|
Tebliğ Türkiye Muhasebe Standartları Kurulundan: Finansal Tabloların Hazırlanma
ve Sunulma Esaslarına İlişkin Kavramsal Çerçeve Hakkında Tebliğ Sıra
No: 1 Amaç Madde
1- Bu Tebliğin amacı; Finansal Tabloların
Hazırlanma ve Sunulma Esaslarına İlişkin Kavramsal Çerçeveyi ve buna ilişkin
uygulamayı ve yayımlanacak Türkiye Muhasebe Standartları ile tek tip finansal tabloların düzenlenmesi ve finansal
tabloların Uluslararası Finansal Raporlama
Standartları ile uygunluğunun sağlanmasına dair usul ve esasları
belirlemektir. Bu
Tebliğ Ekinde yer alan Kavramsal Çerçeve, Türkiye Muhasebe Standartlarının
oluşturulmasına esas alınmak üzere hazırlanmıştır. Kapsam Madde
2- Bu Tebliğ ile, Kavramsal çerçeve, finansal
tabloların amacını, finansal tablolarda yer alan
bilgilerin yararlılığını belirleyen niteliksel özelliklerini, finansal tabloları oluşturan unsurların tanımını,
tahakkuk ve ölçümleme esasları ile sermayenin devamlılığı kavramlarını Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu olarak ele
alınmasına dair uluslararası esasları kapsar. Adı
geçen usul ve esaslara ilişkin ayrıntı açıklamalar bu Tebliğ ekinde yer
almıştır. Hukuki Dayanak Madde
3- Bu Tebliğ, 28/07/1981 tarih ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun Ek-1
inci maddesi ile 24/02/2004 tarihli ve 2004/6924 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararı ile yürürlüğe giren Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun
Çalışmalarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin
(a) bendine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar Madde
4- Bu Tebliğde geçen; TMSK
ve Kurul: Türkiye
Muhasebe Standartları Kurulunu, TMS: Türkiye
Muhasebe Standartlarını, Kavramsal
Çerçeve: Türkiye Muhasebe
Standartları Kurulunca, Türkiye Muhasebe Standartlarının oluşturulmasında esas alınacak genel kabul görmüş muhasebe
ilkeleri ile Kurulun standartların oluşturulmasında benimsediği amaç ve
kavramları, ifade
eder. Uygulama Madde 5- Türkiye Muhasebe
Standartları Kurulu, Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre bilanço esasına
göre defter tutmakla yükümlü kılınan, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
kapsamı dışındaki gerçek ve tüzel kişilere ait finansal
tabloların ihtiyaca uygun, güvenilir, anlaşılabilir, karşılaştırılabilir ve
tutarlı olmasını sağlayan Türkiye Muhasebe Standartlarını kavramsal çerçeveye
uygun olarak saptar ve yayınlar. TMSK, kamu otoritesinin, değişik
ihtiyaçları gözönünde bulundurarak ilave şartlar
belirleyebileceğini de özellikle dikkate alır. Ancak, sözkonusu
şartlara diğer kullanıcıların ihtiyacı olmadığı durumlarda, diğer
kullanıcılar için hazırlanmakta olan finansal
tablolar bu şartlardan etkilenmez. TMSK, bu standartların, Uluslar
arası finansal raporlama standartlarıyla
uyum içinde olmasını hedef
olarak belirlemiş olmakla birlikte, değişik işletme ölçütleri ve sektörler
itibariyle uluslararası muhasebe standartlarından farklı istisnai
uygulamalara, finansal tablo dipnotlarında açıkça
belirtmek koşuluyla karar verebilir. Kanunlarla belirli alanları
düzenlemek ve denetlemek üzere kurulmuş bulunan Kurum ve Kurullar, TMSK
tarafından yayımlanan Uluslararası Finansal
Raporlama Standartlarına uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarına ilave olarak,
bu standartlarda yer alan esaslara uygun olmak kaydıyla, kendi alanları için
geçerli olacak ihtiyatlı ayrıntı, sınırlayıcı düzenlemeleri yapabilir ve ek
mali tablo ve raporlar hazırlanmasını isteyebilirler. Kavramsal çerçevenin uygulanması
konusunda zaman içinde gereksinim duyulan değişiklikler TMSK tarafından duyurulur. Vergi mevzuatı ile ilişkisi Madde
6- Türkiye Muhasebe Standartları ve Yorumları ile bu Kavramsal Çerçevede yer
alan kavram ve ilkeler doğrultusunda düzenlenecek finansal tablolar ticari bilançonun oluşumu ile
ilgilidir. Vergi Usul Kanunundaki iktisadi kıymetlerin değerlendirilmesine
ilişkin hükümler vergi matrahının
hesaplanması ile ilgilidir. Bu itibarla, mükellefler Türkiye Muhasebe
Standartlarına göre düzenledikleri tek tip finansal
tablolarında oluşan ticari kardan hareketle, Vergi Usul Kanunundaki farklı
değerleme hükümlerinin olumlu ve olumsuz etkileri ile kanunen kabul edilmeyen
giderler ve vergiden muaf veya müstesna gelirlerini bu kara eklemek ve
indirmek suretiyle haricen gelir veya kurumlar vergisi matrahlarını hesaplayacaklardır. Maliye
Bakanlığının, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak koşuluyla ihtiyatlı ve sınırlayıcı
düzenlemeler yapma ve mükelleflerden ek mali tablolar ile raporlar isteme
hakkı saklıdır. Yürürlük Madde
7- Bu Tebliğ 31/12/2005 tarihinden sonra başlayan hesap dönemleri için
geçerli olmak üzere yayımlandığı
tarihte yürürlüğe girer. Yürütme Madde 8- Bu
Tebliğ hükümlerini Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu yürütür. EK
KAVRAMSAL ÇERÇEVE Giriş
İşletmelerce
kullanıcılara sunulmak üzere hazırlanan finansal
tablolar büyük ölçüde benzerlik göstermekle birlikte, muhtelif sektörlerdeki
farklı sosyal, ekonomik ve yasal koşullar nedeniyle bazı farklılıklar
olabilmektedir. Örneğin, aktifler, pasifler, özkaynaklar,
gelir ve giderler farklı tanımlanmış olabilmektedir. Finansal
tabloların unsurlarının tanımları farklı olabildiği gibi, finansal
tabloların kapsamları ve finansal tablolara ilişkin
açıklamalar da farklı olabilmektedir. Finansal
tablolardaki unsurların belirlenmesinde değişik ölçütlerin kullanılması ve bu
unsurlar için farklı ölçüm esaslarının tercih edilmesi de tanımlamalarda
farklılıklara yol açmaktadır. TMSK; sözkonusu farkları, finansal
tabloların hazırlanması ve sunulmasına ilişkin kuralları, muhasebe
standartlarını ve uygulama usullerini uyumlaştırmak suretiyle azaltmayı
amaçlamaktadır. TMSK bu uyumlaştırmaya, ekonomik kararların alınmasına
yardımcı olacak bilgileri içermek üzere hazırlanan finansal
tablolar üzerine en iyi şekilde odaklanılarak ulaşılacağına ve bu kararlara
esas olan finansal tabloların bunları kullananların
ortak ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğine inanmaktadır. Bunun nedeni
kullanıcıların hemen tamamının ekonomik kararlarını verirken finansal tabloları esas almalarıdır. Örneğin; a)
Sermayede
payı temsil eden yatırımları satın almaya, elde tutmaya veya satmaya karar
verilmesi, b)
Şirket
sahipleri adına hareket eden yönetimin yeterliliğinin ve hesaplarının gözden
geçirilmesi, c)
İşletmenin
çalışanlarına ücretlerini ve diğer menfaatlerini sağlayabilecek gücü olup
olmadığının belirlenmesi, d)
İşletmeye
borç verilen fonların emniyette olup olmadığının belirlenmesi, e)
Vergi
politikalarının belirlenmesi, f)
Dağıtılabilir
kar ve temettü tutarlarının belirlenmesi, g)
Ulusal
gelir istatistiklerinin hazırlanması, h)
İşletmenin
faaliyetlerinin kural altına alınması, ve benzeri konularda karar
alınırken finansal tablolar kullanılır. Kavramsal Çerçevenin Amacı ve Muhasebe Standartları ile
İlişkisi
1. Kavramsal Çerçeve, ilgililerin
kullanımı için hazırlanan ve sunulan finansal
tabloların tabi olacakları usül ve esasları
belirlemektedir. Kavramsal Çerçevenin amacı aşağıda verilmiştir: a)
TMSK’ya yeni
Türkiye Muhasebe Standartlarını geliştirmede ve mevcut standartları gözden
geçirmede yardımcı olmak, b)
Türkiye Muhasebe Standartlarının izin verdiği alternatif muhasebe
yöntemlerinin azaltılmasına dönük bir temel tesis etmek suretiyle TMSK’ya finansal tabloların
sunumuna ilişkin kuralların, muhasebe standartlarının ve uygulama usullerinin
uyumlaştırılması konusunda yardımcı olmak, c)
Kendi görev alanları dahilinde muhasebe kural ve
uygulamalarını belirleyebilen otoritelere
yardımcı olmak, d)
Finansal
tablolarını Türkiye Muhasebe Standartlarına göre hazırlayanlara, karşılarına
çıkan ve henüz bir Türkiye Muhasebe Standardı belirlenmemiş olan konularla
ilgili olarak yardımcı olmak, e)
Bağımsız Denetçilere finansal
tabloların Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olup olmadığı konusundaki
görüşlerini belirlemelerinde yardımcı olmak, f)
Finansal
tabloları kullananların Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak
hazırlanmış olan finansal tablolarda yer alan
bilgileri yorumlamalarına yardımcı olmak, g)
TMSK’nın
çalışmaları konusuna ilgi duyanlara TMSK’nın
Türkiye Muhasebe Standartlarını belirlemedeki yaklaşımı konusunda bilgi
sağlamak. 2. Kavramsal
Çerçeve bir Muhasebe Standardı değildir. Dolayısiyle
herhangi bir ölçüm veya kamuyu aydınlatma konusunda standart
belirlememektedir. Kavramsal Çerçevede Türkiye Muhasebe Standartlarının
herhangi birinin yerini alacak hiç bir husus yer almamaktadır. Uygulamada,
Türkiye Muhasebe Standartları ile Yorumlarında hüküm bulunmayan hallerde
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile
Yorumlarına uyulur. 3. Kavramsal
Çerçeve ile Türkiye Muhasebe
Standartlarından biri arasında uyuşmazlık söz konusu olduğunda Türkiye
Muhasebe Standardı Kavramsal Çerçeveden önce gelir. TMSK,
yeni ihtiyaçlar ortaya çıktığında mevcut Kavramsal Çerçeveyi rehber alır. 4. TMSK,
Kavramsal Çerçeve’nin uygulanmasında edineceği deneyimler çerçevesinde zaman zaman Kavramsal Çerçeve’de değişiklikler yapabilir.
Uluslararası Finansal Raporlama Standartları
tümüyle bir bütündür. Bu standartların çoğunda birbirlerine göndermeler
vardır ve uygulama kolaylığı sağlamak için bu yollamalarda genellikle
standartların (IAS) kodlu numaraları
kullanılmaktadır. Ancak, zaman içinde bazı standartlar yürürlükten
kalkmış, bazıları birleştirilmiş ve sıra numaralarında atlamalar olmuştur.
