|
21 Kasım 2007 ÇARŞAMBA
|
Resmî
Gazete
|
Sayı : 26707
|
|
ANAYASA
MAHKEMESİ KARARI
|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2007/17
Karar Sayısı
: 2007/45
Karar Günü
: 5.4.2007
İPTAL DAVASINI AÇAN : Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeleri Ali TOPUZ ve Muharrem KILIÇ ile
birlikte 121 Milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU : 26.12.2006
günlü, 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun;
A
-
5. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca düzenlenen “Bazı
Ödeneklerin Kullanımına ve Harcamalara İlişkin Esaslar” başlıklı (E)
Cetvelinin (6) no’lu sırasının,
B
- 30. maddesinin;
1 - (1) numaralı fıkrasının (ç)
bendinin,
2 - (2) numaralı fıkrasının,
3 - (8) numaralı fıkrasının (b) bendinin
son paragrafının,
4 - (9) numaralı fıkrasının son
paragrafının,
5 - (10), (14), (15) ve (16) numaralı
fıkralarının,
Anayasa’nın 2.,
11., 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve
yürürlüklerinin durdurulması istemidir.
I - İPTAL VE YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİNİN GEREKÇESİ
İptal ve yürürlüğün durdurulması
istemlerini içeren dava dilekçesinin gerekçe bölümü şöyledir:
“1)
26.12.2006 Tarih ve 5565 Sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun
“Kısmen veya tamamen uygulanmayacak hükümler” Başlıklı 30 uncu Maddesinin;
Birinci Fıkrasının (ç) Bendinin, İkinci Fıkrasının, Sekizinci Fıkrasının (b)
Bendinin Son Paragrafının, Dokuzuncu Fıkrasının Son Paragrafı ile Onuncu, Ondördüncü, Onbeşinci ve Onaltıncı Fıkralarının Anayasaya Aykırılığı
- 26.12.2006
tarih ve 5565 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30 uncu
maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, “5018 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendi,”nin 2007 yılında uygulanmayacağı öngörülmüştür.
5018
sayılı Kamu Yönetimi ve Mali Kontrol Kanununun 2007 yılında uygulanmayacağı
belirtilen bu hükmünde, kesin hesap kanunu tasarısının ekinde “Maliye
Bakanlığı tarafından gerekli görülen diğer belgeler”in
de yer alacağı hükme bağlanmıştır. 5018 sayılı Kamu Yönetimi ve Mali Kontrol
Kanunu; Anayasanın 161 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılan kamu
malî yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını,
uygulanmasını, tüm malî işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve
malî kontrolü düzenleyen genel bir kanundur. İptali istenen kural ile, 2007 yılında 5018 sayılı Kanunun 42 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendi,”nin 2007 yılında uygulanmayacağının öngörülmesi, bu
kuralın o yıl için değiştirilmesi sonucunu doğurmaktadır.
- 26.12.2006
tarih ve 5565 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30 uncu
maddesinin iptali istenen ikinci fıkrasında, “22.12.2005 tarihli ve 5436
sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki “31.12.2006
tarihine” ibaresi, “ilgili idarelerin talebi ve Maliye Bakanlığının uygun
görüşü üzerine 31.12.2007 tarihine” şeklinde uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
22.12.2005
tarihli ve 5436 sayılı Kamu Yönetimi ve Mali Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 1
inci maddesinin dördüncü fıkrası aynen şöyledir:
“Bütçe
Dairesi başkanlıklarında görev yapan Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi
Başkan Yardımcısı kadrolarında bulunan personel dışındaki diğer Maliye
Bakanlığı personeli bulundukları kadrolarıyla birlikte 01.01.2006 tarihi
itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın bulundukları ilin
defterdarlığına devredilir. Ancak bunlar halen bulundukları kadrolarda
kaldıkları sürece 31.12.2006 tarihine kadar nezdinde görev yaptıkları kamu
idaresinin Strateji Geliştirme Başkanlığı veya Strateji Geliştirme Daire
Başkanlığında görev yapmaya devam ederler. Bunlardan sınav sonucunda Malî
Hizmetler Uzmanı kadrolarına atanacaklar ile halen nezdinde görev yaptıkları
idarelerin ve kendilerinin talep etmeleri halinde bu idarelerin kadrolarına
atanacaklar için Maliye Bakanlığının muvafakati aranmaz.”
Görüldüğü
üzere, iptali istenen kuralla 5436 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin
dördüncü fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.
- 26.12.2006
tarih ve 5565 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30 uncu
maddesinin iptali istenen sekizinci fıkrasının (b) bendinin son paragrafında
“1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin üçüncü ve
dördüncü fıkraları ile 50 nci maddesinin ikinci
cümlesi hükmü ve 2926 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü
2007 yılı için uygulanmaz ve bu fıkra kapsamında sayılanların aylıklarında
31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre ayrıca artış
yapılmaz.” denilmiştir.
1479
sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun “Yaşlılık aylığının
hesaplanması başlıklı” 36 ncı maddesinin birinci ve
ikinci fıkralara göre; hesaplanan yaşlılık aylığı, ayrıca, gelir tablosunun
son olarak değiştirildiği ay ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen her ay
için, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı
kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranları kadar
artırılır.
Bu Kanuna göre bağlanan yaşlılık, malûllük ve ölüm aylıklarının,
her ay bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan
en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim
oranları kadar artırılacağını öngören üçüncü ve dördüncü fıkralarının iptali
istenen kural ile 2007 yılında uygulanmayacağının öngörülmesi, bu kuralın o
yıl için değiştirilmesi sonucunu doğuracağı ve dolayısıyla 1479 sayılı Kanuna
göre yaşlılık aylığı alanların bu aylıklarının o yıl için arttırılamayacağı
açıktır.
Yine
iptali istenen bu kural ile 2926 sayılı Kanunun “Primlere ve aylıklara esas
gelir basamakları”nı düzenleyen 33 üncü maddesinin de 2007 yılında
uygulanmayacağı, diğer bir ifade ile o yıl için değiştirilmesi öngörülmüştür.
- 26.12.2006
tarih ve 5565 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30 uncu
maddesinin iptali istenen dokuzuncu fıkrasının son paragrafında “17.10.1983
tarihli ve 2926 sayılı Kanuna tâbi sigortalılardan; 2007 yılının birinci altı
aylık dönemi için, aynı Kanunun 33 üncü maddesine göre belirlenen gelir
basamaklarından ilk altı basamakta bulunanlardan altıncı basamak gösterge
tutarının, yedi ve daha yukarı basamaklarda bulunanlardan ise bulundukları
basamak gösterge tutarının % 20’si oranında sağlık sigortası primi tahsil
edilir.” denilmek suretiyle bu hükümde belirtilen sigortalılarına sağlık
sigortası primi ödemeleri konusunda ek bir mükellefiyet getirilmektedir.
- 5502
sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu; kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve
malî açıdan özerk, bu Kanunda hüküm bulunmayan durumlarda özel hukuk
hükümlerine tâbi Sosyal Güvenlik Kurumu kurulmasını düzenleyen genel bir
kanundur. 26.12.2006 tarih ve 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanununun 30 uncu maddesinin iptali istenen onuncu fıkrasında,
“16.05.2006 tarihli ve 5502 sayılı Kanunun geçici 2 nci
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “yetkileri Kurum Yönetim Kurulu
tarafından mülga kanun hükümlerine göre kullanılır.” ibareleri, “yetkileri
Kurum Yönetim Kurulu tarafından ilgili kanunların mülga hükümlerine göre
kullanılır ve bu yetkilerden uygun gördüklerini Başkana veya ilgili birimlere
devredebilir.” şeklinde uygulanacağı öngörülerek 5502 sayılı Kanununun geçici
2 nci maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik
yapılmıştır.
- 26.12.2006
tarih ve 5565 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Kanununun 30 uncu maddesinin
iptali istenen ondördüncü fıkrası ile 16.05.2006
tarihli ve 5502 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasının “Bu
şekilde çalıştırılacak olanların ücretleri 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre istihdam edilenlere uygulanan
sözleşme ücreti tavanının iki buçuk katını geçemez ve bu fıkrada belirtilen
ücret dışında herhangi bir ödeme yapılamaz.” şeklindeki ikinci cümlesinin “Bu
şekilde çalıştırılacak olanlardan Kurumca belirlenecek en fazla beş kişiye
ödenecek ücret, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B)
bendine göre istihdam edilenlerin sözleşme ücreti tavanının beş katını, diğer
beş kişiye dört katını, geri kalanlara ise iki buçuk katını geçemez ve
bunlara bu fıkrada belirtilen ücret dışında herhangi bir ödeme yapılamaz.”
