Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı :
2006/61 Karar Sayısı : 2007/91 Karar Günü : 30.11.2007 İPTAL DAVASINI AÇAN
: Türkiye Büyük Millet Meclisi
Üyeleri Ali TOPUZ, Haluk KOÇ ile birlikte 131 Milletvekili (Esas Sayısı:
2006/61) İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
: 1- Danıştay
Onuncu Daire Esas Sayısı: 2007/32 2- Danıştay
Onuncu Daire Esas Sayısı: 2007/34 DAVA ve İTİRAZLARIN KONUSU : 5449 sayılı “Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu,
Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun”un; A- 1. maddesinin, B- 2. maddesinin, C- 3. maddesinin, D- 4. maddesinin; 1-
Birinci fıkrasının, 2- İkinci fıkrasının (b), (c) ve (h) bentlerinin, E- 5.
maddesinin; 1- (b), (c) ve (f) bentlerinin, 2- (d) ve (e) bentlerinde yer alan “… kamu kesimi…” sözcüklerinin, F- 7. maddesinin, G- 8. maddesinin, H- 9. maddesinin (a) bendinde yer alan “…özel kesim
ve/veya sivil toplum kuruluşları…” sözcüklerinin, I- 10. maddesinin; 1- İkinci fıkrasında yer alan “…özel kesim ve/veya
sivil toplum kuruluşlarından…” sözcüklerinin, 2- Sekizinci, dokuzuncu ve onuncu fıkralarının, J- 15. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının, K- 17. maddesinin son fıkrasının, L- 18. maddesinin; 1- Üçüncü fıkrasında yer alan “Bu fıkra kapsamındaki
kişilerden, önceki kamu kurum ve kuruluşlarındaki kadrolarına müşterek
kararname ile atananların, bu fıkraya göre yapılacak atama işlemleri ilgili
bakan onayı ile yapılır” tümcesinin, 2- Altıncı
Fıkrasının, M- 25. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının birinci
tümcelerinin, N- 26. maddesinin, O- 30. maddesinin son fıkrasının, P- Geçici 2. maddesinin, Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 7., 8.,
11., 123., 126., 127. ve 166. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve
yürürlüklerinin durdurulması istemidir. I- İPTAL DAVASI VE YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI İLE İTİRAZ BAŞVURULARININ GEREKÇELERİ A-
İptal ve Yürürlüğün Durdurulması İstemlerini İçeren Dava Dilekçesinin
Gerekçesi Bölümü Şöyledir: “III. GEREKÇE 1) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 1 inci Maddesinin Anayasaya Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 1 inci
maddesinde kalkınma ajanslarının kurulmasının amacı belirtilmiştir. Bu madde
incelendiğinde, kalkınma ajanslarının merkezi mi yoksa mahalli bir nitelik mi
taşıdığı; bunların birer kamu tüzelkişisi mi yoksa özel hukuk tüzelkişisi mi
oldukları anlaşılamamaktadır. 5449 sayılı Kanunun tümü, bu konularda yeterli
açıklıktan yoksundur. Kalkınma ajanslarının
örgütlenmesine bakıldığında, bu örgütlerin kapsadıkları birden çok il ve
donatıldıkları yetkiler açısından bölgesel nitelik taşıdıkları görülmektedir.
Ancak bu ajanslar, merkezi idarenin bir parçası olmadıkları gibi tabi
oldukları hukuki rejim bakımından da birer “kamu idaresi” değildirler. Anayasanın 126 ncı maddesinin son fıkrasına göre, kamu hizmetlerinin
görülmesinde verimi ve uyumu sağlamak amacıyla birden çok ili içine alan
merkezi idare teşkilatı kurulmasına imkan tanınmıştır.
Ancak ajansların bölgesel olma özellikleri onların Anayasanın 126 ncı maddesinin son fıkrası bağlamında ele alınmalarını imkansızlaştırmaktadır. Kalkınma ajansları
Anayasanın 127 nci maddesinin son fıkrası
kapsamında mahalli idare birlikleri olarak da kabul edilemezler. Bu hususlar göz önünde
tutulduğunda, kalkınma ajanslarının Anayasanın 123 üncü, 126 ncı ve 127 nci maddelerinde
öngörülen idari yapının dışında ve bu yapıdan farklı yeni bir örgütlenme
birimi niteliğini taşıdıklarını söylemek gerekmektedir. Anayasanın 123 üncü,
126 ncı ve 127 nci
maddelerine aykırı düşen böyle bir örgütlenme birimi ve modelinin Anayasa ile
bağdaşmayacağı açıktır. Diğer yandan, Anayasanın herhangi bir
hükmüne aykırı bir düzenlemenin Anayasanın 2 nci ve
11 inci maddelerinde belirtilen “hukuk devleti”, Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleri ile çelişeceği ortadadır. Bu nedenle, 25.01.2006 tarih
ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri
Hakkında Kanunun 1 inci maddesi Anayasanın 2 nci,
11 inci, 123 üncü, 126 ncı ve 127 nci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir. 2) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 3 üncü Maddesinin Birinci Fıkrasının İlk Cümlesinin ve Son Fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı 25.01.2006 tarih ve 5449
sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 3 üncü maddesinin iptali istenen birinci cümlesinde “Ajanslar,
bölgeler esas alınarak, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının bağlı
olduğu Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile kurulur.” hükmüne
yer verilmiştir. 5449 sayılı Kanunun
“Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinde, bu Kanunun
uygulanmasında “Bölge” kavramının “EK 1 listede belirtilen Düzey 2 İstatistiki Bölge Birimini” ifade edeceği belirtilmiştir. AB Katılım Ortaklığı
Belgesi'nde tanımlanması öngörülen bu bölgeler, 3 düzeyli olarak, 22 Eylül
2002 tarihli ve 24884 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2002/4720 sayılı Bakanlar
Kurulu kararı ile belirlenmiştir. Düzey 2’ye göre, ülke genelinde toplam 26
adet yeni bölge yaratılmıştır. Anılan Bakanlar Kurulu kararına göre,
Türkiye'deki 81 adet il Düzey 3 olarak tanımlanmıştır. Düzey 1 ise, ülke
toprakları 12 birime bölünerek yaratılmıştır. İstanbul ili bu 12 birimden
biri olarak tanımlanmıştır. 25.01.2006 tarih ve 5449
sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 3 üncü maddesinin iptali istenen birinci cümlesiyle, Anayasal olarak
ülkemizin yönetim yapısında olmayan yeni bir bölge kademesi yaratılmaktadır. Anayasamız, yönetsel
bakımdan merkeziyetçi bir yapıya sahip olan bir tekil devlet modelini
benimsemiş; merkez dışı yönetsel örgütlenmeyi ise merkezi idarenin denetim ve
gözetimi altına almıştır. Anayasanın başlangıç
bölümünde, bu hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatleri, Türk varlığı,
Devlet’i ve ülkesiyle bölünmezliği esası karşısında koruma göremeyeceği
belirtilmiş; 2 nci maddesinde, Türkiye
Cumhuriyeti’nin başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan bir Devlet
olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde de, Türk Ulusu’nun bağımsızlığını ve
bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini korumak Devlet’in temel amaç ve görevleri
arasında sayılmıştır. Anayasanın 123 üncü
maddesinde idarenin, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu, merkezden ve
yerinden yönetim esaslarına dayandığı açıklanmış; 126 ncı
maddede merkezi yönetime, 127 nci maddede de yerel
yönetime ilişkin ilkelere yer verilmiştir. Anayasanın 126 ncı
maddesine göre: - Türkiye, merkezi yönetim kuruluşu yönünden
coğrafya durumuna, ekonomik koşullara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre
illere, iller de diğer kademeli bölümlere ayrılmakta, - İllerin yönetimi “yetki genişliği” esasına
dayanmaktadır. Anayasanın 127 nci maddesine göre de: - Yerel yönetimler, il, belediye ya da köy
halkının yerel ortak gereksinimlerini karşılamak üzere, kuruluş ilkeleri
yasayla belirlenen, yasada gösterilen karar organları seçmenlerce seçilerek
oluşturulan kamu tüzelkişileridir. - Merkezi yönetim, yerel yönetimler üzerinde, yasada belirtilen esas ve usuller
çerçevesinde “idari vesayet” yetkisine sahiptir. Görüldüğü gibi, Anayasada,
tekil devlet modelinin yönetsel örgütlenmedeki temel ilkeleri, “merkezden
yönetim”, “yerinden yönetim” ve bunları tamamlayan “idarenin bütünlüğü”
olarak belirlenmiş ancak Anayasada “bölgesel yönetim” öngörülmemiştir. Anayasanın,
“C. İdarenin Kuruluşu” ve “1. Merkezi İdare” başlığını taşıyan 126 ncı maddesinin üçüncü fıkrası “Kamu
hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili
içine alan merkezi idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri
kanunla düzenlenir.” demektedir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, Anayasaya göre, çok ili
içine alacak şekilde ancak merkezi idare teşkilatı kurulabilir. Kalkınma
Ajanlarının, merkezi idarenin taşra teşkilatı olmadığı çok açıktır. Şöyle ki; “İdarenin bütünlüğü” ilkesi, merkezin
denetimi ve gözetimi ile yaşama geçirilmektedir. Merkezi yönetimin taşra
örgütlenmesi üzerindeki denetimi “hiyerarşik denetim”; yerinden yönetimler
üzerindeki denetimi ise “vesayet denetimi” dir.
Merkezi yönetimin kalkınma ajansları üzerinde bir hiyerarşik denetimi
bulunmamaktadır. 5449 sayılı Kanunun 25 inci maddesine göre, kalkınma
ajansları, bağımsız dış denetim kuruluşlarının dış denetimine tabidir. Diğer
taraftan kalkınma ajanslarının teşkilat yapısı da bu ajansların, merkezi
idarenin taşra birimi olmadıklarının açık bir göstergesidir (5449 s.K. m.7 vd.). 25.01.2006 tarih ve 5449
sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 3 üncü maddesinin iptali istenen birinci cümlesinde, Anayasanın
Başlangıç kısmında ve 123 üncü, 126 ncı ve 127 nci maddelerinde belirtilen “idarenin bütünlüğü”, “idari
vesayet”, “yetki genişliği” ilkelerine aykırı bir yapı ortaya konulmaktadır. Diğer yandan, Anayasanın herhangi bir
hükmüne aykırı bir düzenlemenin ise Anayasanın 2 nci
ve 11 inci maddelerinde belirtilen “hukuk devleti”, Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleri ile çelişeceği ortadadır. 25.01.2006 tarih ve 5449
sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 3 üncü maddesinin birinci cümlesi, açıklanan nedenlerle Anayasanın
Başlangıç Kısmına, 2 nci, 11 inci, 123 üncü, 126 ncı ve 127 nci maddelerine
aykırı olup, iptal edilmesi gerekmektedir. 3 üncü maddenin iptali
istenen son fıkrasında ise, ajansların tüzelkişiliğe sahip oldukları
bildirilmiş, ancak özel hukuk mu yoksa kamu tüzelkişisi mi oldukları
belirtilmemiştir. Böyle bir belirsizlik hukuk güvenliğini zedeler. Hukuk
güvenliğinin zedelenmesi hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Bu nedenle söz
konusu fıkra “hukuk devleti” ve
“Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri ile
bağdaşmayacağından Anayasanın 2 nci ve 11 inci
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir. 3) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 4 üncü Maddesinin İkinci Fıkrasının (b), (c) ve (h) Bentlerinin
Anayasaya Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 4 üncü
maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenen; - (b) bendi ile, ajansların kurumsal
performansları ile yürütülen programların performanslarının ölçülmesine dair
usûl ve esasları belirleme, - (c) bendi ile, bölgesel gelişmeye yönelik
iç ve dış kaynaklı fonların ajanslara tahsisi ile bunların kullanımına
ilişkin usûl ve esasları belirleme, - (h) bendi ile, plân ve programlara,
yapılacak yardım ve transferlere, personelin nitelik ve istihdamına, bütçe ve
muhasebe standartlarının kullanımına, faaliyet raporlarına, izleme,
değerlendirme ve denetime ilişkin esas ve usûller ile yatırım destek
ofislerinin çalışma esas ve usûllerini ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının
görüşünü alarak belirleme, yetkisi Devlet Planlama Teşkilatına verilmiştir.
Yasada ilke ve esasları gösterilmeden
yürütmeye bırakılan böyle bir yetki; asli bir düzenleme yetkisi niteliğinde
olduğundan yasamaya aittir ve Anayasanın 7 nci
maddesine göre de devredilemez. Devredildiği takdirde, bu yetki Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine, kökenini Anayasadan almadığı
için de Anayasanın 6 ncı maddesine aykırı düşer. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı
düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri ve
dolayısı ile Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddeleri
ile çelişeceği de açıktır. Açıklanan nedenle,
25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu
ve Görevleri Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının iptali
istenen (b), (c) ve (h) bentleri Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci ve
11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir. 4) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 5 inci Maddesinin (b), (c), (d), (e) ve (f) Bentlerinin Anayasaya
Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinin (b) bendi ile verilen “uygulama sürecini izlemek, değerlendirmek”
yetkisi ajansa, kamu kurum ve kuruluşları üzerinde bir tür hiyerarşik denetim
imkanı vermektedir. Ajans, Anayasanın 123 üncü ve
126 ncı maddeleri çerçevesinde denetim yetkisi ile
donatılmış bir merkezi idare birimi, bir kamusal – idari üst konumunda değildir.
