|
Anayasa Mahkemesi Kararı Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından: Esas
Sayısı : 2005/4 Karar
Sayısı : 2005/7 Karar
Günü : 18.1.2005 İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN : Kartal 1. İş
Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU : 17.7.1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu’nun 120. maddesinin 5198 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü fıkrasının,
Anayasa’nın 10., 11., 60., 61. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir. I
- OLAY Sosyal Sigortalar Kurumu’na tabi olarak çalışmaya başlayan davacının
sigortalılık süresi içinde aldığı yaş tahsisi kararının, yaşlılık aylığı
bağlanmasında dikkate alınmaması üzerine açtığı davada, itiraz konusu kuralın
Anayasa’ya aykırılığı savını ciddî bulan Mahkeme, iptali istemiyle başvurmuştur. II-
İTİRAZIN GEREKÇESİ Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir: “Davacı
vekili tarafından mahkememize açılan davada, davacı vekili müvekkilinin
doğumunun, doğumu takiben kuruma
bildirilmediğini, 1960 yılında doğmasına karşın nüfusa 1964 tarihinde
yazıldığını, 1972-1973 yılında ilkokuldan mezun olduğunu, okula başlama
tarihinin 1968 olduğunu, nüfus kaydındaki doğum tarihi nazara alındığında 4
yaşında okula başlamış olması gerektiğini, bunun ise mümkün olmadığını,
davacının askerlik dönemi içinde 14.11.1980 tarihinde İstanbul 20. Asliye
Hukuk Mahkemesinin kararı ile doğum tarihinin 10.10.1962 olarak
düzeltildiğini, müvekkilinin ilk işe giriş tarihinin 01.02.1977 olduğunu, bu
tarihteki doğum tarihinin 10.10.1964 olduğunu, davalı kuruma yapılan yaşlılık
aylığı başvurularında düzeltilmiş yaş kaydını nazara almadığını belirterek
yaşlılık aylığı talebinde düzeltilmiş yaşının nazara alınması gerektiğinin
tespitine karar verilmesini istemiştir. Aynı günlü dilekçesiyle de 506 sayılı
Yasanın 120/2 maddesinin Anayasaya aykırı bulunması nedeni ile iptalini
istemiştir. Davalı
SSK vekili davanın yersiz olduğunu, 5198 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasanın
120. maddesinin 2. fıkrasından sonra eklenen 3. fıkrasında yaş tahsislerinin
dikkate alınamayacağı hükmünün eklendiğini bu nedenle davanın reddi
gerektiğini savunmuştur. Davacı
vekilinin bu talebi mahkememizce ciddi bulunduğundan Anayasa Mahkemesine
başvurulmasına karar verilmiştir. İptali
talep edilen hüküm 506 sayılı Yasanın 120. maddesine 5198 sayılı Yasa ile 2.
fıkradan sonra eklenen 3. fıkrasıdır. Bu fıkrada “İş kazaları ile meslek hastalıkları,
malullük yaşlılık ve ölüm sigortasından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye
değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim
raporuyla ilk defa tespit edildiği, veya sigortalının yürürlükten kaldırılmış
5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya 506 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik
kurumlarına tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş
tashihleri nazara alınmaz” hükmü getirilmiştir. Bu hükümdeki ilk defa
çalışmaya başladıktan sonraki yaş tashihleri nazara alınmaz hükmü fıkrayı
Anayasaya aykırı duruma getirmiş bulunmaktadır. Dava
506 sayılı Yasanın 60. maddesine dayanan yaşlılık aylığı talebinde, SSK
tarafından 506 sayılı Yasanın 120. maddesi gereğince ilk işe girişten sonra
yapılan yaş tashihinin nazara alınmadığı kurumun yerleşik uygulaması
olduğundan davacının bu tespit davasını açma hakkı bulunduğu açıktır.