şeklinde uygulanacağı öngörülmüştür. Yapılan bu değişiklikten de anlaşılacağı
üzere, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda “bilişim hizmetlerini yürütmek ve 50 kişiyi
geçmemek üzere sözleşmeli olarak çalıştırılacak uzman personelden Kurumca
belirlenecek toplam on kişinin sözleşme ücretlerinin arttırılmasına olanak
tanınmaktadır.
- 26.12.2006
tarih ve 5565 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30 uncu
maddesinin iptali istenen onbeşinci fıkrası ile;
31.05.2005 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki
“üçte biri” ibaresinde, 68 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde
ve 88 inci maddesinin üçüncü fıkrasında değişiklik yapılmaktadır.
Bu fıkranın (c) bendi hükmüyle, 5510 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, sigortalı kadına
veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı erkeğe,
çocuğun yaşaması şartıyla doğumdan sonraki altı ay süresince her ay, doğum
tarihinde geçerli olan asgarî ücretin üçte biri tutarında ödenmesi öngörülen
emzirme ödeneğinin miktarı asgari ücretin onda birine indirilmiştir. Yine iptali istenen bu kural ile, 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin üçüncü
fıkrasında değişiklik yapılarak bir kısım kamu görevlilerinin sigorta prim
matrahı daraltılmıştır. Bu durumda yapılan bu düzenleme sonucunda hem emzirme
ödeneği miktarı azalmakta hem de sigorta prim matrahı daraltılmış olduğundan
buna bağlı olarak hesaplanan emekli aylığı düşmektedir.
Anayasanın
2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal
bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Bu maddede
belirtilen sosyal hukuk devleti, temel hak ve özgürlükleri en geniş ölçüde
gerçekleştiren ve güvence altına alan, toplumsal gerekleri ve toplum yararını
gözeten, kişi ve toplum yararı arasında denge kuran, toplumsal dayanışmayı en
üst düzeyde gerçekleştiren, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak
eşitliği, sosyal adaleti sağlayan, çalışma hayatının gelişmesi için önlemler
alarak çalışanları koruyan, sosyal güvenlik sorunlarını çözmeyi yüklenmiş,
ülkenin kalkınmasıyla birlikte ulusal gelirin sosyal katmanlar arasında
adaletli biçimde sağlanmasını amaç edinmiş devlettir. Güçsüzleri
güçlülere ezdirmemek ilkesi, herkesi, bu arada çalışanları, emeklilerle
yaşlıları, durumlarına uygun düzenlemelerle, sağlıklı, mutlu ve güven içinde
yaşatmayı gerektirir.
Anayasa
Mahkemesinin 17.10.1972 tarih ve E.1972/16, K.1972/49 sayılı kararında da,
“Anayasanın 2 nci maddesi uyarınca Türkiye
Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk Devletidir. Sosyal hukuk devletidir, güçsüzleri
güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve böylece
toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü Devlet demektir Çağdaş uygar görüşü ve
Anayasanın temel yapı ve felsefesine göre gerçek hukuk devleti ancak
toplumsal Devlet anlayışı içinde ise bir anlam kazanır.
Hukuk
devletinin amaç edindiği kişiliğin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve
sosyal adaletin sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir.” görüşüne yer
verilmiştir.
Bu
nedenle iptali istenen bu kural, çalışanları koruyan bir düzenleme olmadığı
gibi kazanılmış hakları da zedelediğinden Anayasanın 2 nci
maddesine aykırıdır.
İptali
istenen 15 inci fıkra hükmü ayrıca aşağıda etraflıca açıklanan nedenlerle
Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci,
88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırıdır.
- 26.12.2006
tarih ve 5565 sayılı 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30 uncu
maddesinin iptali istenen onaltıncı fıkrasında
“29.06.2001 tarihli ve 4706 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesindeki, “rayiç
değerleri” ibaresi “492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinin birinci
fıkrasına göre hesaplanacak değerlerinin yüzde yirmi fazlası” şeklinde uygulanır
denilmiştir.
Böyle
bir düzenleme ile; Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya
mazbut vakıflar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait, üzerinde toplu yapılaşma
bulunan taşınmazların Hazineye ait taşınmazlar ile trampa edilmesinde,
trampaya konu taşınmazların rayiç değerleri yerine bu taşınmazların 492
sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre hesaplanacak
değerlerinin yüzde yirmi fazlasının esas alınması öngörülmüş, diğer bir
anlatımla söz konusu trampa işlemlerinin konusu taşınmazların değerlerinde
değişiklik yapılmıştır.
Görüldüğü
üzere, iptali istenen kuralların tümünde diğer yasalarla düzenlenmesi gereken
ve bütçe ile ilgili olmayan konular bütçe yasası ile düzenlenmiştir.
Anayasanın
161 inci maddesinin son fıkrasında, “Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili
hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz” denilmekte; gerekçesinde de, bütçe
kanunlarına bütçe dışı hüküm konulmaması, mevcut kanunların hükümlerini
açıkça veya dolaylı değiştiren veya kaldıran hükümler getirilmemesi
ilkelerine Anayasal kuvvet ve hüküm tanındığı belirtilmektedir.
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında yinelenip vurgulandığı
gibi, başlıca ereği, bütçe yasalarını yapısına ve amacına aykırı kurallardan
ayıklamak ve bir sıkı düzene bağlayarak yalnızca bütçeye ilişkin bütçeyle
ilgili konuları içermesini sağlamak olan Anayasanın 161 inci maddesi, bütçe
yasalarında öbür yasa kurallarını değiştiren, onların alanına ve konularına
el atan kurallara açık ve kesin engeldir. (Anayasa Mahkemesinin 02.07.1991 gün ve
E.1991/16, K.1991/19 sayılı Kararı, R.G. 02.07.1991, sa.
27).
Bu
nedenle, söz konusu hükümler Anayasanın 161 inci maddesine açıkça aykırıdır.
Öte
yandan yine Anayasa Mahkemesinin bir çok kararında
belirtildiği üzere (Örneğin, 30.01.1992 gün ve E.1991/8, K.1992/5; 15.02.1995
gün ve E.1994/69, K.1995/8; 13.06.1995 gün ve E.1995/2, K.1995/12 sayılı
kararları);
“Anayasanın
87 nci maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
görev ve yetkileri belirtilirken bütçe yasa tasarısını görüşmek ve kabul
etmek dışında diğer yasaları koymak, değiştirmek ve kaldırmak biçiminde bir
ayrım yapılmıştır. Bütçe yasalarını öteki yasalardan ayrı tutan bu Anayasa
ilkesi karşısında, herhangi bir yasa ile düzenlenmesi gereken bir konunun
bütçe yasası ile düzenlenmesi veya herhangi bir yasada yer alan hükmün bütçe
yasaları ile değiştirilmesi ve kaldırılması olanaksızdır.” Bu nedenle de söz
konusu hükümler, Anayasanın 87 nci maddesine de
aykırı düşmektedir.
Yine
Anayasa Mahkemesinin 21.09.1999 tarih ve E.1999/29, K.1999/36 sayılı
kararında,
“Bir
yasa kuralının bütçeden gider yapmayı ya da bütçeye gelir sağlamayı gerektirir
nitelikte bulunması, mutlak biçimde “bütçe ile ilgili hükümlerden”
sayılmasına yetmez. Her yasada gidere neden olabilecek değişik türde kurallar
bulunabilir. Böyle kuralların bulunmasıyla örneğin, yargı, savunma, eğitim,
sağlık, tarım, ulaşım ve benzeri kamu hizmeti alanlarına ilişkin yasaların
bütçeyle ilgili hükümler içerdiği kabul edilirse, bu konulardaki yasaların
değiştirilip kaldırılması için de bütçe yasalarına hükümler koymak yoluna
gidilebilir. Oysa, bu tür yasa düzenlemeleri,
bütçenin yapılması ve uygulanması yöntemiyle ilişkisi bulunmayan, yasakoyucunun başka amaçla ve bütçe yasalarından tümüyle
değişik yöntemlerle gerçekleştirilmesi gereken yasama işlemleridir. 161 inci
maddedeki “bütçe ile ilgili hüküm” ibaresine dayanılarak, gider ya da gelirle
ilgili her konuyu olağan bir yasa yerine bütçe yasası ile düzenlemek,
Anayasanın 88 inci ve 89 uncu maddelerine aykırı düşer.