Yeni oluşturulan standarlara (IFRS) koduyla yeni
numaralar verilmiştir. Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulunca bu standart kod ve numaraları muhafaza
edilmiştir. Uluslararası
Finansal Raporlama Standartlarına uyum bağlamında
karşılaştırabilme kolaylığı sağlamak amacıyla aynı standart
numaralarının Türkiye Muhasebe
Standartlarında da (TMS = Türkiye Muhasebe Standardı) ve (TFRS = Türkiye Finansal
Raporlama Standartları) kısaltmaları ile birlikte kullanılması uygun görülmüştür. Kapsam
5. Kavramsal
Çerçeve aşağıda belirtilen konuları düzenler: a)
Finansal
tabloların amacı b)
Finansal tablolarda
yer alan bilgilerin yararlılığını belirleyen niteliksel özellikler c)
Finansal
tabloları oluşturun unsurların tanım, tahakkuk ve ölçümleme esasları d)
Sermaye ve sermayenin devamlılığı (Korunması) kavramları 6. Kavramsal
Çerçeve konsolide finansal tabloları da içermek
üzere genel amaçlar için hazırlanan finansal
tabloları dikkate almaktadır. Burada kullanılan “finansal
tablolar” sözü de genel amaçlar için hazırlanan finansal
tabloları ifade etmektedir. Bu finansal tablolar en az yılda bir kez yıllık olarak
hazırlanıp sunulmakta ve geniş bir kullanıcı yelpazesinin ortak ihtiyaçlarına
cevap vermek durumundadırlar. Kullanıcıların bazıları finansal
tablolarda yer alan bilgilerin dışında ilave bilgilere ihtiyaç duyabilirler
ve bu bilgilerin kendilerine verilmesini şart koşabilecek durumda
olabilirler. Birçok kullanıcı ise en önemli bilgi kaynağı olarak sadece finansal tablolara güvenmek zorundadır. Bu nedenle finansal
tablolar genel olarak bu tür kullanıcıların ihtiyaçları dikkate alınarak
hazırlanmalı ve sunulmalıdır. Özel
amaçlı finansal tablolar, örneğin, izahnameler ve vergileme için hazırlanan hesaplamalar,
Kavramsal Çerçevenin kapsamı dışındadırlar. Bununla birlikte, özel amaçlı finansal
tabloların hazırlanmasındaki şartların elvermesi halinde de Kavramsal Çerçeve
esas alınabilir. 7. Finansal tablolar finansal
raporlama sürecinin bir parçasıdır. Bir finansal
tablo seti normal olarak bilanço, gelir tablosu, nakit akış tablosu, özkaynaklar değişim tablosu, kar dağıtım tablosu ,
dipnotlar ile finansal
tabloların ayrılmaz bir parçası olan açıklama kısımlarını içerir. Finansal tablo seti, finansal
tablolara ek olan tamamlayıcı listeleri, bazı bilgileri içeren ya da bazı bilgilerin elde edilmesine yarayan tabloları
ve finansal tablolarla birlikte dikkate alınması
gereken diğer tabloları da içerebilir. Bu tür liste ve tablolar, örnek olarak
endüstriyel ve coğrafi bölümlere ilişkin finansal
bilgileri ve fiyat değişikliklerinin etkisini gösteren açıklamaları ele
alıyor olabilir. Finansal
tablolar yönetim kurulu faaliyet raporunu, yönetim kurulu başkanının
açıklamalarını, yönetimin durum değerlendirmesi ve analizlerini ve benzeri dökümanları
ihtiva etmez. Bu tür bilgi ve belgeler finansal
veya yıllık raporlarda bulunabilir. 8. Kavramsal Çerçeve, halka açık olsun
veya olmasın finansal raporlama yapan bütün ticari,
sınai ve diğer işletmelerin finansal tablolarına
uygulanır. Teşebbüs ve işletmelerin kamu idare ve müesseselerine ait olması,
hukuki yapılarının farklılığı, özel kanunlarının bulunması, vergi muafiyet ve
istisnalarından yararlanmaları, bu yükümlülüğü yerine getirmelerine engel
teşkil etmez. TMSK, küçük ve orta boy işletmelerin bazı
muhasebe standartlarından muaf tutulmasına veya bunlar için istisnai uygulamalara
karar verebilir. Şu kadar ki, bu husus mali tablo dipnotlarında belirtilmek
durumundadır. Türkiye Muhasebe Standartları, 5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamındaki kuruluşlara
uygulanmaz. Finansal tablo
kullanıcılarının başlıca finansal bilgi kaynağı
olarak finansal tablolarına dayandığı işletme, Finansal Raporlama Yapan İşletme olarak tanımlanır. Finansal Tablo
Kullanıcıları ve Kullanıcıların Bilgi İhtiyacı
9.
Finansal
tabloları kullananlar mevcut ve potansiyel yatırımcılar, çalışanlar, borç
verenler, satıcılar ve diğer ticari tedarikçiler, müşteriler, hükümetler ve
kamu işletmeleri ile genel olarak kamu’dur. Bunlar finansal
tabloları değişik bilgi ihtiyaçlarını karşılamak için kullanırlar.
Kullanıcıların ihtiyaçları aşağıdakileri içerir: a)
Yatırımcılar:
Sermayeyi sağlayarak sermaye riskini üstlenenler ve onların fikir danıştığı
kimseler yatırımların taşıdığı risklerle ve yatırımın getirisi ile
ilgilenirler. Yatırımcıların satın
alma, elde tutma veya satma kararlarını vermelerine yardımcı olacak bilgilere
ihtiyaçları vardır. Bir işletmenin ortakları aynı zamanda bu işletmenin
kendilerine kar payı ödeme gücünü anlamalarını sağlayacak bilgilere de
ihtiyaç duyarlar. b)
Çalışanlar:
Çalışanlar ve onları temsil eden gruplar işverenlerinin devamlılığı ve
karlılığı ile ilgili bilgilere ihtiyaç duyarlar. Bunlar aynı zamanda
çalıştıkları işletmenin kendilerine ücretlerini, emekli olmaları halinde
emeklilikle ilgili yükümlülüklerini ödeme kabiliyetini ve işletmenin iş
sağlama imkanlarını anlamalarına sağlayacak bilgilerle de ilgilenirler. c)
Borç verenler: Borç
verenler verdikleri borçları ve borçlara ait faizleri zamanı geldiğinde
tahsil edebilme imkanlarını belirlemek için bilgiye ihtiyaç duyarlar. d)
Satıcılar ve diğer ticari tedarikçiler: Satıcılar
ve diğer ticari tedarikçiler
işletmenin kendilerine olan boçlarını zamanı
geldiğinde ödeme gücünü belirlemelerini sağlayacak bilgilerle ilgilenirler.
Ticari kreditörler, kendileri için önemli bir müşteri
olmaması nedeniyle bir işletmenin devamlılığına ihtiyaç duymuyorlarsa, finansal borç verenlere nazaran bir işletmenin kısa
vadedeki performansı ile daha çok ilgilenirler. e)
Müşteriler:
Müşteriler, özellikle uzun süredir iş yaptıkları ve kendi işleri için
devamlılığına ihtiyaç duydukları işletmenin devamlılığına ilişkin bilgilerle
ilgilenirler. f)
Hükümetler ve kamu işletmeleri:
Hükümetler ve kamu işletmeleri kaynakların tahsisi ile ilgilidirler. Dolayısiyle bunlar işletmenin faaliyetleri ile
ilgilenirler. İşletmenin faaliyetlerine ilişkin yasal düzenleme yapmak, vergi
politikasını belirlemek, ulusal gelir ve diğer istatistiki
hesapları yapmak için de bilgi gereksinimi vardır. g)
Kamu: Bir
işletme genel olarak kamu diye adlandırılan toplumu etkileyebilecek birçok
şey yapabilir. Örneğin, bir işletme bulunduğu bölgenin ekonomik yaşamına o
bölge insanlarını çalıştırmak ve bölgesel satıcılardan mal veya hizmet almak
gibi birçok şekilde katkı yapabilir Finansal tablolar işletmenin başarıları ile ilgili
geçmişteki trendler, en son gelişmeler ve işletmenin faaliyet konuları
hakkında bilgi sunarak kamuya yardımcı olabilir. 10. Finansal
tablo kullanıcılarının ihtiyaç duydukları bütün bilgileri finansal
tablolar içermeyebilir. Ancak bazı ihtiyaçlar bütün kullanıcılar için
aynıdır. Yatırımcılar risk üstlenerek işletmeye sermaye koydukları için, bu
kesimin ihtiyaçlarını karşılayan finansal tablolar
diğer kullanıcıların ihtiyaçlarının büyük bir kısmını da karşılayabilir. 11. İşletme yönetimi işletmenin finansal tablolarının hazırlanmasından ve sunumundan
sorumludur. Yönetim her ne kadar planlama, karar verme ve kontrol
sorumluluklarını yerine getirmek için yardımcı olacak ilave yönetimsel ve finansal bilgilere erişebilirse de finansal
tablolarda yer alan bilgilerle de ilgilenir. Yönetim kendi ihtiyaçları için
gereken ilave bilgilerin şeklini ve içeriğini belirleme olanağına
sahiptir. Bu tür ilave bilgilerin
raporlanması Kavramsal Çerçeve’nin kapsamı dışındadır. Ancak yayınlanan finansal
tablolar yönetim tarafından kullanılan, işletmenin finansal
durumu, performansı ve finansal durumundaki
değişiklikler hakkındaki bilgilere dayanırlar. Finansal
Tabloların Amacı
12. Finansal
tabloların amacı, çeşitli kullanıcıların ekonomik kararlar verirken faydalanmaları
için işletmenin finansal durumu,
performansı(faaliyet sonuçları) ve finansal
durumundaki değişiklikler hakkında bilgi sağlamaktır. 13. Bu amaç için hazırlanan finansal tablolar kullanıcıların büyük bir kısmının ortak
ihtiyaçlarını karşılar. Ancak finansal tablolar
çoğunlukla geçmişteki işlemlerin etkisini
gösterir ve genellikle finansal olmayan
bilgileri içermezler, bu nedenlerle kullanıcıların ekonomik kararlar alırken
ihtiyaç duyacağı bilgilerin tamamını sağlamazlar. 14. Finansal tablolar aynı zamanda
yönetimin idaresinin sonuçlarını veya yönetimin idaresine verilen kaynakları
kullanımının hesabını gösterir. Şirket
sahipleri adına hareket eden yönetimin yeterliliğini ve hesaplarını gözden
geçirmek isteyen kullanıcılar bu değerlendirmelere dayanarak ekonomik
kararlar verebilirler. Bunlar, örneğin; işletmedeki yatırımlarını devam
ettirmek veya satmak veya yönetimi yeniden atamak ya
da değiştirmek şeklindeki kararları içerebilir. Finansal Durum,
Faaliyet Sonuçları ve Finansal Durumdaki Değişiklikler
15. Finansal
tabloları kullananlarca verilen ekonomik kararlar işletmenin nakit ve nakit
benzeri kaynakları yaratma kabiliyetinin, bu kaynakları yaratmasının
zamanlamasının ve gerçekleşme olasılığının değerlendirilmesini gerektirir.
Nakit ve nakit benzeri kaynakları yaratma kabiliyeti sonuç itibariyle
işletmenin çalışanlarına ve satıcılarına ödemelerini yapması, faizleri
ödemesi, aldığı kredileri geri ödemesi ve ortaklarına kar payı dağıtımını
yapma kabiliyetini belirler.