Böyle bir yetkilendirme, kamu kurum ve kuruluşlarını ajansların denetimi
altına sokacağı için, Anayasanın 123 üncü ve 126 ncı
maddelerine aykırıdır. Diğer yandan ulusal kalkınma
planına atıfta bulunmadan, ulusal kalkınma planı ile bağlantı zorunluluğu
getirilmeden, bölge plan ve programlarının uygulanması konusunda ajansa
verilen yetki ve görev, kaynakların ulusal açı yerine sadece bölgesel açıdan
değerlendirilmesine ve böylece kaynak israfına yol açabilecektir. Böyle bir
durumun ise, kamu yararı sağlamayacağı açıktır. Halbuki
bir hukuk devletinde tüm kamu işlemlerinin yönelmesi gereken nihai amaç kamu
yararı olmalıdır. Kamu yararı amacı yerine bölgesel amaçların öncelik
kazanmasına yol açabileceği için de söz konusu düzenlemenin hukuk devleti
ilkesiyle çelişeceği ortadadır. Bu tür bir düzenleme, kalkınma girişimlerinin
ulusal düzeydeki, bir başka değişle yurt düzeyindeki kalkınma planına göre
gerçekleştirileceği ilkesini getiren Anayasanın 166 ncı
maddesi ile de bağdaşması beklenemez. 5449 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinin (c), (d) ve (f) fıkralarında ulusal kalkınma planı ile bağlantı
zorunluluğu getirilmeden bölge plan ve programları doğrultusunda yapılacak
işlemlerle ilgili olarak ajanslara verilen görev ve yetkiler de aynı gerekçe
ile Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine
aykırıdır. 5449
sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (d) bendinde, kamu kesimi tarafından
yürütülen projeleri izlemek konusunda ajanslara verilen yetki de ajans, Anayasanın
123 üncü ve 126 ncı maddeleri çerçevesinde denetim
yetkisi ile donatılmış bir merkezi idare birimi, bir kamusal idari üst
konumunda olmadığı için, yukarıda açıklanan nedenle Anayasanın 123 üncü ve
126 ncı maddesine aykırıdır. Ayrıca “önemli diğer projeler” konusunda
tanınan bu yetki, “önemli görülen diğer projelerden” ne anlaşılacağı
belirtilmediği için kuralda belirsizlik yaratmakta; keyfiliğe imkan tanımakta; bu belirsizlik ve keyfilik hukuki
güvenliği zedelediği için hukuk devleti ilkesine ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesine aykırı düşmektedir. 5449 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinin (e) bendinde, “kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları
arasındaki işbirliğini geliştirmek” ibaresi, ajanslara kamu kesimini de
yönetme bağlamında görev ve yetki vermektedir. Böyle bir yetkilendirme ve
görevlendirme Anayasanın 123 üncü ve 126 ncı
maddelerinde belirtilen idari yapı modeli ile çelişmektedir. Çünkü Anayasanın
123 üncü ve 126 ncı maddeleri merkezi idareyi
hiyerarşik üst konumunda düzenlemiştir. Halbuki
ajanslar birer merkezi idare birimi değildir. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı
düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri ve
dolayısı ile Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddeleri
ile çelişeceği de açıktır. Açıklanan nedenle, 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu,
Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5 inci maddesinin iptali istenen
(b), (c), (d), (e) ve (f) bentleri Anayasanın 2 nci,
11 inci, 123 üncü ve 126 ncı maddelerine aykırı
olup, iptali gerekmektedir. 5) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 8 inci Maddesinin Birinci ve Üçüncü Fıkralarının Anayasaya Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 8 inci
maddesinin birinci fıkrasında bölgesel gelişme hedefine yönelik olarak
bölgedeki kamu kurum ve kuruluşları ile özel kesim, sivil toplum kuruluşları,
üniversiteler ve yerel yönetimler arasında işbirliğini geliştirmek üzere
kalkınma kurulu oluşturulacağı bildirilmiştir. Anayasanın 166 ncı maddesinden, kalkınmanın ulusal düzeyde – yurt
düzeyinde düşünüldüğü ve tüm kalkınma girişimlerinin ulusal düzeydeki plana
göre gerçekleştirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Ulusal düzeydeki kalkınma
planı ile bağlantısı ifade edilmeden bölgesel gelişme hedefinden söz
edilmesi, Anayasanın 166 ncı maddesi ile
bağdaşmayan bir durumdur. Diğer yandan kalkınma
kuruluna özel kesim, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler ile kamu
kurum ve kuruluşları arasında işbirliğini geliştirme konusunda verilen yetki,
bu kurulları yerel yönetimler ve kamu kurum – kuruluşlarını yönlendiren bir
üst konumuna getirmektedir. Böyle bir durum ise Anayasanın 123 üncü ve 126 ncı maddelerinde öngörülmeyen bir örgütlenme biçimidir.
Bu nedenle söz konusu birinci fıkra, Anayasanın 123 üncü, 126 ncı ve 166 ncı maddelerine
aykırıdır. Anayasanın herhangi bir hükmüne aykırı
düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı ilkeleri ve
dolayısı ile Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddeleri
ile çelişeceği de açıktır. 5449 sayılı Kanunun 8 inci
maddesinin üçüncü fıkrasında, kalkınma kuruluna temsilci gönderecek kamu
kurum ve kuruluşları ile özel kesim ve sivil toplum kuruluşlarının
gönderecekleri temsilcilerin sayısı, görev süresi ve diğer hususların kuruluş
kararnamesi ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Kuruluş kararnamesi ile
belirleme konusunda idareye verilen yetki, esasları ile ilgili düzenleme
Yasada yapılmadığı için asli bir düzenleme yetkisidir. Asli düzenleme yetkisi
Anayasanın 7 nci maddesine göre yasamanındır ve
devredilemez. Söz konusu üçüncü fıkrada asli düzenleme yetkisi idareye
devredilmiş olduğundan böyle bir düzenleme, Anayasanın 6 ncı,
7 nci ve 8 inci maddelerine aykırıdır. Diğer taraftan, Anayasanın herhangi bir
hükmüne aykırı bir düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleri ve dolayısı ile Anayasanın 2 nci
ve 11 inci maddeleri ile çelişeceği de açıktır. Bu nedenle, 25.01.2006
tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve
Görevleri Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası Anayasanın
2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir. 6) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 9 uncu Maddesinin (a) Bendindeki “özel kesim ve/veya sivil toplum
kuruluşları” İbaresinin Anayasaya Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 9 uncu
maddesinin (a) bendinde, tek ilden oluşan bölgelerde yönetim kurulunda yer
alacak özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşları temsilcilerini ve iki katı
yedeklerini sırasıyla seçme görev ve yetkisi kalkınma kuruluna verilmiştir. Sivil Toplum Kuruluşları,
sivil toplumdaki belli ilgi gruplarını temsil etmek üzere organize olmuş
kurumlar olarak tanımlanmaktadır. Etkinlik alanlarına göre birbirinden farklı
nitelikte sivil toplum kuruluşları görülmektedir. Örneğin; kalkınma ve yardım
sivil toplum kuruluşları gibi. Kalkınma sivil toplum kuruluşları sosyal,
ekonomik ve kültürel kalkınmayı hedeflerken, yardım sivil toplum kuruluşları
dezavantajlı gruplar için insani yardım misyonu
üstlenirler. Söz konusu 9 uncu maddesinin
(a) bendinde tek ilden oluşan bölgelerde ajans yönetim kurulunda yer alacağı