Anayasanın
161 inci ve 162 nci maddelerinin getiriliş amacı,
bütçe yasalarında yıllık bütçe kavramı dışındaki konulara yer vermemek,
böylece bütçe yasalarını ilgisiz kurallardan uzak tutarak kendi yapısı içinde
bütünleştirmektir.”
görüşüne
yer verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle ve yukarıda değinilen Anayasa Mahkemesinin
kararları karşısında, 26.12.2006 tarih ve 5565 sayılı 2006 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanununun “Kısmen veya tamamen uygulanmayacak hükümler”
başlıklı 30 uncu maddesinin; birinci fıkrasının (ç) bendi, ikinci fıkrası,
sekizinci fıkrasının (b) bendinin son paragrafı, dokuzuncu fıkrasının son
paragrafı ile onuncu, ondördüncü, onbeşinci ve onaltıncı
fıkraları bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken bir düzenlemeyi Bütçe
Yasası ile yapmaları nedeniyle Anayasanın 87 nci,
88 inci ve 89 uncu maddelerine; bu değişiklikler bütçe ile ilgili olmadığı
için Anayasanın 161 inci maddesine; yasama erki Anayasaya aykırı biçimde
kullanıldığı için Anayasanın 11 inci maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü ilkesi ile 2 nci maddesindeki hukuk
devleti ilkesine aykırı düşmekte ve iptal edilmeleri gerekmektedir.
2)
26.12.2006 Tarih ve 5565 Sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 5
inci Maddesinin Dördüncü Fıkrası Uyarınca “Bazı Ödeneklerin Kullanılmasına ve
Harcamalara İlişkin Esaslar”ın Gösterildiği (E)
Cetvelinin (6) Sıra No.lu Maddesinin Anayasaya Aykırılığı
26.12.2006 tarih ve 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanununun “Bağlı cetveller” başlıklı 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası
uyarınca “Bazı Ödeneklerin Kullanılmasına ve Harcamalara İlişkin Esaslar”ın gösterildiği (E) cetvelinin iptali istenen (6)
sıra no.lu maddesinde, Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı
hizmetlerinde kullanılacak binaların inşaatı, bakım ve onarımı ile tefriş ve
donanımına ilişkin alımlarda 180 sayılı KHK’nin 32 nci madde hükmünün uygulanmayacağı öngörülmüştür.
14.12.1983
tarih ve 180 sayılı Bayındırlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararnamenin “Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yükümlülüğü”
başlıklı 32 nci maddesinde,
“Kamu
kurum ve kuruluşları; katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler;
2 nci maddenin (n) bendinde belirtilen tüzük,
yönetmelik, tip sözleşme, şartname, rayiç, fiyat analizleri ve birim
fiyatlarına uymak ve uygulamakla yükümlüdür:
Belediyelerince
yapılmış veya yaptırılmış imar ve şehir alt yapı tesisleri planları ile varsa
değişikliklerinin onaylı birer örneğinin Bayındırlık ve İskan
Bakanlığına gönderilmesi zorunludur.
9
uncu maddenin (a), (b), (c) bentlerindeki hükümler, Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yeterli teknik teşkilatı olduğu kabul
edilen kuruluşlara uygulanmayabilir.”
hükmüne
yer verilmiştir. Görüleceği üzere, iptali istenen kuralla uygulanmayacağı
belirtilen bu kuralda; kamu kurum ve kuruluşları; katma bütçeli daireler, il
özel idareleri, belediyelerin; 2 nci maddenin (n)
bendinde belirtilen tüzük, yönetmelik, tip sözleşme, şartname, rayiç, fiyat
analizleri ve birim fiyatlarına uymak ve uygulamakla yükümlü oldukları
belirtilmektedir.
Bu
kuralın uygulanmayacağının öngörülmesinin, söz konusu kuralın değiştirilmesi
sonucunu doğurduğu açıktır. Yukarıda (1) numaralı başlık
altında etraflıca belirtilen nedenlerle; bütçe dışındaki herhangi bir yasa
ile düzenlenmesi gereken bir konunun bütçe yasası ile düzenlenmesi veya
herhangi bir yasada yer alan hükmün bütçe yasaları ile değiştirilmesi ve
kaldırılması olanaksız olduğu gibi, bir yasa kuralının bütçeden gider yapmayı
ya da bütçeye gelir sağlamayı gerektirir nitelikte bulunması, mutlak biçimde
“bütçe ile ilgili hükümlerden” sayılmasına yetmez. O halde, iptali
istenen bu kural da yukarıda açıklanan nedenlerle Anayasanın 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı
düşmektedir.
Öte
yandan, Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı hizmetlerinde kullanılacak
binaların inşaatı, bakım ve onarımı ile tefriş ve donanımına ilişkin
alımlarda; rayiçlere, tip sözleşmelere, şartnamelere ve birim fiyatlara uyulmayacaksa
söz konusu işler neye göre yaptırılacaktır? Böyle bir durumun belirsizliğe ve
söz konusu alımlarda keyfiliğe yol açması kaçınılmazdır.
Anayasanın
2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin
unsurlarından biri de, vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlamasıdır. Hukuk
güvenliği, kurallarda belirlilik ve öngörülebilirlik gerektirir.
Bu
durumda, dava konusu kural belirlilik ve öngörülebilirlik özellikleri
taşımaması nedeniyle hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmamaktadır. Açıklanan
nedenlerle iptali istenen kural, Anayasanın 2 nci
maddesine de aykırıdır.
Diğer
taraftan bir yasa kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının
tespiti onun kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı
sonucunu doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28,
K.1988/16 sayılı kararı, AMKD., sa.
24, shf. 225).
Açıklanan nedenlerle, 26.12.2006 tarih ve 5565 sayılı 2007 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun “Bağlı cetveller” başlıklı 5 inci maddesinin
dördüncü fıkrası uyarınca “Bazı Ödeneklerin Kullanılmasına ve Harcamalara
İlişkin Esaslar”ın gösterildiği (E) cetvelinin (6)
sıra no.lu maddesinin bütçe dışındaki yasalarla yapılması gereken bir
düzenlemeyi Bütçe Yasası ile yapması nedeniyle Anayasanın 87 nci, 88 inci ve 89 uncu maddelerine; bu değişiklikler
bütçe ile ilgili olmadığı için Anayasanın 161 inci maddesine; yasama erki
Anayasaya aykırı biçimde kullanıldığı için Anayasanın 11 inci maddesindeki
Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi ile 2 nci
maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırı olup, iptali gerekmektedir.
IV. YÜRÜRLÜĞÜ
DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇESİ
Dava
dilekçemizde iptali ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün durdurulması
istenen hükümler, bütçe ile ilgili olmayan hususları düzenlemektedirler. Halbuki Anayasanın 161 inci maddesi bütçe kanunlarında
bütçe ile ilgili olmayan hususların yer alamayacağını bildirmektedir. Anayasa
Mahkemesinin de bu nedenle, bütçe kanunlarında yer alan bütçeyle ilgisiz
hükümler hakkında verdiği sayısız iptal kararı vardır. Anayasa Mahkemesinin,
Anayasanın 161 inci ve 162 nci maddelerinde yer
alan kuralları çerçevesinde bütçe kanunlarına konulan ve fakat bütçe ile
ilgisi bulunmayan hükümleri bir çok defa iptal etmiş
olmasına karşın, kanun koyucunun (yasama organının) tıpkı 2005 ve 2006 Mali Yılı Bütçe
Kanunlarının iptalini ve yürürlüğünün durdurulmasını istediğimiz hükümlerinde
olduğu gibi, 2007 Mali Yılı Bütçe Kanununun belirtilen hükümlerinde de
Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararlarına ve Anayasanın ilgili hükümlerine
uymadığı görülmektedir.
Anayasa
Mahkemesi kararlarıyla bağlılık, özellikle yasama organı yönünden, Anayasa
Mahkemesinin kararlarındaki iptal gerekçesiyle de bağlılığı içerir (Anayasa Mahkemesinin 24.05.1988 gün ve E.1988/11,
K.1988/1, AMKD. S.24, shf. 145-146).
Hukuk
devleti ilkesi, her üç erkin de yetkilerini Anayasanın öngördüğü biçimde ve
sınırlar içinde kullanmalarını gerektirir. Bunun kaçınılmaz sonucu da yasama
organının, Anayasa hükümlerine ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uymasıdır. Bu
ilke, Anayasada ayrıca belirtilmiş olmasaydı, hatta aksine bir düzenleme
olsaydı bile, “hukuk devleti”nin bir gereğidir ve aksi düzenlemeler, doğrudan
bu ilkeye aykırıdır.
Yasama
organının Anayasa hükümlerine ve Anayasa Mahkemesi kararlarındaki esaslara
uymayarak Anayasaya aykırılığı ısrarla sürdürmesinin, bir hukuk devletinde
sübjektif yararların üstünde, özenle korunması gereken hukukun üstünlüğü
ilkesini de zedeleyeceği kuşkusuzdur.