Davacının ilk işe girişten sonra doğum tarihini 14.11.1980 tarihinde
düzeltmiş bulunması nedeni ile 7902 prim ödeme gün sayısı ile de yasada belirtilen
prim ödeme gün sayısını tamamladığı anlaşıldığından, davacının yaşlılık
aylığı talebi halinde kurum tarafından davacıya yaşının ilk işe girişten
sonra düzelttirmiş bulunması nedeni 506 sayılı Yasanın 120. maddelerinin
uygulanma olanağı söz konusu olduğundan bu davayı açma olanağı mevcut
bulunmaktadır. Bu nedenle iptali talep edilen 506 sayılı Yasanın 120.
maddesinin davamızda uygulanması istenen hüküm olup bu nedenle mahkememizin
Anayasa’nın 152. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesine başvurma hakkı bulunmaktadır. Uygulanması
gereken Anayasa hükümleri: Anayasa
Madde 11: Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare
makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar
Anayasaya aykırı olamaz. Anayasa Madde 10 :
Herkes, dil, ırk,
renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî
inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Kadınlar
ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Hiçbir kişiye,
aileye, zümreye veya
sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare
makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak
hareket etmek zorundadırlar. Anayasa
Madde 60 : Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet
bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. Anayasa
Madde 61/3: Yaşlılar, Devletçe korunur. Yaşlılara Devlet yardımı ve
sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir. Anayasa
Madde 138 : Hâkimler,
görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî
kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir
organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere
ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde
bulunamaz. Görülmekte
olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile
ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda
bulunulamaz. Yasama
ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu
organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve
bunların yerine getirilmesini geciktiremez. İlgili
kanun maddeleri : 1587
Sayılı Nüfus Kanunu Madde 11: Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus
kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamı ve taşıdığı
bilgileri değiştirecek ilave ve şerhler yapılamaz; Ancak olayların aile
kütüklerine işlenmesi sırasında nüfus memurlarının yaptıkları hatalar,
dayanağı belgelere uygun olarak düzeltilir ve baş memurla nüfus memuru
tarafından onama şerhi verilerek imzalanır. İncelenen
dava dosyasında, davacının 01.02.1977 tarihinde başlayan sigortalı
çalışmasının 2001 yılı 2. dönemi sonunda sona erdiği ve davacının 7902 gün
sigorta primi ödediği anlaşılmaktadır. Davacının
nüfus kayıtlarında 10.10.1964 olan doğum tarihinin İstanbul 20. Asliye Hukuk
Mahkemesinin 14.11.1980 tarih 1980/1992 Esas, 1980/2526 Karar sayılı ilamıyla
10.10.1962 olarak düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı
kurum davacının doğum tarihinin ilk işe giriş tarihinden sonra yapılmış
bulunması nedeni ile bu düzeltmeyi 506 sayılı Yasanın 120. maddesi
doğrultusunda kabul etmemektedir. 506 sayılı Yasanın 120. maddesinin 2.
fıkrasında, “Malullük, Yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili
hükümlerine uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının,
sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya bu
kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde
kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının sigortaya tabi olarak ilk defa
çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da nüfus kütüğüne ilk
olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur.” Hükmüne yer verilmiştir. Bu
fıkradan sonra 5198 sayılı Yasa ile yukarda belirtilen 3. fıkra eklenmiş
bulunmaktadır. Yasaya
bu hükmün eklenmesinin ise, kurumun söz konusu 506 sayılı Yasanın 120.
maddesini uygulamasındaki ilk işe giriş tarihinden sonra yapılan düzeltmeleri
kabul etmemesi nedeni ile yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda yargıdaki
çelişkili görüşlerin önünü almak için yaptığı, ancak bunu yaparken de açık
olarak Anayasaya aykırı bir hükmü yasaya ilave ettiği görülmektedir. Yasaya
bu hüküm eklenmeden önceki yargılamada mahkemelerin bu maddeye göre verdiği
kararların inceleme mercii olan Yargıtay 10 ve 21 H.D.leri
ve YHGK.nun görüş aykırılıkları etken olmuştur.
