Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı : 2003/109 Karar Sayısı : 2007/51 Karar Günü : 17.4.2007 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME: Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU: 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 4949 sayılı Kanun’un
50. maddesi ile eklenen 179/b maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 141. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir. I - OLAY Davacı vekili tarafından açılan iflasın ertelenmesi
davasında mahkemece, davacı şirket hakkında yapılmış veya yapılacak icra
takiplerinin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar
verilmiştir. Yargılama sırasında yürürlüğe giren itiraz konusu kuralla,
rehinle temin edilmiş alacaklar için yeni takip yapılabilmesine veya başlamış
olan takiplere devam edilebilmesine olanak tanınmıştır. Bu yasal
değişiklikten sonra, rehinli alacaklı vekillerinin ihtiyati tedbir kararının
kendileri açısından kaldırılmasını talep etmeleri ve davacı vekilinin de
itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürmesi üzerine, bu savı
ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur. II - İTİRAZIN GEREKÇESİ Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir: “4949 sayılı Kanun’un 50. maddesi ile
İ.İ.K’na 179/b maddesinin 2. fıkrası olarak eklenen
kural, “Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz
veya ticari işletme rehni ile temin edilmiş
alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi
yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir;
ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı
gerçekleştirilemez. Bu durumda erteleme süresince işleyecek olup mevcut
rehinle karşılanamayacak faizler teminatlandırılmak zorundadır.”
biçimindedir. Aynı maddenin 1. fıkrası ile ise; “Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine
6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil
olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir
takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren süreler işlemez.”
denilmek suretiyle, ‘Erteleme Kararının Etkileri’ başlığı altında genel kural
getirilmiş ve TTK’nun 324. maddesinde açıkça yer
almayan erteleme kararının sonuçlarına ilişkin önemli bir düzenleme yapılmış
ve özellikle erteleme ile birlikte genellikle verilen takip yasağına rağmen
zamanaşımına uğrama riski nedeniyle yapılmakta olan lüzumsuz takip ve
işlemler de önlenmek suretiyle, zaten mağdur durumda olan alacaklıların
gereksiz masraf yapmalarının da önüne geçilmiştir. Bu masrafların rehin
konusundan tenzili aynı zamanda rehin değerini de azaltmaktadır. Ancak,
itiraz konusu 2. fıkra ile getirilen kural sonucu rehinli alacaklara bir
ayrıcalık tanınmakta, muhafaza tedbirleri ile satış hariç takipler devam
etmekte ve erteleme süresinde işleyecek olup mevcut rehinle karşılanamayacak
faizlere teminatlandırılma zorunluluğu getirilmektedir. 4949 sayılı Kanunun gerekçesinde aynen:
“… Yeniden yapılandırılmaya ilişkin hükümler getirilmek
suretiyle borçlu işletmelerin mevcut mal varlığının öncelikle korunması,
bilahare değerinin artırılması, tasfiye ve yeniden yapılandırma arasındaki
hassas dengeye ulaşılması, bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan
bütün alacaklıları kapsayan adil bir çözümün gerçekleştirilmesi, borçlunun
malvarlığının münferit alacaklılar tarafından zamanından önce tasfiyesinin
önlenmesi ve dolayısı ile alacaklılar arasında eşitliğin sağlanması …”
denilmek suretiyle düzenlemenin temel esasları açıklanmış bulunmaktadır. Ancak,
1. fıkrada konulan genel kurala getirilen bu istisna ile bütün alacaklıları
kapsayan adil bir çözümü engellemektedir. Gerçekten, başvuru dilekçesinde yer
alan “Diğer alacaklar için takipler dururken, bu alacaklar için devam
ettirilmesi; keza, devlet alacakları, işçi alacakları ve belki de erteleme
sonucu son derece güç duruma düşebilecek diğer alacaklılar için teminat aranmazken,
zaten öncelikli olarak mevcudu paylaşan rehinli alacaklılara bu şekilde
imtiyaz tanınması haklı değildir. Diğer önemli bir husus, bu ayrıcalıkların
tanınması halinde, uygulamadaki bir çok olayda,
‘iflasın ertelenmesi’ kurumu fiilen uygulanamaz hale gelebilecektir.”
değerlendirilmesine hak vermemek mümkün değildir. İcra ve İflas Kanunu, İpoteğin Paraya
Çevrilmesi başlığı altında madde 150/f de Muvakkat Rehin Açığı Belgesini
düzenlemiştir. Anılan düzenleme ile borçlunun diğer alacaklıları ile eşitlik
sağlanmış ve rehinle karşılanamayan alacağını rüçhansız olarak takip
edilebileceği hükme bağlanmıştır. Olağan koşullarda rehin sahibi rehinle
karşılanmayan alacağını rüçhansız olarak diğer alacaklılarla eşit biçimde takip
hakkına sahiptir. Hakkında iflasın ertelenmesi kararı bulunan borçlunun diğer
alacaklıları yasa gereği takip yapamazken rehinli alacakların normal
koşullardan daha fazla hak sahibi olmaları ve rehinle karşılanmayan
alacakları için yeniden teminatlandırılmaları eşitlik kurallarına aykırıdır.