Anayasal
düzenin en kısa sürede iptalini ve yürürlüğünün durdurulmasını istediğimiz
hukuka aykırı bu tür kurallardan arındırılması, hukuk devleti sayılmanın da
bir gereğidir. Anayasaya aykırı oldukları gerekçemizde gösterilen hükümlerin
uygulanması halinde ortaya çıkacak ve giderilmesi olanaksız durum ve
zararların önlenebilmesi, hukukun ve Anayasanın üstünlüğünün korunabilmesi
için, bu hükümlerin yürürlülüklerinin iptal davası sonuçlanıncaya kadar durdurulması
gerekmektedir.
V. SONUÇ
VE İSTEM
Yukarıda
açıklanan gerekçelerle 26.12.2006 tarih ve 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanununun;
1)
30 uncu maddesinin; birinci fıkrasının (ç) bendinin ikinci fıkrasının,
sekizinci fıkrasının (b) bendinin son paragrafının dokuzuncu fıkrasının son
paragrafı ile onuncu, ondördüncü, onbeşinci ve onaltıncı
fıkralarının Anayasanın 2 nci, 11 inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci maddelerine aykırı
olduğundan,
2)
(E) cetvelinin (6) sıra no.lu maddesinin Anayasanın 2 nci,
11 inci, 87 nci, 88 inci, 89 uncu ve 161 inci
maddelerine aykırı olduğundan,
iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin
durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.”
II - YASA METİNLERİ
A - İptali İstenen Yasa Kuralları
26.12.2006 günlü, 5565
sayılı 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun iptali istenen kuralları da
içeren maddeleri şöyledir:
1- “E- Cetveli
Bazı Ödeneklerin Kullanımına
ve Harcamalara İlişkin Esaslar
…
6. Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının
hizmetlerinde kullanılacak binaların inşaatı, bakım ve onarımı ile tefriş ve
donanımına ilişkin alımlarda 13/12/1983 tarihli ve
180 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32 nci
maddesi hükmü uygulanmaz.”
2- “Kısmen
veya tamamen uygulanmayacak hükümler
MADDE 30 – (1) a) 2547 sayılı Kanunun 46, 58, ek 25, ek 26, ek 27 ve 3843
sayılı Kanunun 7 nci maddelerinin özel gelir ve
özel ödenek uygulaması ile devrine ilişkin hükümleri ve 2547 sayılı Kanunun
46 ncı maddesinin yedinci fıkrası,
b) 12/3/1982
tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 21 inci maddesinin ikinci
fıkrası,
c) 2828 sayılı Kanunun 31
inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi,
ç) 5018 sayılı Kanunun 42 nci
maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendi,
d) 21/4/2005
tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci maddesi,
2007 yılında uygulanmaz.
(2) 22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı
Kanunun geçici 1 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki “31/12/2006 tarihine”
ibaresi “ilgili idarelerin talebi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine
31/12/2007 tarihine” şeklinde uygulanır.
(3) 5/4/1983
tarihli ve 2813 sayılı Telsiz Kanununa göre cep telefonu faturalı
abonelerinin (ön ödemeli cep telefonu aboneleri hariç olmak üzere) ödemek
zorunda oldukları ruhsatname ve yıllık kullanım ücretleri, 2007 yılında
işletmecinin sistemine abone olunan ay itibarıyla geriye kalan aylar için yıl
sonuna kadar eşit taksitlere bölünerek alınır.
(4) 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 108 inci maddesindeki “1/1/2007” ibaresi “1/7/2007” olarak uygulanır.
(5) 17/7/1964
tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 91 inci maddesinin yedinci fıkrasında
geçen “31/12/2005” ibaresi “30/6/2007” olarak uygulanır.
(6) 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal
Sigortalar Kanunu ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar
Sosyal Sigortalar Kanununa göre gelir ve/veya aylık ödenenlere, bu kanunlar
gereğince ödenmekte olan gelir ve/veya aylık tutarlarında (506 sayılı Kanuna
göre gelir ve/veya aylık ödenenlerin bu Kanunun geçici 76 ncı
maddesine göre yapılan telafi edici ödemeler dahil), 2006 yılı için 8/2/2006
tarihli ve 5454 sayılı Kanuna göre yapılan yıllık kümülatif
artış oranı ile aynı dönemde memur aylıklarında katsayıların yükseltilmesi
suretiyle yapılan kümülatif artış oranı arasındaki farkı telafi edecek
şekilde hesaplanacak fark tutarları 2006 yılı Temmuz-Aralık ayları ödeme dönemleriyle
sınırlı olmak üzere bir defada ayrıca ödenir. 2006 yılı ikinci altı aylık
döneminde altı aydan daha az süreyle gelir ve/veya aylık almış olanlara
yapılacak ödemelerde fiilen yararlanılan gelir ve/veya aylık ödeme dönemi
sayısı dikkate alınır. Bu şekilde yapılacak ödemenin bir aylık tutarının 2006
yılı Aralık ayı ödeme dönemi gelir ve/veya aylık tutarına ilave edilmesi
sonucunda bulunacak tutar, 2007 yılı Ocak ayı ödeme döneminde yapılacak
artışlara esas alınır.
(7) 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa
göre:
a) 1/1/2007
tarihinden önce bağlanmış gelir ve/veya aylıklar ile 506 sayılı Kanunun
geçici 76 ncı maddesine göre yapılan telafi edici
ödemeler, 2007 yılının Ocak ayı ödeme döneminden itibaren % 5 oranında, 2007
yılı Temmuz ayı ödeme döneminden geçerli olmak üzere de 2007 yılının birinci
altı aylık dönemi için Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son
temel yıllı tüketici fiyatları genel endeksindeki değişim oranı kadar
artırılarak ödenir.
b) 2007
yılında bağlanacak malûllük, yaşlılık veya ölüm aylıklarının, 506 sayılı
Kanunun 55, 61, 67 ve geçici 82 nci maddelerine
göre 2007 yılı Ocak ayı itibarıyla hesaplanan aylık tutarları; 2007 yılı Ocak
ayı ödeme döneminden itibaren % 5 oranında, 2007 yılı Temmuz ayı ödeme
döneminden geçerli olmak üzere de 2007 yılının birinci altı aylık dönemi için
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici
fiyatları genel endeksindeki değişim oranı kadar artırılarak ödenir.
c) İş
kazaları ile meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan gelirlere esas
günlük kazanç hesabına giren son takvim ayı 2007 yılının birinci yarısına ait
olanlara bağlanacak gelirler, son takvim ayı itibarıyla hesaplanan gelir
tutarı % 5 oranında, 2007 yılı Temmuz ayı ödeme döneminden geçerli olmak
üzere de 2007 yılının birinci altı aylık dönemi için Türkiye İstatistik
Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel
endeksindeki değişim oranı kadar artırılarak ödenir. Son takvim ayı 2007 yılının ikinci
yarısına ait olanlara bağlanacak gelirler, son takvim ayı itibarıyla
hesaplanan gelir tutarı 2007 yılının ilk altı aylık döneme göre Türkiye
İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları
genel endeksindeki değişim oranında artırılarak belirlenir. Ancak bunlara
2007 yılı Ocak ayı ödeme dönemine ait artış uygulanmaz.
d) Bağlanan gelir ve/veya
aylıklar ile telafi edici ödemelerin artırılmasında ve yukarıdaki (b) ve (c)
bentleri uygulanmak suretiyle bağlanacak gelir ve/veya aylıkların artırılmasında,
506 sayılı Kanunun ek 38 inci maddesi hükümleri; 2007 yılında malûllük veya
yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunan sigortalılar ile ölen
sigortalıların hak sahiplerinin 506 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddesine göre 2007 yılı Ocak ayı itibarıyla
hesaplanan aylıkları için Ocak 2007 ile aylık başlangıç tarihi arasında
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyatları endeksi
artış oranları ile iş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasından hak
kazanılan gelirlere esas günlük kazanç hesabına giren son takvim ayı 2007
yılına ait olanların gelirlerinin artırılmasında 506 sayılı Kanunun ek 44
üncü maddesi hükümleri uygulanmaz ve bu fıkra kapsamına girenlerin gelir
ve/veya aylıklarında 31/5/2006 tarihli ve 5510
sayılı Kanun hükümlerine göre ayrıca artış yapılmaz.
