arsaların tamamı için yeterli talebin oluşmaması halinde İdare tahsis yoluyla satıştan vazgeçebilir. Bu durumda tahsis teminatının tamamı, başvuru süresinin bitiş tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde, İdare tarafından iade edilir.

Ödeme Şartları

Madde 14 — Altyapılı Arsanın bedeli, bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesine göre belirlenen bedeldir.Altyapılı arsalar oluşacak talebe göre İdarece peşin veya taksitli olarak tahsis edilebilir. Peşin bedelle yapılan tahsislerde, Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinin imzalamasından önce idarece belirlenen tahsis bedelinin tamamı yatırılır. Tahsis bedelinin vadeli olması halinde; Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesi, idarece belirlenen peşinat yatırıldıktan sonra imzalanır. Taksit ödemeleri Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinin imzalanma tarihini takip eden aydan itibaren başlar, peşinat sonrası borç bakiyesi her yılın Ocak ve Temmuz aylarında, Taksit Artış Oranında artırılır, borç bakiyesinin kalan borç ödeme süresine bölünmesi suretiyle yeni taksit miktarı belirlenir.

Tahsis bedeline isabet eden KDV peşin olarak, dönem artışlarına isabet eden KDV ise, dönemin ilk taksidi ile birlikte tahsil edilir.

Tüm bu hususlar Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinde düzenlenir.

Tahsis ve Teslim

Madde 15 — İdarece verilecek ilanda belirtilen süre içinde tek istekli çıkması halinde bu Alıcı arsa tahsisine hak kazanır. Birden çok istekli çıkması halinde, noter huzurunda Yapımcılar hariç diğer istekliler arasında yapılacak kura çekimi ile öncelik sıralaması belirlenir ve ilk sırada yer alan Alıcı, arsa tahsisine hak kazanır.

Tahsis yoluyla satış işlemi, peşinatın yatırılması ve Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinin imzalanması ile kesinlik kazanır. Alıcı kişi ve kuruluşlar Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satınalma Talep ve Yüklenim Belgesinde belirtilen süre içinde sözleşmeyi imzaya gelmedikleri takdirde, tahsis haklarını kaybederler. Bu durumda, sıradaki istekliye tahsis yapılır.

İdare adına satışlara aracılık edecek Banka ile Hak Sahibi arasında Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinin imzalanmasını takiben arsa, İdarece belirlenen teslim gününde bir teslim tutanağı ile Hak Sahibine teslim edilir. İdare tahsis edilemeyen parseller için satış kararı alabilir.

Yapım Süreci

Madde 16 — Hak Sahipleri, Genel Teknik Altyapısı tamamlanarak tahsis edilen arsalarda, Altyapılı Arsanın teslim tarihinden itibaren, en geç 6 yıl içinde, konutlar ile tahsis yapılan alanda yer alan, onaylı imar plan kararları doğrultusunda gerekli sosyal donatı yapılarının (eğitim, sağlık, karakol, PTT ve buna benzer tesisleri) inşaatlarını tamamlayarak yapı kullanma izinlerini almakla yükümlüdürler. Bu süre içinde inşaatların tamamlanmaması halinde, bir defaya mahsus olmak üzere, Hak Sahiplerinin talep etmesi ve İdare’nin uygun görmesi şartıyla bu süre en fazla 2 yıl uzatılabilir.

Hak Sahipleri, tahsis edilecek parseller üzerinde yapılacak binalara ilişkin projelerde ve inşaatlarda, İdare tarafından verilmiş imar planlarında ve kentsel tasarım planlarında tanımlanan, yapılaşmanın nitelik ve niceliklerine ilişkin şartlara uymakla yükümlüdür.

İdare,arsa tahsisi işlemlerinin bu Yönetmelikteki koşullara uygunluğunu,tüm yapı ve tesislerin ruhsat ve ekleri ile termin programına uygun olarak inşaa edilip edilmediğini kontrol ve denetlemeye,projelerin her aşamasında yetkili olacaktır.İdare bu yetkisini isterse müşavir firmalar marifetiylede kullanabilecektir.

Tescil

Madde 17 — İdare, mülkiyetinde veya tasarrufunda bulunan Altyapılı Arsaların mülkiyetini bu Yönetmelik uyarınca tahsis ettiği kişi ve kuruluşların Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini verilen süreler içinde yerine getirmelerini ve taşınmazdan tahsis amaçlarına uygun yararlanmalarını sağlamak için, gerekli gördüğü takdirde, taşınmaz üzerinde Türk Medeni Kanununda gösterilen hakları birlikte veya ayrı ayrı tesis ederek, Hak Sahiplerine devreder.

Mülkiyetin devri aşamasında, Alıcıların tahsis şartlarını süresi içinde yerine getirmelerini sağlamak ve satış bedelinden doğacak alacaklarını teminata bağlamak üzere, gerekli görüldüğü takdirde, Tapuda İdare lehine tesis edilecek haklar, taraflarca düzenlenecek Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinde belirtilir.

Devir

Madde 18 — Hak Sahipleri, tahsis yoluyla satın aldıkları Altyapılı Arsaları, Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinin imza tarihinden itibaren 3 yıl içinde, 3 üncü şahıs ve kuruluşlara devir ve temlik edemezler. Hak Sahibi, devir yasağını kapsayan bu süre içerisinde taşınmazı İdareye iade edebilir. Bu takdirde İdare, Hak Sahibinin o tarihe kadar yapmış olduğu ödemeleri faizsiz olarak iade eder.

Üç yılın sonunda Altyapılı Arsanın devredilmesi halinde, devir alan 3 üncü şahıs ya da kuruluş, devredenin sahip olduğu Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesinde yer alan hak ve yükümlülükleri de devralır. Devir alan şahıs ya da kuruluşun bu Yönetmeliğin 11 inci maddesinde hüküm altına alınan tahsis şartlarını taşıması gerekmektedir.

Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesine Aykırılık Halleri

Madde 19 — Altyapılı Arsa tahsis edilmiş Hak Sahiplerinin;

a) Altyapılı Arsa tahsis talebi ile ilgili belge ve bilgilerinin doğru olmadığının anlaşılması,

b) Tahsis edilen Altyapılı Arsalar üzerinde bu Yönetmeliğin 16 ncı maddesine istinaden Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesine konulan süre içinde konutlar ile tahsis yapılan alanda yer alan, onaylı imar plan kararları doğrultusunda gerekli sosyal donatı yapılarının (eğitim, sağlık, karakol, PTT ve buna benzer tesisleri) inşaatlarını bitirmemeleri,

c) Altyapılı Arsa bedelinin taksit ödemelerinde, bir yıl içinde iki kez temerrüde düşmeleri,

d) Altyapılı Arsayı imar planına, tahsis amacına ve imar mevzuatına aykırı kullanmaları,

e) İnşaatlarında İmar Planı ve Kentsel Tasarım Projelerine uymamaları,

f) Bu Yönetmeliğin 17 nci maddesi uyarınca davet edilmeleri halinde, Türk Medeni Kanununda gösterilen hakların İdare lehine tesisi için gereken işlemleri yapmaktan imtina etmeleri,

g) Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satın Alma Talep ve Yüklenim Belgesi, Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesi, bu Yönetmeliğin diğer hükümleri ve yasalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri,

hallerinde, tahsis edilen Altyapılı Arsanın bu Yönetmeliğin 9 uncu maddesi uyarınca ekspertiz kuruluşu aracılığı ile tespit edilmiş piyasa değerine, tespit tarihinden tahsil tarihine kadar, T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredilerine uyguladığı reeskont faiz oranlarının artan oranlarda uygulanması suretiyle hesaplanacak faizli miktara diğer masraflar eklenmek suretiyle bulunacak toplam miktar, Alıcıdan def’aten tahsil edilir. Bu miktar, Alıcı tarafından derhal ve def’aten ödenmediği takdirde, İdarece yasal yollardan tahsil edilir.

Alıcının Tahsis Yoluyla Altyapılı Arsa Satış Sözleşmesi uyarınca ödemiş olduğu taksitlerin toplamı, yukarıda belirtilen usule göre hesaplanacak toplam alacak miktarından düşülür.