ifade edilen sivil toplum kuruluşlarının hangi türden ve hangi alanda
etkinlik gösteren sivil toplum kuruluşları olacağına ilişkin bir belirleme
yapılmamıştır. Aynı şekilde “özel kesim”
ifadesi de tam anlamıyla açık bir tanım olmayıp bu konuda da Yasada herhangi
bir belirleme görülmemektedir. Bir hukuk devletinde, hukuk
düzeninin belirliliği sağlaması esastır. İptali istenen kural ise neyin
kapsanıp neyin dışlandığı konusunda yeterince açıklıktan, dolayısıyla
belirlilik ve öngörülebilirlilikten yoksundur ve bu durum Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesine
aykırıdır. Çünkü hukuk devleti belirliliği ve öngörülebilirliliği dolayısıyla
hukuk güvenliğini gerçekleştirmeyi amaçlar. Diğer
yandan yasada herhangi bir ölçüt getirilmeden ve faaliyet alanı belirtilmeden
idareye özel kesim ve sivil toplum kuruluşlarından üye seçmek yetkisi
tanınması, idarenin keyfiliğe ve kötüye kullanılmaya açık bir yetki ile
donatılması anlamına da gelir ve böyle bir yetkilendirmeyi de yine Anayasanın
2 nci maddesinde ifade edilen hukuk devleti ilkesi
ile bağdaştırmak mümkün değildir. İdareye verilen söz konusu
seçme yetkisi, ilkeleri, sınırı yasada belirtilmediği için aynı zamanda asli
bir düzenleme yetkisi niteliğini de taşımaktadır. İdarenin Anayasada
gösterilen sınırlı haller dışında asli düzenleme yetkisi bulunmadığı, bu
yetki yasamaya ait olduğu için böylesi bir yetkilendirmenin Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine; kökenini Anayasadan almayan
bir yetki kullanılamayacağı içinde Anayasanın 6 ncı
maddesine aykırı düşeceği açıktır. Diğer yandan bir yasa
kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun
kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu
doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16
sayılı kararı, AMKD., sa.
24, shf. 225). Bu nedenle 25.01.2006 tarih
ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri
Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin (a) bendindeki “özel kesim ve/veya sivil
toplum kuruluşları” ibaresi, Anayasanın
2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine
aykırı olup, iptali gerekmektedir. 7) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 10 uncu Maddesinin İkinci Fıkrasının Birinci Cümlesindeki “özel kesim
ve/veya sivil toplum kuruluşlarından” İbaresinin Anayasaya Aykırılığı 5449
sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde,
ajansın karar organı olan yönetim kurulunun; tek ilden oluşan bölgelerde
vali, büyükşehir belediye başkanı, il genel meclisi
başkanı, sanayi odası başkanı, ticaret odası başkanı ile kalkınma kurulu
tarafından özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşlarından seçilecek üç
temsilciden oluşacağı öngörülmüştür. Söz konusu 10 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde ajans yönetim kurulunda
temsilcilerinin seçileceği ifade edilen sivil toplum kuruluşlarının hangi
türden ve hangi alanda etkinlik gösteren sivil toplum kuruluşları olacağına
ilişkin bir belirleme yapılmamıştır. Aynı şekilde “özel kesim”
ifadesi de tam anlamıyla açık bir tanım olmayıp bu konuda da hiç bir
belirleme yapılmamıştır. Yukarıda
(6) numaralı başlık altında etraflıca belirtilen nedenlerle, 25.01.2006 tarih
ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri
Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki
“özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşlarından” ibaresi, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir. 8) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 17 nci Maddesinin Üçüncü Fıkrasının
Anayasaya Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin iptali istenen üçüncü fıkrasında, yatırım
destek ofislerine hangi yatırım ve işlemlerle ilgili başvuru yapılacağının, 4
üncü maddenin (h) bendi uyarınca çıkarılacak düzenlemeler kapsamında
belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere bu fıkrada,
4 üncü maddenin (h) bendine gönderme yapılmıştır. 4 üncü maddenin (h)
bendinde ise, idareye Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddelerine aykırı olarak asli düzenleme
yetkisi devredilmektedir. Anayasaya aykırı bir yetkiye dayanılarak yapılan
düzenlemelerin de Anayasaya aykırı düşeceği açıktır. Bu
durumda, 4 üncü maddenin (h) bendine gönderme yapan 25.01.2006 tarih ve 5449
sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası da
yukarıda (3) numaralı başlık altında belirtilen nedenlerle, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir. 9) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 18 inci Maddesinin Üçüncü Fıkrasındaki “Bu fıkra kapsamındaki
kişilerden, önceki kamu kurum ve kuruluşlarındaki kadrolarına müşterek
kararname ile atananların, bu fıkraya göre yapılacak atama işlemleri ilgili
bakan onayı ile yapılır.” Cümlesinin Anayasaya Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 18 inci
maddesinin üçüncü fıkrasındaki iptali istenen cümlede, tekrar kamudaki işine
dönmek isteyen ve kamuda önceki ataması müşterek kararname yapılanların
dönüşte bakan onayı ile atanması öngörülmüştür. Müşterek kararname,
bürokrasideki atamalarda tarafsızlığı sağlamaya yönelik bir yöntemdir. Bu
nedenle önceki görevine müşterek kararname ile atanan bir personelin,
dönüşünde kariyerine ve durumuna uygun bir göreve getirilmesi öngörüldüğü
için atamasının yine müşterek kararname ile yapılması, idarenin tarafsızlığı
ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesinin yaşama geçirilmesinin bir gereğidir.
Aksi bir durum, hukuk devleti ilkesine ve dolayısıyla bu ilkenin ifade
edildiği Anayasanın 2 nci maddesine aykırı düşer. Diğer taraftan, bir yasa
kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun
kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu
doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16
sayılı kararı, AMKD., sa.24,
shf. 225). Açıklanan
nedenle, 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu,
Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü
fıkrasındaki “Bu fıkra kapsamındaki kişilerden, önceki kamu kurum ve
kuruluşlarındaki kadrolarına müşterek kararname ile atananların, bu fıkraya
göre yapılacak atama işlemleri ilgili bakan onayı ile yapılır.” cümlesi,
Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı
olup, iptali gerekmektedir. 10) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 18 inci Maddesinin Altıncı Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 18 inci
maddesinin altıncı fıkrasında, genel sekreter ile diğer personelin ücret ve
gündelikleri ile diğer malî ve sosyal haklarının Yüksek Planlama Kurulu
kararıyla tespit edilen alt ve üst limitleri geçmemek üzere yönetim kurulunca
belirleneceği öngörülmüştür. Bu kural ile Yüksek Planlama
Kuruluna verilen alt ve üst limitleri belirleme yetkisi, sınır ve ilkeleri
yasada gösterilmediği için asli bir düzenleme yetkisi niteliği taşımaktadır.