Kamu alacaklarının ana paralarının dahi hiçbir
teminatı yokken ve borçluya karşı icra takibi yapamazken rüçhanlı alacaklının
takip yapabilmesi ve dahi rehinli maldan karşılanamayacak alacağının iflasın
ertelenmesi sürecinde diğer alacaklılar ve kamu aleyhine teminatlandırılarak
rüçhanlı hale getirmesi eşitlik ilkesine aykırıdır. İtiraz konusu 2. fıkra Anayasa’nın 2, 10
ve 11. maddelerine aykırı olduğu gibi çoğu zaman bu kural gereğince yapılacak
işlemler 2 yıllık erteleme süresi içinde dolup tekrarlanmak zorunda
olduğundan Anayasa’nın “Usul Ekonomisi”ni düzenleyen 141. madde son fıkrasına
da aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenlerle davacı vekillerinin
Anayasa’ya aykırılık itirazlarının ciddi bulunarak dosyanın ilgili
bölümlerinin onaylı birer suretinin çıkarılarak Anayasa Mahkemesi’ne itiraz
yoluyla gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.” III - YASA METİNLERİ A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na
17.7.2003 günlü, 4949 sayılı Kanun’un 50. maddesi ile eklenen ve itiraz
konusu kuralı da içeren 179/b maddesi şöyledir: “Madde 179/b -Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı
Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere
hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip
muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. Erteleme
sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle
temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya
çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam
edilebilir; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli
malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durumda erteleme süresince işleyecek olup
mevcut rehinle karşılanamayacak faizler teminatlandırılmak zorundadır. 206 ncı
maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. Erteleme süresi azami bir yıldır. Bu
süre kayyımın verdiği raporlar dikkate alınarak mahkemece uygun görülecek
süreler ile uzatılabilir; ancak uzatma süreleri toplamı dört yılı geçemez.
Kayyım, mahkemenin belirleyeceği sürelerde iflâsı ertelenenin faaliyetleri ve
işletmenin durumu konusunda düzenli olarak mahkemeye rapor verir. İflasın ertelenmesi
talebinin reddi ya da erteleme süresi sonunda iyileşmenin mümkün olmadığının
tespiti üzerine mahkeme, şirketin veya kooperatifin iflasına karar verir.
Erteleme süresi dolmamakla birlikte, mahkeme kayyımın verdiği raporlardan
şirketin veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olmadığı
kanaatine varırsa, erteleme kararını kaldırarak şirketin veya kooperatifin
iflasına karar verebilir.” B - Dayanılan Anayasa Kuralları Başvuru
kararında, Anayasa’nın 2., 10., 11. ve 141. maddelerine dayanılmıştır. IV - İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia
AKBULUT, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN ve
Fazıl SAĞLAM’ın katılımlarıyla 7.1.2004 günü
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir. V
- ESASIN İNCELENMESİ Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararında, iflasın ertelenmesi
durumunda öngörülen takiplerin durması ve yeni takip yasağı konusunda rehinli
alacaklar lehine getirilen istisna ile rehinle karşılanamayan (faiz)
alacakların teminatlandırılma zorunluluğunun, Anayasa’nın 2.,
10., 11. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na,
17.7.2003 günlü, 4949 sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun’un 50. maddesi ile eklenen 179/b maddesinin birinci fıkrasında, erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı
Kanun’a göre yapılan takipler de dahil olmak üzere
hiçbir takip yapılamayacağı ve önceden başlamış takiplerin duracağı hüküm
altına alınmıştır. İptali
istenen ikinci fıkrada ise birinci fıkrada öngörülen “takiplerin durması ve
yeni takip yasağı” yönünden rehinli alacaklar lehine bir istisna
getirilmiştir. Buna göre, taşınır, taşınmaz veya
ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar
için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip
yapılabilecek veya daha önce başlamış olan takiplere devam edilebilecektir. Ayrıca, erteleme süresince işleyecek
ve mevcut rehinle karşılanamayacak faizlere teminatlandırılma zorunluluğu da
getirilmiştir. Anayasa’nın 2.
maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her
alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık,
Anayasa’nın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk
ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir. Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen “yasa önünde
eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke
ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır.
Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar
için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar
aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da
öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. İcra ve iflas hukukunda temel ilke, alacaklı ve
borçlunun hak ve menfaatlerinin belli bir denge üzerinde korunmasıdır.
Rehinli alacaklar, diğer alacaklardan farklı bir statüde bulunmaktadırlar. Nitekim, İcra ve İflas Kanunu’nun genel sistematiği
içerisinde rehinle temin edilmiş alacaklar için farklı hükümler öngörüldüğü
görülmektedir. Takip sürecinin alacaklı ve
borçlunun hak ve menfaatlerini zedelemeden, bunlar arasındaki dengeyi
bozmadan hızlandırılması, bir ayırım yapmaksızın benzer durumda bulunan bütün
alacaklıları kapsayan adil bir çözümün gerçekleştirilmesi ve rehinli
alacaklıların iflasın ertelenmesi durumunda mağdur olmamaları amacına yönelik
olarak getirildiği anlaşılan itiraz konusu düzenlemenin hukuk devleti
ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Rehin hakkı, alacaklıya borcun ödenmemesi durumunda,
borçlunun mallarının satılıp satış bedelinden alacağını öncelikle tahsil
etmesine olanak veren bir haktır. Alacaklı, borçluya borç verdiği anda,
borçludan bir teminat (rehin) almakta ve bu elde ettiği hakla, baştan itibaren
öncelikli (rüçhanlı) bir statü kazanmaktadır. Bu durumda, alacak-borç
ilişkisinin başlangıcında kendisini rehin hakkı ile ayrıcalıklı hale getiren
rehinli alacaklı ile herhangi bir teminat almadan borç veren alacaklının aynı
hukuksal durumda bulundukları veya aynı hukuksal korumaya tabi olacaklarını
söylemek mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın
2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 11. ve 141.
maddeleriyle ilgisi görülmemiştir. VI - SONUÇ 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanunu’nun 4949 sayılı Yasa ile eklenen 179/b maddesinin ikinci
fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 17.4.2007
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
|||||||||||||||||