Yürürlükten Kaldırma

Madde 20 — 13/06/2002 tarihli ve 24784 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Altyapılı Arsa Üretimi ve Bu Arsaların Tahsis Yoluyla Satışına İlişkin Uygulamaların Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

Madde 21 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 22 — Bu Yönetmelik hükümlerini Toplu Konut İdaresi Başkanı yürütür.

—— • ——

Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumundan:

Tütün Üretimi, Üretici Tütünlerinin Pazarlanması, İç ve Dış Ticareti, Denetimi ve Tütün Eksperliği ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

MADDE 1 — 4/12/2002 tarihli ve 24956 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tütün Üretimi, Üretici Tütünlerinin Pazarlanması, İç ve Dış Ticareti, Denetimi ve Tütün Eksperliği ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin, 4 üncü maddesindeki "Tam mahsul" tanımından sonra gelmek üzere aşağıdaki tanımlar ilave edilmiştir.

"İşlenmemiş tütün: Üreticiler tarafından, tarlaya dikilen, yetişerek olgunlaşan, daha sonra kırımı yapılarak değişik yöntemlerle kurutulan denklenmemiş veya kaba bir tasnife tabi tutularak çeşitli şekillerde denklenmiş tam ve yırtıklı tütün yapraklarını,

İşlenmiş tütün: İşlenmemiş tütünlerin alıcılar tarafından, işleme tesislerinde çeşitli işlemlerden geçirilerek, belirli kriterlere göre yeniden tasnife tabi

tutulması sonucu elde edilen ambalajlanmış tütün yapraklarını ve yaprak parçalarını,"

MADDE 2 — Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"e) Mevzuat uyarınca işletme kurulmasına yönelik ilgili kuruluşlardan alınması gereken yasal izinler için başvuruda bulunulduğunu gösterir belgeler,"

"Uygun bulunanlara bu Yönetmeliğe ekli (EK: 4) Tütün İşleme Tesisi Kurma İzin Belgesi verilir"

MADDE 3 — Aynı Yönetmeliğin 30/12/2003 tarihli ve 25332 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 21 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Tütün İşleme Tesisi Üretim İzni

Madde 21 — Tütün işleme tesisi kurma izni alarak projesini gerçekleştiren ve diğer yasal izinlerini tamamlayarak işletmesini üretime hazır hale getiren firmalar, ilgili sanayi odasından alınan kapasite raporunu da ekleyerek üretime hazır olduklarını Kuruma yazılı olarak bildirirler. Kurum tarafından teknik bir ekip görevlendirilerek, tesisin kuruluş izninde aranan şartları taşıyıp taşımadığı hususu yerinde incelenerek rapora bağlanır. Bu rapor, Kuruma sunulmasından itibaren onbeş gün içerisinde değerlendirilerek uygun bulunanlara bu Yönetmeliğe ekli (EK: 5) Tütün İşleme Tesisi Üretim İzin Belgesi verilir. Tütün İşleme Tesisi Üretim İzin Belgesi için Kurum tarafından verilen hizmetlerin finansmanını sağlamak amacıyla otuzbir milyar sekizyüz milyon Türk Lirası hizmet bedeli alınır. Bu bedel her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranını geçmemek üzere, Kurul tarafından yeniden belirlenerek Resmî Gazete'de yayımlanır."

MADDE 4 — Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin sonuna aşağıdaki fıkralar ilave edilmiştir.

"Tütün Ticareti Yetki Belgesine sahip alıcılar menşe, grad ve işleme partisi bazında, içim ekspertizi, numune, fiziksel ve kimyasal analizler için; tütün ve tütün mamulleri ile ilgili fiziksel ve kimyasal analiz yapan laboratuvarlar ise menşe, grad, deneme harmanı ve piyasaya arz edilen tütün mamulleri harmanından marka bazında olmak üzere 500 gram kıyılmış, öğütülmüş, parçalanmış, ezilmiş tütün mamulü bulundurabilirler. Tütün işleme tesisi ve analiz laboratuvarlarında, laboratuvar tipi minyatür kıyım, öğütme, parçalama ve ezme makinesinden başka, bu işlemlere yönelik makine bulundurulamaz.

Yukarıda belirtilen tesis ve yerler ile Kurumdan izin almış, tütün mamulleri üreten fabrikaların dışında tütün kıyılamaz, öğütülemez, parçalanamaz, ezilemez ve bu gibi işlemlerden geçirilmiş tütün mamulleri bulundurulamaz."

MADDE 5 — Aynı Yönetmeliğe ekteki (Ek-4) ve (Ek-5) eklenmiştir.

Yürürlük

MADDE 6 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 7 — Bu Yönetmelik hükümlerini Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı yürütür.

 

Sayfa Başı


YARGI BÖLÜMÜ

Anayasa Mahkemesi Kararı

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2003/48

Karar Sayısı : 2003/76

Karar Günü : 23.7.2003

İPTAL DAVASINI AÇAN : Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi TBMM Grubu adına Grup Başkanvekilleri Prof. Dr. Oğuz OYAN ve Mustafa ÖZYÜREK

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME : Ankara 6. Vergi Mahkemesi

DAVALARIN KONUSU : 3.4.2003 günlü ve 4837 sayılı “Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun”un 1. ve 2. maddelerinin, Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 73. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

I- İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İLE İTİRAZ İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ

A- İptal ve Yürürlüğün Durdurulması İsteminin Gerekçe bölümü özet olarak şöyledir:

Hukuk devletinin temel özelliği, ülkesindeki tüm insanlara hukukî güvenlik sağlamasıdır.

Hukukî güvenlik, vergi hukukunda da vergilendirmenin belirliliğini, kıyas yasağını ve vergi yasalarının geriye yürümezliğini gerektirir.

Yürürlükteki kanunlara göre tarh ve tahakkuk işlemleri tamamlanmış olan emlak ve motorlu taşıtlar vergilerini ödeyen veya ödemeye hazırlanan mükelleflere, söz konusu 1. ve 2. maddelerle aynı konuda ek vergi getirilmesi, vergilendirmenin belirliliğini, öngörülebilirliğini ve hukuki güvenliği ortadan kaldırmıştır.

4837 sayılı Kanun’un 1 ve 2 nci maddelerinin getirdiği ek vergiler Anayasa’nın 73 üncü maddesiyle de uyum halinde değildir.

Anayasa’nın “Vergi Ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinin birinci fıkrasında, kamu giderlerini karşılamak üzere verginin mali güce göre alınması ve genelliği, ikinci fıkrasında, vergi yükünün adaletli ve dengeli bir biçimde dağılımı öngörülmüştür.

Vergide genellik ilkesi, ayırım gözetilmeksizin herkesin vergi ödemesidir. Maddede yer alan mali güce göre vergilendirme, verginin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınması anlamına gelmektedir. Mali gücün başlıca göstergeleri, gelir, servet ve harcamadır. Bu üç unsurun da vergilendirilmesinde vergi adaletinin gerçekleştirilebilmesi için, yükümlülerin ödeme güçlerinin gözetilmesi zorunludur. Mali güce göre vergilendirme ilkesi, ödeme gücü fazla olanın az olana oranla daha fazla vergi ödemesi gereğini belirtir. Bu ilke aynı zamanda vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracıdır. Vergide eşitlik ilkesi, ödeme gücü aynı olanların aynı vergiyi ödemeleridir. Mali güce göre vergilendirme ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ilkesi, yükümlülerin ödeme güçleri gözetilerek farklı vergileme rejimine tabi tutulmalarını zorunlu kılmaktadır. Gelir üzerinden alınan vergilerde artan oranlı vergileme, en az geçim indirimi, ücret gelirlerinin sermaye gelirlerinden farklı vergilendirilmesi, servet vergilerinde lüks kabul edilen servet unsurlarının, temel ihtiyacı karşılayan servet unsurlarından daha yüksek oranda vergilendirilmesi, harcama vergilerinde lüks tüketime konu olan mal ve hizmetler ile zorunlu tüketime konu olan mal ve hizmetlerin farklı oranlarda vergilendirilmesi, çeşitli istisna durumları ve muafiyet uygulamaları, vergi yükünün adalete uygun dağılımı ile mali güce göre vergilendirmenin araçlarıdır.