Kullanıcılar, kendilerine işletmenin finansal
durumu, faaliyet sonuçları ve finansal durumundaki
değişikliklere ilişkin bilgiler sağlanırsa, işletmenin nakit ve nakit benzeri
kaynakları yaratma kabiliyetini daha iyi değerlendirebilirler. 16. Bir işletmenin finansal
durumu, kontrol ettiği ekonomik kaynaklardan, finansal
yapısından, likit kıymetlerinden, finansal durumunun güçlülüğünden ve içinde bulunduğu
koşullardaki değişime ayak uydurma kapasitesinden etkilenir.İşletme
tarafından kontrol edilen ekonomik kaynaklara ilişkin bilgiler ve bu
kaynakların geçmişteki kullanımına ilişkin veriler işletmenin gelecekteki
nakit ve nakit benzeri kaynakları yaratma olanaklarını tahmin etmek için
yardımcı olabilir. Finansal yapı hakkındaki
bilgiler ilerideki borçlanma ihtiyaçlarının tahmin edilmesinde ve gelecekteki
kar ve nakit akışlarının işletme ile ilişkileri olanlar arasında nasıl
dağıtılacağının tahmininde kullanılabilir; işletmenin ilave finansman
sağlamasında ne kadar başarılı olabileceğinin öngörülmesini de sağlayabilir.
Likidite ve borç ödeme gücü hakkındaki bilgiler işletmenin finansal taahhütlerinin vadeleri geldiğinde yerine
getirilme olasılığının tahmin edilmesinde kullanılır. Likidite yakın
gelecekteki, o tarihe kadar olan dönemde ödenmesi gereken finansal
taahhütlerden sonra elde kalacak olan nakit tutarını ifade eder. Borç ödeme gücü uzun dönemde vadesi gelen finansal taahhütler yerine getirildikten sonra geriye
kalan nakit imkanları anlamına gelir. 17. Bir işletmenin halihazırdaki
performansı, özellikle karlılığı hakkındaki bilgiler, ileride kontrol etmesi
olasılığı olan ekonomik kaynakları nasıl kullanacağı ve bu kaynaklarda ne
gibi değişiklikler olabileceğini öngörmek için gereklidir. Bu nedenle işletmenin performansındaki değişkilikleri gösteren bilgiler önemlidir. İşletmenin
faaliyet sonuçları hakkındaki bilgiler işletmenin mevcut kaynaklarını
kullanarak nakit yaratma kapasitesini tahmin etmeye yaradığı gibi işletmenin
ilave kaynakları ne kadar etkili bir şekilde kullanacağı konusunda da fikir
verebilir. 18. İşletmenin finansal
durumundaki değişikliklere ilişkin bilgiler işletmenin söz konusu raporlama
dönemindeki yatırım, finansman ve işletme faaliyetlerini değerlendirmeye
yarar. Bu bilgiler kullanıcıya işletmenin nakit ve nakit benzerlerini yaratma
olanaklarını ve bu nakit kaynaklarını ne şekilde kullandığını da anlatır. Finansal durumdaki değişim tablosunun oluşturulmasında
fonlar değişik şekillerde, örneğin finansal
kaynaklar, işletme sermayesi, likit aktifler ve nakit olarak
tanımlanabilir. Kavramsal Çerçevede
fonlar için herhangi bir tanımlama yapılmamıştır. 19. Finansal
durum hakkındaki bilgiler öncelikle bilançoda yer alır. Faaliyet sonuçları
ile ilgili bilgiler ise öncelikle gelir tablosunda verilir. Finansal durumdaki değişimlerse finansal tablolar
arasında yer alan diğer tablolarda gösterilir. 20. Finansal
tabloları oluşturan unsurlar aynı işlemin farklı yönlerini yansıttıkları
için birbirleriyle ilişkilidirler. Her
ne kadar bir finansal tablo bir diğerindekinden
farklı bilgiler içerse de hiçbir bilgi sadece tek bir amacı karşılamaya dönük
veya kullanıcıların belli bir ihtiyacı için gerekli olan bütün bilgileri
karşılamaya yeterli değildir. Örneğin, gelir tablosundaki bilgiler, bilanço
ve nakit akış tablosu ile birlikte ele alınmadığı sürece işletmenin faaliyet
sonuçlarını tam bir şekilde yansıtamaz. Notlar ve Tamamlayıcı Çizelgeler
21. Finansal
tablolar, notlar ve tamamlayıcı çizelgelerle diğer bilgileri de içerirler.
Bunlar, örneğin, bilançodaki veya gelir tablosundaki herhangi bir kaleme
ilişkin olarak kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun ilave bilgiler verirler.
İşletmenin risklerini ve işletmeyi etkileyebilecek mevcut belirsizlikleri ve
bilançoda yer almayan kaynakları ve yükümlülükleri (maden rezervleri gibi)
açıklarlar.Coğrafi dağılım ve endüstriyel bölümlerle ilgili bilgiler ile
fiyat değişikliklerinin işletme üzerindeki etkilerini gösteren bilgiler de
tamamlayıcı bilgiler şeklinde verilir. Muhasebenin Varsayımları
Tahakkuk Esası
22.
Kendilerinden beklenen amaca cevap vermek için, finansal
tablolar muhasebenin tahakkuk esasına göre hazırlanırlar. Bu esasa göre,
işlemlerin ve diğer olayların etkisi, nakit veya nakit benzerleri alındığında
veya ödendiğinde değil, bu işlem ve olaylar olduğu zaman tahakkuk ettirilir
ve ilgili oldukları dönemin muhasebe kayıtlarına kaydedilerek o dönemin finansal tablolarında raporlanırlar. Tahakkuk esasına
göre hazırlanan finansal tablolar, kullanıcıları,
sadece geçmişteki nakit tahsilatlar ve nakit ödemelerle sonuçlanan işlemler
hakkında değil gelecekte nakit ödemesi gerektirecek mevcut yükümlülükler ve
gelecekte nakte dönüşecek mevcut kaynaklar hakkında
da bilgilendirir. Böylece, sözkonusu finansal tablolar geçmişte olan işlemlerle ve olaylarla
ilgili bilgiler vermek suretiyle kullanıcılara ekonomik kararlar verirken en
çok yararlanacakları türden bilgiler sunarlar İşletmenin Sürekliliği
23.
Finansal tablolar normal olarak
işletmenin devamlılığı ve öngörülebilir bir gelecekte de faaliyetlerini
sürdüreceği varsayımına dayanılarak hazırlanırlar. Böylece, işletmenin ne
tasfiyeye niyetinin ne de ihtiyacının olduğu, faaliyet hacminin de önemli bir ölçüde azalmayacağı
varsayılır. Eğer böyle bir niyet ve ihtiyaç varsa finansal
tablolar farklı bir gerekçe ile hazırlanmalı ve bu gerekçe açıklanmalıdır. Finansal Tabloların Niteliksel Özellikleri
24. Finansal
tabloların niteliksel özellikler taşıması
finansal tablolarda yer alan bilgilerin
kullanıcıların işine yaraması anlamına gelir. Dört tane niteliksel özellik;
anlaşılabilirlik, ihtiyaca
uygunluk, güvenirlilik ve karşılaştırılabilirliktir. Anlaşılabilirlik
25. Finansal
tablolarda yer alan bilgilerin taşıması gereken önemli bir özellik
kullanıcılar tarafından tam olarak anlaşılabilir olmalarıdır. Bu konuda, kullanıcıların işletmenin iş
kolu ve ekonomik faaliyetleri hakkında
bilgi sahibi olduğu, muhasebeden
anladığı, bilgileri de makul seviyede bir dikkatle incelediği varsayılır.
Ancak, karmaşık konularla ilgili olup kullanıcıların ekonomik karar verirlerken
yararlanabilecekleri ve finansal tablolarda yer
verilmesi gereken bilgiler, sadece
bazı kullanıcılar için anlaşılması güç olacağı gerekçesi ile finansal tablolardan da dışlanmamalıdır. İhtiyaca Uygunluk
26. Bilginin
faydalı olabilmesi için kullanıcıların karar vermeleri sırasındaki ihtiyaçlarına
uygun olması gerekir. Eğer kullanıcıların ekonomik kararlarını geçmişteki,
bugünkü ve gelecekteki olayları değerlendirmelerine yardımcı olmak ya da geçmişteki olayları algılamalarını teyid etmek veya düzeltmek suretiyle etkiliyorsa, bilgi, uygunluk
kalitesini taşır. 27. Bilginin
tahmin edilebilirlik ve teyid edilebilirlik
özellikleri birbiriyle ilişkilidir. Örneğin, işletmenin sahip olduğu
aktiflerin mevcut seviyesi ve yapısı, finansal
tablo kullanıcılarının, işletmenin ortaya çıkacak fırsatlardan yararlanabilme
kabiliyeti veya olumsuz koşulların meydana gelmesi halinde işletmenin bunlara
karşı nasıl bir tepki vereceği konularında tahminde bulunmalarına yararlı
olacak değerli bilgilerdir. Geçmişteki tahminler ve gerçekleşmelere bakılarak
işletmenin nasıl yapılandırılması gerektiği hususunun ya
da planlanan operasyonların nasıl sonuçlanacağı hususunun değerlendirilmesi
söz konusu olunca, aynı bilgiler teyid
edilebilirlik rolü üstlenmektedir. 28. Mevcut finansal duruma ait bilgiler ve geçmişteki faaliyet
sonuçları, gelecekteki finansal durumu ve faaliyet
sonuçlarını, kullanıcıları doğrudan ilgilendiren konularda, örneğin, temettü
ve ücret ödemelerini, hisse senedinin fiyatındaki hareketleri ve işletmenin
vadesi geldiğinde borçlarını ödeme kabiliyetini tahmin etmekte sıkça
kullanılan bilgilerdir.Tahminlerde kullanılabilme değeri taşıması için
bilgilerin doğrudan doğruya bir öngörü olması şart değildir. Ancak, finansal tabloları kullanarak tahmin yapabilme olanağı
geçmişte olan işlemlerin ve olayların gösterim şeklline
bağlı olarak artmaktadır. Örneğin, gelir tablosunun tahminlerde
kullanılabilme değeri, alışılmadık, normal dışı ve az rastlanan gelir ve
gider kalemlerinin gelir tablosunda ayrıca açıklanması ile artar. İhtiyaca uygunluk ve Önemlilik
29. Bilginin
uygunluğu onun özelliğinden ve önemliliğinden etkilenir. Bazı durumlarda
bilginin özelliği tek başına uygunluğunu belirlemek için yeterli
olabilir. Örneğin, yeni bir faaliyet
alanının raporlanması, raporlama dönemindeki yeni faaliyetin sonuçlarının
rakam olarak önemli olup olmamasına bakılmaksızın işletmenin karşı karşıya
olduğu risklerin ve meydana gelecek olan fırsatların belirlenmesinde etkili
olabilir. Diğer bazı durumlarda,
örneğin, işletme için uygun bir şekilde ana stok kalemleri olarak belirlenen
stokların tutarları dikkate alındığında hem özellik hem de önemlilik
kavramları söz konusudur. 30.
Eğer bir bilginin verilmemesi ya
da yanlış verilmesi finansal tabloları kullanarak
ekonomik kararlarını verecek olan kullanıcıları etkileyebilecekse, o bilgi
önemliliğe sahip bir bilgidir.
