TÜRK
SİLAHLI KUVVETLERİNİN LÜBNAN’A GÖNDERİLMESİ HUSUSUNDA ANAYASANIN 92 NCİ
MADDESİ UYARINCA HÜKÜMETE İZİN VERİLMESİNE DAİR KARAR Karar No. 880 Karar
Tarihi: 5/9/2006 Lübnan’da
12 Temmuz 2006 tarihinde başlayan ve çok tehlikeli biçimde tırmanan
çatışmalar, bu sorunlu bölgede barışın yeniden tesisi için sürdürülen
uluslararası çabalar sonucu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 11
Ağustos 2006 günü oybirliği ile kabul ettiği 1701 (2006) sayılı Kararla
durdurulmuştur. Bir
aydan fazla süren Lübnan krizi büyük can kaybına yol açmış, Lübnan’ın
nüfusunun dörtte birini oluşturan yaklaşık bir milyon kişi yerlerinden
edilmiş ve sivil alt yapı büyük ölçüde tahrip olmuştur. Tarafların
14 Ağustos 2006 tarihi itibariyle uyacaklarını açıkladıkları çatışmaların
durdurulmasını, kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını ve ihtilafa uzun dönemli
bir çözüm bulunmasını amaçlayan 1701 (2006) sayılı Kararda; -Çatışmaların
tam olarak durdurulması, özellikle, Hizbullah’ın
bütün saldırılarına ve İsrail’in bütün saldırı amaçlı askeri operasyonlarına
derhal son vermesi, -Lübnan
ordusunun onbeşbin askerinin ve halihazırda ikibin kişi olan Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücünün
(UNIFIL) onbeşbine kadar çıkartılacak birliklerinin
Mavi Hat ile Litani Nehri arasında kalan ve yabancı
silahlı unsurlardan arınmış tampon bölgeye konuşlandırılması, bu
konuşlandırmanın başlamasıyla birlikte ve buna paralel olarak İsrail
ordusunun güney Lübnan’dan çekilmesi, -UNIFIL’in sayı ve teçhizat bakımından takviye edilmesi, görev
yönergesi ve görev bölgesinin genişletilmesi ve görev süresinin 31 Ağustos
2007 tarihine kadar uzatılması, öngörülmüştür. 1701
(2006) sayılı Kararın tüm yönleriyle uygulanmasını sağlayacak olan UNIFIL’e mevcut görev yönergesine ek olarak şu görevler
verilmiştir: -Çatışmaların
durdurulmasını gözlemlemek. -İsrail
Kuvvetleri Lübnan’dan çekilirken, Lübnan Silahlı Kuvvetlerinin Mavi Hat
boyunca olan bölgeler dahil, bütün güney Lübnan’a konuşlanmasına nezaret
etmek ve destek olmak. -Bu
konudaki faaliyetlerini İsrail ve Lübnan hükümetleriyle koordine etmek. -Sivil
halka insani yardım ulaştırılmasına ve yerlerinden olmuş kişilerin gönüllü ve
güvenlik içinde geri dönüşlerine yardımcı olmak. -Tampon
bölgenin oluşturulması için atılacak adımlarda Lübnan ordusuna yardımcı
olmak. -Lübnan
Hükümetinin talebi üzerine Lübnan’ın sınırlarının ve diğer giriş noktalarının
silah veya bağlantılı maddelerin girişine karşı güvenlikli hale getirilmesine
yardımcı olmak. Bunun
yanı sıra UNIFIL, birliklerinin konuşlu bulunduğu alanlarda ve yeteneklerinin
elverdiğini değerlendirmesi halinde; -Operasyon
sahasının çatışma amaçlı faaliyetler için kullanılmamasını sağlamak üzere
gerekli bütün önlemleri almaya, -Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi görev yönergesi altında yürüttüğü faaliyetleri
engellemeye yönelik teşebbüslere güç kullanarak karşı koymaya, -Birleşmiş
Milletler personeli, tesisleri ve teçhizatını korumaya, Birleşmiş Milletler
personelinin ve insani yardım çalışanlarının güvenliğini ve hareket
özgürlüğünü teminat altına almaya ve ani fiziki şiddet tehdidi altında
bulunan sivilleri korumaya, yetkili
kılınmıştır. Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu Kararı İsrail ve Lübnan hükümetleri ile bu
hükümetleri oluşturan tüm koalisyon ortakları ve liderleri tarafından da
kabul edilmiştir. Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi’nin anılan Kararında yer alan, görev yönergesi ve
bilahare hazırlanan "harekat konsepti" ve
"çatışma kuralları", UNIFIL’in meşru
savunma ve çok istisnai durumlar dışında muharip görev üstlenmesini ve
çatışmalara girmesini öngörmemektedir. Temel amacı Lübnan ve İsrail
arasındaki istikrar ortamının sürmesine katkıda bulunmak olan Birleşmiş
Milletler Gücünün temel işlevi Lübnan Hükümetinin egemenliğinin tüm ülke
sathında tesisinde ve güney Lübnan’daki güvenlik sorumluluklarını yerine getirmesinde
Lübnan ordusuna yardım etmek olacaktır. Söz
konusu Kararda ayrıca, tüm devletlerin vatandaşları tarafından veya