Aynı mükelleften, aynı konu nedeniyle, aynı nitelikte birden fazla vergi alınmasının, yani mükerrer vergilemenin ise, Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan ödeme gücü ve vergi adaleti ilkeleri ile bağdaştırılması mümkün değildir.

Hükümetler olağanüstü durumlarda ek gelir kaynaklarına ihtiyaç duyabilirler. Ancak, ek gelir kaynaklarına ilişkin düzenlemeler yapılırken de Anayasa’nın 73. maddesinde ifadesini bulan ilkelere uyulması bir zorunluluktur.

Bu ilkeler, vergi yükünün adil ve mali güce göre dengeli bir biçimde dağıtılmasını gerektirmektedir.

Bu gerek ortada dururken, ek gelir kaynağı yaratmak amacıyla, 4837 sayılı Kanunla vergi mükelleflerinden yalnız emlak vergisi ve motorlu taşıt vergisi mükelleflerine ek vergi yükü getirilmesi, genellik ve dengeli dağılım ilkelerine aykırı düştüğü gibi; mükellefler arasında vergi yükünün dağılımı bakımından ayrıcalıklar yaratarak Anayasa’nın 10 uncu maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesiyle de çelişmiştir.

Diğer yandan 4837 sayılı Kanun’la getirilen düzenlemede mükelleflerin mali güce göre vergi ödemesi hususunun da gözetilmediği görülmektedir. Halbuki mali güce göre vergi ödeme hususu göz önünde tutularak, 4837 sayılı Kanunda birtakım istisna ve muafiyetlere yer verilmemiştir.

03.04.2003 tarih ve 4837 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle, daha önceden belirlenmiş hukuk kurallarına göre tarh ve tahakkuk İşlemleri tamamlanmış motorlu taşıtlar vergilerini ödemiş veya ödemeye hazırlanan mükelleflerden 2003 yılı için ek bir motorlu taşıtlar vergisi alınması, verginin öngörülebilirliğini, vergilendirmenin belirliliği ilkesini ve dolayısı ile hukukî güvenliği açıkça ihlal ettiği için Anayasa’nın 2. maddesinde ifadesini bulan hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

Sadece emlak ve motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin vergi yükünü ek vergi ile bir kat daha ağırlaştırmak yolu tercih edilmiştir.

Aktifinde herhangi bir üretim veya iş aracı olan gelir vergisi mükellefinden ek vergi alınmazken, aktifinde ticari araç bulunan ve hatta tek geçim kaynağı basit bir nakliye aracı olan vergi mükellefinden ek vergi alınmasına yönelinmiştir.

Bu durum emlak ve motorlu taşıtlar vergisi mükellefleri ile diğer vergi mükellefleri arasında, vergi yükünün dağılımı bakımından mali güce göre kurulması gereken eşitliği, motorlu taşıtlar ve emlak vergisi mükellefleri aleyhine bozmuş; aynı zamanda Anayasa’nın 10 uncu maddesinde yer alan kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı bir görünüm yaratmıştır.

Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasına göre, 2003 yılında bina ve arazi vergisi mükellefi olanlar, bu verginin de mükellefidirler.

Bu düzenleme, binanın ve arazinin el değiştirmesi halinde de mükellefiyeti eski malikin üzerinde bırakmaktadır. Böyle bir durumun da, Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılması mümkün değildir.

2. madde ile getirilen ek vergilemede, vergi adaleti ve vergi yükünün dengeli dağılımı hususları ve mükelleflerin ödeme güçleri dikkate alınmamıştır.

03.04.2003 tarih ve 4837 sayılı Kanun’un gerekçesinde, “2003 yılı ekonomik istikrarının gerçekleştirilmesi bakımından gayri safi hasılanın % 6.5 seviyesinde öngörülmüş olan kamu sektörü faiz dışı fazla hedefine ulaşabilmek için bir defaya mahsus olmak üzere alınan ek önlemler çerçevesinde hazırlandığı” ifade edilmektedir.

Kamu sektörü faiz dışı fazla hedefine ulaşabilmek için ek bir önlem olarak düşünülen ek vergilerin, Anayasa’nın 73 üncü maddesine göre, genellik ve dengeli dağılma ilkelerine uyularak getirilmesi gerekir.

4837 sayılı Kanun ise, bu yükümlülüğü genel ve dengeli dağılım ilkesine uygun biçimde getirmemiş; söz konusu hedefe ulaşabilmek için sadece emlak ve motorlu taşıtlar vergisi mükelleflerinin vergi yükünü ek vergi ile bir kat daha ağırlaştırmak yolunu tercih etmiştir.

Bu durum emlak ve motorlu taşıtlar vergisi mükellefleri ile diğer vergi mükellefleri arasında, vergi yükünün dağılımı bakımından mali güce göre kurulması gereken eşitliği, motorlu taşıtlar ve emlak vergisi mükellefleri aleyhine bozmuş; aynı zamanda Anayasa’nın 10 uncu maddesinde yer alan kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırı bir görünüm yaratmıştır.

Söz konusu 2. madde ile getirilen düzenlemede mükelleflerin ödeme güçleri göz önünde tutularak, bir takım istisna ve muafiyetlere de yer verilmemiştir.

Bu nedenlerle, 03.04.2003 tarih ve 4837 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle getirilen ek emlak vergisi Anayasa’nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırıdır ve söz konusu 2. maddenin iptali gerekmektedir.

YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ

03.04.2003 tarih ve 4837 sayılı Kanun’un açıkça Anayasa’nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırı olan 1 ve 2 nci maddelerinin uygulanması, ileride giderilmesi güç hatta olanaksız bir takım hukuki durum ve zararlara neden olabilecektir. Bu durum ve zararların oluşmasını engelleyebilmek için iptal davası sonuçlanıncaya kadar, söz konusu 1. ve 2. maddelerini yürürlüklerinin durdurulması gerekmektedir.

B- İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin 4837 sayılı Yasa’nın 1. ve 2. maddelerine ilişkin gerekçeleri özetle şöyledir :

Kanun’un 1. ve 2. maddeleriyle, taşıtların ya da taşınmazların el değiştirmesinde mükellefiyet eski malikin üzerinde bırakıldığından Anayasa’nın 2. maddesine; vergi adaleti, vergi yükünün dengeli dağılımı, verginin genelliği ve mükelleflerin ödeme güçleri de dikkate alınmadığı için Anayasa’nın 73. maddesine;

Motorlu taşıtlar ve emlak vergisi mükellefleri ile diğer vergi mükellefleri arasında, vergi yükünün dağılımı bakımından mali güce göre kurulması gereken eşitlik, ek vergi mükellefleri aleyhine bozulmuş olduğundan kurallar Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 73. maddelerine aykırıdır.

II- YASA METİNLERİ

A- İptali İstenilen Yasa Kuralları

3.4.2003 günlü ve 4837 sayılı “Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun”un 1 ve 2. maddeleri şöyledir :

1- “MADDE 1.- 18.2.1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 5 ve 6 ncı maddelerinde yer alan (I), (II), (III) ve (IV) sayılı tarifelere göre vergiye tâbi olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarihte ilgili sicilde kayıtlı bulunan taşıtlar, bir defaya mahsus olmak üzere 2003 yılı için tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisi tutarı kadar, ek motorlu taşıtlar vergisine tâbidir.

Ek motorlu taşıtlar vergisi, bu Kanunun yayımı tarihinde tahakkuk etmiş ve tebliğ edilmiş sayılır.

Kanunun yayımı tarihinde 2003 yılı için adına motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk etmiş olan gerçek ve tüzel kişilerden, bu taşıtlar dolayısıyla 2003 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi kadar ek motorlu taşıtlar vergisi alınır. Verginin birinci taksiti, bu Kanunun yayımını izleyen ayın sonuna kadar, ikinci taksiti ise 2003 yılının Ekim ayı sonuna kadar eşit taksitler halinde taşıtın kayıtlı olduğu yerin vergi dairesine ödenir.