Böyle bir yetkinin Yüksek Planlama Kuruluna verilmesi asli düzenleme
yetkisinin idareye devri anlamına geleceğinden Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddeleri
ile bağdaşmaz. Diğer taraftan, Anayasanın herhangi bir
hükmüne aykırı düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleri ve dolayısı ile Anayasanın 2 nci
ve 11 inci maddeleri ile çelişeceği de açıktır. Açıklanan nedenle, 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının
Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanunun 18 inci maddesinin
altıncı fıkrası, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali
gerekmektedir. 11) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 25 inci Maddesinin İkinci ve Üçüncü Fıkralarının Birinci Cümlelerinin
Anayasaya Aykırılığı 25.01.2006 tarih ve 5449
sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasında ajanslarda iç ve dış denetimin
yapılacağı belirtildikten sonra iptali istenen ikinci ve üçüncü fıkrasının
birinci cümlesi ile, - iç denetimde; ajansın faaliyetlerinin,
hesaplarının, işlemlerinin ve performansının yönetim kurulu başkanı veya
genel sekreter ile bir iç denetçi tarafından denetleneceği, - dış denetimde; İçişleri Bakanlığı ve Maliye
Bakanlığı ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca müştereken
belirlenecek esas ve usûllere göre ajansın her türlü hesap ve işlemlerinin,
yönetim kurulu tarafından her yıl en geç mart ayında ve gerekli görülen
hallerde her zaman Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatına göre kurulmuş bağımsız
denetim kuruluşlarına inceletileceği, hükme bağlanmıştır. Genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından ayrılan paylar, İl özel idaresi kaynaklarından
ve belediyelerin gelirlerinden sağlanacak miktarlar kalkınma ajanslarının
gelirleri arasında yer aldığından (5449 s.K.m.19), bu kuruluşların kamu
kaynaklarını kullanacakları açıktır. Dolayısıyla kamu kaynağını kullanan her
kurumun hesap verilebilirlik ve denetim açısından daha sağlıklı bir yönetsel
yapıya kavuşturulması büyük önem taşıdığından ajanların denetiminin kamusal
denetim kapsamında gerçekleştirilmesi gerekir. Ajanslarda iç denetçinin iş
mevzuatı hükümlerine göre istihdam edilmesi öngörülmüştür (5449 s.K.m.18).
Ajansın dış denetimini yapacak olan Sermaye Piyasası Kurulu mevzuatına göre
kurulmuş bağımsız denetim kuruluşlarının da bir kamu denetim organı olmadığı
açıktır. Bu durumda kalkınma
ajansları üzerinde bir kamusal denetim öngörülmemiş olduğu söylenmelidir. Halbuki yukarıda da belirtildiği gibi kamusal kaynakları
kullanan söz konusu ajansların hesap verilebilirlik ve sağlıklı denetim
açısından kamusal denetim altında olmasında kamu yararı vardır. Kalkınma
ajanslarını kamusal denetim organlarının denetim alanı dışına çıkartmaya
yönelik bir düzenlemenin ise kamu yararına olduğu söylenemez. Halbuki tüm devlet işlemlerinin nihai amacı kamu
yararını gerçekleştirmektir. Kamu yararı amacına uygun olmayan devlet
işlemleri, hukuk devleti ilkesi ile ve dolayısıyla Anayasanın 2 nci maddesi ile bağdaşmaz. Bu nedenle, 25.01.2006 tarih
ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri
Hakkında Kanunun 25 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının iptali
istenen birinci cümleleri kamu yararı amacına dayanmamaktadır. Halbuki “Bir hukuk devletinde,
devlet erki kullanılarak yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu
yararı” olması gerekir. Bu gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir
yetkisi için de bir sınır konumuna getirir”. Diğer taraftan, 25 inci
maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istenen birinci cümlesinde dış denetimde;
İçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığınca
müştereken belirlenecek esas ve usûllere göre
ajansın her türlü hesap ve işlemlerinin, yönetim kurulu tarafından her yıl en
geç mart ayında ve gerekli görülen hallerde her zaman Sermaye Piyasası Kurulu
mevzuatına göre kurulmuş bağımsız denetim kuruluşlarına inceletileceği
belirtilmiştir. Ajansın her türlü hesap
ve işlemlerinin incelenmesi konusunda yürütme organına verilen esas ve
usulleri düzenleme yetkisi genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz
bir yetkidir. Böyle bir durum, idareye
belirtilen konularda takdir yetkisini dilediği gibi kullanma keyfi olarak
belirleyebilme imkanını vermekte; bu da yürütmenin
kanuniliği ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi sonucu, Anayasanın 8 inci
maddesine aykırı düşmektedir. Ayrıca ilkeleri, sınırı,
çerçevesi yasa ile düzenlenmediği için idareye verilen söz konusu yetkinin
bir asli düzenleme yetkisi olduğu açıktır. Anayasaya göre yürütmenin
asli düzenleme yetkisi, Anayasanın gösterdiği ayrık haller dışında yoktur. Bu
yetki Anayasanın 7 nci maddesinde Türkiye Büyük
Millet Meclisine verilmiştir ve devredilemez. Yürütme, ancak yasayla asli
olarak düzenlenmiş alanda kural koyabilir. Anayasanın çeşitli
maddelerinde yer alan “kanunla düzenlenir” değiminden neyin anlaşılması
gerektiği hususuna Anayasa Mahkemesi, kararlarıyla açıklık getirmiştir.
Örneğin, 18.06.1985 günlü, E.1985/3, K.1985/8 sayılı kararında, konuyu şöyle
belirginleştirmiştir: “Yasa koyucu, belli
konularda gerekli kuralları koyacak, çerçeveyi çizecek, eğer uygun ve zorunlu
görürse, onların uygulanması yolunda sınırları belirlenmiş alanlar bırakacak,
idare, ancak o alanlar içinde takdir yetkisine dayanmak suretiyle yasalara
aykırı olmamak üzere bir takım kurallar koyarak yasanın uygulanmasını
sağlayacaktır.” Esasen Anayasanın 8 inci
maddesinin, yürütme yetkisi ve görevinin Anayasaya ve kanunlara uygun olarak
kullanılır ve yerine getirilir, hükmünün anlamı da budur. (Anayasa Mahkemesinin
22.06.1988 tarih E.1987/18, K.1986/23, sayılı kararı, R.G. 26.11.1988, sa.2001). Bu nedenle, 25 inci
maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istenen birinci cümlesi Anayasanın 7 nci ve 8 inci maddelerine ve bu kural ile verilen yetki,
kökenini Anayasadan almadığı için 6 ncı maddesine
aykırıdır. Diğer yandan, bir yasa
kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun
kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu doğuracaktır
(Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16 sayılı kararı,
AMKD., sa. 24, shf. 225). Açıklanan
nedenlerle, 25.01.2006 tarih
ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri
Hakkında Kanunun 25 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının birinci
cümleleri Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine
ve ayrıca 25 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci
maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir. 12) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 26 ncı Maddesinin Anayasaya Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi ile ajansların bu Kanunun uygulanmasıyla
ilgili iş ve işlemlerde her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu hükme
bağlanmıştır. 5449 sayılı Kanunun
uygulamasıyla ilgili iş ve işlemlerin hangileri olduğu belirtilmemiştir.