Bilginin eksikliği veya yanlışlığı durumlarında önemlilik hususunun
olup olmadığına karar vermek için bilgi verilmeyen kalemin ya da hatalı verilen kalemin büyüklüğüne bakmak gerekir. Bu nedenle,
önemlilik, bilginin faydalı olması için öncelikle taşıması gereken niteliksel
bir özellik olmaktan ziyade, bir ayrım ya da
ayrıştırma noktasını gösterir. Güvenilirlik
31. Faydalı
olması için bilginin güvenilir de olması gerekir. Bilgi önemli hatalar
içermiyorsa, önyargılı değilse ve
belli bir konuyu makul bir şekilde açıklamış olduğu kabul edildiği ya da açıklamış olduğu beklendiği için kullanıcılar
tarafından bu bilgiye dayanılacaksa bilginin güvenilirlik özelliği vardır. 32. Bilgi uygun
olabilir fakat içerik olarak güvenilir olmayabilir ya
da anlaşıldığı şekliyle yanıltıcı olabilir. Örneğin, işletme aleyhine açılan
bir zarar tazmini davasında davanın dayanağının geçerliliği ve tazminat
talebi rakamı konusunda anlaşmazlık varsa, işletmenin bilançosunda tazminat talebinin
tamamına karşılık ayırması uygun değildir, durumun
ve rakamların finansal tablolara ilişkin notlarda
açıklanması daha doğrudur. Güvenilirlik ve Doğru Bir Şekilde Gösterim (Olayı
gerçeğe uygun bir şekilde temsil)
33. Bilginin
güvenilir olması için açıklamayı amaçladığı ya da
makul bir şekilde açıklamış olduğunun beklendiği işlemleri ve diğer olayları
doğru bir şekilde göstermesi gerekir. Örneğin, bir bilanço, tahakkuk ilkesine
uygun olarak raporlama tarihinde aktifler, pasifler ve özkaynaklar
olarak sonuçlanan işlemleri ve diğer
olayları doğru bir şekilde göstermelidir. 34.
Bilgilerin çoğu amaçladığı açıklamayı doğru bir şekilde
yapmaktan uzak olma riski ile karşı karşıyadır. Bunun önyargı ile ilgisi
yoktur. Daha ziyade ölçümlenmesi gereken işlem ve diğer olayların belirlenmesinin veya
bilginin ilgili olduğu işlem ve olaylarla
ilgili mesajları verebilmesi için ölçümlenmesi ve raporlanmasında
kullanılacak tekniklerin geliştirilmesinin doğal olarak taşıdığı zorluklardan
kaynaklanır. Bazı özellikli durumlarda bazı kalemlerin finansal
etkilerinin ölçümlemesi çok belirsiz olabilir ve genellikle işletme bu
kalemleri finansal tablolarında tahakkuk ettirmeme
yoluna gidebilir. Örneğin, bir çok işletme zaman içerisinde kendi bünyesinde
şerefiye oluşturabilirse de, genellikle bu şerefiyeyi güvenilir bir şekilde
belirlemek ve ölçümlemek zordur. Diğer bazı durumlarda ise, bu tür kalemleri
tahakkuk ettirmek ancak bunların tahakkuk ettirilmesindeki ve
ölçümlemesindeki güçlükleri de notlarda açıklamak daha uygun olabilir. Güvenilirlik ve Özün Önceliği
35. Bir bilginin tanımlamayı amaçladığı
işlem ve diğer olayları doğru bir şekilde tanımlaması için bu işlem ve
bilgilerin sadece yasal görünümleri değil, bunların özleri ve ekonomik
gerçekler de dikkate alınarak muhasebeleştirilmesi ve sunulması gerekir.
İşlemlerin ve diğer olayların gerçek mahiyetleri her zaman bunların yasal
görünümüyle veya görünürdeki tanımıyla tutarlı olmayabilir. Örneğin, bir işletme bir aktifini belgelere
göre başka bir işletmeye satmış ve yasal sahipliğini devretmiş ancak bu
aktifin ekonomik getirilerinden faydalanmaya devam etmek için de diğer
tarafla anlaşmış olabilir. Bu gibi durumlarda, bu işlem (gerçekte böyle bir
işlem varsa) satış olarak raporlanırsa doğru bir şekilde tanımlanmamış
olacaktır. Güvenilirlik ve Tarafsızlık
36. Finansal tablolardaki bilgilerin güvenilir olması için
tarafsız olmaları, önyargı taşımamaları gerekir. Eğer bilgiler seçimleri veya
sunumları itibariyle kullanıcıların
karar vermelerini ya da kanaat sahibi olmalarını
etkileyerek önceden belirlenen sonuçlara veya algılamalara ulaşmalarını
sağlamaya yönelikse bu finansal tablolar tarafsız değildir. Güvenilirlik ve İhtiyatlılık
37.
Finansal tabloları
hazırlayanlar, kaçınılamaz olarak birçok olay ve durumu çevreleyen
belirsizliklerle karşı karşıyadırlar. Örneğin, şüpheli alacakların tahsil
edilebilme durumu, sabit kıymetlerin muhtemel yararlanma ömürleri ve ortaya
çıkabilecek garanti taleplerinin sayısı gibi. Finansal
tabloların hazırlanmasında bu belirsizliklere, özellikleri ve kapsamları
itibariyle yer verilirken ihtiyatlı bir şekilde hareket edilmelidir.
İhtiyatlılık belirsizlik olması nedeniyle tahmin yapılması gereken hallerde
aktiflerin ve gelirin olduğundan fazla, yükümlülüklerin ve giderlerin de
olduğundan eksik belirlenmemesi için gereken dikkatin gösterilmesini ifade
eder. Ancak, ihtiyatlı davranmak gizli yedeklerin yaratılmasına veya
gerekenden fazla karşılık ayrılmasına, bilerek aktiflerin ve gelirin
olduğundan eksik, yükümlülüklerin ve giderlerin de olduğundan fazla
belirlenmesine yol açarsa finansal tabloların
tarafsızlığı yok olur ve güvenilirlik özelliği ortadan kalkar. Güvenilirlik ve tam açıklama
38.
Finansal tablolardaki bilgilerin
güvenilir olması için önemlilik ve maliyet sınırları içinde bütünü kavraması
yani tam olması gerekir. Bilginin bir kısmının dahil edilmemesi bilginin
tamamının yanlış veya yanıltıcı olmasına bu nedenle de güvenilirlik ve
uygunluk özelliğini kaybetmesine yol açar. Karşılaştırılabilirlik
39. Kullanıcıların bir işletmenin belli
bir zaman içerisinde finansal durumundaki ve
faaliyetlerindeki değişmeleri takip edebilmeleri için işletmenin finansal tablolarını karşılaştırma imkanları olmalıdır.
Kullanıcıların aynı zamanda bu işletme ile başka bir işletmeyi de
karşılaştırabilmek suretiyle bunların
kendilerine özgü finansal
durumlarını, faaliyet sonuçlarını ve finansal
durumlarındaki değişimleri değerlendirebilme imkanına sahip olması gerekir.
Böylece, benzer işlemlerin ve diğer olayların finansal
etkilerinin hem bu işletmede hem de diğer işletmelerde nasıl ölçümlendiği ve
gösterildiği zaman içerisinde, istikrarlı bir şekilde takip edilebilir. 40. Karşılaştırılabilirlik niteliksel
özelliğinin önemli bir şartı, kullanıcıların, finansal
tabloların hazırlanmasında takip edilen muhasebe politikaları, bu
politikalarda yapılan değişiklikler ve bu değişikliklerin etkileri hakkında
bilgilendirilmeleridir. Kullanıcılar hem bir işletmenin benzer işlemler ve
diğer olaylar için takip ettiği muhasebe politikalarında dönemler itibariyle
herhangi bir değişiklik olup olmadığını, hem de diğer bir işletmenin
kullandığı muhasebe politikaları ile farklılıklar olup olmadığını anlamaya
ihtiyaç duyarlar. İşletmenin uyguladığı muhasebe politikalarının açıklanması
da dahil olmak üzere, Türkiye Muhasebe Standartları ile uyumlu olunması,
karşılaştırılabilirliği sağlamaya yardım eder. 41. Karşılaştırılabilirlik ihtiyacı
münferiden tekdüzelik ile karıştırılmamalı ve muhasebe standartlarında
geliştirme yapılmasının önünü tıkayacak bir engel oluşturmamalıdır. Bir
işletmenin belli bir işlemi veya diğer olayı muhasebeleştirmek için
uyguladığı politika, uygunluk ve güvenilirlik niteliksel özelliğini
karşılamıyorsa, bu muhasebe politikasının aynı şekilde uygulanmasına devam
edilmesi doğru değildir. Daha uygun ve güvenilir alternatif bir muhasebe
politikasının bulunması halinde işletmenin uyguladığı muhasebe politikasını
değiştirmemesi de yanlıştır. 42. Kullanıcılar işletmenin finansal durumunu, faaliyet sonuçlarını ve finansal durumundaki değişimleri zaman içerisinde
karşılaştırmak istedikleri için finansal tablolar
aynı bilgileri önceki dönemler için de göstermelidirler. İhtiyaca uygun ve güvenilir bilgiyle ilgili sınırlamalar
Zamanında
Sunulma
43.
Zorunlu
olmayan nedenlerle raporlanmasının geciktirilmesi bilginin uygunluk
özelliğini ortadan kaldırır. Yönetim, zamanında raporlama yapmanın faydası
ile bilginin güvenilir olması koşulu arasındaki dengeyi sağlamak zorundadır.
Bilginin belli bir zamanda raporlanması çoğunlukla işlem ve diğer olayların
bütün sonuçlarının ortaya çıkmasından önce olmakta, bundan da bilginin
güvenilirliği etkilenmektedir. Aksi
durumda, bütün sonuçların belli olması beklenip ondan sonra raporlama
yapılırsa bilgi oldukça güvenilir
olacak ancak bu sonuçların belli olmasından önce karar verenler için de pek
fazla bir değeri olmayacaktır. Kullanıcıların ekonomik karar alma ihtiyaçlarının
en iyi şekilde karşılanabilmiş olması,
uygunluk ve güvenilirlik arasındaki dengeyi sağlamak için kullanılması
gereken ölçüdür. Fayda ve Maliyet Dengesi
44.
Fayda
ve maliyet arasındaki denge bir niteliksel özellik değil her durumda söz
konusu olan bir kısıtlamadır. Bilgiden sağlanan fayda, bu bilgiyi edinmek
için katlanılan maliyetin üzerinde olmalıdır. Ancak, faydaların ve
maliyetlerin belirlenmesi çoğunlukla subjektif bir
süreçtir. Öte yandan, maliyetler de genellikle faydadan yararlanan
kullanıcılarda oluşmaz. Bazı
durumlarda da bilginin sağladığı faydadan yararlananlar bu bilgilerin
kendileri için hazırlananlardan başkaları olabilir. Örneğin, borç verenlere
ilave bilgi sağlanması işletmenin borçlanma maliyetini azaltabilir. Bu gibi
nedenlerle bütün durumlarda fayda-maliyet testini uygulamak zordur. Bu
zorluğa rağmen, başta standart tesis edenler olmak üzere, finansal
tabloları hazırlayanların ve kullananların da
bu kısıtlamanın farkında olması gerekir. Niteliksel Özellikler Arasındaki Denge
45. Uygulamada niteliksel özellikler arasında
bir denge kurmak veya bunları karşılaştırmak çoğu zaman zorunlu
olmaktadır. Genellikle istenen, finansal tabloların amacına ulaşması için niteliksel özellikler arasında makul
bir denge sağlamaktır. Niteliksel özelliklerin değişik konularda göreceli
olarak taşıdığı önemi belirlemek mesleki bilgi gerektiren ve konunun bütün
boyutları düşünülerek verilmesi gereken bir karardır. Gerçeği Doğru Ve Dürüst Bir Şekilde Yansıtma / Dürüst Gösterim
46. Finansal
tabloların bir işletmenin finansal durumunu,
faaliyet sonuçlarını ve finansal durumundaki
değişimleri doğru ve dürüst olarak yansıttığı veya dürüst bir şekilde
gösterdiği sıkça belirtilen bir husustur. Her ne kadar Kavramsal Çerçeve bu
tür kavramlarla doğrudan doğruya ilgilenmese de belli başlı niteliksel
özelliklerin uygulanması ve uygun muhasebe standartlarının uygulanması, finansal tabloların normal olarak genellikle anlaşıldığı
şekilde söz konusu bilgileri doğru ve
dürüst olarak yansıtmasını veya gerçeğe uygun bir şekilde göstermesini sağlar.