Tahsil edilen vergiler üzerinden 2.2.1981 tarihli ve 2380 sayılı Kanun ile 27.6.1984 tarihli ve 3030 sayılı Kanuna göre mahallî idarelere pay verilmez.”

2- “MADDE 2.- 29.7.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1 ve 12 nci maddelerinde yazılı bina, arsa ve arazilerin 2003 yılı vergi matrahları üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ek emlak vergisi alınır.

Bina ve arazi vergisi ile ilgili muaflık ve istisnalar, bu vergi bakımından da geçerlidir. 2003 yılında bina ve arazi vergisi mükellefi olanlar, bu verginin de mükellefidirler.

Bu vergi, 2003 yılı bina ve arazi vergisi matrahı üzerinden bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren Emlak Vergisi Kanununda yer alan nispetlere göre belediyelerce hesaplanır. Hesaplanan vergi, başka bir işleme gerek olmaksızın tahakkuk etmiş sayılır.

Bu Kanunun yayımı tarihine kadar emlak vergisi beyannamesi veya bildirimi verilmemiş olması halinde vergi, Emlak Vergisi Kanununun 32 nci maddesine göre belirlenecek bina ve arazi vergisi matrahı üzerinden tarh ve tahakkuk ettirilir.

Tahakkuk ettirilen ek emlak vergisi, mükelleflerce 2003 yılı emlak vergisi taksit süreleri içinde belediyelere iki eşit taksitte ödenir.

Bu maddeye göre tahsil edilen ek emlak vergisinden, Emlak Vergisi Kanununun mükerrer 38 inci maddesinde belirtilen oranlarda büyükşehir belediyesine pay verilir.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Dava dilekçesinde ve başvuru kararlarında Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 73. maddelerine dayanılmıştır.

III- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine karar verilmiştir.

IV- ESASIN İNCELENMESİ

Dava dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenilen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Birleştirme Kararı

3.4.2003 günlü, 4837 sayılı “Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun”un 1 ve 2. maddelerinin iptali istemiyle açılan iptal davası ile itiraz başvuruları arasındaki hukuki irtibat nedeniyle, 2003/53 ve 2003/54 Esas sayılı dava dosyalarının 2003/48 Esas sayılı dava dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esaslarının kapatılmasına, esas incelemenin 2003/48 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B- Yasa’nın 1. Maddesinin İncelenmesi

Başvurularda, kuralla getirilen ek vergi yükümlülüğünün, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen sosyal hukuk devletinin gereği olan “hukuk güvenliği ilkesi” ile 10. maddesindeki “yasa önünde eşitlik ilkesi” ve 73. maddesindeki “malî güce göre vergilendirme ve vergi yükünün adaletli ve dengeli bir şekilde dağılımı ilkesi”ne aykırılığı ileri sürülmektedir.

4837 sayılı Yasa’nın iptali istenen 1. maddesiyle 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5. ve 6. maddelerinde yer alan tarifelere göre, 2003 yılı için tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisi tutarı kadar bu Kanun’un yayımlandığı tarihte sicilde kayıtlı bulunan taşıtlardan ek motorlu taşıtlar vergisi alınacağı öngörülmüştür.

İptali istenilen kuralları içeren Yasa’nın genel gerekçesinde, “2003 yılı ekonomik istikrarının gerçekleştirilmesi bakımından gayri safi millî hasılanın % 6,5’i seviyesinde öngörülmüş olan kamu sektörü faiz dışı fazla hedefine ulaşabilmek için ilave tedbir olarak gelir artırıcı politikaların uygulanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu hedefin tutturulması konusundaki kararlılığın bir göstergesi olarak servet üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ek motorlu taşıtlar ve ek emlak vergisi alınması gereği doğmuştur.

Gelir artırıcı tedbirlerin uygulamasında, vergi yükünün adil bir şekilde dağılımının sağlanması önem taşımaktadır. Bu nedenle özellikle servet üzerinden alınan vergilere yönelik olarak düzenleme yapılması bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde son yıllarda dolaylı vergilerin yükü giderek artan bir seyir izlemiştir. 2003 yılında olduğu gibi orta vadede malî disiplini sağlamak ve kamu borç stokunun azalan seviyelerde sürdürülmesini temin etmek için, ek motorlu taşıtlar ve ek emlak vergisi uygulaması ile vergi yükünde dolaylı vergiler lehine olan trendin değiştirilmesine yönelik olarak bir düzenleme yapılmış olmaktadır. Böylece dolaylı-dolaysız vergi yükündeki olumsuzluğun iyileştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır.

denilmektedir.

Anayasa’nın 73. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.” denilmektedir. Burada verginin malî güce göre alınması ve genelliği ilkeleriyle vergilendirmede eşitlik ve adaletin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır.

Ekonomi ve vergi hukuku alanında malî güce ilişkin göstergelerin gelir, sermaye ve harcamalar olduğu kabul edilmektedir. Malî güç, ödeme gücünün kaynağı, dayanağı, nedeni ve varlık koşuludur. Yasakoyucunun vergilendirmede, kişilerin sahip olduğu ekonomik değer ile malî güçlerini gözönünde bulundurması gerekir.

Vergide genellik ilkesi, herhangi bir ayırım yapılmaksızın malî gücü olan herkesin vergi yüküne katılmasını ve vergi ödemesini ifade eder. Malî güce göre vergilendirme, verginin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu ilke, aynı zamanda vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracı olup, malî gücü fazla olanın malî gücü az olana göre daha fazla vergi ödemesini gerektirir. Vergide eşitlik ilkesi ise malî gücü aynı olanlardan aynı, farklı olanlardan ise farklı oranda vergi alınması esasına dayanır. Diğer bir anlatımla, yükümlülerin genel vergi yüküne kendi ödeme güçlerine göre katılmalarıdır.

Hukuk devleti, tüm devlet organlarının eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, yönetilenlere güçlü, etkin ve kapsamlı biçimde hukuksal güvencenin sağlandığı, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, hukukun evrensel kurallarına saygı gösterildiği ve adaletli bir hukuk düzeninin gerçekleştirildiği devlettir. Hukuk devletinin öğeleri arasında eşitlik ilkesi de vardır.

Yasa’nın iptali istenen 1. maddesiyle 2003 yılı içinde alınan motorlu taşıtlar vergisi aynı yıl içinde aynı miktarda ek vergi adı altında ikinci kez alınmaktadır. Oysa, 197 sayılı Yasa gereğince 2003 yılı için motorlu taşıtlar vergisinin Vergi Usul Kanunu’na göre yeniden değerleme oranı uygulanmak suretiyle zaten güncelleştirilerek alınmaktadır. Güncelleştirilen yeni miktar üzerinden 2003 yılında ikinci kez ek vergi tahakkuk ve tahsil edilmek suretiyle vergi yükü araç sahipleri aleyhine ağırlaştırılmakta, gelir ve kurumlar vergisi yükümlüleri gibi diğer vergi mükelleflerine de yansıtılmamaktadır. Bu durum, vergi yükünün dengeli, adil, ölçülü ve eşit dağılımını engelleyerek Anayasa’nın 73. maddesinde öngörülen vergilendirme ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır.

Yasa’nın genel gerekçesinde, ekonomik istikrarı sağlamak ve kamu borç stokunun azaltılmasını temin amacıyla bu düzenlemenin yapıldığı açıklanmakta ise de bunun olağanüstü koşulların zorunlu kıldığı haklı bir neden olarak kabulü mümkün görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, Yasa’nın 1. maddesi Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Konunun, Anayasa’nın 10. maddesi yönünden incelemesine gerek görülmemiştir.

Haşim KILIÇ ve Yalçın ACARGÜN iptal kararına farklı gerekçe ile katılmış, Mustafa BUMİN, Samia AKBULUT, Sacit ADALI ve Aysel PEKİNER ise bu görüşlere katılmamışlardır.

C- Yasa’nın 2. Maddesinin İncelenmesi

Dava dilekçesinde, Yasa’nın 2. maddesinin ikinci fıkrasına göre, 2003 yılında bina ve arazi vergisi mükellefleri, ek verginin de mükellefi sayıldığından vergi adaleti ve vergi yükünün dengeli dağılımı gözetilmediği ve mükelleflerin ödeme güçlerinin gözönünde bulundurulmadığı, bu nedenle kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.