toprakları üzerinden ya da bandıralarını taşıyan
gemiler veya uçaklarla Lübnan’a Lübnan Hükümetinin veya UNIFIL’in
yetkilendirmediği her türlü silah, mühimmat veya benzeri maddelerin satışını
veya ulaşımını engellemek için gerekli önlemleri almaları ve bu tür
teçhizatın kullanımına ilişkin teknik eğitim sağlanmasının da engellenmesi
istenmektedir. Çatışmaların
durdurulmasını mümkün kılan 1701 (2006) sayılı Kararda, Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri Kofi Annan’ın
UNIFIL’in öngörülen bu işlevleri yerine
getirebilecek hale gelmesini teminen gerekli
önlemleri acilen alması istenmiş ve Birleşmiş Milletler üyesi ülkelere UNIFIL’e uygun görecekleri katkılarda bulunmayı
değerlendirmeleri ve bu Gücün yardım taleplerine olumlu karşılık vermeleri
konusunda çağrıda bulunulmuştur. Bugüne
kadar UNIFIL’e katkı yapmaya hazır olduklarını
açıklayan ülkeler şunlardır: İtalya, İspanya, Almanya, Bangladeş, Belçika,
Hırvatistan, Bulgaristan, Çin, Danimarka, Endonezya, Finlandiya, Fransa,
Gana, Hindistan, Hollanda, İrlanda, İsveç, Malezya, Lüksemburg,
Nepal, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovenya, Ukrayna
ve Yunanistan. Türkiye,
geniş bir bölgeye yayılma ve çok ciddi boyutlar kazanma istidadı gösteren
Lübnan krizinin başlangıcından itibaren bu tehlikeli gidişatın önlenmesi
amacıyla yoğun çaba harcamıştır. Bunun
yanı sıra Türkiye, Lübnan’daki insani sorunların hafifletilmesi için gerekli
katkılarda bulunmuş, Lübnan ve Filistin halkına acil insani yardımları
sürdürmüş ve Lübnan’dan ikibin vatandaşımızın
Türkiye’ye dönüşünün yanı sıra onbinden fazla
üçüncü ülke vatandaşının Türkiye üzerinden tahliyesini sağlamıştır. Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 (2006) sayılı Kararı, sıcak çatışmalara
dönüşme riski yüksek gerginliğin hüküm sürdüğü bu bölgede ihtilafların uzun
vadeli ve kalıcı bir çözüme kavuşturulması için bir fırsat penceresi aralamış
ve bunun için gerekli şartların ve zeminin hazırlanmasına imkan sağlamıştır. Bu
çerçevede, Birleşmiş Milletler Lübnan Görev Gücü’nün Güvenlik Konseyi
Kararında öngörülen görev ve işlevleri yerine getirmede başarılı olması,
sürekli ateşkesin sağlanması, soruna kalıcı bir çözüm bulunması ve Akdeniz ve
Orta Doğu bölgelerinde güven ve istikrarın tesisi bakımından önem arzetmektedir. Lübnan’da
çatışmaların durdurulmasından sonra Türkiye bu fırsat penceresinin çok iyi
değerlendirilmesini teminen diplomatik çabalarını
yoğun biçimde sürdürmüş ve bu kapsamda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve
dost ve müttefik ülkelerin liderleriyle sürekli temas halinde olunmuş,
Dışişleri Bakanımız Lübnan, İsrail, Filistin ve Suriye’yi ziyaret ederek üst
düzey siyasi temaslarda bulunmuş; bunun yanı sıra, birçok ülkenin Dışişleri
Bakanlarıyla da çeşitli vesilelerle görüşmeler yapmıştır. Bu
görüşme ve temaslardan Lübnan’daki tüm grupların, İsrail, Suriye ve Filistin
yetkililerinin Türkiye’nin bölgede barış ve istikrarın tesisindeki rolüne ve UNIFIL’e katkı sağlamasına büyük önem verdikleri
anlaşılmıştır. Bölge
ülkelerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annan ile birçok dost ve müttefik ülke de
Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Gücü’ne katkıda bulunmasına büyük önem
verdiklerini dile getirmişlerdir. Lübnan
krizinin gündeme girmesinden bu yana Hükümetimizin savunduğu üç temel ilkeden
birincisi, çatışmaların durdurulmasını ve ihtilafa uzun dönemli bir çözüm
bulunmasını amaçlayan bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararının
kabul edilmesi, ikincisi bölgedeki tarafların krizin bu Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi Kararı çerçevesinde çözümüne ülkemizin katkısını istisnasız
arzu etmeleri ve üçüncüsü de ülkemizin katkısının çatışmalara değil, barışa
destek olacak şekilde saptanması olmuştur. 1701 (2006) sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi
Kararının kabulü ve
ilgili bütün taraflarla gerçekleştirilen
temaslar ışığında, halihazırda oluşan ortamın her üç ilke bakımından da
Hükümetimizin aradığı koşulları karşıladığı değerlendirilmektedir. Türkiye’nin