Finansal Tabloların Unsurları
47. Finansal tablolar, işlemlerin ve diğer olayların finansal etkilerini, bunları ekonomik karakterlerine göre
geniş gruplar içinde sınıflandırarak gösterirler. Bu geniş gruplar finansal tabloların unsurları olarak tanımlanır. Finansal durumun ölçümlemesi ile doğrudan ilgili unsurlar
bilançoda varlıklar, Yabancı kaynaklar (borçlar) ve özkaynaklar
olarak yer alır. Gelir tablosundaki faaliyet sonuçlarının ölçümlemesi ile
doğrudan doğruya ilgili unsurlar ise gelirler ve giderlerdir. Finansal durumdaki değişim tablosunun unsurları ise gelir
tablosunun unsurlarını ve bilanço unsurlarındaki değişiklikleri yansıtır. Bu
açıklamalarda Kavramsal Çerçeveye özgü olmak üzere yukarıdakilerin dışında
herhangi bir unsur tanımlanmamaktadır. 48.
Sözkonusu
unsurların bilançoda ve gelir tablosunda gösteriminde alt sınıflandırmalar da
yapılmaktadır. Örneğin, varlıklar ve borçlar kullanıcıların ekonomik kararlar
vermelerinde en uygun şekilde yardımcı olmak üzere özelliklerine ve
işletmenin iş kolundaki fonksiyonlarına göre sınıflandırılabilirler. Finansal Durum
49. Finansal durumun ölçümlemesiyle doğrudan ilgili unsurlar
varlıklar, borçlar ve özkaynaklardır. Bunlar
aşağıda tanımlanmıştır: a)
Varlık, geçmişte olan işlemlerin
sonucunda ortaya çıkan ve halihazırda işletmenin kontrolünde olan ve
gelecekte işletmeye ekonomik fayda sağlaması beklenen değerlerdir b)
Borç, geçmiş olaylardan
kaynaklanan ve ödenmesi işletmenin ekonomik fayda sağlayabilecek değerlerinde
bir çıkışa neden olacak mevcut yükümlülüklerdir. c)
Özkaynaklar, işletmenin varlıklar toplamından yabancı
kaynakların indirilmesi suretiyle kalan kısımdır 50. Varlık
ve borç tanımları bunların temel özelliklerini belirtir. Ancak bunların
bilançoda yer almalarından önce uymaları gereken ölçütleri belirleme amacı
taşımaz. Bu nedenle, varlık ve borç tanımları, bilançoda yer almaları için
uymaları gereken koşulların belirlendiği 82-92 Numaralı paragraflarda
belirlenen ölçütlere uymadığı için bilançoda yer verilmemesi gereken
kalemleri de kapsamaktadır. Bir varlığın veya borcun bilançoda yer alması
için özellikle, gelecekte işletmeye ekonomik fayda sağlanması ya da ekonomik fayda sağlayacak bir varlığın işletmeden
çıkması beklentisi olmalı ve 83 Numaralı paragrafta yer alan gerçekleşme
olasılığına uygun olmalıdır. 51. Bir
kalemin varlık, borç veya özkaynaklar tanımı
kapsamında yer alıp almadığını değerlendirirken sadece hukuki biçime değil,
kalemin özüne ve ekonomik anlamına bakılır. Örneğin, finansal
kiralama işlemlerinin özüne ve ekonomik gerçeklere göre kiralayan, kiralanan
varlık kullanılanarak elde edilecek ekonomik
faydayı, bu varlığın yararlı ömrünün çoğu süresince elde etmek hakkı
karşılığında, varlığın emsal bedeli kadar bir yükümlülüğü ve bu yükümlülükle
ilgili finansman giderlerini üstlenmektedir. Bu durumda finansal
kiralama işlemi varlık ve borç tanımlarına giren kalemleri ortaya çıkardığı
için kiralayanın bilançosunda ilgili varlık ve borçların yer alması gerekir. 52.
Mevcut düzenlemelere göre oluşturulan bilançolar, varlık
veya borç tanımlarına uymayan ve özkaynakların bir
parçası olarak da gösterilemeyen bazı kalemleri içerebilir. Gerek mevcut
Türkiye Muhasebe Standartlarının ileriki tarihlerde gözden geçirilmesinde
gerekse yeni Standartların geliştirilmesinde
49 Nolu paragrafta yer alan tanımlar geçerli
olacaktır. Varlıklar
53. Bir varlığın beklenen ekonomik faydası, işletmeye nakit
ve nakit benzeri akımına doğrudan ve dolaylı olarak katkı sağlayacak
potansiyeldir. Potansiyel, işletmenin esas faaliyetlerinin parçası olan
üretken bir birim olabileceği gibi, nakde ve nakit benzerlerine çevrilebilen
veya üretim maliyetlerini azaltan bir bilgi gibi, işletmenin nakit çıkışını
azaltma kapasitesi şeklinde de ortaya çıkabilir. 54. Bir
işletme genellikle varlıklarını kullanarak müşterilerinin istek ve ihitiyaçlarını karşılayabilecek mal ve hizmet üretir.
Müşteriler de istek ve ihtiyaçlarını karşılayacak olan bu mal ve hizmetler
için bir bedel ödeyerek işletmenin nakit akışına katkıda bulunurlar. Nakdin
kendisi işletmeye diğer kaynakları elde etme imkanı verdiği için bir hizmet
de sunmuş olur. 55. Bir
varlığın taşıdığı gelecekte oluşacak ekonomik yarar işletmeye birkaç şekilde
gelebilir. Örneğin bir varlık: a)
İşletme tarafından satılan mal ve hizmetlerin
üretiminde tek başına veya diğer
varlıklarla beraber kullanılabilir, b)
Diğer varlıklarla değiştirilerebilir
(Takas edilebilir), c)
Bir borcun ödemesinde kullanılabilir, d)
İşletme sahiplerine dağıtılabilir. 56. Birçok varlık,
örneğin alacaklar, arsa, arazi, bina , tesis ve ekipmanlar fiziken vardır. Ancak bazı varlıkların fiziken var olmaları şart değildir. Eğer gelecekte
oluşacak ekonomik değer taşıyorlarsa ve işletme tarafından kontrol
ediliyorlarsa, örneğin, patentler ve telif haklarında olduğu gibi varlık
olarak kabul edilir . 57. Birçok
varlık, örneğin alacaklar, arsa ve arazi, sahiplik hakkını da içermek üzere
yasal haklarla teçhiz edilmiştir. Bir varlığın mevcudiyetini belirlemek için
onun yasal olarak sahibi olmak gerekmez. Örneğin, kiralanan bir mülkten
beklenen yarar işletmenin kontrolünde olacaksa bu mülk işletme için bir
varlıktır. Esasında bir işletmenin bir varlığın oluşturacağı yararı kontrol
edebilmesi için genellikle yasal bir hakka sahip olması gerekir. Ancak yasal
bir kontrolün olmadığı durumlarda da herhangi bir madde varlık olarak
tanımlanabilir. Örneğin, geliştirme
faaliyetlerinin sonucunda oluşturulan teknik bilgiyi (know-how) işletme bir sır olarak tutar ve bundan oluşacak
yararı kontrol edebilirse bu teknik bilgi (know-how) bir varlık olarak tanımlanabilir. 58. Bir
işletmenin varlıkları daha önce gerçekleşmiş işlemlerin veya olayların
sonucunda ortaya çıkar. İşletme normal olarak varlıklarını satın almak veya
üretmek yollarıyla elde eder. Ancak diğer işlemlerin veya olayların sonucunda
da varlık edinebilir. Bir bölgedeki ekonomik gelişmeyi teşvik etmek için
devletin uyguladığı program uyarınca işletmenin devletten bir mülk alması ve
maden rezervlerini keşfetmesi bu tür edinimlere örnek teşkil eder. İleride
oluşması beklenen işlemler ve olaylar kendiliklerinden bir varlık
oluşturamazlar. Örneğin, stok alım niyeti varlık olarak tanımlanamaz. 59. Harcamaların
yapılması ile varlıkların oluşması arasında yakın bir ilişki vardır. Bununla
beraber, bu iki husus her zaman aynı zamanda gerçekleşmeyebilir. Bu nedenle
bir işletmenin yaptığı harcamalar ileride bundan bir yarar meydana geleceği
beklentisine işaret edebilir. Fakat bu husus varlık olarak tanımlanabilecek
bir maddenin edinildiği sonucuna ulaştıracak bir kanıt olamaz. Benzer
şekilde, edinimi için bir harcama yapılmamış olması, bir maddenin varlık
olarak tanımlanmasını ve bilançoda yer verilmesini engellemez. Örneğin,
işletmeye bağışlanan maddeler varlık olarak tanımlanmak için gereken
özellikleri taşıyabilirler. Borçlar
60. Bir
borcun temel özelliği mevcut bir yükümlülük içermesidir. Yükümlülük belli bir şekilde hareket etmeyi
veya davranmayı gerektiren bir görev veya sorumluluktur. Bağlayıcı bir yasal
anlaşmadan veya yasal bir mecburiyetten doğan yükümlülüklerin, normal olarak rastlandığı üzere, örneğin
mal ve hizmet alımları karşılığında yüklenilen borçlar da olduğu gibi yasal
yaptırımları olabilir. Diğer yandan yükümlülükler, iş yapma ilkelerinden, örf ve adetlerden ve
iyi iş ilişkilerini korumak veya hakkaniyete uygun davranmak arzusundan da kaynaklanabilir. Örneğin,
eğer bir işletme, garanti süreleri geçmiş olmasına rağmen ürünleri ile ilgili
hatalardan doğan sorumlulukları yerine getirmeyi bir şirket politikası haline
getirmişse, satılan mallarla ilgili olarak ortaya çıkması beklenen bu
giderler şirket için borç olarak dikkate alınırlar. 61. Mevcut
bir yükümlülükle ileriye dönük bir taahhüt arasında bir ayrım yapılması
gerekir. İşletme yönetiminin ileriki bir zamanda varlık edinimine ilişkin kararı
mevcut bir yükümlülüğün ortaya çıkmasına neden olmaz. Bir yükümlülüğün
doğması için varlıkların işletmeye teslim edilmiş olması ya
da işletmenin varlıkların edinimi için geri dönülemez bir sözleşmenin yapmış
olması gerekir. Bir sözleşmenin geri dönülemez olma özelliği, sözleşmedeki
yükümlülüğe uymama halinde, işletmenin önemli ceza ödemek zorunda kalması
gibi nedenlerle işletmenin bozmak istemeyeceği sözleşmeler olmasıdır. 62. Mevcut
bir yükümlülüğün yerine getirilmesi genellikle, ekonomik yarar sağlaması beklenen bir
varlığın alacaklı olan tarafa
verilmesi şeklinde olur. Mevcut
borçlar birkaç şekilde sona erebilir. Örneğin; a)
Nakit ödemesi, b)
Diğer varlıkların verilmesi, c)
Hizmet sağlanması, d)
Bir yükümlülüğün bir başka yükümlülükle değiştirilmesi, e)
Yükümlülüğün özkaynaklara
dönüştürülmesi. Bir yükümlülük,
alacaklının alacağından vazgeçmesi ya da alacak
hakkını yitirmesi gibi durumlarda da sona erer. 63. Borçlar geçmişte olan işlemlerin
veya gerçekleşen diğer olayların sonucunda oluşur. Örneğin, malların alımı
veya hizmetlerin kullanımı, alım veya kullanım sırasında ya
da önceden ödeme yapılmamışsa, ticari borç yaratır ya
da bir bankadan kredi alınması halinde geri ödenmesi gereken bir borç doğar.