Zira, Yargıtay l0.H.D.si Mahkeme kararına dayalı olarak yapılan düzeltmeleri
kabul etmekte ve gerekçe olarak ta,” İlk kaydın esas alınacağı hükmüyle
güdülen amacın bir kimsenin birden çok değişik tarihlerde nüfusa kayıt
edilmiş olması, nüfus kütüğü ile nüfus cüzdanı arasında uyuşmazlık olması
gibi hallerde ilk kaydın esas alınacağıdır. Yoksa kesinleşmiş mahkeme hükmü
ile değiştirilen doğum tarihinin gözönünde
tutulmayacağı değildir. Başka bir anlatımla kesinleşmiş mahkeme hükmü
düzeltilmiş yaş kaydının asıl kabul edilmesi gerekir. Nitekim anılan madde
paralelinde oluşturulan Sosyal Sigorta İşlemleri yönetmelik 83. maddesi bu
yön.” “...sonraki kayıt idare ve kaza
mercilerinden verilmiş bir kararla yapılmış veya düzeltilmiş ise kararlar
kesinleşmiş olmaları şartıyla nüfus kayıtlarına geçirilmemiş olsa bile bu
kayıt esas alınır” şeklinde açıkça ifade olunmuştur... Kaldı ki, yaş
tashihine ilişkin dava ilk işe giriş tarihinde henüz 18 yaşını doldurmamış
olan sigortalının reşit olduktan sonra ve bu anlamda dava açma ehliyetini
elde ettikten kısa bir süre sonra dava açarak gerçek yaşını kayıtlara
yansıtmasının sağladığı, askerlik ve diğer resmi işlemlerinde düzeltilmiş
esas alındığı, vücut gelişimi ile yaş arasında herhangi bir uyumsuzluğun,
ortaya çıkmadığı dosya içeriğinden anlaşılmakta olup,... temel insan
haklarından olan ve sigortalının emeği karşılığı ödediği primlere dayalı
haklarına kavuşmasında yok sayılması devletin bir bütün olarak vatandaşların
tüm işlemlerinde Anayasal düzenin öngördüğü yaklaşımı gösterme yükümlülüğüne
de aykırı bir uygulama yol açmaktadır.” Demek suretiyle mahkememiz tarafından
verilen davacının yaş düzeltmeye dayalı talebinin reddine dair 13.05.2003
tarih 2003/99 Esas, 2003/165 Karar sayılı hükmünü 09.03.2004 tarih 2003/6027
Esas, 2004/1686 kararı ile bozmuştur. Söz konusu kararı Üye M.
Zafer Erdoğan muhalif kalmıştır. YHGK. ise 09.10.2002 tarih 2002/21-761 Esas,
2002/777 Karar sayılı ilamında özetle, “Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası’nın 138/4 maddesinin yasama ve yürütme organları ile idare ve
mahkeme kararlarına uymak zorundadır” hükmü gereğince mahkeme kararlarına
uyulmasının Anayasal zorunluluk ise de, davanın yasal dayanağını oluşturan
506 sayılı Yasanın 120/2 maddesinin sonradan yapılacak yaş düzeltmelerinde
kimi kötü uygulamaları önlemek amacıyla özel bir düzenleme getirmiş ve belli
sigorta kollarında hangi doğum tarihinin esas alacağını açıkça belirtmiştir.
...Nitekim bu husus 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasının 66. maddesinde hükme
bağlanmış, Emekli Sandığı Yasasında anılan maddeye paralel bir hüküm yer
almaktadır. Elbette ki kesinleşmiş bir yargı kararının “bu özel düzenleme
dışındaki uygulamalarda geçerliliğini koruyacağı tartışmasızdır” demek
suretiyle mahkemenin direnme kararını bozmuş ve yaş düzeltmelerinin yaşlılık
aylığı bağlanmasında nazara alınmasının mümkün bulunmadığı belirtmiştir.
21.H.D.de YHGK.nun bu görüşü doğrultusunda ilk işe
giriş tarihinden yapılan yaş düzeltmelerini yaşlılık aylığı taleplerinde
uygulanması gerektiğine dair mahkeme kararlarını bozmuştur. 506
sayılı Yasanın 120. maddesine 2. fıkradan sonra eklenen 3. fıkrada bulunan
“...ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihleri dikkate
alınmaz” hükmü Anayasa’nın 138/4 maddesine açıkça aykırı bulunmaktadır. Zira
maddede açık olarak “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme
kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını
hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez”
denilmektedir. Davacının yaşının düzeltilmesi işlemi Osmancık Asliye Hukuk
Mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı olup, davacı
değişiklikten sonra bu doğum tarihini tüm işlemlerinde kullanmaktadır.