Örneğin, ajansın satın alacağı araç ve/veya taşınmazlar bu Kanunun
uygulamasıyla ilgili iş ve işlemlerden sayılacak mıdır? Ajans, satın alacağı
araçlar için taşıt alım vergisinden, sahibi olacağı taşınmazlar nedeniyle
emlak vergisi ile doğacak her türlü resim, vergi ve harçtan muaf olacak
mıdır? Görüldüğü üzere iptali
istenen kural, neyin kapsanıp neyin dışlandığı konusunda yeterince
açıklıktan, dolayısıyla belirlilik ve öngörülebilirlilikten yoksundur. Anayasanın 2 nci maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan
hukuk devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu adaletli bir
hukuk düzeni kuran ve bunu sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün işlem ve
eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir. Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin
unsurlarından biri de, vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlamasıdır. Hukuk
güvenliği, kurallarda belirlilik
ve öngörülebilirlik gerektirir. Kişi ve kuruluşların devlete
güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını korkusuzca geliştirebilmeleri,
temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukuk güvenliği ve
üstünlüğü sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde gerçekleştirilebilir. Hukuk güvenliği ilkesi ise,
herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve
davranışlarını buna göre düzene sokabilmesidir. Bu nedenle iptali istenen
kural, Anayasanın 2 nci maddesine aykırı
düşmektedir. Diğer yandan bir yasa
kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırılığının tespiti onun
kendiliğinden Anayasanın 11 inci maddesine de aykırılığı sonucunu
doğuracaktır (Anayasa Mahkemesinin 03.06.1988 tarih ve E.1987/28, K.1988/16
sayılı kararı, AMKD., s.24, s.225). Açıklanan nedenlerle,
25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu
ve Görevleri Hakkında Kanunun 26 ncı maddesi
Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine aykırı
olup, iptali gerekmektedir. 13) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun 30 uncu Maddesinin 27.10.1989 Tarihli ve 388 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 2 nci Maddesine Eklediği (i) Bendinin
Anayasaya Aykırılığı İptali istenen (i) bendinde,
Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi teşkilatının
Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve
Şırnak illerini kapsayan bölgelerde kurulacak kalkınma ajansları üzerindeki
koordinasyon görevini, Devlet Planlama Teşkilatının belirleyeceği usûl ve esaslara göre yürütmesi öngörülmektedir. Devlet Planlama Teşkilatına
verilen usul ve esasları belirleme yetkisi, sınır ve ilkeleri yasada
gösterilmediği için asli bir düzenleme yetkisi niteliği taşımaktadır. Böyle
bir yetkinin idareye verilmesi asli düzenleme yetkisinin idareye devri
anlamına geleceğinden Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddeleri ile bağdaşmaz. Diğer taraftan, Anayasanın herhangi bir
hükmüne aykırı düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleri ve dolayısı ile Anayasanın 2 nci
ve 11 inci maddeleri ile çelişeceği de açıktır. Açıklanan nedenle, 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının
Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanunun 30 uncu
maddesinin 27.10.1989 Tarihli ve 388 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci Maddesine eklediği (i) bendi Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali gerekmektedir. 14) 25.01.2006 Tarih ve 5449
Sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun Geçici 2 nci Maddesinin Anayasaya
Aykırılığı 5449 sayılı Kanunun geçici 2
nci maddesinde, ilk yıl için ajansta istihdam
edilebilecek olan azamî personel sayısının kuruluş kararnamesinde
belirtileceği öngörülmüştür. Kuruluş kararnamesi ile
belirleme konusunda idareye verilen yetki, esasları ile ilgili düzenleme
Yasada yapılmadığı için asli bir düzenleme yetkisidir. Asli düzenleme yetkisi
Anayasanın 7 nci maddesine göre yasamanındır ve
devredilemez. Halbuki söz konusu üçüncü fıkrada asli
düzenleme yetkisi idareye devredilmiş olduğundan böyle bir düzenleme,
Anayasanın 6 ncı, 7 nci
ve 8 inci maddelerine aykırıdır. Diğer taraftan, Anayasanın herhangi bir
hükmüne aykırı düzenlemenin hukuk devleti, Anayasanın üstünlüğü ve
bağlayıcılığı ilkeleri ve dolayısı ile Anayasanın 2 nci
ve 11 inci maddeleri ile çelişeceği de açıktır. Bu nedenle, 25.01.2006 tarih ve 5449
sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında
Kanunun geçici 2 nci maddesi Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olup, iptali
gerekir. IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN
GEREKÇESİ İptali istenen kurallar,
Anayasaya açıkça aykırı olduklarından uygulanmaları halinde sonradan
giderilmesi olanaksız ya da güç hukuki zarar ve durumların doğabileceği
açıktır. Bu tür hukuki zarar ve durumların ortaya çıkması ise, ancak söz
konusu kuralların yürürlüklerinin durdurulması yoluyla önlenebilir. Açıklanan
nedenle, iptali istenen kuralların yürürlüklerinin durdurulmasını istenilmiştir. V. SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda
açıklanan gerekçelerle 25.01.2006 tarih ve 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının
Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanunun; 1)
1 inci maddesinin Anayasanın 2 nci, 11 inci, 123
üncü, 126 ncı ve 127 nci
maddelerine aykırı olduğundan, 2-
a) 3 üncü maddesinin birinci cümlesinin Anayasanın Başlangıç Kısmına, 2 nci, 11 inci, 123 üncü, 126 ncı
ve 127 nci maddelerine aykırı olduğundan, b)
3 üncü maddesinin son fıkrasının Anayasanın 2 nci
ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan, 3)
4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b), (c) ve (h) bentleri Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan, 4)
5 inci maddesinin (b), (d) ve (e)
bentlerinin Anayasanın 2 nci, 11 inci, 123 üncü ve
126 ncı maddelerine aykırı
olduğundan, 5-
a) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının Anayasanın 2 nci,
11 inci, 123 üncü, 126 ncı ve 166 ncı maddelerine aykırı olduğundan, b)
8 inci maddesinin üçüncü fıkrasının
Anayasanın 2 nci, 6 ncı,
7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan, 6)
9 uncu maddesinin (a) bendindeki “özel kesim ve/veya sivil toplum kuruluşları”
ibaresinin, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine
aykırı olduğundan, 7)
10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki “özel kesim ve/veya
sivil toplum kuruluşlarından” ibaresinin, Anayasanın 2 nci,
6 ncı, 7 nci, 8 inci ve
11 inci maddelerine aykırı olduğundan, 8)
17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan, 9)
18 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Bu fıkra kapsamındaki kişilerden,
önceki kamu kurum ve kuruluşlarındaki kadrolarına müşterek kararname ile
atananların, bu fıkraya göre yapılacak atama işlemleri ilgili bakan onayı ile
yapılır.” cümlesinin, Anayasanın 2 nci ve 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan, 10)
18 inci maddesinin altıncı fıkrasının, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan, 11-
a) 25 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci
cümlesinin, Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine
aykırı olduğundan, b)
25 inci maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin, Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan, 12)
26 ncı maddesinin Anayasanın 2 nci
ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan, 13)
30 uncu maddesinin 27.10.1989 Tarihli ve
388 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci
Maddesine eklediği (i) bendi Anayasanın 2 nci, 6 ncı, 7 nci, 8 inci ve 11 inci
maddelerine aykırı olduğundan, 14)
Geçici 2 nci
maddesinin, Anayasanın 2 nci, 6 ncı,
7 nci, 8 inci ve 11 inci maddelerine aykırı olduğundan, iptallerine ve
uygulanmaları halinde sonradan giderilmesi güç yada olanaksız zarar ve durumlar
doğacağı için, iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına
karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz .” B
- 19.4.2006 Tarihli Dava Dilekçesinin Gerekçe Bölümü Şöyledir: “a-
25.1.2006 günlü, 5449 sayılı Kanunun 4.