Müşterilerinin yıllık alımları üzerinden daha sonra satış indirimleri uyguluyan bir işletme de ileride yapacağı indirimleri
borç olarak tahakkuk ettirmelidir. Bu durumda, işletmenin yapmış olduğu mal
satışları aynı zamanda borç doğuran işlemler olmaktadır. 64. Bazı borçların
tutarları sadece önemli ölçülerde tahminlerde bulunarak belirlenebilir. Bu tür borçlar işletmelerce karşılık
olarak tanımlanmaktadır. Bazı işletmelerde borç tanımının çok dar
bir şekilde, sadece tutarının tahmin
yapılmadan belli olması gereken borçları içerecek şekilde, yapılmış olması nedeniyle bu tür karşılıklar borç olarak kabul
edilmemektedir. 49 Numaralı paragraftaki borç tanımı daha geniş bir yaklaşımı
takip etmektedir. Bu nedenle, bir karşılık mevcut bir yükümlülükle ilgili ise
ve borç tanımının diğer özelliklerini de taşıyorsa , tutarının belirlenmesi
için bir tahmin yapılması gerekse bile borç olarak tanınmalıdır. Bu konudaki
örnekler mevcut garanti koşullarına göre yapılması gereken ödemeler ile
emeklilikle ilgili ödemeler için ayrılan karşılıkları içerir. Özkaynaklar (Özsermaye)
65. Özkaynaklar 49 Numaralı paragrafta, varlıklardan bütün
borçlar düşüldükten sonra kalan kısım olarak tanımlanmışsa da bilançodaki bir
alt sınıflandırma olabilir.
Örneğin, şirket olarak faaliyet
gösteren bir işletmede hissedarların işletmeye koyduğu fonlar, dağıtılmamış
karlar, dağıtılmamış karlardan ayrılan
yedekler ve sermaye yedekleri (sermaye
koruma düzeltmeleri) ayrı ayrı gösterilebilir.
Böyle bir alt sınıflandırma yasal düzenlemeler ve diğer kısıtlamalar
çerçevesinde işletmenin özkaynaklarını dağıtma veya mevcut işte kullanma
imkanlarını göstereceği için finansal tabloları
kullananların karar verme ihtiyaçlarına uygun olabilir. Bu alt sınıflandırma
aynı zamanda bir işletmede hissedarlığı olan tarafların temettü dağıtımı veya
sermayenin geri ödenmesi durumlarında farklı haklara sahip olduğunu da
gösterebilir. 66. Bazı
durumlarda ana sözleşmelerde veya yasal düzenlemelerde, işletmenin ve
işletmeye kredi verenlerin, işletmenin uğrayabileceği zararların etkisinden
korunabilmesi için ihtiyat ayırmaları şart
koşulabilir. İşletmeler, ülkedeki
vergi kanunlarının bu tür ihtiyatların ayrılması halinde vergi muafiyeti ya da vergi indirimleri tanıması durumunda da diğer tür
ihtiyatları ayırabilirler. Yasal ihtiyatların, anasözleşmeye göre ayrılan ihtiyatların ve vergi
ihtiyatlarının varlıkları ve tutarları kullanıcıların karar verme
ihtiyaçlarına uygun bilgiler olabilir. İhtiyatlar dağıtılmamış karlardan
ayrılan kısım olup gider niteliğinde değildir. 67. Bilançoda
yer alan özkaynaklar, varlıkların ve borçların
ölçümlemesi neticesinde belirlenir.
Normal olarak özkaynakların toplam tutarı
sadece tesadüf olarak işletmenin hisselerinin toplam piyasa fiyatına veya net
varlıklarının ayrı ayrı satışından ya da işletmenin sürekliliğinin korunacağı bir durumda
net varlıklarının topluca satışından elde edilecek değere eşit olabilir. 68. Ticari,
sınai ve diğer tür faaliyetler sık bir şekilde rastlandığı üzere, şahsi
işletme, ortaklık, veya çeşitli türlerde devlet teşekkülleri şeklindeki
organizasyonlar tarafından yürütülmektedir. Bu tür kuruluşların tabi
oldukları yasalar ve kurallar çoğu zaman şirket şeklinde olan işletmelerin
tabi olduklarından farklılık gösterir.
Örneğin, şirketlere nazaran diğerlerinde özkaynaklarda
yer alan tutarların sahiplere veya diğer hak sahiplerine dağıtılmasında daha
az kısıtlamalar olabilir. Bu farklara rağmen Kavramsal Çerçevedeki özkaynaklar tanımı ve özkaynakların
diğer özellikleri ile ilgili olarak belirtilen hususlar şirket olmayan
işletmeler için de geçerlidir. Faaliyet Sonuçları
69. Kâr,
münferiden, faaliyet sonuçlarının ölçümü olarak veya yatırımın kârlılığı ya da hisse başına kar gibi diğer ölçümlerin
belirlenmesinin temel unsuru olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Kârın belirlenmesi
ile doğrudan ilgili olan unsurlar gelirler ve giderlerdir. Gelirlerin ve Giderlerin tahakkuku ve
ölçümlemesi, dolayısıyle kârın belirlenmesi kısmen,
finansal tabloların hazırlanmasında işletmenin
takip ettiği sermaye ve sermayenin sürdürülmesi kavramlarına bağlıdır. Bu
kavramlar 102’den 110’a kadar Numaralı paragraflarda açıklanmıştır. 70. Gelirlerin
ve giderlerin unsurları aşağıdaki gibi tanımlanmıştır: a)
Gelir, muhasebe döneminde, ekonomik yararlarda işletme bünyesine
varlık girişi veya diğer şekillerdeki varlık çoğalmaları sonucundaki artışı
veya özkaynaklarda hissedarların yatırdıkları
fonlar dışındaki kalemlerde artış meydana getiren borçlardaki azalmayı ifade
eder. b)
Giderler, muhasebe döneminde, ekonomik yararlarda varlık
çıkışı veya diğer şekillerdeki varlık eksilmeleri sonucundaki azalışları veya
özkaynaklarda hissedarlara yapılan ödemelerin
sonucunda ortaya çıkan azalmaların dışında özkaynaklarda
azalma sonucunu doğuran borçlarda meydana gelen artışları ifade eder. 71. Gelirlerin
ve giderlerin tanımları bunların temel özelliklerini gösterir, ancak gelir
tablosunda yer almaları için yerine getirmeleri gereken ölçütleri belirleme
amacı taşımaz. Bu ölçütler 82-92 Numaralı paragraflarda açıklanmıştır. 72. Gelirler
ve giderler ekonomik karar almaya uygunluk sağlamaları için gelir tablosunda
değişik şekillerde gösterilebilirler. Örneğin, işletmenin olağan faaliyet
konusu ile ilgili gelir ve giderlerinin bu konunun dışındaki faaliyetlerle
ilgili olanlarından ayrı olarak gösterilmesi çok sık rastlanan bir
uygulamadır. Bir işletmenin
gelecekteki nakit ve nakit benzerlerini yaratma imkanlarını değerlendirirken
bir unsurun kaynağının ne olduğunun bilinmesi önemli olduğu için bu ayrım
yapılır. Örneğin, uzun vadeli varlıkların elden çıkarılması gibi az rastlanan
bir unsurun devamlılık göstermesi ve tekrarlanması beklenmez. Unsurların bu
şekilde ayrıştırılmasında işletmenin ve faaliyetlerinin özelliklerine dikkat
etmek gerekir. Bir işletme için olağan
faaliyetlerden olan bir unsur bir başkası için olağan dışı bir faaliyet
olabilir. 73.
Gelir ve gider kalemlerinin ayrıştırılması ve değişik
şekillerde gruplandırılması işletmenin faaliyet sonuçlarının değişik
şekillerde gösterilmesine de izin verir. Bu gösterimler değişik seviyelerde
kapsamlara sahiptirler. Örneğin, gelir tablosu, brüt kârı, vergi sonrası
olağan faaliyet kârını ve net kârı gösterebilir. Gelir
74. Gelirin
tanımı hasılatın ve kazancın ikisini birden içerir. Hasılat işletmenin olağan
faaliyetleri neticesinde ortaya çıkar; satış, ücret, faiz, temettü, lisans
ücreti ve kira gibi çeşitli adlar taşır. 75. Kazançlar
gelir tanımına giren diğer kalemleri belirtir. Bunlar işletmenin olağan
faaliyetlerinden doğabildiği gibi olağan olmayan faaliyetlerinden de ortaya
çıkabilir. Kazançlar ekonomik yarardaki artışları ifade ederler ve
özellikleri itibariyle gelirlerden bir farkları yoktur. Bu nedenle, kazançlar
Kavramsal Çerçevede ayrı bir unsur olarak ele alınmamışlardır. 76. Kazançlar,
örnek olarak uzun vadeli varlıkların elden çıkarılmasından elde edilen
kazançları da kapsar. Gelirin tanımı, kısa vadeli menkul kıymetlerin
değerlemesinden ve uzun vadeli varlıkların taşıdıkları değerdeki artışlardan
kaynaklanan kazançlar gibi gerçekleşmemiş kazançları da içerir.
Kazançlara ilişkin bilgiler ekonomik
karar vermede faydalı olduğu için bunlar gelir tablosunda genellikle ayrı bir
şekilde gösterilirler. Kazançlar genellikle ilgili giderler düşüldükten sonra
kalan net tutarı ile raporlanırlar. 77.
Gelir, çeşitli varlıkların elde edilmesini veya varlıklarda
artışlar olmasını sağlar. Nakit, alacaklar, verilen mal ve hizmetlere
karşılık alınan mal ve hizmetler gelirin örneklerini oluşturur. Gelir,
borçların tasfiyesinden de kaynaklanabilir. Örneğin, bir işletme alacaklısına
mevcut bir borcunun veya yükümlülüğünün kapatılması karşılığında mal veya
hizmet sağlayabilir. Giderler
78. Gider
tanımı, zararları olduğu gibi işletmenin olağan faaliyetleri sırasında doğan
giderleri de içerir. İşletmenin olağan faaliyetleri ile ilgili giderler,
satışların maliyeti, ücretler ve amortismanlar gibi giderleri içerir. Giderler genellikle nakit, nakit
benzerleri, stoklar, maddi duran varlıklar gibi varlıkların işletme dışına
çıkışı veya işletmedeki varlıkların değerlerinde azalmalar olması şeklinde
oluşur. 79. Zararlar
gider tanımına giren diğer kalemleri belirtir. Bunlar işletmenin hem olağan
hem de olağan dışı faaliyetlerinden doğabilir. Zararlar ekonomik yarardaki azalışları
ifade eder ve özellikleri itibariyle giderlerden bir farkları yoktur. Bu
nedenle Kavramsal Çerçevede ayrı bir
unsur olarak ele alınmamışlardır. 80. Zararlar; yangın, sel gibi
felaketlerden oluşan zararlar ile uzun vadeli varlıkların elden çıkarılması sonucunda
oluşan zararlar gibi zararları da kapsar. Giderlerin tanımı, bir yabancı
paranın kurundaki artıştan dolayı o para cinsinden olan borçlardaki
artışlardan kaynaklanabilen gerçekleşmemiş zararları da içerir. Zararlara
ilişkin bilgiler ekonomik karar vermede faydalı olduğu için bunlar gelir
tablosunda genellikle ayrı bir şekilde gösterilirler. Zararlar genellikle
ilgili gelirler düşüldükten sonra kalan net tutarı ile raporlanırlar. Sermaye Koruma Düzeltmesi
81. Varlıkların ve borçların yeniden değerlemesi
veya değerlerinin yeniden belirlenmesi özkaynaklarda
artışlara veya azalışlara sebep olur. Bu artış veya azalışlar gelir ve gider
tanımlarına girmekle birlikte, sermayenin korunması kavramı uyarınca gelir
tablosuna dahil edilmezler. Bunun yerine özkaynaklarda
sermaye koruma düzeltmesi (sermaye düzeltmesi olumlu /olumsuz farkları)
veya yeniden değerleme yedeği olarak
gösterilirler. Sermayenin korunması kavramları 102- 110 Numaralı
paragraflarda açıklanmıştır. Finansal Tabloların Unsurlarının Tahakkuku
82. Tahakkuk,
unsur tanımına giren bir kalemin 83 Numaralı paragrafta açıklanan
tahakkuk için gereken ölçütleri
taşıması halinde bu unsurun bilançoya veya gelir tablosuna dahil edilmesi sürecini
ifade eder. Bu süreç bir kalemin sözel olarak ve parasal tutar olarak
tarifini ve bu tutarın bilanço ve gelir tablosu toplamları içine dahil
edilmesini içerir. Tahakkuk
ölçütlerine uyan ve bunları geçen kalemler bilançoda veya gelir tablosunda gösterilmelidirler.
