21 Temmuz 2007 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 26589

YARGITAY KARARLARI

             Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:

             Esas No                   : 4352

             Karar No                : 6967

             Mahkemesi              : Bozova Asliye Hukuk Mahkemesi

             Esas No                   : 2002/15

             Karar No                 : 2002/112

             Karar Tarihi             : 8.3.2002

             Davacı                     : Bozan Demir ve ark.

             Davalı                      : Gani Bilgen ve ark.

             Üçüncü Şahıs           :

             Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi davasına dair karar kanun yararına Adalet Bakanlığı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

             Davacı tarafından 18.1.2002 tarihinde açılan elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine ilişkin davanın mahkemece kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

             Uyuşmazlık elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine ilişkin olup bu tür davaların 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 644. maddesi hükmü uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir. Mahkemenin görevi kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Mahkemece Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermek gerekirken esasa girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

             SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK. nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulüyle hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 4.6.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

             Yargıtay 6. Hukuk Dairesinden:

             Esas No                   : 6300

             Karar No                : 7486

             Mahkemesi              : İstanbul 1. Sulh Hukuk Mahkemesi

             Esas No                   : 2005/212

             Karar No                 : 2005/482

             Karar Tarihi             : 18.10.2005

             Davacı                     : Tülin Kücet

             Davalı                      : Hülya Skotarczak-Selçuk Kücet ve ark.

             Üçüncü Şahıs           :

             Taraflar arasındaki davanın yargılaması sonunda Balıkesir l. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

             Davacı tarafından 4.5.2005 tarihinde açılan elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine ilişkin davanın mahkemece kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

             Uyuşmazlık elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi istemine ilişkindir. HUMK. nun 388/son maddesi gereğince mahkemece elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine karar verilirken hüküm fıkrasında her bir paydaşın payının ayrı ayrı gösterilmesi gerekmekte olup bu husus yerine getirilmeden hüküm kurulması doğru değildir.

             SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HUMK. nun 427/6. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin açıklanan nedenle kabulüyle hükmün sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, 12.6.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

             Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

             Esas No                   : 2007/5475

             Karar No                : 2007/5856

             Davacı Murat Demircan ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 29.12.2006 günlü ve 2006/358-597 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk-2007/101106 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

             YARGITAY KARARI

             Davacı Murat Demircan'ın 11.8.1977 olan doğum tarihi 11.8.1980 olarak düzeltilmişse de, adı gecen kişi nüfusa 11.9.1978 tarihinde kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan nüfusa kaydı hayatın olağan akışına aykırıdır.

             Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ya da yaşamın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek durumundadır.

             Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

             Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

             Esas No                   : 2007/5474

             Karar No                : 2007/5857

             Davacı Esra Ediz'e velayeten babası Süleyman Ediz ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 5.10.2006 günlü ve 2006/277-245 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Hukuk-2007/98028 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

             Dava, evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış, mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp kabulüne karar verilmiştir.

             Türk Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve babanın çocuğu velayetleri çerçevesinde temsil edecekleri ilkesi yine ayırım yapılmadan getirilmiştir.

             Emredici nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içerisinde velayetin kullanılması kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de, bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir.

             Bu bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması usül ve yasaya aykırıdır.

             Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

             Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

             Esas No                   : 2007/5473

             KararNo                 : 2007/5858

             Davacı Seher Kurupınar'a velayeten babası Cuma Kurupınar vd. ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Zile Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 20.12.2004 günlü ve 2004/557-696 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.5.2007 gün ve Hukuk-2007/96835 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

             Davacılar dava dilekçeleri ve duruşmadaki beyanları ile velayetleri altında bulunan kızları Seher’in 20.3.1989 olan doğum tarihinin yılının 1986 olarak düzeltilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

             Doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen Seher ile aynı anneden doğduğu anlaşılan kardeşi 19.10.1985 doğumlu Seyfettin arasında düzeltilen doğum tarihine göre sadece 5 ay 1 günlük bir zaman farkı bulunmaktadır.

             Bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı açık olup, hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken bu kayıtların yek diğeri ile çelişik olmamasına özen göstermeli, böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir.

             Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

             Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

             Esas No                   : 2007/5472

             Karar No                : 2007/5859

             Davacı Zübeyde Polat ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 25.9.2001 günlü ve 2001/924-744 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.5.2007 gün ve Hukuk-2007/96832 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

             Davacı, dava dilekçesinde 10.6.1985 olan doğum tarihinin yılının 1983 olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

             Doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen Zübeyde ile aynı anneden doğduğu anlaşılan kardeşi 10.10.1983 doğumlu Şengül arasında düzeltilen doğum tarihine göre sadece 4 aylık bir zaman farkı bulunmaktadır.

             Bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapmasının tıbben mümkün olmadığı açık olup, hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yaparken bu kayıtların yek diğeri ile çelişik olmamasına özen göstermeli, böyle bir sonucu doğuracak kararlar vermemelidir.

             Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

             Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

             Esas No                   : 2007/5471

             Karar No                : 2007/5860

             Davacı Arzu Bilgili ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 9.11.2006 günlü ve 2006/276-274 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.5.2007 gün ve Hukuk-2007/85445 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

             Davacı vekili dava dilekçesinde davacı Arzu Bilgili'nin 5.5.1991 olan doğum tarihinin yılının 1990 olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

             Dosya içerisindeki nüfus kayıt tablosu içeriğinden yaşının düzeltilmesi istenilenle Arzu Bilgili'nin kayden 5.5.1991 doğumlu olup, davanın açıldığı 30.10.2006 günü itibariyle ergin ve medeni hakları kullanmaya yetkili bulunmadığı ve kayden sağ olan anne ve babasının velayeti altında olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 336. maddesinde "Evlilik birliği devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar" hükmü mevcuttur. Emredici nitelikteki bu yasa kuralı, evlilik birliği içinde velayetin kullanılması kapsamında, ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden de geçerlidir.

             Dosyaya ibraz edilen vekaletname incelendiğinde, adı geçen avukat, davacı Arzu Bilgili'nin yasal temsilcileri tarafından tayin edilmemiştir.

             Mahkemece doğum tarihinin düzeltilmesi davası yönünden dava ehliyetine sahip olmayan küçüğün yasal temsilcileri olan anne ve babası tarafından temsil edilmesi gerektiği hususu dikkate alınmaksızın, davacı küçük tarafından verilen vekaletnameye dayanılarak açılan davanın esasına girilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

             Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

—— • ——

             Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden:

             Esas No                   : 2007/5157

             Karar No                : 2007/5903

             Davacı Circis Güneş ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Midyat Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 20.12.2006 günlü ve 2006/290-439 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.5.2007 gün ve Hukuk-2007/85446 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

YARGITAY KARARI

             Davacı Circis Güneş vekilinin davalı Nüfus Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, davacının 1.3.1958 olan doğum tarihinin ay ve gün baki kalmak kaydıyla 1954 olarak düzeltilmesini talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

             Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden, davacının 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 20. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunun 31.1.1991 gün ve 91/1446 sayılı kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilmesi üzerine Türk vatandaşlığını kaybettiği ve bu sebeple nüfus kaydının kapatıldığı anlaşılmaktadır.

             5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 14. maddesinde; "Nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlat edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniyle bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir.

             Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni bir sebep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır. Kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylar kişinin kaydına işlenir." hükmü yer almaktadır.

             Mahkemece davacının Türk vatandaşlığından çıkması nedeniyle nüfus kaydının kapalı olduğu, bu nedenle nüfus kayıtları üzerinde herhangi bir işlem yapılmayacağı gözetilmeksizin yaş tashihine ilişkin davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

             Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.