4837 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’na göre, emlak vergisinin konusuna giren bina, arsa ve arazilere ilişkin 2003 yılı matrahları üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ek emlak vergisi alınması öngörülmüştür.

Vergide genellik ilkesi yukarıda da belirtildiği gibi herhangi bir ayırım yapılmaksızın malî gücü olan herkesin vergi yüküne katılmasını ve vergi ödemesi anlamını içerir. Malî güce göre vergilendirme, verginin, yükümlülerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu ilke, aynı zamanda vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracı olup, malî gücü fazla olanın malî gücü az olana göre daha fazla vergi ödemesini gerektirir. Vergide eşitlik ilkesi ise malî gücü aynı olanlardan aynı, farklı olanlardan ise farklı oranda vergi alınması esasına dayanır. Diğer bir anlatımla, yükümlülerin genel vergi yüküne kendi ödeme güçlerine göre katılmalarıdır.

1319 sayılı Emlak Vergisi Yasası’nın 1. maddesine göre, Türkiye sınırları içerisinde bulunan “bina”lar bina vergisine, 12. maddesine göre de, “arazi ve arsa”lar arazi vergisine tabidirler.

Emlak vergisinin bir servet vergisi olması nedeniyle bu tür vergilerde ödeme gücüne ulaşabilmesi için mükellefin kişisel ve sosyal durumu ile sahibi olduğu emlakın konumu, değeri ve bazı amaçlar için öngörülen teşvik edici etkenlerin gözetileceği kuşkusuzdur. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’ndaki muaflık ve istisnaların ek vergiler yönünden de geçerli olduğu iptali istenen maddenin ikinci fıkrasında belirtilmiştir.

Buna göre, Emlak Vergisi Kanunu’nun 4. ve 5. maddelerinde öngörülen muaflık ve istisnalar ek vergiler için de uygulanacağından emlak sahibi mükellefler yönünden kimi olumsuzluklar giderilmeye çalışılarak vergi yükünün adil ve dengeli dağılımının sağlanması amaçlanmıştır.

Bu nedenle, madde Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine aykırı görülmemiştir.

İptal isteminin reddi gerekir.

Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇIN ve Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamışlardır.

V- İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

2949 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, Yasa’nın belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesi’nce iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

4837 sayılı Yasa’nın iptal edilen 1. maddesi nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan 3. maddesinde yer alan “1 ve”, “197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu ile” ibarelerinin de iptali gerekir.

VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ

3.4.2003 günlü ve 4837 sayılı “Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun”un;

A- 1. maddesi iptal edildiğinden, bu maddenin uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya imkansız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜNÜN DURDURULMASINA,

B- 2. maddesinin yürürlüğünün durdurulması isteminin REDDİNE,

23.7.2003 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.

VII- SONUÇ

3.4.2003 günlü, 4837 sayılı “Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun”un ;

A- 1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Samia AKBULUT, Sacit ADALI ile Aysel PEKİNER’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B- 2. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Ahmet AKYALÇIN ile Mehmet ERTEN’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

C- 1. maddesinin iptali nedeniyle uygulanma olanağı kalmayan 3. maddesinde yer alan “ 1 ve”, “197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu ile” ibarelerinin de 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE,

23.7.2003 gününde karar verildi.

 

Başkan

Mustafa BUMİN

Başkanvekili

Haşim KILIÇ

Üye

Samia AKBULUT

Üye

Yalçın ACARGÜN

Üye

Sacit ADALI

Üye

Ali HÜNER

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Üye

Aysel PEKİNER

Üye

Ertuğrul ERSOY

Üye

Ahmet AKYALÇIN

Üye

Mehmet ERTEN

 

 

 

Esas Sayısı : 2003/48

Karar Sayısı : 2003/76

 

KARŞIOY YAZISI

 

4837 sayılı Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun’un 1. maddesiyle, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5. ve 6. maddelerinde yer alan tarifelere göre vergiye tabi olan taşıtlardan, 2003 yılında bir defaya mahsus olmak üzere ek motorlu taşıtlar vergisi alınması öngörülmüştür.

Ek motorlu taşıtlar vergisi alınmasına ilişkin yasa kuralı, 11 Nisan 2003 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Bu tarih itibariyle vergileme dönemi henüz kapanmadığından Yasa’nın gerçek anlamda geriye yürümesi söz konusu değildir.

Gerek Federal Almanya Anayasa Mahkemesi ve gerekse Türk Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, bir yasa kuralının eski yasa döneminde tamamlanmış ve hukuki sonuçlarını doğurmuş hukuki durum, ilişki ve olaylara uygulanması halinde gerçek anlamda geriye yürümeden söz edilebilir ve ancak bu durumda kazanılmış haklar ihlâl edilebilir. Uyuşmazlık konusu kural vergilendirme dönemi bitmeden yürürlüğe girdiğinden, kazanılmış hakların ihlâlinden ve Anayasa’nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devletine aykırılıktan söz edilemez. Kaldı ki başta Federal Almanya Anayasa Mahkemesi olmak üzere kimi ülkeler Anayasa Mahkemeleri kural olarak gerçek geçmişe yürümeyi geçersiz saymakla beraber bu konuda dahi kimi istisnalara yer vermektedirler. Örneğin, kişilerin yasa değişikliği yapılacağı ve bu değişikliğin geriye yürüyeceğini bilmeleri halinde veya geçmişe etkili yürürlüğe girmede kamu yararının bulunması gibi durumlarda iptal kararları vermemektedirler.

4837 sayılı Yasa’nın genel gerekçesinde;

“Ülkemizin ekonomik açıdan daha kuvvetli bir duruma gelmesi ve istikrarlı bir büyüme ortamının temin edilmesi açısından gelir politikası önem taşımaktadır. Ekonominin istikrarlı bir yapıya kavuşturulması ve borç stokunun gayri safi millî hasılaya oranının azaltılması suretiyle sürdürülebilirliğini temin bakımından faiz dışı fazla hedefinin gerçekleşmesi en temel unsuru oluşturmaktadır. Bu nedenle, 2003 yılı bütçe hedeflerinin gerçekleştirilmesi için gelir artırıcı ek tedbirlerin uygulamaya konulması gerekmektedir.

2003 yılı ekonomik istikrarının gerçekleşmesi bakımından gayri safi millî hasılanın % 6,5’i seviyesinde öngörülmüş olan kamu sektörü faiz dışı fazla hedefine ulaşabilmek için ilave tedbir olarak gelir artırıcı politikaların uygulanmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu hedefin tutturulması konusundaki kararlılığın bir göstergesi olarak servet üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ek motorlu taşıtlar ve ek emlak vergisi alınması gereği doğmuştur.

Gelir artırıcı tedbirlerin uygulamasında, vergi yükünün adil bir şekilde dağılımının sağlanması önem taşımaktadır. Bu nedenle özellikle servet üzerinden alınan vergilere yönelik olarak düzenleme yapılması bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır.

Ülkemizde son yıllarda dolaylı vergilerin yükü giderek artan bir seyir izlemiştir. 2003 yılında olduğu gibi orta vadede malî disiplini sağlamak ve kamu borç stokunun azalan seviyelerde sürdürülmesini temin etmek için, ek motorlu taşıtlar ve ek emlak vergisi uygulaması ile vergi yükünde dolaylı vergiler lehine olan trendin değiştirilmesine yönelik olarak bir düzenleme yapılmış olmaktadır. Böylece dolaylı-dolaysız vergi yönündeki olumsuzluğun iyileştirilmesine katkı sağlanması amaçlanmaktadır” denilmektedir.

4837 sayılı Yasa’nın genel gerekçesinde açıkça belirtildiği gibi, ülkemizin karşılaştığı ekonomik çöküşü düzeltmek ve ekonomiyi istikrarlı bir yapıya kavuşturarak borç stokunun gayrisafi millî hasılaya oranının düşürülmesini sağlamak amacıyla ek motorlu taşıtlar vergisi dahil kimi düzenlemelerin yapılması zarureti hasıl olmuştur.