Bu tür kalemlerin tahakkukunun muhtemel olması halinde, ne uygulanan muhasebe
politikalarının açıklanması, ne de notlar veya açıklayıcı bilgilerle bu durum
düzeltilebilir. 83. Unsur
tanımına giren bir kalem aşağıda belirtilen ölçüt veya koşullara uygun olması
halinde bilançoda veya gelir tablosunda gösterilmelidir: a)
Unsur tanımına giren bu kalem muhtemelen ileride işletmeye
ekonomik yarar sağlayacak veya işletmeden ekonomik yarar çıkışına neden
olacaktır. b)
Sözkonusu
kalemin maliyeti veya değeri güvenilir bir şekilde ölçümlenebilmelidir. 84.
Bir kalemin tahakkuk ettirilmek için gereken ölçütleri
taşıyıp taşımadığının belirlenmesi ve taşıması halinde finansal
tablolarda gösterilip gösterilmemesi konusunda karar verirken 29 ve 30
Numaralı paragraflarda açıklanan önemlilik kavramı dikkate alınmalıdır.
Unsurlar arasındaki ilişkinin bir sonucu olarak, bir kalem, unsur tanımına
giriyor ve tahakkuk için gereken ölçütleri taşıyorsa ve bu varlığın tahakkuk
ettirilmesi gerekiyorsa, otomatik olarak buna karşılık gelen bir başka
unsurun, örneğin, bir gelir veya bir borcun da tahakkuk ettirilmesi gerekir. Gelecekteki Ekonomik Yarar Olasılığı
85.
Tahakkuk
ölçütü içinde kullanılan olasılık kavramı, bir kalemle ilgili olarak
gelecekte işletmeye bir ekonomik yarar girişi ya da
işletmeden bir ekonomik yarar çıkışı olup olmayacağı konusundaki
belirsizliğin derecesini ifade eder. Olasılık kavramı işletmenin
faaliyetlerini sürdürdüğü ortamdaki belirsizlikleri dikkate alır. Gelecekteki
ekonomik yarar akışlarındaki belirsizliğin düzeyi, finansal
tablolar hazırlanırken elde bulunan verilere dayanılarak kararlaştırılır.
Örneğin, bir işletmeden olan alacağın tahsilinin olası görünmesi ve aksi bir
durumu belirten herhangi bir kanıt olmaması, alacağın bir varlık olarak
tahakkuk ettirilmesini gerektirir. Çok sayıda alacak bulunması durumunda ise
normal olarak belli orandaki alacakların tahsil edilememe olasılığının
varlığı esas alınır. Bu nedenle, ekonomik yararda olması beklenen azalma
kadar bir tutar gider olarak tahakkuk ettirilir. Ölçümlemenin Güvenilirliği
86. Bir
kalemin tahakkuk ettirilebilmesi için gereken ikinci şart, Kavramsal
Çerçevedeki 31- 38 Numaralı paragraflarda açıklandığı üzere, bu kalemin
güvenilir bir şekilde tespit edilen bir maliyeti veya bir değeri olması şartıdır. Bir çok durumda maliyet veya değerin tahmin
edilmesi gerekir. Makul tahminlerin kullanılması finansal
tabloların hazırlanmalarındaki önemli esaslardan biri olup finansal tabloların güvenilirliğini zayıflatmaz. Ancak
eğer makul bir tahmin yapılamıyorsa ilgili kalem bilançoda veya gelir
tablosunda tahakkuk ettirilmez. Örneğin, başkaları aleyhine açılan bir
davadan beklenen tahsilat hem varlık hem de gelir olarak tanımlanmak için
gereken ölçütleri ve olasılık ölçütlerini de
taşıyabilir. Bununla beraber, tazminat tutarı güvenilir bir şekilde
ölçümlenemiyorsa bir varlık ve bir gelir tahakkuklarının yapılmaması gerekir.
Bu durumda böyle bir davanın varlığı notlarda, açıklamalarda veya tamamlayıcı
çizelgelerde açıklanmalıdır. 87. Belli
bir zamanda 83 Numaralı paragrafta açıklanan tahakkuk şartlarını taşımayan
bir kalem daha sonraki bir tarihte,
ilk tarihten sonra ortaya çıkan koşulların veya olayların sonucunda, tahakkuk
için gereken şartları taşır hale gelebilir. 88.
Unsur olmanın esas özelliklerini taşıyan bir kalem,
tahakkuk için gereken koşulları taşımıyorsa, bu kaleme ilişkin bilgilerin
yine de notlarda, açıklayıcı eklerde veya tamamlayıcı tablolarda gösterilmesi
gerekir. Sözkonusu kaleme ilişkin bilginin,
işletmenin finansal durumunu, faaliyet sonuçlarını
ve finansal durumundaki değişimi değerlendirmek
için finansal tabloları kullananlar açısından uygun
bir bilgi olması durumunda, bu şekilde hareket etmek gereklidir. Varlıkların Tahakkuku
89. Bir
varlığın gelecekte işletmeye ekonomik yarar girişine neden olacağı muhtemelse
ve maliyeti ya da değeri güvenilir bir şekilde
ölçümlenebiliyorsa bu varlık bilançoda gösterilir. 90. Yapılan bir harcamanın, içinde
bulunulan muhasebe döneminden sonraki dönemlerde, işletmeye ekonomik yarar
girişi sağlaması mümkün değilse, bilançoda herhangi bir varlık gösterilmez.
Bunun yerine bu harcama gelir tablosunda gider olarak gösterilir. Bu şekilde işlem yapılması, yönetimin
harcama yaparken işletmenin gelecekte ekonomik yarar sağlaması dışında bir
amacının olduğunu ya da yönetimin yanlış
yönlendirildiğini göstermez. Anlaşılması gereken başlıca husus, içinde
bulunulan muhasebe döneminden sonraki dönemlerde işletmeye ekonomik yarar
girişi sağlanması olasılığının yetersiz olması nedeniyle varlık tahakkuku
yapma imkanı bulunmamasıdır. Borçların Tahakkuku
91. Mevcut bir yükümlülüğün yerine
getirilmesi için ekonomik yarar sağlanabilecek kaynakların işletmeden çıkışı
gerçekleşecekse ve ortadan kalkacak yükümlülük güvenilir bir şekilde
ölçümlenebiliyorsa bilançoda borç tahakkuku yapılır. Uygulamada, anlaşmalardan doğan birbirine
eşit yükümlülükler her iki tarafça yerine getirilmemişse, örneğin, sipariş
edilen mallar henüz teslim edilmemişse, finansal
tablolarda genellikle borç tahakkuku yapılmaz. Ancak, bazı özel durumlarda anlaşmalardan
doğan yükümlülükler borç tanımına girebilirler ve tahakkuk ettirilmek için
gereken şartları taşıyabilirler. Böyle durumlarda borç tahakkuk ettirilmesi
buna ilişkin bir varlığın da tahakkuk ettirilmesini ya
da giderin tanınmasını gerektirir. Gelirin Tahakkuku
92. Güvenilir
bir şekilde ölçümlenmek şartıyla, varlıklardaki bir artış ya
da borçlardaki bir azalış nedeniyle gelecekte ekonomik yarar artışı olacaksa,
gelir tablosunda gelir tahakkuku yapılır.