(8) 1479 sayılı Esnaf ve
Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile
2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kanununa göre:
a)
Malûllük, yaşlılık ve ölüm aylığı alanların, 2006 yılı Aralık ayı ödeme döneminde
aldıkları aylıkları 2007 yılı Ocak ayı ödeme döneminden itibaren % 5
oranında, 2007 yılı Temmuz ayı ödeme döneminden geçerli olmak üzere de 2007
yılının birinci altı aylık dönemi için Türkiye İstatistik Kurumu tarafından
açıklanan en son temel yıllı tüketici fiyatları genel endeksindeki değişim
oranı kadar artırılarak ödenir.
b) 2007 yılında bağlanacak
aylıklar, 2003 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan gelir tablosu ve
gösterge tutarları esas alınarak hesaplanır. Bu şekilde hesaplanan aylık,
sırasıyla 8/1/2003 tarihli ve 4784 sayılı Kanunun 1
inci maddesine, 22/1/2004 tarihli ve 5073 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (a) bendine, 30/12/2004 tarihli ve 5282
sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına
ve 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin (a) bendine göre
artırılır ve bulunan tutar, ayrıca bu fıkranın (a) bendi ile bu maddenin
altıncı fıkrasına göre artırılarak ödenir.
2007
yılında, 1479 ve 2926 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalılardan alınacak
primlere esas olan ve 2006 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan gelir
tablosu ile katsayı sabit kalmak kaydıyla gösterge tablosu, 506 sayılı Kanuna
göre prime esas günlük kazanç alt sınırında 2006 yılına göre 2007 yılında
meydana gelen artış oranı kadar artırılarak uygulanır.
1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkraları ile 50 nci maddesinin
ikinci cümlesi hükmü ve 2926 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci
fıkrası hükmü 2007 yılı için uygulanmaz ve bu fıkra kapsamında sayılanların aylıklarında
31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanun hükümlerine
göre ayrıca artış yapılmaz.
(9) 24/7/2003
tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin
(d) bendi ile aynı Kanunun geçici üçüncü maddesinde geçen “1/1/2005”
ibareleri ve 22/1/2004 tarihli ve 5073 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinde geçen “1/1/2005” ibaresi “30/6/2007” şeklinde uygulanır.
17/10/1983
tarihli ve 2926 sayılı Kanuna tâbi sigortalılardan; 2007 yılının birinci altı
aylık dönemi için, aynı Kanunun 33 üncü maddesine göre belirlenen gelir basamaklarından
ilk altı basamakta bulunanlardan altıncı basamak gösterge tutarının, yedi ve
daha yukarı basamaklarda bulunanlardan ise bulundukları basamak gösterge
tutarının % 20’si oranında sağlık sigortası primi tahsil edilir.
(10) 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı
Kanunun geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan “yetkileri Kurum Yönetim Kurulu tarafından mülga kanun hükümlerine
göre kullanılır.” ibareleri, “yetkileri Kurum Yönetim Kurulu tarafından
ilgili kanunların mülga hükümlerine göre kullanılır ve bu yetkilerden uygun
gördüklerini Başkana veya ilgili birimlere devredebilir.” şeklinde uygulanır.
(11) 8/6/1949 tarihli ve 5434
sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin (f) bendinde geçen “% 4’ü” ibaresi
“% 5’i” şeklinde uygulanır.
(12) 5434
sayılı Kanunun ek 79 uncu maddesinin altıncı fıkrasının son cümlesi “Bu
yardımlar yılda bir kez olmak üzere Eylül ayında toptan ödenir, okullarına
ilk defa kayıt yaptırma veya kayıt uzatma işlemleri ilgili mevzuatı gereğince
zorunlu olarak Eylül ayından sonra tamamlananların eğitim ve öğretim
yardımları da aynı eğitim ve öğretim yılı içinde başvurmaları kaydıyla ve
ilgili eğitim öğretim yılının Eylül ayında geçerli olan memur aylık katsayısı
dikkate alınarak başvurularını izleyen ay içinde ödenir.” şeklinde
uygulanır.
(13) 1/7/1976
tarihli ve 2022 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
“bir sağlık kurulunca” ibaresi “sağlık kurullarınca” şeklinde uygulanır.
(14) 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı
Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi “Bu şekilde
çalıştırılacak olanlardan Kurumca belirlenecek en fazla beş kişiye ödenecek
ücret, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) bendine
göre istihdam edilenlerin sözleşme ücreti tavanının beş katını, diğer beş
kişiye dört katını, geri kalanlara ise iki buçuk katını geçemez ve bunlara bu
fıkrada belirtilen ücret dışında herhangi bir ödeme yapılamaz.” şeklinde
uygulanır.
(15) 5510 sayılı Kanunun;
a) 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında
yer alan “üçte biri” ibaresi “onda biri” olarak,
b) 68 inci maddesinin ikinci fıkrasının
son cümlesi “Birinci fıkranın (a) bendi gereği belirlenen katılım payını;
birinci basamak sağlık hizmet sunucularında yapılan muayenelerde almamaya ya
da daha düşük tutarlarda belirlemeye veya tekrar birinci fıkranın (a) bendi
için belirlenen tutara getirmeye, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmet
sunucularında yapılan muayenelerde ise önceki basamaklardan sevkli olarak
başvurulup başvurulmadığı dikkate alınmak suretiyle yarısına kadar indirmeye
veya beş katına kadar artırmaya, gerektiğinde bu tutarları kanunî tutarlarına
getirmeye veya indirmeye Kurum yetkilidir.” şeklinde,
c) 88 inci maddesinin üçüncü fıkrası “60 ıncı
maddenin birinci fıkrasının (b), (c), (d) ve (g) bentleri gereği genel sağlık
sigortalısı sayılanlar için her ay otuz tam gün genel sağlık sigortası primi
ödenmesi zorunludur. Ancak, anılan maddenin birinci fıkrasının (c) bendi
kapsamına girenler için prim ödeme yükümlülerinin ödeyecekleri genel sağlık
sigortası primi, primin tahakkuk ettirileceği ay itibarıyla bu kapsamda genel
sağlık sigortalısı sayılan toplam kişi sayısının dörde bölünmesi suretiyle
bulunacak kişi sayısı esas alınmak suretiyle hesaplanır.” şeklinde,
uygulanır.
(16) 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesindeki, “rayiç değerleri” ibaresi “492 sayılı
Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre hesaplanacak
değerlerinin yüzde yirmi fazlası “ şeklinde uygulanır.”
B - Dayanılan Anayasa Kuralları
Dava dilekçesinde
Anayasa’nın 2., 11., 87., 88., 89., ve 161.
maddelerine dayanılmıştır.
III - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi
uyarınca, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR,
Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT’’ün katılmalarıyla 19.2.2007 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine ve yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun
hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV - ESASIN İNCELENMESİ
Dava
dilekçesi ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen Yasa
kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Bütçeye İlişkin Genel
Açıklama
Anayasa’nın
161. maddesinde bütçenin hazırlanması ve uygulanmasının kanunla düzenlenmesi
öngörülmüştür. Bu kural gereğince 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu’nda bütçenin nasıl hazırlanacağına ve uygulanacağına ilişkin hususlar
düzenlenmiştir. Kanun’un 3. maddesine göre bütçe, “belirli bir dönemdeki
gelir ve gider tahminleri ile bunların uygulanmasına ilişkin hususları
gösteren ve usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan belgeyi” ifade etmektedir.
Öte yandan bütçe, iktidarların program ve politikalarını hayata geçirme konusunda
kullandıkları bir araçtır.
Her
ne kadar, gelirlerin ve giderlerin toplanma ve harcanmalarına ilişkin usul,
esas ve yükümlülükler değişik yasalarla düzenlenmişse de bunların uygulanmaya
konması 5018 sayılı Kanun kuralları uyarınca ancak bütçe yasalarının verdiği
izinle olanaklıdır. Bütçe yasaları ile gelirlerin toplanması ya da giderlerin
yapılmasını düzenleyen yasaların o yıl içinde uygulanmasına izin
verilebileceği gibi, uygulanmamaları da öngörülebilir.
5018
sayılı Yasa’nın 37. maddesinde, vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin
kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, genel yönetim
kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerinin kanuni dayanaklarının bütçelerinde
gösterileceği, bütçelerde yer alan gelirlerin, ilgili kanunlarında belirtilen
usullere göre tarh, tahakkuk ve tahsil edileceği belirtilmektedir. Aynı
Yasa’nın “Ödeneklerin kullanılması” başlıklı 20. maddesinde bütçe
ödeneklerinin kullanılmasında uyulması zorunlu olan esaslar açıklanmıştır.
Anayasa’nın
161. maddesi gereğince bütçeler yıllık yapılır, bütçe yasasına bütçe ile
ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz. Ancak, bazı durumlarda
sınırlı olarak gelecek yıllara ilişkin hükümler konulabilir.
B - Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Anayasa’nın
87. maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin görev ve yetkileri
belirtilirken bütçe yasa tasarısını görüşmek ve kabul etmek dışında diğer
yasaları koymak, değiştirmek ve kaldırmak biçiminde bir ayırım yapılmıştır.
Bütçe yasalarını öteki yasalardan ayrı tutan bu kural karşısında, herhangi
bir yasa ile düzenlenmesi gereken bir konunun bütçe yasası ile düzenlenmesi
veya herhangi bir yasada yer alan hükmün bütçe yasaları ile değiştirilmesi ve
kaldırılması olanaksızdır.
Anayasa’nın
88. ve 89. maddelerinde yasaların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde teklif,
görüşme usul ve esasları ile yayımlanması düzenlenirken bütçe yasalarının
görüşme usul ve esasları 162. maddede ayrıca belirtilmiştir. Bu maddeyle
bütçe yasa tasarılarının görüşülmesinde ayrı bir yöntem kabul edilmiş, genel
kurulda üyelerin gider arttırıcı veya gelir azaltıcı tekliflerde bulunmaları
önlenmiş ve Anayasa’nın 89. maddesiyle de Cumhurbaşkanı’na bütçe yasalarını
bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderme yetkisi tanınmamıştır. Öte
yandan, Anayasa’nın 163. maddesinde bütçede değişiklik yapılabilmesi esasları
ayrıca düzenlenmiş Bakanlar Kurulu’na kanun hükmünde kararname ile bütçede
değişiklik yapma yetkisi verilmemiştir.
Anayasa’da
birbirinden tamamen ayrı ve değişik olarak düzenlenen bu iki yasalaştırma
yönteminin doğal sonucu olarak, birisinin konusuna giren bir işin, öteki
yöntemle düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kaldırılması olanaksızdır.
Anayasa’nın
161. maddesinin son fıkrasında, “Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler
dışında hiçbir hüküm konulamaz.” denilmektedir. Maddenin gerekçesinde de
belirtildiği gibi, bütçe yasaları öteki yasalardan ayrı olması sebebiyle bir
yasa kuralı nasıl aynı nitelikte bir yasa kuralıyla değiştirilebilirse bütçe
yasaları da aynı biçimde hazırlanmış ve kabul edilmiş bir bütçe yasası ile
değiştirilebilir. Yasa konusu olabilecek bir kuralı kapsamaması koşuluyla
“bütçe ile ilgili hükümler” ifadesi de bütçeyi açıklayıcı, uygulanmasını
kolaylaştırıcı nitelikte düzenlemeler olarak değerlendirilmelidir.
Bir
yasa kuralının bütçeden harcamayı ya da bütçeye gelir sağlamayı gerektirir
nitelikte bulunması, mutlak biçimde “bütçe ile ilgili hükümlerden”
sayılmasına yetmez. Her yasada değişik türde gidere neden olabilecek kurallar
bulunabilir. Böyle kuralların bulunmasıyla örneğin eğitim, savunma, sağlık,
yargı, tarım, ulaşım ve benzeri kamu hizmeti alanlarına ilişkin yasaların
bütçeyle ilgili hükümler içerdiği kabul edilirse, bu konulardaki yasaların
değiştirilip kaldırılması için de bütçe yasalarına hükümler koymak yoluna
gidilebilir. Oysa, bu tür yasa düzenlemeleri,
bütçenin yapılması ve uygulanması yöntemiyle ilişkisi bulunmayan, Yasakoyucunun başka amaçla ve bütçeninkinden tümüyle
değişik yöntemlerle gerçekleştirmesi gereken yasama işlemleridir. “Bütçe ile
ilgili hüküm” sözcüklerine dayanılarak, gider ya da gelirle ilgili bir konuyu
olağan bir yasa yerine bütçe yasası ile düzenlemek Anayasa’nın 88. ve 89.
maddelerini bu tür yasalar yönünden uygulanamaz duruma düşürür.
Anayasa’nın
161. maddesinin getiriliş amacı, bütçe yasalarında, bütçe kavramı dışındaki
konulara yer vermemek, böylece bütçe yasalarını bütçeyle ilgili olmayan
kurallardan uzak tutmak ve kendi yapısı içinde bütünleştirmektir.
1
- Yasa’nın 5. Maddesinin (4) Numaralı Fıkrası Uyarınca Düzenlenen “Bazı
ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esaslar” Başlıklı (E)
Cetvelinin (6) No’lu Sırasının İncelenmesi
Yasanın
5. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, bazı ödeneklerin kullanımına ve
harcamalara ilişkin esasların (E) işaretli cetvelde gösterildiği
belirtilmektedir. Bütçe Yasasına ekli (E) Cetvelinin (6) numaralı sırası
şöyledir:
“Maliye
Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığının hizmetlerinde kullanılacak
binaların inşaatı, bakım ve onarımı ile tefriş ve donanımına ilişkin
alımlarda 13.12.1983 tarih ve 180 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32 nci maddesi hükmü uygulanmaz.”
180
sayılı Bayındırlık ve İskân Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’nin 32. maddesinde bayındırlık işlerinde kamu kurum ve
kuruluşlarının yükümlülüğü konusu düzenlenmiştir. Buna göre, kamu
kurum ve kuruluşları; katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler;
aynı Yasanın 2. maddesinin (n) bendinde belirtilen tüzük, yönetmelik, tip
sözleşme, şartname, rayiç fiyat analizleri ve birim fiyatlarına uymak ve
bunları uygulamakla yükümlü tutulmuşlardır. İptal davasına konu olan (E)
Cetvelinde sözü edilen Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı, merkezi
idare içinde yer alan birer kamu kuruluşudur.
180
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 209 sayılı KHK ile değişik 2. maddesinde
Bayındırlık ve İskân Bakanlığının görevlerinin neler olduğu açıklanmaktadır.
Bu maddede, Milli Savunma Bakanlığının inşaat, milli ve Nato
alt yapı hizmetleri ile Ulaştırma Bakanlığına bağlı genel müdürlüklere
kanunlarla yapım yetkisi verilmiş olan özel ihtisas işleri hariç olmak üzere
Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görevleri
sayılmıştır. 180 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 32. maddesinin atıf
yaptığı aynı Kararnamenin 2. maddesinin (n) bendine göre, Bayındırlık ve
İskân Bakanlığı bu bende kadar sayılan işlerle ilgili tüzük, yönetmelik, tip
sözleşme, şartname, rayiç, fiyat analizleri ve birim fiyatları hazırlamak ve
yayınlamakla görevlendirilmiştir.
İptal
istemine konu olan yasa kuralına göre, Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi
Başkanlığının hizmetlerinde kullanılacak binaların inşaat, bakım ve onarımı
ile tefriş ve donanımına ilişkin alımlarda, Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca
hazırlanan tüzük, yönetmelik, tip sözleşme, şartname, rayiç, fiyat analizleri
ve birim fiyatlarına uyulmayacaktır.
İptal
davasına konu olan (E) Cetvelinin 6. sırasındaki kural, 180 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamedeki hükümleri Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi
Başkanlığı bakımından 2007 yılında uygulanmak üzere değiştirmesi anlamına geleceğinden
Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine
aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın
Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
2 - Yasa’nın 30. Maddesinin (1) Numaralı
Fıkrasının (ç) Bendinin İncelenmesi
Dava
dilekçesinde, 2007 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun 30. maddesinin
birinci fıkrasının (ç) bendine göre, 5018 sayılı Kamu Yönetimi ve Kontrol
Kanununun 42. maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendinin 2007 yılında uygulanmayacağını
öngörmesi nedeniyle, söz konusu kuralın 2007 yılı için değiştirildiği, bu
nedenle Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
5018
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu merkezi yönetim bütçesinin
uygulanmasına ilişkin temel kuralları içerdiğinden doğrudan doğruya bütçe ile
ilgilidir. Bu Yasanın 42. maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendinin 2007 yılı
için uygulanmamasının öngörülmesi, 5018 sayılı Yasanın düzenleme alanı
itibarıyla bütçe ile ilgili kural niteliği taşımakta olup bütçenin
uygulanmasını kolaylaştırıcı ve bu konuda yöneticilere yol gösterici
niteliktedir.
Bu
nedenle iptali istenen kural Anayasanın 2., 11.,
87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırı görülmemiştir.
3 - Yasa’nın 30. Maddesinin (2) Numaralı
Fıkrasının İncelenmesi
Kuralda
“22/12/2005 tarihli ve 5436 sayılı Kanunun geçici 1
inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki “31/12/2006 tarihine” ibaresi “ilgili
idarelerin talebi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine 31/12/2007
tarihine” şeklinde uygulanır.” denilmiştir.
