Yargıtay 4. Hukuk Dairesinden: Esas No :
2006/7947 Karar No : 2006/8632 Mahkemesi : Kadıköy Asliye 3. Hukuk Mahkemesi
(Hakem Sıfatıyla) Tarihi : 27/3/2002 Numarası : 2001/964-2002/368 Davacı : İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanlığı Davalı : Kadıköy Belediye Başkanlığı Davacı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, müvekkili belediyeye ait
taşınmazın 11.492 m2'lik bölümünü davalı belediyenin, üçüncü şahıslara kiraya
verip 1/8/1994 ile 2/9/1994 tarihleri arasında haksız intifa bedeli elde
ettiğini ileri sürerek 22.000.000 lira haksız intifa bedelinin tahakkuk
tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesini istemiştir. Mahkemece
davaya Hakem sıfatıyla bakılmış ve son oturumda "davanın reddine"
denildiği halde gerekçeli kararda davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Davalı
vekili kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye değinerek itiraz
yoluna başvurmuş ancak itirazın reddi üzerine bu defa tavzih isteminde
bulunmuş, bu istemi de reddedilmiştir. Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının 11/5/2006 tarihli dilekçesi ile; Kadıköy 3. Asliye
Hukuk Mahkemesi'nin hakem sıfatıyla verdiği kararın, Anayasa'nın 141.
maddesinde ifade edilen duruşmaların aleniliği ve kararların gerekçeli olması
kuralı ile Usulün 382. maddesinde yer alan "Karar harfiyen müzakere ve
ittihaz olunur ve alenen tefhim edilir" kuralına aykırı olduğu, kısa
kararla gerekçeli karar çelişkili olup bu durumun mahkemelere duyulan güveni
sarsacak nitelikte bulunduğu, bu yönün kamu düzeni ile ilgili olduğu ileri
sürülerek HUMK'nun 427/6. maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması talep edilmiştir. Gerçekten
27/3/2002 tarihli son oturumdaki kısa kararda "Sözleşmenin imza edilmiş
olduğu tarih itibariyle davacı Belediye Başkanlığının vaki haksız kullanma
tazminatı talebinin reddine ilişkin taraf vekillerinin yüzlerine karşı
itirazı kabil olmak üzere verilen karar alenen ve usulen okunup tefhim
kılındı." denildiği halde daha sonra yazılan gerekçeli kararda davanın
kabulü ile 22.000.000 liranın 2/9/1994 tarihinden itibaren yasal faizi ile
birlikte tahsiline karar verilmiştir. Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağı
10/4/1992 gün 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul
edilmiştir. Şu
durumda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemi
yerinde olup karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 427.
maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA,
gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavacılığı'na gönderilmesine 17/7/2006 gününde
oybirliğiyle karar verildi. |
||||||