Yasanın bu maddesi ile davacıya 506 sayılı Yasanın yaşlılık aylığı
uygulamasında, açık olarak mahkemenin vermiş olduğu düzeltme kararının değil
düzeltmeden önceki ve mahkeme kararı ile iptal edilen doğum tarihinin
uygulanması istenmektedir ki bu husus açık olarak Anayasa’nın 138/4 maddesine
aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle iptali gerekmektedir. Bu
hüküm Anayasa’nın 11/2 maddesine de aykırı bulunmaktadır. Zira bu madde de
açık olarak kanunların Anayasaya aykırı olmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarda açıklanan hüküm ise açık olarak Anayasa’nın 138/4 maddesine aykırı
olmakla, kanunların Anayasa’ya aykırı
olamaz hükmüne de aykırı bulunmaktadır. Bu nedenle de iptali gerekmektedir. Yukarda
açıklanan gerek 21.H.D.sinin gerekse YHGK.nun
kararlarına gerekçe olarak gösterdikleri “kesinleşmiş bir yargı kararının bu
yasadaki özel düzenleme dışındaki uygulamalarda geçerliliğini koruyacağı
yönündeki” görüşünün kabulü Anayasanın 10. maddesindeki Kanun önünde eşitlik
ilkesine aykırı bulunmaktadır. Anayasanın 10/3 maddesinde “Devlet organları
ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadırlar.” Hükmüne yer vermiş bulunmaktadır. 506
sayılı Yasanın bu özel düzenlenmesinin kabul edilmesi halinde Anayasanın 10.
maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu haliyle de söz konusu hüküm
Anayasa’ya aykırı bulunmaktadır. Diğer bazı kanunlarda paralel hükümlerin
bulunması Anayasaya aykırı bu hükmün bu şekilde kullanılmasını gerektirmez.
Söz konusu uygulamalar yönünden talep olmadığından bu husus Anayasa
mahkemesine götürülmediği için bu şekilde uygulanmış bulunması, bu Anayasaya
aykırı uygulamanın devam ettirilmesini gerektirmez. Anayasa’nın
60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu
güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatını kurar.” hükmünü
getirmiştir. Anayasa’nın 61/3. maddesinde ise yaşlılar, Devletçe korunur.
Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla
düzenlenir hükmünü getirmiştir. Görüldüğü gibi herkesin sosyal güvenlik
hakkına sahip olduğu belirtilmiş, ve devletin bununla ilgili tedbirleri
alacağı ve teşkilatlarını kuracağını belirtmiştir. Bunu yapmakla görevli
kılınan Devletin yargı kararı ile kesinleşmiş yaş düzeltmesini kabul etmemesi
Anayasanın bu maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Yine
Anayasa’nın 61/3 maddesindeki hüküm nazara alındığında yasaya eklenen bu
hüküm Anayasa’nın bu maddesine de aykırılık teşkil etmektedir. Zira Yasada
Devletin yaşlıları koruyacağı hüküm altına alınmış, yaşlılara Devlet yardımı
ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir. hükmünü
getirmiştir. Böyle bir düzenleme Anayasa’da mevcut iken Devletin kurumu olan
SSK.nın yaşlılık aylığı almak için talepte bulunan
ve bu talebini kesinleşmiş bir yargı kararına dayandıran sigortalının
talebinin yasaya eklenen bu hüküm ile ortadan kaldırılması bu hükmün
Anayasa’nın 61/3 maddesine de açık olarak aykırılık teşkil etmektedir. Açıklanmasına
çalışan nedenler nazara alındığında, sigortalının kesin yargı kararına
dayanan yaş düzeltmesinin yaşlılık aylığı taleplerinde nazara alınmayarak,
mahkeme kararı ile iptal edilmiş ve var olmayan nüfus kayıtlarından iptal
edilen ilk işe giriş tarihindeki doğum tarihinin nazara alınacağı yönündeki bu
düzenlemenin Anayasa’nın 10-11-60-61-138. maddelerine aykırı olduğu
düşüncesine varıldığından hükmün iptalini talep etmek gerekmiştir. Sonuç
ve Talep :Yukarda açıklanmasına çalışan nedenlerle: 506
sayılı Yasanın 120. maddesine 2. fıkrasından sonra 5198 sayılı Yasa ile
eklenen “iş kazaları ile meslek hastalıkları, malullük, yaşlılık ve ölüm
sigortasından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında iş
kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit
edildiği veya sigortalıların yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı
kanunlara veya 506 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi
olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihleri dikkate
alınmaz.” hükmünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10, 11, 60, 61, 138.