maddesinin (b) bendinin “…bunların
değerlendirmesini yapar veya
yaptırır” bölümüne ilişkin Anayasa’ya
aykırılık gerekçesi Söz konusu
(b) bendi ile ajansların kurumsal performansları ile yürütülen programların
performanslarının ölçülmesine dair usul
ve esasları belirleme, yetkisi Devlet Planlama Teşkilatına
verilmiştir. Yasada ilke ve esasları gösterilmeden yürütmeye bırakılan böyle
bir yetki; asli bir düzenleme yetkisi niteliğinde olduğundan yasamaya aittir
ve Anayasanın 7 nci maddesine göre de devredilemez.
Devredildiği takdirde, bu yetki Anayasanın 7 nci ve
8 inci maddelerine, kökenini Anayasadan almadığı için de Anayasanın 6 ncı maddesine aykırı düşer. Anayasaya aykırı bir yetkiye
istinaden tespit edilen usul ve esaslara göre Devlet Planlama Teşkilatının kurumsal
performansları ile yürütülen programların performanslarının değerlendirmesini
yapması veya yaptırmasının da Anayasa’ya aykırı düşeceği açıktır. Bu nedenle,
25.1.2006 günlü, 5449 sayılı Kanunun 4. maddesinin (b) bendinin “...bunların değerlendirmesini yapar veya
yaptırır” bölümü de, Anayasanın 2 nci ve 11
inci maddelerinde ifade edilen “hukuk devleti” ve “Anayasanın bağlayıcılığı
ve üstünlüğü ilkelerine aykırı olup iptali gerekmektedir. b- 25.1.2006 günlü, 5449 sayılı Kanunun 5. maddesinin
(b) bendinin “Bölge plân ve
programlarının uygulanmasını sağlayıcı faaliyet ve projelere destek olmak;
...ve sonuçlarını Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına bildirmek.”
bölümüne ilişkin Anayasa’ya aykırılık
gerekçesi Ulusal
kalkınma planına atıfta bulunmadan, ulusal kalkınma planı ile bağlantı
zorunluluğu getirilmeden, “Bölge plân
ve programlarının uygulanmasını sağlayıcı faaliyet ve projelere destek olmak;
kaynakların ulusal açı yerine sadece bölgesel açıdan
değerlendirilmesine ve böylece kaynak israfına yol açabilecektir. Böyle bir
durumun ise, kamu yararı
sağlamayacağı açıktır. “Bir hukuk devletinde, devlet erki kullanılarak
yapılan tüm kamu işlemlerinin nihaî amacının “kamu yararı” olması gerekir. Bu
gereklilik, kamu yararını, yasama organının takdir yetkisi için de bir sınır
konumuna getirir. Kamu yararı
amacı yerine bölgesel amaçların öncelik kazanmasına yol açabileceği için de
söz konusu düzenlemenin hukuk devleti ilkesiyle çelişeceği ortadadır. Bu tür
bir düzenleme, kalkınma girişimlerinin ulusal düzeydeki, bir başka değişle
yurt düzeyindeki kalkınma planına göre gerçekleştirileceği ilkesini getiren
Anayasanın 166 ncı maddesi ile de bağdaşması beklenemez. Diğer taraftan “...sonuçlarını
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına bildirmek” bölümünün
Anayasa’ya aykırılık gerekçesine gelince; Ajanslar Anayasanın 123 üncü ve 126
ncı maddeleri çerçevesinde denetim yetkisi ile
donatılmış bir merkezi idare birimi, bir kamusal idari üst konumunda olmadığı
için, projelerin uygulama sürecini izlemek konusunda ajansların yetkilendirilmesi,
Anayasanın 123 üncü ve 126 ncı maddesine aykırıdır.
