Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından: Esas Sayısı :
2007/53 Karar Sayısı : 2007/61 Karar Günü : 31.5.2007 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: Isparta Tüketici Sorunları Hakem
Heyeti İTİRAZIN
KONUSU: 23.2.1995
günlü, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 6.3.2003 günlü,
4822 sayılı Kanun’la değişik 22. maddesinin yedinci
fıkrasının Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 3., 9.,
11., 36., 37., 140., 141., ve 142. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir. I
- OLAY Türk Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. tarafından
telefon faturalarını ödemeyen borçlu aleyhine yapılan icra takibinin
borçlunun itirazıyla durdurulması üzerine Tüketici Sorunları Hakem Heyetine
yapılan itirazın kaldırılması başvurusunun incelenmesi sırasında Kuralın Anayasa’ya
aykırı olduğu kanısına varan Hakem Heyeti, iptali için başvurmuştur. II - İTİRAZ KONUSU YASA KURALI 23.2.1995
günlü, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4822 sayılı Kanun’la
değişik 22. maddesinin, itiraz konusu yedinci fıkrası şöyledir: “25 inci
maddede cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki tüm uyuşmazlıklar,
tüketici sorunları hakem heyetlerinin görev ve yetkileri kapsamındadır”. III - İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi gereğince yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve
ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu kural ve bunların gerekçeleri ile
diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Anayasa'nın
152. maddesinin birinci fıkrasına göre; “Bir davaya bakmakta olan mahkeme,
uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya
aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının
ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara
kadar davayı geri bırakır”. Buna
paralel olarak düzenlenen 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre de, “Bir davaya bakmakta olan mahkeme: 1. O dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun
veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse, bu
yoldaki gerekçeli kararı; veya, 2. Taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa tarafların bu konudaki
iddia ve savunmalarını ve kendisini bu kanıya götüren görüşünü açıklayan
kararı; Dosya muhtevasını mahkemece bu konu ile ilgili görülen belgelerin tasdikli
örnekleri ile birlikte Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderir”. Buna
göre, görülmekte olan davada uygulanacak kuralı Anayasaya aykırı görerek veya
tarafların Anayasa'ya aykırılık savlarını ciddi bularak Anayasa Mahkemesi’ne
başvuracak merciin bir “mahkeme” olması zorunludur. Anayasa’nın 9. maddesinde,
yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı
öngörülmüş, 138-158. maddelerinde “Genel Hükümler”
ve “Yüksek Mahkemeler” başlıkları altında yargı ile ilgili düzenlemeler
yapılmıştır. Bu maddelerde Yüksek Mahkemeler ile bunların başında bulundukları
yargı düzenleri sayılmış ve mahkemeler ile hakimlik
ve savcılık mesleğinin temel kuralları belirlenmiştir. Yargı yetkisini Türk Milleti adına
kullanacak olan bir merciin mahkeme olarak kabul edilmesi için kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama
usullerinin yasayla düzenlenmesi, karar
organlarının hakimlerden teşekkül etmesi, yargılama
tekniklerini uygulayarak ve genelde dava yolu ile uyuşmazlıkları ve
anlaşmazlıkları çözümlemekle görevli olması, görev yapan üyelerin
atanmalarının, hak ve ödevlerinin, emekliye ayrılmalarının, Anayasa'nın
öngördüğü mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatı esaslarına göre
düzenlenmiş olması ve Anayasa’da
sayılan ve başında bir yüksek mahkemenin bulunduğu yargı düzenlerinden
birinde yer alması gereklidir. Tüketici Sorunları Hakem Heyeti ise,
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un değişik 22. maddesine
göre, illerde Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya
görevlendireceği bir memur, ilçelerde kaymakam veya görevlendireceği bir
memur başkanlığında, belediye, baro, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odası ve tüketici örgütlerinden seçilerek görevlendirilecek
beş kişiden oluşmaktadır. Buna göre, Tüketici
Sorunları Hakem Heyetleri, yargı organlarının ve mensuplarının Anayasa’da
belirtilen niteliklerine sahip değildirler. Bu nedenlerle başvuran Tüketici
Sorunları Hakem Heyeti “mahkeme” niteliği taşımadığından, itirazın başvuranın
yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir. IV - SONUÇ 23.2.1995 günlü, 4077 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun’un 6.3.2003 günlü, 4822 sayılı Yasa ile değiştirilen
22. maddesinin yedinci fıkrasına ilişkin başvurunun, başvuranın yetkisizliği
nedeniyle REDDİNE, 31.5.2007
gününde karar OYBİRLİĞİYLE verildi.
|
|||||||||||||||||