Anayasa Mahkemesi’nin 28.3.2001 günlü, Esas: 1999/51, Karar: 2001/63 sayılı kararında belirtildiği gibi, oluşan ekonomik kayıpların giderilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlanması için sosyal ve ekonomik koşulların zorunlu kıldığı durumlarda kamu yararı gözetilerek vergi dönemi kapanmadan ek vergi konulmasında Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine aykırılık yoktur.

Açıklanan nedenlerle, 4837 sayılı Yasa’nın 1. maddesinin iptaline ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

 

Başkan

Üye

Üye

Mustafa BUMİN

Samia AKBULUT

Sacit ADALI

 

KARŞIOY YAZISI

 

3.4.2003 günlü, 4837 sayılı “Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun”un 1. ve 2. maddelerinin iptali istemiyle açılan davalar sonucunda verilen 23.7.2003 günlü, E.2003/48, K.2003/76 sayılı kararın (B) bölümüyle, 4837 sayılı Kanun’un 2. maddesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine dair bölümüne aşağıda açıkladığım nedenlerle katılmıyorum.

4837 sayılı Yasa’nın iptal konusu 2. maddesiyle, 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanunu’nun 1 ve 12. maddelerinde yazılı bina, arsa ve arazilerinin 2003 yılı vergi matrahları üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ek emlâk vergisi alınması öngörülmektedir.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Bu bağlamda, hukuk devletinde yasakoyucu, yasaların yalnız Anayasa’ya değil, evrensel hukuk ilkelerine de uygun olmasını sağlamakla yükümlüdür.

Anayasa’nın 10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.” denilmektedir.

Anayasa’nın vergi ödevi başlıklı 73. maddesinde de, “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” hükmü yer almaktadır.

z konusu 4837 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile, emlâk vergisine tabi olan bina, arsa ve arazilerin, 2003 yılı vergi matrahları üzerinden, 1319 sayılı Yasa’da yer alan nispetlere göre belediyelerce hesaplanacak ve bu hesaplanan vergi tahakkuk etmiş sayılacaktır. Böylece, 1319 sayılı Yasa’ya göre, 2003 yılı için gerçekleştirilmiş vergiyi doğuran olay üzerinden emlâk vergisine tabi taşınmazlar için ikinci kez aynı olay nedeniyle ek emlâk vergisi alınması söz konusudur. Kural olarak vergi yasalarının geriye yürütülmemesi gerekmektedir. Ortada zorunlu nedenlere ve kamu yararına dayanılmaksızın getirilen kuralla, geriye yürümeyi kapsar şekilde düzenleme yapılmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin daha evvel verdiği bir kararında, deprem nedeniyle oluşan ekonomik kayıpların giderilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlanması zorunlu neden olarak ve burada kamu yararının mevcut olduğu benimsenmiştir. 4837 sayılı Yasa ile getirilen ek vergiler getirilmesi için hiçbir zorunlu nedenler ve kamu yararı da bulunmamaktadır. Bu nedenle ekonomik istikrarı sağlamak gerekçesini, geriye yürütme açısından da zorunlu neden saymak mümkün değildir.

Vergi adaleti kavramı, üzerinde yüzyıllardan beri tartışılan, kesin ve mutlak olmayan, halkın anlayışına, zamana ve yere göre değişen bir nitelik taşır. Vergilemede mutlak adaleti gerçekleştirmenin imkânsız olması karşısında, bazı teknik esaslar ölçüt olarak ele alınmaktadır. Bunların en başta gelenleri ise, genel vergileme, vergide eşitlik, mali güce göre vergi alma gibi ölçütlerdir.

Genel vergileme ilkesi, ülkedeki herkesin, fark gözetilmeksizin kendi gelir ve mallarından vergi vermek zorunluluğunu gerektirir. Vergide eşitlik ise, bireylerin genel vergi yüküne kendi ödeme güçlerine göre katılmalarını ifade eder.

Mali güce göre vergileme ise, herkesin ekonomik gücü ile orantılı vergi ödemesidir. Kişinin mali gücü arttıkça ödeyeceği vergi yükü de artacaktır. Esasen bu durum, vergide eşitlik ve adalet ilkelerine dayanmakta ve sosyal devlet anlayışının bir uzantısı olarak anlaşılmaktadır.

4837 sayılı Yasa’da malî güce göre vergilendirme ilkesine de uyulmamıştır. Bu konu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin 6.7.1995 gün, E.1994/80, K.1995/27 sayılı kararında aynen “malî güce göre vergilendirme ise, verginin kişilerin ekonomik ve kişisel durumlarına göre alınmasıdır. Bu ilke, malî gücü fazla olanın, malî gücü az olana oranla daha fazla vergi ödemesi gereğini belirler. Malî gücün tanımı Anayasa’da bulunmamakla birlikte, genellikle ödeme gücü anlamında kullanılmakta, kamu maliyesi yönünden ise gelir, servet ve harcamalar malî gücün göstergeleridir. Verginin malî güce göre alınması aynı zamanda vergide eşitlik ilkesinin uygulama aracıdır... Yasakoyucu, anayasal kurallara uymak koşuluyla, gelir, servet ya da harcamanın vergilendirilmesinde konulara, nitelik veya miktarlara göre kimi değişik ölçütler getirebilir; gelirin unsurlarına ve miktarına göre ayrı yükümlülükler ve oranlar belirleyebilir” denilmektedir. Bu anlatımlar uyarınca iptal konusu kurallar, Anayasa’nın 73. maddesine de aykırı görülmektedir.

Vergide genellik ilkesi, yalnızca belli vergi konularından ve belli kişilerden ek vergi alınmasıyla gerçekleştirilmiş sayılamaz. Zira bu ilke, ülke sınırları içerisinde bulunan herkesin toplam vergi yüküne katılmasını gerektirmektedir. Genellik ilkesi, sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkesin elde ettiği gelir, servet ya da harcamalar üzerinden vergi ödenmesini amaçlar.

İptal konusu 4837 sayılı Yasa ile getirilen kurallar, kapsam bakımından çok dar ve yalnızca motorlu taşıtlar ile emlâk vergisi mükellefleri için ek vergiler getirilmekle vergilemede genellik ve eşitlik ilkelerine, mali güce göre vergi alınması ilkesine aykırı olduğu gibi, 2003 yılı bakımından vergi yasalarına tabi olan vergiyi doğuran olaylara, zorunlu bir neden olmadan yeni bir ek vergi getirilmesiyle de vergide yasallık ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir.

Anayasa’nın 73. maddesinde kurala bağlanan vergi adaleti ve diğer ilkeler, sadece şeklî olarak sağlanamaz. Bu ilkelerin belki de ilk gereği, vergisini ödeyen ile ödemeyeni eşit tutmamak ve ödemeyenin üzerine etkili olarak gitmektir. Bu, Devletin vergilendirmede en önemli görevi olmak zorundadır. Bu nedenlerle, vergisini ödeyen kesime sürekli ek vergi çıkarmak ve vergisini zamanında veya hiç ödemeyenlere sık sık vergi affı çıkartmak ve bu tür kişileri nasıl olsa af çıkar düşüncesine sokmak, vergi adaleti ve diğer vergilendirme ilkelerine de uygun düşmemektedir.