uluslararası barış ve istikrarın korunması konusundaki rolü ve ağırlığına
ilişkin beklentilerin yüksek olmasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başta
Balkanlar ve Afganistan olmak üzere çeşitli ihtilaf bölgelerinde üstün başarıyla
yaptığı görevlerin büyük payı olduğu muhakkaktır. Türkiye,
bölgesinde istikrar unsuru olan güçlü bir ülkedir. İçinde yaşadığımız bölgede
hüküm süren gerginlik ve ihtilafların Türkiye’nin güvenliği üzerinde olumsuz
yansımaları olduğu bir vakıadır. Bu nedenle barış ve istikrarı tehlikeye
düşürecek gelişmelere karşı kayıtsız ve ilgisiz kalamayacak olan Türkiye’nin
barış ortamının korunması yönündeki uluslararası çabalara etkin destek
vermesi milli sorumluluğumuzun icabı olarak görülmektedir. Hükümetimiz,
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 (2006) sayılı Kararında üye
ülkelere yapılan UNIFIL’e destek ve katkı çağrısını
bu temel mülahazalar ışığında değerlendirmiştir. Bu
çerçevede, UNIFIL’in faaliyetlerine katkıda
bulunmak amacıyla Türkiye’deki bazı liman, havaalanı, tesis ve üslerin dost
ve müttefik ülkeler tarafından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararında
öngörülen amaçlar doğrultusunda kullanımına izin verilmesi Bakanlar Kurulunca
28 Ağustos 2006 tarihinde kararlaştırılmış ve keyfiyet Birleşmiş Milletler’e bildirilmiştir. Buna göre, dost ve müttefik
ülkeler ihtiyaca göre belirlenecek havaalanı, liman, üs ve tesislerden 1701
(2006) sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararında öngörülen
amaçlar doğrultusunda yararlanabilecektir. Bu
düşüncelerle hareket eden 59 uncu Cumhuriyet Hükümeti, uluslararası
meşruiyetin gereklerini karşılayan ve uluslararası toplumun ortak iradesini
temsil eden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 (2006) sayılı
Kararında öngörülen amaçlar doğrultusunda Lübnan’da görev yapacak Birleşmiş
Milletler Geçici Görev Gücü’nün faaliyetlerine iştirak ederek bölgenin barış
ve istikrara kavuşmasına yardımcı olmak üzere aşağıda belirtilen katkıları sağlamayı ve bu amaçla
Anayasa’nın 92 nci maddesi uyarınca Yüce Meclisimizden
izin istemeyi kararlaştırmıştır. Yüce
Meclisimizin bu konudaki Kararına bağlı olarak, UNIFIL’e
katkımızın askeri ve teknik yönlerine ilişkin düzenlemeler Hükümetin vereceği
görev ve yetki çerçevesinde ilgili kuruluşlarca yapılacaktır. Türkiye’nin
UNIFIL’e katkısı aşağıda belirtilen konularda
olacaktır: -Doğu
Akdeniz’de devriye görevi yapacak Deniz Görev Gücü için yeterli kuvvet
tahsisi, -Taleplerin
tek tek değerlendirilmesi kaydıyla dost ve müttefik
ülkeler için deniz ve hava ulaşım desteği sağlanması, -Lübnan
ordusuna eğitim verilmesi, Ayrıca
bölgede Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından icra edilecek insani yardım
faaliyetlerinin gerektireceği ve başta bu unsurların güvenliğini sağlayacak
kuvvet koruma birlikleri olmak üzere, hudut, şümul ve miktarı Hükümetçe
belirlenecek askeri unsurlar. Söz
konusu kuvvet, bölgedeki silahlı unsurların silahtan arındırılması dahil
olmak üzere, yukarıda belirtilen taahhütlerin dışında hiçbir görevde
kullanılmayacaktır. Yeterli
kuvvetle katılacağımız Deniz Görev Gücü, Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi’nin 1701 (2006) sayılı Kararının verdiği yetkiye uygun olarak Doğu
Akdeniz’de ve Lübnan kıyılarına mücavir bölgelerde deniz kontrolünü sağlamak
için keşif ve devriye görevleri icra edecektir. Bu
düşüncelerle; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 11 Ağustos 2006
tarihli ve 1701 (2006) sayılı Kararında öngörülen amaçlar doğrultusunda görev
yapacak Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesinde yukarıda
belirtilen çerçevede faaliyette bulunmak üzere gereği, kapsamı, zamanı ve
süresi Hükümetçe belirlenecek şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Lübnan’a
gönderilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından
belirlenecek esaslara göre yapılmasına Anayasa’nın 92 nci
maddesi uyarınca bir yıl süreyle izin verilmesi, Genel Kurulun 5/9/2006
tarihli 124 üncü Birleşiminde kabul edilmiştir. |
||||||