Bunun anlamı, varlıklarda artışlar veya borçlarda azalışlar meydana
getiren tahakkuklar yapıldığında
bunlarla eş zamanlı olarak gelir tahakkuklarının da yapılmasıdır. (Örneğin,
mal veya hizmet satışları nedeniyle varlıklardaki net artışlarda veya
alacaklının alacağından vazgeçmesi halinde borçlarda meydana gelen
azalışlarda olduğu gibi.) 93. Normal olarak bir uygulamada gelir
tahakkuku için yerine getirilmesi gereken usul, örneğin, gelirin kazanılmış
olması şartı, Kavramsal Çerçeveye göre gelir tahakkuku yapılabilmesinin de
şartlarını oluşturur. Sözkonusu usul, genellikle
gelir tahakkukunu, güvenilir bir şekilde ölçümlenebilen ve makul bir oranda
gerçekleşme ihtimali olan kalemlerle sınırlamaya yöneliktir. Giderlerin Tahakkuku
94. Varlıklardaki bir azalış ya da borçlardaki bir artış nedeniyle ortaya çıkan ve
ölçülebilen bir gelecekteki ekonomik yarar azalması, gelir tablosunda gider
olarak tahakkuk ettirilir. Bunun anlamı, borçlarda artışlar veya varlıklarda
azalışlar meydana getiren
tahakkukların yapıldığında, bunlarla eş zamanlı olarak gider
tahakkuklarının da yapılmasıdır (Örneğin, çalışanların ödemelere hak
kazanmasında ya da maddi duran varlıkların
amortismanında olduğu gibi.) 95. Giderler ilgili olduğu gelir
hesapları ile doğrudan ilişkilendirilmesi esasına göre gelir tablosunda
tahakkuk ettirilir. Genellikle, giderlerle gelirlerin eşleştirilmesi olarak
adlandırılan bu işlem, doğrudan
doğruya ve beraberce aynı işlemden veya diğer olaylardan kaynaklanan gelir ve giderlerin ayrı ayrı veya bir arada, eşzamanlı olarak tahakkuk
ettirilmesini ifade eder. Örneğin, malların satışı sonucunda gelir tahakkuku
yapıldığında satılan malın maliyetini oluşturan değişik giderlerin de
tahakkuku yapılır. Ancak, Kavramsal Çerçevedeki eşleştirme prensibi varlık ve
borç tanımlarına girmeyen kalemlerin bilançoda tahakkuk ettirilmesine izin
vermez. 96. Giderlerden beklenen ekonomik
yararın ilerideki birkaç muhasebe döneminde ortaya çıkmasının söz konusu
olduğu ve gelirin kabaca ve doğrudan hesaplanabildiği durumlarda, giderler
sistematik olarak ve belli bir dağıtım mantığına dayanarak bu dönemlere
paylaştırılmak suretiyle tahakkuk ettirilir.Maddi duran varlıklar, şerefiye,
patent hakkı ve marka hakkı gibi varlıkların kullanımları ile ilgili
amortisman ve itfa payları olarak adlandırılan giderlerin tahakkukunun bu
şekilde yapılması zorunludur. Bu
dağıtım usulü, giderleri ekonomik yararın ilişkilendirildiği kalemlerin
kullanıldığı ya da tüketildiği muhasebe
dönemlerinde tahakkuk ettirmek amacını taşır. 97. Bir harcama yapıldığında, eğer
ileride oluşacak bir ekonomik yarar yoksa veya ileride oluşacak ekonomik
yarar bilançoda tahakkuk ettirilmesi gereken bir varlık olarak tanımlanma
için gereken şartları taşımıyor ya da bu şartlar kaybolmuş durumdaysa, gelir tablosunda
derhal gider tahakkuku yapılır. 98. Bir borcun oluştuğu ancak bununla
ilgili bir varlığın meydana gelmediği durumlarda da, örneğin, ürün
garantilerinden doğan borçlarda, gider tahakkuku yapılır. Finansal
Tabloların Unsurlarının Ölçüm Esasları
99. Ölçüm,
finansal tablolarda yer alan unsurların bilançoda
ve gelir tablosunda tahakkuk ettirilecekleri ve gösterilecekleri parasal
tutarların belirlenmesi işlemini ifade eder. Bu işlem uygulanacak ölçüm
esasının da seçilmesini içerir. 100. Finansal tablolarda değişik derecelerde ve değişik
bileşimlerde kullanılan birkaç farklı ölçüm esası vardır. Bu ölçüm esasları
aşağıda belirtilenleri içerir: a) Tarihi
Maliyet: Varlıklar elde edildikleri tarihte alımları için ödenen
nakit veya nakit benzerlerinin tutarları ile veya onlara karşılık verilen
varlıkların piyasa değerleri ile ölçümlenir. Borçlar borç karşılığında elde
edilenin tutarı ile veya işletmenin normal faaliyetlerinden kaynaklanan
borçlarda, örneğin, kurumlar vergisinde olduğu gibi, borcun kapatılması için
gereken nakit veya nakit benzerlerinin tutarı ile gösterilir. b) Cari
Maliyet: Varlıklar aynı varlığın veya bu varlıkla eşdeğer olan bir
varlığın alınması için halihazırda gereken nakit veya nakit benzerlerinin
tutarı ile gösterilirler. Borçlar, yükümlülüğün kapatılması için gereken
nakit ve nakit benzerlerinin iskonto edilmemiş
tutarları ile gösterilir. c) Gerçekleşebilir
Değer (Ödeme Değeri): Varlıklar,
işletmenin normal faaliyet koşullarında, bir varlığın elden çıkarılması
halinde ele geçecek olan nakit ve nakit
benzerlerinin tutarıdır. Borçlar, işletmenin normal faaliyet koşullarında,
kapatılmaları için ödenmesi gereken nakit ve nakit benzeri değerlerin iskonto edilmemiş tutarları ile gösterilir. d) Bugünkü
Değer: Varlıklar, işletmenin normal faaliyet koşullarında, ileride
yaratacakları net nakit girişlerinin bugünkü iskonto
edilmiş değerleri ile gösterilirler. Borçlar, işletmenin normal faaliyet
koşullarında, kapatılmaları için ileride ödenmesi gereken net nakit
çıkışlarının bugünkü iskonto edilmiş değerleri ile
gösterilir. 101. Finansal
tabloların hazırlanmasında işletmelerce en çok kullanılan ölçüm esası tarihi
maliyet esasıdır. Bu esas diğer ölçüm esasları ile birlikte kullanılır.
Örneğin, stoklar genellikle maliyet veya net gerçekleşebilir değerden küçük
olanı ile ölçümlenir, menkul kıymetler piyasa değeri ile ölçümlenebilir,
emeklilik borcu bugünkü değeri ile ölçümlenir. Bunlara ilave olarak, bazı işletmeler
tarihi maliyet esasının fiyat değişikliklerinin parasal olmayan kalemler
üzerindeki etkisini göstermekte yetersiz kalması nedeniyle cari maliyet
esasını kullanırlar. Sermaye ve Sermayenin Korunması Kavramları
Sermaye Kavramı
102. Çoğu işletmeler finansal
tablolarını hazırlarken sermayeyi nominal tutarı (finansal
anlamı) ile kullanır. Finansal açıdan yatırılan
para veya yatırılan satınalma gücünü ifade eden
sermaye, işletmenin net varlıkları veya
özkaynakları ile aynı anlama
gelmektedir. Fiziki açıdan faaliyette
bulunabilme kabiliyeti olarak da tanımlanan sermaye, işletmenin üretim
kapasitesini belirtir (Örneğin, günlük üretim miktarı). 103. Sermayenin hangi anlamının en uygun
olacağına ilişkin seçim finansal tabloları
kullananların ihtiyaçları gözönünde bulundurularak
yapılmalıdır. Bu nedenle, eğer kullanıcılar öncelikle yatırılan sermayenin
nominal tutarı veya satın alma gücünün korunması ile ilgileniyorsa sermayenin
nominal tutarı (sermayenin finansal anlamı) ile kullanılmalıdır. Eğer finansal tablo kullanıcılarının öncelik verdikleri konu
işletmenin faaliyette bulunabilme kapasitesi ise sermayenin üretim gücünü
ifade edecek biçimde (fiziki anlamı ile) kullanılmalıdır. Ölçümleme yapmak
konusunda zorluklar mevcut olmakla birlikte sermaye için seçilen anlam, kârı
belirlemek için ulaşılması hedeflenen amacı saptar. Sermayenin Korunması ve Kârın Belirlenmesi
104.
102
Numaralı paragraftaki sermaye kavramı aşağıda belirtilen sermayenin korunması
kavramlarını ortaya çıkarmaktadır: a)
Sermayenin Nominal Olarak Korunması (Finansal
Sermayenin Devamlılığı): Bu kavrama göre, dönem içinde hissedarlara
yapılan ödemeler ve onların işletmeye koyduğu tutarlar hariç olmak kaydıyla,
eğer net varlıkların dönem sonundaki finansal (para
cinsinden) tutarı dönem başındaki finansal (para
cinsinden) tutarını aşıyorsa bir gelir elde edilmiş demektir. Nominal (finansal) sermayenin devamlılığı nominal parasal
birimlerle veya sabit satın alma gücü birimleri ile ölçülebilir. b)
Sermayenin Üretim Gücünün Korunması (Fiziki Sermayenin
Devamlılığı): Bu kavrama göre, dönem içinde hissedarlara yapılan
ödemeler ve onların işletmeye koyduğu tutarlar hariç olmak kaydıyla, eğer net
varlıkların dönem sonundaki fiziki üretim kapasitesi (veya faaliyet
kapasitesi) dönem başındaki fiziki üretim kapasitesini (veya faaliyet
kapasitesini) aşıyorsa bir gelir elde edilmiş demektir. 105. Sermayenin korunması (devamlılığı)
kavramı, işletmenin devamlılığını sağlamak istediği sermayesini nasıl
tanımladığına bağlıdır. Bu kavram
sermaye kavramı ile kâr kavramı arasında bir bağlantı kurar. Sözkonusu kavram hangi kârın ölçüleceğini belirler. Bu
kavramın belirlenmiş olması bir işletmenin sermayesinin getirisi ile
işletmenin sermayesinde meydana getirdiği artış arasında bir ayrım
yapabilmenin önşartıdır. Sadece, sermayenin
devamlılığı için gereken varlık girişlerinin üzerindeki varlık artışları kâr
olarak tanımlanabilir ve dolayısıyla sermayenin getirisi olarak
düşünülebilir. Böylece, gelirlerden, giderler (eğer hesaba katılıyorsa,
sermaye koruma düzeltmesini de içermek üzere) düşüldükten sonra kalan tutar kâr olarak belirlenir. Eğer
giderler gelirlerden fazla ise bu durumda kalan net zarardır. 106. Sermayenin Üretim Gücünün Korunması
(Fiziki sermayenin devamlılığı) kavramı cari maliyet esasının dikkate
alınmasını gerektirir. Nominal (finansal)
sermayenin devamlılığı kavramı ise belirli bir ölçüm esası kullanılmasını
gerektirmez. Bu kavramın benimsenmesi halinde seçilecek olan maliyet esası,
işletmenin hangi tür finansal sermaye kavramını
devam ettirmeyi amaçladığına bağlıdır. 107. Bahsi geçen iki sermayenin korunması
devamlılığı kavramı arasındaki temel fark işletmenin varlıklarının ve
borçlarının fiyatlarındaki değişikliklerin etkilerinin nasıl
değerlendireceğine bağlıdır. Genel olarak, eğer işletme dönem sonunda dönem
başındaki kadar sermayeye sahipse sermayesini devam ettirmiş demektir. Dönem
başındaki sermayeyi devam ettirmek için gereken tutarın üzerindeki sermaye
kısmı, kâr olarak tanımlanır. 108. Sermayenin Nominal Olarak Korunması (Finansal sermaye) kavramına göre, sermayenin nominal
parasal birimlerle ifade edildiği durumda, kâr dönem sonunda nominal parasal
sermayedeki artış olarak tanımlanır. Bu nedenle, o dönem elde tutulan
varlıkların fiyatlarındaki artış, ötedenberi
adlandırıldığı şekliyle elde tutma kazancı, kavram olarak kâr sayılır. Ancak
bu tutarlar, ilgili varlıklar bir başka varlıkla değişim yapılmak suretiyle
elden çıkarılıncaya kadar kâr olarak tahakkuk ettirilmeyebilir. Nominal (Finansal) sermayenin korunması kavramı sabit satın alma
gücü birimleri ile belirlendiğinde, kâr, yatırılan satın alma gücünde dönem
sonunda meydana gelen artışı ifade eder. Buna göre, sadece varlıkların
fiyatlarındaki, genel fiyat seviyesinin üstündeki artışlar kâr olarak dikkate
alınır. Artışın geri kalan kısmı sermaye koruma düzeltmesi, dolayısıyle özkaynakların bir
parçası sayılır. 109. Sermayenin Üretim Gücünün Korunması
(Fiziki sermaye) kavramına göre, sermayenin fiziki üretim kapasitesi olarak
tanımlandığı durumda, kâr, dönem sonunda bu sermayedeki artış olarak
tanımlanır. İşletmenin varlıklarını ve borçlarını etkileyen fiyat
değişiklikleri fiziki üretim kapasitesinin
ölçümündeki değişiklik sayılır. Neticede bu artışlar sermaye koruma
düzeltmesi olarak dikkate alınır ve kâr olarak değilde,
özkaynakların bir parçası olarak kabul edilir. 110. Ölçüm esaslarının ve sermayenin
korunması kavramlarının seçimi finansal tabloların
hazırlanmasında kullanılacak olan muhasebe modellerini belirler. Farklı
muhasebe modelleri değişik derecelerde uygunluk ve güvenilirlik gösterir.
Diğer alanlarda olduğu gibi, yönetim, uygunluk ve güvenilirlik arasında bir
denge kurmayı amaçlamalıdır. Kavramsal Çerçeve bir dizi muhasebe modeline
uygulanabilir ve seçilen kavrama göre finansal
tabloları hazırlamak ve sunmak konusunda da rehberlik sağlar. TMSK’nın istisnai
durumların dışında, örneğin, yüksek enflasyonlu bir ekonominin para birimi
ile raporlama yapan işletmeler için geliştirilen model dışında belli bir
modeli benimsemek gibi bir amacı halihazırda bulunmamaktadır. Bu amaç, dünyadaki
gelişmeler gözönüne alınarak gözden geçirilecektir. |