Yukarıda izah ettiğim nedenlerle, iptal konusu kurallar, Anayasa’nın 2., 10. ve 73. maddelerine aykırılık oluşturduğundan, 4837 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin iptaline karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki iptal isteminin reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

 

Üye

Ali HÜNER

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

 

3.4.2003 günlü, 4837 sayılı Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun’un Ek Emlâk Vergisine ilişkin dava konusu 2. maddesinde, 29.7.1970 günlü, 1319 sayılı Emlâk Vergisi Yasası’nın 1 ve 12. maddelerinde yazılı bina, arsa ve arazilerin 2003 yılı vergi matrahları üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ek emlâk vergisi alınacağı; bina ve arazi vergisi ile ilgili muaflık ve istisnaların bu vergi bakımından da geçerli kabul edildiği; 2003 yılında bina ve arazi vergisi mükellefi olanların bu verginin de mükellefi oldukları, bu verginin, 2003 yılı bina ve arazi vergisi matrahı üzerinden bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren Emlâk Vergisi Kanununda yer alan nispetlere göre belediyelerce hesaplanacağı; hesaplanan verginin, başka bir işleme gerek olmaksızın tahakkuk etmiş sayılacağı belirtilmekte, ayrıca emlâk vergisi beyannamesi ve bildirimi yapılmaması halinde uygulanacak işlemler ile ödenme biçimi ve bu vergiden büyükşehir belediyelerine verilecek pay miktarı düzenlenerek, 5. maddesinde de Yasa’nın yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmektedir. Buna göre, 10.4.2003 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren söz konusu Yasa ile 2003 yılı için gerçekleşmiş vergiyi doğuran olay üzerinden emlâk vergisine tâbi taşınmazlar için ikinci kez aynı olay nedeniyle ek emlâk vergisi alınmakta, böylece bir çeşit çifte vergilendirme yapıldığı gibi verginin geriye yürütülmesi de sağlanmaktadır.

Anayasa’nın 73. maddesinde, herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere mali cüne göre vergi ödemekle yükümlü bulunduğu; vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının, maliye politikasının sosyal amacı olduğu; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı öngörülerek Anayasa’nın 2. maddesinde nitelikleri belirtilen hukuk devleti ilkesi vergilendirme ilkeleri yönünden somut biçimde dile getirilmiştir.

Gerçekten, devletin vergilendirme yetkisinin sınırı aynı zamanda kişilerin hak ve özgürlüklerinin de sınırını oluşturduğundan bu yetkinin keyfiliğe kaçacak biçimde kullanılmasının önlenmesi hukuk devleti olmanın gerekleri arasında öncelikli bir yere sahip bulunmaktadır. Vergilendirme alanında olası keyfi uygulamalara karşı düşünülen ilk önlem, kuşkusuz yasallık ilkesidir. Ancak vergilerin yasayla getirilmesi yalnız başına vergilendirme yetkisinin keyfi kullanılarak adaletsiz sonuçlar doğurmasını engelleyemeyeceğinden yasallık ilkesi yanında verginin genel ve eşit olması, idare ve kişiler yönünden duraksamaya yol açmayacak belirlilik içermesi geçmişe yürümemesi, önceden bilinebilme özelliği bulunması ve hukuki güvenlik ilkesine de uygunluğunun sağlanması gerekir. Özellikle mülkiyet ve miras hakkı, özel hayatın gizliliği, çalışma ve sözleşme özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerle olan yakın ilgisi nedeniyle vergilendirme yoluyla getirilen sınırlamaların, Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü ve adil olması hakkın özüne dokunmaması kısaca demokratik toplum düzeninin gerekleriyle uyum içinde bulunması da zorunludur. Bu nedenle, 4837 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile yapıldığı gibi, çifte vergilendirme, geriye yürüme ve ek verginin yalnız iki vergi türüyle sınırlı tutularak vergi yükünün dağılımında eşitliğin bozulması gibi durumların Anayasa’nın belirtilen ilkeleriyle bağdaşmayacağı açıktır.

Ne var ki vergi hukuku alanında kabul gören ve Anayasa ile de güvence altına alınan vergilendirme esaslarından, kimi durumlarda sapmalar görülebilmektedir. Ancak, hayatın olağan akışı içinde normal kabul edilemeyecek doğal felaketler, savaş ve seferberlik hali, siyasi, ekonomik ve sosyal krizler gibi toplumu temelden sarsabilecek olaylar dışında bu tür sapmalara izin verilmesinin, sosyal adaleti, sosyal refahı ve sosyal güvenliği sağlamakla yükümlü olan hukuk devletinin sosyal niteliği ile uyum sağladığı ileri sürülemez.

Anayasa Mahkemesi, daha önce 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem felâketi nedeniyle çıkarılan 26.11.1999 günlü, 4481 sayılı Yasa’nın motorlu taşıtlar, emlâk, gelir ve kurumlar vergisiyle ilgili benzer hükümleri hakkında verdiği red kararının gerekçesinde “deprem nedeniyle oluşan ekonomik kayıpların giderilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlanmasını” zorunlu neden olarak değerlendirip getirilen düzenlemenin kamu yararı amacına dayandığını kabul etmiştir. Oysa, gerekçesine göre dava konusu düzenleme, böyle zorunlu bir neden dışında kamu sektörü “faiz dışı fazla hedefinin gerçekleştirilmesi” gibi ülkenin uzun süredir içinde bulunduğu ve artık olağanüstü olarak nitelendirilemeyecek ekonomik sıkıntılara sınırlı da olsa çözüm bulmak amacıyla yapılmıştır. Bu mali sıkıntının, öngörülemeyen zorunlu bir nedenle değil, başarısız ekonomik politikalar sonucu ortaya çıktığı açıktır.

Sonuç olarak, vergide genellik ve eşitlik ilkesiyle bağdaşmaması, geriye yürüme ve çifte vergilendirmeye yol açması nedeniyle, Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine açık aykırılık oluşturan dava konusu kuralın, iptali gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

 

Üye

Üye

Fulya KANTARCIOĞLU

Ertuğrul ERSOY

 

KARŞIOY GEREKÇESİ

 

Vergi ile ilgili kuralların Anayasa’ya uygunluk denetiminde diğer Anayasa kuralları ile düzenlenen müessese ve ilkelere açıkça ters düşmedikçe denetimin 73. madde ile sınırlı yapılması gerekir.

Anayasa’da malî gücün tanımı bulunmamakla birlikte, kamu maliyesinde malî güç göstergelerinin gelir, servet ve harcamalar olduğu kabul edilmektedir.

Vergilendirme ilkelerini düzenleyen Anayasa’nın 73. maddesinde; herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağıtılacağı, malî yükümlülüklerin kanunla konulup değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilirken maliye politikasının sosyal amacı gerçekleştirmek olduğuna da yer verilmiştir.

İptali istenilen 4837 sayılı Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun’un 1. maddesine göre; Kanun’un yayım tarihinde 2003 yılı için adına motorlu taşıtlar vergisi tahakkuk etmiş olan gerçek ve tüzelkişilerden, bu taşıtlar dolayısıyla 2003 yılı için tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi kadar ek motorlu taşıtlar vergisi alınacaktır.

Servet kapsamındaki taşıt araçlarından alınan verginin ek vergi olarak nitelendirilmesi yoluyla aynı yıl içinde ikinci kez vergilendirilmesinin, Anayasa’nın belirlediği vergilendirme ilkelerine aykırı olup olmadığına gelince; ekonominin istikrarlı bir yapıya kavuşturulması, bütçe hedeflerinin gerçekleştirilmesi için gelir artırıcı ek tedbirlerin uygulamaya konulması gerekliliğinde kamu yararı bulunduğu yadsınamaz. Ülkemizde hangi nedenle olduğunun tartışılmasına girilmeden ekonominin kötü yönetilmesi, iyileştirmeye yönelik önlemlerin yerinde ve zamanında alınmaması gibi nedenlerin irdelenmesi iptali istenilen kuralın anayasal ölçütlerle değerlendirilmesinde esas alınamaz.

Kuşkusuz yasama organının aynı vergiyi doğuran olaylardan ikinci kez ek vergi alınması yetkisini anayasal ölçütlere uyulmaksızın kullanımına olanak tanınamaz. Bu bağlamda, Anayasa’nın malî yükümlülüklerin yasa ile konulması başka bir deyişle vergilerin yasallığı ilkesinin amacı; keyfi, takdire dayalı ve sınırı belli olmayan vergilendirmeyi önlemektir. Vergi yasaları ile, malî yükümlülüklerinin sınırlarının belirlenmesi, bireylerin sosyal ve ekonomik durumları ile temel haklarının etkilenmemesine özen gösterilmesi gerekir. Vergilendirme yetkisi kullanılırken hukuk devletinin hukuk güvenliği ilkesinin zedelenmemesine özen gösterilmelidir. Vergilendirme de, vergi kanunlarının geçmişe yürütülmemesi hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir. Ancak bir vergi yasasının henüz tamamlanmamış ve hukukî sonuçlarını doğurmamış hukukî durum ve olaylara uygulanması hukuksal anlamda geriye yürüme olarak nitelendirilememiştir. İptali istenilen kural bu yönü ile Anayasa’ya aykırı değildir. Zira Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte vergilendirme dönemi kapanmadığından kural gerçek anlamda geriye yürütülmemiştir.