22.12.2005
günlü, 5436 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici
1. maddesinin dördüncü fıkrası bütçe dairesi başkanlıklarında görev yapan
Maliye Bakanlığı personeli ile ilgilidir. Bu hükme göre, “Bütçe Dairesi
başkanlıklarında görev yapan Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan
Yardımcısı kadrolarında bulunan personel dışındaki diğer Maliye Bakanlığı
personeli bulundukları kadrolarıyla birlikte 1.1.2006 tarihi itibarıyla başka
bir işleme gerek kalmaksızın bulundukları ilin defterdarlığına devredilir.
Ancak bunlar halen bulundukları kadrolarda kaldıkları sürece 31.12.2006
tarihine kadar nezdinde görev yaptıkları kamu idaresinin Strateji Geliştirme
Başkanlığı veya Strateji Geliştirme Daire Başkanlığında görev yapmaya devam
ederler. Bunlardan sınav sonucunda Mali Hizmetler Uzmanı kadrolarına
atanacaklar ile halen nezdinde görev yaptıkları idarelerin ve kendilerinin
talep etmeleri halinde bu idarelerin kadrolarına atanacaklar için Maliye
Bakanlığının muvafakati aranmaz.”
İptal
davasına konu olan yasa kuralı ile 5436 sayılı Yasa’nın geçici 1. maddesinin
dördüncü fıkrasında geçen “31.12.2006 tarihine” ibaresi, “ilgili dairelerin
talebi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine 31/12/2007
tarihine” olarak değiştirilmiştir. Böylece, Bütçe Dairesi
başkanlıklarında görev yapan Bütçe Dairesi Başkanı ve Bütçe Dairesi Başkan
Yardımcısı kadroları dışındaki personel 31.12.2006 tarihine kadar nezdinde
görev yaptıkları kamu idaresinin Strateji Geliştirme Başkanlığı veya Strateji
Geliştirme Daire Başkanlığında görev yapmaya devam edecek iken, bu tarih 2007
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile 31.12.2007 olarak değiştirilmiş ve yasa
ile yapılması gereken değişiklik bütçe yasası ile yapılmıştır.
Bu
nedenle Kural Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın
Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
4 - Yasa’nın 30. Maddesinin
(8) Numaralı Fıkrasının (b) Bendinin Son Paragrafının İncelenmesi
Kuralda,
“1479 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin üçüncü ve
dördüncü fıkraları ile 50 nci maddesinin ikinci
cümlesi hükmü ve 2926 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü
2007 yılı için uygulanmaz ve bu fıkra kapsamında sayılanların aylıklarında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre
ayrıca artış yapılmaz.” denilmiştir.
2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 2007 yılında uygulanmayacak
hükümleri olan 36. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları, bu Yasaya göre
hesaplanan yaşlılık, malullük ve ölüm aylıklarının Devlet İstatistik
Enstitüsü tarafından açıklanan tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranları
kadar artırılacağı konusunda düzenlemeler getirmiştir. Aynı Yasa’nın
50. maddesinin ikinci cümlesi ise sigorta primine ve aylıklara esas olan
gelir basamaklarının tüketici fiyat indeksi tahmini artış oranı kadar
artırılacağını öngörmektedir.
Öte
yandan, 17.10.1983 günlü, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 5073 sayılı Yasa ile yeniden
düzenlenen 33. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanuna göre sigortalıların
ödeyecekleri primler ile aylıklarının hesaplama yöntemi gösterilmektedir.
Bütçe Yasasının 30. maddesinin (8) numaralı fıkrasının (b) bendinin son
paragrafı bu hesaplama yöntemini 2007 yılı için kaldırmaktadır. Sonuçta,
Bütçe Yasasıyla diğer yasa kuralı bir yıllık süre için değiştirilmiş
olmaktadır.
Bunun
dışında iptal davasına konu olan kuralda, tarım sigortalılarının aylıklarında
31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’na göre ayrıca artış yapılmayacağı belirtilmiştir. Bu Yasanın kimi
maddeleri 30 Aralık 2006 günlü, 26392 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Anayasa Mahkemesinin E.2006/111, K.2006/112 sayılı kararı ile iptal
edilmiştir. Bu kararın ardından, 5510 sayılı Kanunun uygulanması 2007 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 30. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile
30.6.2007 tarihine ertelenmiştir. Buna göre, tarım sigortalılarının
aylıklarında 30.6.2007 tarihine kadar 5510 sayılı Yasaya göre herhangi bir
artış söz konusu değil ise de, Yasanın bu tarihten sonra uygulanması
durumunda 5510 sayılı Kanun uyarınca tarım sigortalılarının aylıklarında
herhangi bir artış olmayacaktır. Bu durumda, Bütçe Yasasının 30. maddesinin
(8) numaralı fıkrasının (b) bendinin son paragrafı yasayı 2007 yılı için
değiştirmiştir.
Bu
nedenle Kural Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın
Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
5 - Yasa’nın 30. Maddesinin (9) Numaralı
Fıkrasının Son Paragrafının İncelenmesi
Kuralda,
“17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanuna tâbi
sigortalılardan; 2007 yılının birinci altı aylık dönemi için, aynı Kanunun 33
üncü maddesine göre belirlenen gelir basamaklarından ilk altı basamakta
bulunanlardan altıncı basamak gösterge tutarının, yedi ve daha yukarı
basamaklarda bulunanlardan ise bulundukları basamak gösterge tutarının %
20’si oranında sağlık sigortası primi tahsil edilir.” denilmiştir.
2926
sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun
5073 sayılı Yasa ile değişik 33. maddesinde 24 ayrı gelir basamağı ve
göstergeler yer almaktadır. Dava konusu kural ile bu gösterge tutarları
üzerinden % 20 oranında sağlık sigortası primi tahsil edilmesi
öngörülmektedir.
İptal
davasına konu olan düzenleme, tarım sigortalıların hangi basamağında bulunanlardan
hangi oranda sağlık sigortası primi tahsil edileceğini belirlemektedir.
Sağlık sigortası priminin hangi oranda tahsil edileceği ile ilgili düzenlemenin
bütçenin uygulanmasını kolaylaştırıcı ve açıklayıcı nitelikle olmadığı kuşkusuzdur.
Böyle
bir düzenlemenin bütçe yasasında değil, ilgili yasada yapılması gerektiğinden
Kural Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine
aykırıdır. İptali gerekir.
Kuralın
Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
6 - Yasa’nın 30. Maddesinin (10) Numaralı
Fıkrasının İncelenmesi
Fıkrada,
“16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “yetkileri
Kurum Yönetim Kurulu tarafından mülga kanun hükümlerine göre kullanılır.”
ibareleri, “yetkileri Kurum Yönetim Kurulu tarafından ilgili kanunların mülga
hükümlerine göre kullanılır ve bu yetkilerden uygun gördüklerini Başkana veya
ilgili birimlere devredebilir.” şeklinde uygulanır.” denilmiştir.
16.5.2006
günlü, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun Geçici 2. maddesinin
birinci fıkrasında, geçiş sürecinde Sosyal Güvenlik Kurumunun merkez ve taşra
teşkilatının ne şekilde oluşturulacağı ile ilgili kurallar yer almaktadır. İkinci fıkrada ise bu Kanun (Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu) gereğince
Yönetim Kurulu oluşturuluncaya kadar, devredilen kurumların yönetim
kurullarının ilgili mülga kanunlar gereği görevlerini yapmaya devam edeceği,
Kurumun Yönetim Kurulunun en az toplanma yeter sayısı kadar üyesi göreve
başladıktan sonra devredilen kurumların yönetim kurullarının görevleri ve
tüzel kişiliklerinin sona ereceği ve bu yetkilerinin Kurum Yönetim Kurulu
tarafından mülga kanun hükümlerine göre kullanılacağı kurala bağlanmıştır. Buna
göre, kaldırılan sosyal güvenlik kurumlarının yetkileri yeni kurulan Sosyal
Güvenlik Kurumunun Yönetim Kurulu tarafından kaldırılan kanun hükümlerine
göre kullanılacaktır.
Bütçe
kanunu ile getirilen düzenleme sonucunda, Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilen
kurumların yetkileri aynı biçimde Kurumun Yönetim Kurulu tarafından kullanılacak,
ancak bu yetkilerden uygun görülenler Başkana veya ilgili birimlere
devredilebilecektir.
Buna göre Bütçe Yasası ile
diğer bir Yasa kuralının değiştirilmiş olması Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. Kuralın iptali
gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri
ile ilgisi görülmemiştir.