Ajansların yapacağı
değerlendirme, Anayasaya aykırı bir yetkinin kullanılmasıyla oluşacağından,
böyle bir değerlendirmenin sonuçlarının da bir merkezi idare birimi olan Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığına bildirilmesi
Anayasa’nın 2 nci maddesinde ifade edilen “hukuk
devleti” ilkesiyle bağdaştırılamaz. Bu nedenle 25.1.2006 günlü, 5449 sayılı Kanunun 5. maddesinin
(b) bendinin “Bölge plân ve
programlarının uygulanmasını sağlayıcı faaliyet ve projelere destek olmak;
... sonuçlarını Devlet Planlama Teşkilatı
Müsteşarlığına bildirmek” bölümü Anayasa’nın 2 nci
maddesine aykırı olduğundan ve ayrıca “Bölge plân ve programlarının uygulanmasını
sağlayıcı faaliyet ve projelere destek olmak;” bölümü Anayasa’nın 166 ncı maddesine de aykırı düştüğünden iptali gerekmektedir. c- 25.1.2006 günlü, 5449 sayılı
Kanunun 5. maddesinin (d) bendinin “...özel kesim ve sivil toplum
kuruluşları...” bölümüne ilişkin Anayasa’ya aykırılık gerekçesi Söz konusu
5. maddenin (d) bendinin “...özel
kesim ve sivil toplum kuruluşları...” bölümüne ilişkin iptal isteminde
bulunmuyoruz. Bu nedenle, ek Anayasa’ya aykırılık gerekçesi sunulmamıştır. d- 25.1.2006 günlü, 5449 sayılı
Kanunun 5. maddesinin (e) bendinin “...özel kesim ve sivil toplum
kuruluşları...” bölümüne ilişkin Anayasa’ya aykırılık gerekçesi Söz konusu
5. maddenin (e) bendinin “...özel
kesim ve sivil toplum kuruluşları...” bölümüne ilişkin iptal isteminde
bulunmuyoruz. Bu nedenle, Anayasa’ya aykırılık gerekçesi sunulmamıştır. e- 25.1.2006 günlü, 5449 sayılı
Kanunun 8. maddesinin birinci fıkrasının “...özel kesim, sivil toplum
kuruluşları, üniversiteler...” bölümüne ilişkin Anayasa’ya aykırılık
gerekçesi Anayasa’nın
130. maddesinde üniversitelerin bilimsel özerkliğe sahip kamu tüzelkişileri olarak Devlet
eliyle ve kanunla kurulabileceği ilkesi getirilmiştir. Üniversitelerin
kamu tüzel kişileri olması karşısında, dilekçemizin (5) numaralı başlığı
altında etraflıca belirtilen nedenlerle, kalkınma kuruluna üniversiteler
arasındaki işbirliğini geliştirme konusunda verilen yetki de, bu kurulları
üniversiteleri yönlendiren bir üst konuma getirmektedir. Böyle bir durum ise
Anayasa’nın 123. ve 126. maddelerinde öngörülmeyen bir örgütlenme biçimidir. Bu nedenle
25.1.2006 günlü, 5449 sayılı Kanunun 8. maddesinin birinci fıkrasındaki “üniversiteler” ibaresi de
Anayasa’nın 2., 11., 123. ve 126. maddelerine aykırı
olup, iptali gerekmektedir. Söz konusu
8. maddenin birinci fıkrasındaki “...özel
kesim, sivil toplum kuruluşları...” bölümüne ilişkin iptal isteminde
bulunmuyoruz. Bu nedenle, bu bölüme ilişkin Anayasa’ya aykırılık gerekçesi
sunulmamıştır. f- 25.1.2006 günlü, 5449 sayılı
Kanunun 18. maddesinin altıncı fıkrasının “...yönetim kurulunca...” ibaresine
ilişkin Anayasa’ya aykırılık gerekçesi 5449 sayılı
Kanunun 18 inci maddesinin altıncı fıkrasında, genel sekreter ile diğer
personelin ücret ve gündelikleri ile diğer malî ve sosyal haklarının Yüksek
Planlama Kurulu kararıyla tespit edilen alt ve üst limitleri geçmemek üzere
yönetim kurulunca belirleneceği öngörülmüştür. Bu kural
ile Yüksek Planlama Kuruluna verilen alt ve üst limitleri belirleme yetkisi,
sınır ve ilkeleri yasada gösterilmediği için asli bir düzenleme yetkisi
niteliği taşımaktadır. Böyle bir yetkinin Yüksek Planlama Kuruluna verilmesi
asli düzenleme yetkisinin idareye devri anlamına geleceğinden Anayasanın 6 ncı, 7 nci ve 8 inci maddeleri
ile bağdaşmaz. Anayasaya aykırı bir yetkiye istinaden Yüksek Planlama Kurulu kararıyla
tespit edilen alt ve üst limitler arasında Yönetim kurulunca yapılacak bir
belirlemenin de, Anayasa’nın 2 nci ve 11 inci
maddelerinde ifade edilen “hukuk devleti” ve “Anayasanın bağlayıcılığı ve
üstünlüğü ilkelerine bağdaşmayacağı açıktır. 2) Dava Dilekçemizin “Sonuç ve İstem” Bölümünün (4) numaralı bendi
aşağıdaki şekilde düzeltilmiştir: “4) 5 inci
maddesinin (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinin Anayasanın 2 nci, 11 inci, 123 üncü ve 126 ncı
maddelerine aykırı olduğundan” 2949 sayılı Kanunun 27. maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca ilişikte sunulmuştur.” C
- İtiraz Başvurularının Gerekçesi Özetle Şöyledir: İtiraz yoluna başvuran Mahkeme’nin iki
ayrı başvurusunun gerekçelerinde özetle, Anayasa’da “İdare”nin esaslarının
merkezden yönetim, yerinden yönetim ve bunları tamamlayan idarenin bütünlüğü
olarak belirlendiği, tekil devlet modeli ile bağdaşmayan bölgesel yönetimlere
yer verilmediği, Anayasa’ya göre, merkezi idarenin birden çok ili içine
alacak şekilde teşkilatlanmasının mümkün olduğu, ancak kalkınma ajanslarının
merkezi idarenin, hiyerarşik denetimine tabi tutulmadığı, taşra teşkilatı
olmadığı ve merkezi idarenin dışında bölgesel tüzel kişiler olarak
teşkilatlandırıldığı, bölgesel esaslara göre ve özel sektörün katılımıyla
kurulacak olan ajansların tüzel kişiliğinin niteliği ve merkezi idare ile
olan ilişkilerinin gösterilmediği, özel hukuk hükümlerine tabi ve tüzel
kişiliği haiz olduklarının belirtilmesiyle yetinildiği, bu nedenle, Yasa’nın
ajansları tanımlayan ve kuruluşunu belirleyen 2. ve 3. maddelerinin
Anayasa’nın idari yapılanmaya ilişkin temel ilkelerine aykırı bir yapı
oluşturduğu, Yasa’nın 4. maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının (h)
bendi hükümleriyle Yasa’da ilke ve esasları gösterilmeden DPT’ye verilen
yetkinin asli düzenleme yetkisi niteliğinde olduğu, ayrıca, DPT’ye kalkınma
ajanslarının ulusal düzeyde koordinasyon görevinin verilmesinin merkezi
yönetim ilkeleriyle bağdaşmadığı, 2. ve 3. maddeler için belirtilen
gerekçelerin Yasa’nın diğer maddeleri içinde geçerli olduğu bu nedenlerle Yasa’nın
2., 3., 7., 8., 10., 15. ve Geçici 2. maddelerinin Anayasa’nın Başlangıç’ı ile 2., 6., 7., 11., 123., 126.
ve 127. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. II - YASA METİNLERİ A
- Dava ve İtiraz Konusu Yasa Kuralları 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının
Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun’un iptali istenilen
fıkra, bent, bölüm ve sözcükleri de içeren
maddeleri şöyledir: “Amaç
ve kapsam MADDE
1- Bu Kanunun amacı; kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları
arasındaki işbirliğini geliştirmek, kaynakların yerinde ve etkin kullanımını
sağlamak ve yerel potansiyeli harekete geçirmek suretiyle, ulusal kalkınma
plânı ve programlarda öngörülen ilke ve politikalarla uyumlu olarak bölgesel
gelişmeyi hızlandırmak, sürdürülebilirliğini sağlamak, bölgeler arası ve
bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak üzere oluşturulacak kalkınma
ajanslarının kuruluş, görev ve yetkileri ile koordinasyonuna ilişkin esas ve usûlleri düzenlemektir.” “Tanımlar MADDE
2- Bu Kanunun uygulanmasında; a)
Bölge: EK 1 listede belirtilen Düzey 2 İstatistikî Bölge Birimini, b)
Ajans: Kalkınma ajansını, c)
Kuruluş kararnamesi: Kalkınma ajanslarının kuruluşuna dair Bakanlar Kurulu
kararını, | ||||||