Öte yandan yasakoyucu, anayasal kurallara uymak koşuluyla, gelir, servet ya da harcamanın vergilendirilmesinde, konulara, nitelik veya miktarlara göre değişik ölçütler getirebilir, gelirin unsurlarına ve miktarına göre ayrı yükümlülükler ve oranlar belirleyebilir.

İptali istenilen kuralla, bir servet göstergesi olan motorlu taşıtların ek vergi adı altında yeniden vergilendirilmesinde, taşıtların nitelikleri gözönünde bulundurulmak suretiyle yapılan hukukî değerlendirme aynı durum ve konumdaki her taşıt sahibini kapsadığı ve herkes için geçerli olduğu için eşitlik ilkesinin zedelediğinden sözedilemez.

Verginin malî güce göre alınması ilkesinin dava konusu kuralla gözetilip gözetilmediğine gelince; “ödeme gücü” anlamını içeren “malî güç”, verginin yükümlülerin ekonomik güçlerine göre alınmasını gerektirir. Malî güce göre vergilendirme aynı zamanda vergi adaletinin sağlanmasının yoludur. Kuralla, motorlu taşıtlar vergisi yükümlülerinin ek vergi adı ile yeniden vergilendirilmelerinin “malî gücü” aşan, adaletsiz bir vergi olduğu düşünülemez. Zira, vergilendirmenin içerdiği kamu yararı karşısında bireyin sahip olduğu servet nedeniyle vergilendirilmesi ölçülü ve adîldir. Bu durumda kuralın malî gücü aşan bir vergilendirme içerdiği söylenemez.

Bu nedenlerle, 4837 sayılı Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun’un “Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi” başlıklı 1. maddesinde düzenlenen kuralın, Anayasa’ya aykırı olmadığı düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

 

 

 

Üye

Aysel PEKİNER

 

KARŞIOY YAZISI

 

4837 sayılı “Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun”un 1. maddesinde, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 5. ve 6. maddelerinde yer alan I, II, III ve IV sayılı tarifelere göre vergiye tabi olan ve bu Kanun’un yayımlandığı tarihte ilgili sicilde kayıtlı bulunan taşıtların bir defaya mahsus olmak üzere 2003 yılı için tahakkuk ettirilen motorlu taşıtlar vergisi tutarı kadar ek motorlu taşıtlar vergisine tabi olacakları; 2. maddesinde de, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 1. ve 12. maddelerinde yazılı bina, arsa ve arazilerin 2003 yılı vergi matrahları üzerinde bir defaya mahsus olmak üzere ek emlak vergisi alınacağı, muaflık ve istisnalar, verginin 2003 yılı bina ve arazi vergi matrahı üzerinden Kanun’un yayımı tarihinden itibaren Emlak Vergisi Kanunu’nda yer alan nispetlere göre belediyelerce hesaplanacağı, iki eşit taksitte ödeneceği, Kanun’un yayımı tarihine kadar emlak vergisi beyannamesi veya bildirimi verilmemiş olması halinde verginin Emlak Vergisi Kanunu’nun 32. maddesine göre belirlenecek bina ve arazi vergisi matrahı üzerinden tarh ve tahakkuk ettirileceği, tahsil edilen ek emlak vergisinden, Emlak Vergisi Kanunu’nun mükerrer 38. maddesinde belirtilen oranlarda büyükşehir belediyesine pay verileceği belirtilmiştir.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık yasaların üstünde yasakoyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlettir.

Hukuk devletinde, vergilendirme yetkisi hukuk kuralları çerçevesinde kullanılmalı, adil olmalı, vergilendirmenin temel ilkeleri gözetilmelidir.

Öte yandan, Anayasa’nın 73. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür”; ikinci fıkrasında “Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır”; gerekçesinde de “vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin adaletli ve dengeli dağılımı ilkesi geliştirilmiştir...” denilmiştir. Bununla, Anayasakoyucu, verginin mali güce göre alınması ve genelliği ilkeleriyle vergilendirmede eşitlik ve adaletin sağlanmasını amaçlamıştır.

Vergide genellik ilkesi, herhangi bir ayırım yapılmaksızın, mali gücü olanların kamu hizmetleri giderlerini karşılamak için vergi yüküne katılımını ifade eder. Bu durum gözetildiğinde gelir ve malı olan herkesin ekonomik gücü ile orantılı olarak vergi vermek zorunluluğu bulunmaktadır. Yalnızca belli konulardan ve belli kişilerden vergi alınmasıyla bu ilkenin amacı gerçekleştirilmiş sayılamaz.

Ek verginin, mali gücün belirlenmesinde dayanak oluşturan servet, gelir ve harcamalardan mali güce göre alınarak vergide genelleme yapılması gerekirken sadece servetin konusu olan motorlu taşıtlar ve emlâklardan alınmasını öngören itiraz konusu düzenlemenin Anayasanın 2. ve 73. maddelerine uygunluğundan söz edilemez.

Yasa’nın genel gerekçesinde, ülkenin ekonomik açıdan daha kuvvetli bir duruma gelmesi ve istikrarlı bir büyüme ortamının temin edilmesi açısından gelir politikasının önem taşıdığı ekonominin istikrarlı bir yapıya kavuşturulması ve borç stokunun azaltılması amacıyla, özellikle servet üzerinden alınan vergilere yönelik olarak düzenleme yapıldığı açıklanmakta ise de bunun olağanüstü koşulların zorunlu kıldığı haklı bir neden olarak kabulünün mümkün görülmemesi kanısı dava konusu Yasa’nın her iki maddesi içinde geçerlidir. Bu düşünceyi maddeler yönünden ayrıştırmak mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, Yasa’nın ek motorlu taşıtlar vergisi alınmasını öngören itiraz konusu 1. maddesi yanında, ek emlâk vergisi alınmasını düzenleyen 2. maddesinin de Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine aykırılık oluşturduğu düşüncesiyle, iptal isteminin reddi görüşüne katılmıyorum. 23.7.2004

 

Üye

Ahmet AKYALÇIN

 

KARŞI OY

 

4837 sayılı Yasa’nın iptali istenen 2. maddesi ile, 2003 yılı ekonomik istikrarının gerçekleştirilmesi için, emlak vergisinin konusuna giren bina, arsa ve arazilerin 2003 yılı matrahları üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ikinci kez ek emlak vergisi alınması öngörülmüştür.

4837 sayılı Yasa’nın 1. maddesinin iptaline ilişkin bölümde yer alan, Anayasal denetim bakımından iptali istenen 2. madde ile benzerlik arzeden ve benimde katıldığım çoğunluk kararında belirtildiği gibi;

2003 yılı emlak vergisi, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca belirlenen nisbetler üzerinden alınmaktadır. Bu nisbetler üzerinden 2003 yılında ikinci kez ek emlak vergisi tahakkuk ve tahsil edilmek suretiyle vergi yükü emlak sahipleri aleyhine ağırlaştırılmakta, diğer vergi mükelleflerine ise yansıtılmamaktadır. Bu durum, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımını engelleyerek, Anayasa’nın 2. maddesinde öngörülen hukuk devleti ve 73. maddesinde öngörülen vergilendirme ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, bozulan ekonomik istikrarı sağlamak için bir defaya mahsus olmak üzere söz konusu ek vergilerin alınmak istendiği Yasa’nın genel gerekçesinde belirtilmekte ise de, bu gerekçeyi, olağanüstü bir hâl kabul edip haklı bir neden olarak görmek mümkün değildir.

Bu nedenle, 4837 sayılı Yasa’nın 2. maddesinin iptal isteminin reddine ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.

 

 

 

Üye

Mehmet ERTEN

Sayfa Başı