7 - Yasa’nın 30. Maddesinin (14) Numaralı
Fıkrasının İncelenmesi
Fıkrada
“16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Kanunun 28 inci
maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi “Bu şekilde çalıştırılacak
olanlardan Kurumca belirlenecek en fazla beş kişiye ödenecek ücret, 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre istihdam
edilenlerin sözleşme ücreti tavanının beş katını, diğer beş kişiye dört
katını, geri kalanlara ise iki buçuk katını geçemez ve bunlara bu fıkrada
belirtilen ücret dışında herhangi bir ödeme yapılamaz.” şeklinde uygulanır.”
denilmiştir.
5502
sayılı Yasa’nın 28. maddesinin üçüncü fıkrasında Sosyal Güvenlik Kurumunda
bilişim hizmetlerini yürütmek ve 50 kişiyi geçmemek üzere sözleşmeli personel
çalıştırılabileceği kurala bağlanmıştır. Bütçe Kanunu ile değiştirilen kural,
“Bu şekilde çalıştırılacak olanların ücretleri 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 4 üncü maddesinin (B) bendine göre istihdam edilenlere uygulanan
sözleşme ücreti tavanının iki buçuk katını geçemez ve bu fıkrada belirtilen
ücret dışında herhangi bir ödeme yapılamaz.” biçimindedir.
5502
sayılı Yasaya göre, bilişim hizmetlerini yürütecek 50 kişiye ödenebilecek
azami aylık, sözleşme tavan ücretinin iki buçuk katını geçmeyecek biçimde
tespit edilebilecek iken, Bütçe Kanunu ile tavan ücret konusundaki bu
uygulamanın kademeli bir biçimde yapılması öngörülmektedir. Buna göre, azami
aylık, söz konusu 50 kişiden beş kişi için tavan ücretin beş katını, diğer
beş kişi için dört katını, geri kalanlar için ise iki buçuk katını geçmeyecek
biçimde düzenlenmiştir.
Buna
göre Bütçe Yasası ile diğer bir Yasa kuralının değiştirilmiş olması Anayasa’nın
87.,
88., 89. ve 161. maddelerine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.
Kuralın
Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
8 - Yasa’nın 30. Maddesinin (15) Numaralı
Fıkrasının İncelenmesi
Fıkrada,
“5510
sayılı Kanunun;
a)
16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “üçte
biri” ibaresi “onda biri” olarak,
b) 68 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi “Birinci
fıkranın (a) bendi gereği belirlenen katılım payını; birinci basamak sağlık
hizmet sunucularında yapılan muayenelerde almamaya ya da daha düşük
tutarlarda belirlemeye veya tekrar birinci fıkranın (a) bendi için belirlenen
tutara getirmeye, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmet sunucularında
yapılan muayenelerde ise önceki basamaklardan sevkli olarak başvurulup
başvurulmadığı dikkate alınmak suretiyle yarısına kadar indirmeye veya beş
katına kadar artırmaya, gerektiğinde bu tutarları kanunî tutarlarına
getirmeye veya indirmeye Kurum yetkilidir.” şeklinde,
c)
88 inci maddesinin üçüncü fıkrası “60 ıncı maddenin
birinci fıkrasının (b), (c), (d) ve (g) bentleri gereği genel sağlık
sigortalısı sayılanlar için her ay otuz tam gün genel sağlık sigortası primi
ödenmesi zorunludur. Ancak, anılan maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına
girenler için prim ödeme yükümlülerinin ödeyecekleri genel sağlık sigortası
primi, primin tahakkuk ettirileceği ay itibarıyla bu kapsamda genel sağlık
sigortalısı sayılan toplam kişi sayısının dörde bölünmesi suretiyle bulunacak
kişi sayısı esas alınmak suretiyle hesaplanır.” şeklinde, uygulanır.”
denilmiştir.
(15)
numaralı fıkra 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Kanunun kimi maddelerinin 2007
yılı için farklı biçimlerde uygulanacağını öngörmektedir.
5510 sayılı Kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrasında sigortalı
kadına veya sigortalı olmayan karısının doğum yapması nedeniyle sigortalı
erkeğe, çocuğun yaşaması şartıyla doğumdan sonraki altı ay süresince her ay,
doğum tarihinde geçerli olan asgarî ücretin üçte biri tutarında emzirme
ödeneği verileceği belirtilmiş, 68. maddesinin ikinci fıkrasının son
cümlesiyle belirlenen sigortalılardan alınacak katılım payının birinci
basamak sağlık hizmet sunucularında yapılan muayenelerde hiç alınmaması ya da
daha düşük tutarlarda belirleme konusunda Kuruma yetki verilmiş, 88.
maddesinin üçüncü fıkrasında ise aynı Yasanın 60. maddesinin birinci fıkrasının
(b), (c), (d) ve (g) bentleri gereği genel sağlık sigortalısı sayılanlar
için, her ay otuz tam gün genel sağlık sigortası primi ödenmesi zorunluluğu
getirilmiştir.
Yukarıda
belirtilen kuralların Bütçe Yasasının dava konusu kuralları ile değiştirilmiş
olması Anayasa’nın 87., 88., 89. ve 161. maddelerine
aykırıdır. Kuralların iptali gerekir.
Kuralların
Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir.
9 - Yasa’nın 30. Maddesinin (16) Numaralı
Fıkrasının İncelenmesi
30.
maddenin (16) numaralı fıkrasında, “29/6/2001
tarihli ve 4706 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesindeki, “rayiç değerleri”
ibaresi “492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına
göre hesaplanacak değerlerinin yüzde yirmi fazlası “ şeklinde uygulanır.”
denilmiştir.
(16)
numaralı fıkra ile 29.6.2001 günlü ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz
Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 4. maddesinde değişiklik yapılmaktadır.
Söz konusu geçici 4. madde, Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya mazbut vakıflar
ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait, üzerinde toplu yapılaşma bulunan
taşınmazların Hazineye ait taşınmazlar ile trampa edilebilme olanağını getirmektedir.
Yasaya göre trampa işlemlerinde taşınmazın rayiç değeri esas alınacaktır.
Bütçe Yasası rayiç değer esasını değiştirmekte ve Harçlar Kanunu’nun 63.
maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen değerin yüzde yirmi fazlasının
uygulanacağını öngörmektedir.
İptal
davasına konu olan Kuralla, Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya mazbut vakıflar
ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait, üzerinde toplu yapılaşma bulunan
taşınmazların Hazineye ait taşınmazlar ile trampa edilmesi durumunda, taşınmazın
emlak piyasasında geçerli olan rayiç değeri yerine, vergi değerinin yüzde
yirmi fazlasının uygulanacağını öngörmek suretiyle 4706 sayılı Yasada
değişiklik yapılması Anayasa’nın 87., 88., 89. ve
161. maddelerine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.
Kuralın
Anayasa’nın 2. ve 11. maddeleri ile ilgisi görülmemiştir
V - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
26.12.2006
günlü, 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu’nun
:
A
- 1- 5. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca düzenlenen “Bazı Ödeneklerin
Kullanımına ve Harcamalara İlişkin Esaslar” başlıklı (E) cetvelinin (6) no’lu sırası,
2-
30. maddesinin;
a- (8) numaralı fıkrasının (b) bendinin son paragrafı,
b- (9) numaralı fıkrasının son paragrafı,
c- (10), (14) ve (16) numaralı fıkraları,
5.4.2007
günlü, E. 2007/17, K. 2007/45 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu kuralların,
uygulanmalarından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve
zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmî
Gazete’de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASINA,
B
- 30. maddesinin (2) ve (15) numaralı fıkralarının yürürlüklerinin
durdurulması isteminin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,
C
- 30. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine yönelik iptal istemi,
5.4.2007 günlü, E. 2007/17, K. 2007/45 sayılı kararla reddedildiğinden, bu
bende ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE,
5.4.2007
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI - SONUÇ
26.12.2006
günlü, 5565 sayılı 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu’nun:
A
- 5. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca düzenlenen “Bazı Ödeneklerin
Kullanımına ve Harcamalara İlişkin Esaslar” başlıklı (E) cetvelinin (6) no’lu sırasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B
- 30. maddesinin;
1-
(1) numaralı fıkrasının (ç) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal
isteminin REDDİNE,
2-
(2) numaralı fıkrasının İPTALİNE,
3-
(8) numaralı fıkrasının (b) bendinin son paragrafının Anayasa’ya aykırı olduğuna
ve İPTALİNE,
4-
(9) numaralı fıkrasının son paragrafının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
5-
(10), (14), (15) ve (16) numaralı fıkralarının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve
İPTALLERİNE,
5.4.2007
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Tülay TUĞCU
|
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
|
Üye
Sacit
ADALI
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
A. Nemci ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
Üye
Serruh
KALELİ
|
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
|
|