maddelerine aykırı olduğu düşünüldüğünden iptaline karar verilmesi hususu,
Anayasa’nın 152. maddesine göre talep olunur. 07.12.2004.” III-
YASA KURALLARI A- İtiraz
Konusu Yasa Kuralı 506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun itiraz konusu kuralı da içeren değişik
120. maddesi şöyledir: “Madde 120.- İş kazalarıyla meslek
Hastalıkları Sigortasının uygulanmasında, hak sahiplerine bağlanacak gelirler
sigortalılara ödenecek sermayelerin hesabında, iş kazasının olduğu veya melek
hastalığının hekim raporu ile ilk defa tespit edildiği tarihte nüfus
kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri esas tutulur. Malullük, yaşlılık ve Ölüm
Sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında,
sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, sigortalının yürürlükten
kaldırılmış ve 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk
defa çalışmaya başladığı tarih nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum
tarihleri, sigortalının sigortaya tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı
tarihten sonra doğan çocuklarının da nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum
tarihleri esas tutulur. İş kazalarıyla meslek hastalıkları, malullük, yaşlılık ve ölüm
sigortasından gelir ve aylık tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş
kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit
edildiği veya sigortalıların yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı
kanunlara veya 506 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kurumlarına tâbi
olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihleri dikkate
alınmaz. Nüfus kayıtlarında doğum ay
ve günleri yazılı olmayanlar 1 Temmuzda doğum ayı yazılı olup da günü yazılı
olmayanlar o ayın 1'inde doğmuş sayılır.” B-
Dayanılan Anayasa Kuralları Başvuru kararında,
Anayasa’nın 10., 11., 60., 61. ve 138. maddelerine dayanılmıştır. IV-
İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit
ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM,
Cafer ŞAT, Fazıl SAĞLAM, A. Necmi ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılmalarıyla 18.1.2005 günü yapılan ilk
inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir. V- ESASIN İNCELENMESİ Başvuru
kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı,
dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararında, itiraz konusu üçüncü fıkranın, yargı
kararlarının bağlayıcılığı ilkesiyle; kesinleşmiş yargı kararlarının yaş
düzeltmesi dışında geçerli olmaya devam etmesinin yasa önünde eşitlik ilkesiyle;
Devletin sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alma ve yaşlıları
koruma yükümlülükleriyle bağdaşmayacak bir düzenleme getirdiği savıyla Anayasa’nın
10., 11., 60., 61. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. İtiraz konusu kuralla, sigortalılık süresi içerisinde doğum
tarihlerinde yapılan yaş düzeltmelerinin, sigortalılara aylık bağlanmasında
dikkate alınmayacağı öngörülmektedir. Anayasa’nın 138. maddesinde, hakimlerin görevlerinde bağımsız
oldukları, Anayasa’ya, yasalara ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlarine göre hüküm verecekleri, yargı yetkisinin
kullanılmasında mahkemelere emir ve talimat verilemeyeceği, görülmekte olan
dava hakkında yasama meclisinde soru sorulamayacağı, yasama ve yürütme
organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları
belirtilmektedir. Devletin, personel politikasını belirlemede büyük önemi olan
emeklilik düzenini, aktüeryal dengeleri gözeterek
bilimsel verilere göre belirlemesi ve buna göre gerekli yasal düzenlemeleri
yapması doğaldır. Devletin bilimsel verilere dayanarak kurduğu bu düzenin
korunması Anayasa’nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkının
güvenceye alınması için de zorunlu bir gerekliliktir. Nesnel ve sürekli
kurallarla sağlam ve sağlıklı temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik
kuruluşunun, mahkeme kararları ile alınan yaş düzeltmeleri sonucu ortaya
çıkan erken emeklilik gibi nedenlerle aktüeryal
dengesinin bozulması, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülemez bir duruma
gelmesine sebep olabilir. Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışılmaya başlanıldığı
tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin dikkate alınmayacağını öngören itiraz
konusu kuralın, sosyal güvenlik sisteminin kimi aksaklıklara yol açmadan
sürdürülmesi amacına yönelik olarak düzenlendiği kuşkusuzdur. Burada yargı
kararı hukuksal olarak değerini ve geçerliliğini korumakta, sadece emeklilik
yönünden sonuç doğurmamaktadır. Öte yandan, yasa önünde eşitlik ilkesi, hukuksal durumları aynı
olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik
öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayırım
yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda
bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında
eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden
aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler,
kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen
eşitlik ilkesi zedelenmez. İtiraz konusu kural, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı
olarak çalışanlardan ilk defa çalışmaya başladıkları tarihten sonra yaş düzeltmesi yaptıranlar
arasında farklılık yaratmadığından eşitlik ilkesine aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 10., 60. ve
138. maddelerine aykırı olmadığından istemin reddi gerekir. Kuralın Anayasa’nın 11. ve 61. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir. VI-
SONUÇ 17.7.1964 günlü, 506 sayılı
“Sosyal Sigortalar Kanunu”nun 120. maddesinin 5198 sayılı Yasa
ile eklenen üçüncü fıkrasının
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Fazıl SAĞLAM’ın
karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 18.1.2005 gününde karar
verildi.
KARŞI
OY 506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun
120. maddesine 5198 sayılı Yasa ile eklenen itiraza konu üçüncü
fıkrasına göre: . “İş kazalarıyla meslek hastalıkları,
malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından gelir ve aylık tahsisleri ile
sermaye değerinin hesabında, iş
kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit
edildiği veya sigortalıların yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı
kanunlara veya 506 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi
olarak ilk defa çalışmaya başladığı
tarihten sonraki yaş tashihleri dikkate alınmaz.” Anılan
kural bir yasal varsayım öngörmekte ve sigorta işlemleri bakımından iş kazasının olduğu veya meslek
hastalığının hekim raporuyla ilk kez belirlendiği ya
da sigortalının ilk kez çalışmaya
başladığı tarihte sigortalının nüfus kaydında belirtilen yaşını doğru kabul
ederek, bu tarihlerden sonra yapılan yaş tashihlerinin dikkate alınmayacağını
öngörmektedir. Böylece sigortalı kişi,
sosyal güvenlik hakkını gerçek
yaşına göre değil, aksini bir yargı kararı ile kanıtlasa bile, yasada
belirtilen tarihlerde nüfus kaydında gösterilen yaşa göre kullanabilmektedir. Oysa
bugünkü bilimsel olanaklarla kişinin
gerçek yaşı kemik yapısına ve sair özelliklere bakılarak tıbben
belirlenebilmektedir. Yasa koyucunun
bilimsel olanakları ve yanılma paylarını da göz önünde tutacak bir tespit
prosedürü öngörmeksizin sigorta haklarının kullanılmasını yalnızca nüfus
kaydındaki doğum tarihine bağlı kılması, bu tarihten önce doğmuş olup da
kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın sonradan nüfusa geçirilmiş bulunan
kişiler bakımından, Anayasa’nın 60. maddesindeki sosyal güvenlik hakkının
özünü zedeleyeceği gibi, gerçek yaşı aynı olan (aynı gün doğmuş) kişiler
arasında da haklı bir neden olmaksızın yapılmış bir ayırım sonucunu doğuracaktır. Açıklanan
nedenlerle itiraz konusu kuralın
iptali gerektiğinden, itirazın
reddine ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum. Üye Fazıl
SAĞLAM |