Yargıtay 7. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/1266 Karar No : 2008/1111 Mahkemesi : Taraklı
Kadastro Mahkemesi Tarihi : 5/2/2007 Numarası : 2006/191-2007/6 Davacı : Emine
Gürsu Davalı : Mehmet
Kısa Taraflar
arasında kadastro tesbitine itirazdan doğan dava
sonucunda yerel mahkemesince oluşturulan hükmün, yasal süresinde ilgilileri
tarafından temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine DAVA DOSYASININ ADALET
BAKANLIĞI ARACILIĞIYLA, YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA gönderilmesi
üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen dava
dosyasının tevzien dairemize intikal etmiş olmakla;
Tetkik Hakiminin sözlü açıklamaları dinlendi,
dosyadaki raporu okundu; Dava
ve temyize konu 136 ada 20 parsel sayılı taşınmaz hakkında, Kadastro Mahkemesine açılan 2006/191 E.K. sayılı dava dosyasının dayanağı
davanın yapılan yargılaması sırasında, 5.2.2007
günlü duruşma oturumunda, davacı
Emine Gürsu'nun açtığı davadan kayıtsız koşulsuz feragat ettiği, bu
doğrultudaki beyanını usulün
151. maddesi hükmü uyarınca yöntemine uygun
biçimde belgelendirdiği, anılan
taşınmaz hakkında davacı Rasık Kaya
tarafından da 2006/129 esasında
kayıtlı dava dosyasının
dayanağı davanın açıldığı,
dava dosyalarının usulün 43
ve onu izleyen
maddeleri hükmü uyarınca
yöntemine uygun olarak birleştirildiği, davacı Rasık
Kaya'nın açtığı davanın yargılaması sırasında davalı Mehmet Kısa'nın 7.6.2007
günlü oturumda davalının
kendisine yöneltilen davayı yöntemine uygun şekilde kayıtsız koşulsuz
kabul ettiği, bu doğrultudaki beyanını da usulün 151. maddesi hükmü uyarınca belgelendirdiği, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma
tutanaklarına yansıyan bilgiler
ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kural
olarak davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu
etkileyeceği tartışmasızdır. Hal böyle olunca, davalar arasında usulün 43 ve
onu izleyen maddeleri hükmünde öngörülen fiili ve hukuki irtibatın varlığı
kuşkusuzdur. Nitekim bu olgu dikkate alınarak mahkemece dava dosyaları da
birleştirilmiştir. Nevarki, davacı Rasık Kaya
tarafından davalı Mehmet Kısa aleyhine açılan dava dosyası ile davacı Emine
Gürsü tarafından davalı Mehmet Kısa aleyhine açılan dava dosyaları
birleştirildiği halde, birleştirilen davalardan davacı Rasık
Kaya'nın tesbit maliki davalı Mehmet Kısa aleyhine
açtığı dava hakkında hüküm yerinde olumlu yada
olumsuz bir karar verilmemiştir. Öğretide
ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre
davaların usulün 43 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca koşullarının
varlığı halinde davaların birleştirilmesi zorunlu olup bu olgu sağlıklı
sonuca varmanın ve dava ekonomisine uymanın temel koşullarındandır. Az
yukarıda vurgulandığı gibi yerel mahkemece de bu olgular gözönüne
alınarak davalar fiili ve hukuki irtibat nedeniyle birleştirilmiştir. Kural
olarak, davalar birleştirilse de bağımsızlıklarını korurlar. Hal böyle olunca
yerel mahkemenin her bir dava hakkında karar yerinde olumlu yada olumsuz hüküm oluşturulması zorunludur. Gerçekten
sicillerin doğru tutulmasından devlet, dolayısıyla hazine sorumludur.
Kadastronun amacı taşınmazların geometrik durumlarını, yüzölçümlerini ve hak
sahiplerini belirlemek ve infazı mümkün doğru sicil oluşturmaktan ibarettir. Mahkemece
bu olgular gözardı edilerek ve davacı Rasık Kaya tarafından davalı Mehmet Kısa aleyhine açılan dava
hakkında karar yerinde olumlu yada olumsuz bir hüküm kurulmamış olması
isabetsiz, yazılı emir yoluyla Yüksek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının öne
sürdüğü temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile H.U.M.K.nun 427/6. maddesi hükmü
uyarınca anılan hükmün KANUN YARARINA BOZULMASINA, Kararın
onaylı bir örneğinin Adalet Bakanlığınca Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere,
onaylı bir örneğinin de Yüksek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, dava
dosyasının ise yerel mahkemesine gönderilmek üzere Yüksek Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 18/3/2008 gününde
oybirliği ile karar verildi. ——• —— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/795 Karar No : 2008/1118 Mahkemesi : İdil
Kadastro Mahkemesi Tarihi : 4/6/1997 Numarası : 1981/187-1997/5 Davacı : İbrahim
Yiğit mirascıları Davalı : İhsan
Adil Soyubey ve Müşt. Taraflar arasında kadastro
tesbitine
itirazdan doğan dava sonucunda
yerel mahkemesince oluşturulan hükmün
davacılar tarafından temyizi üzerine
adı geçen davacıların temyiz inceleme
isteklerinin Daire kararında
açıklanan hukuksal
nedenlerle açık bir
deyişle yerel mahkemece davacıların temyiz
inceleme isteklerinin süre
aşımından reddine ilişkin hükmün yasal süresinde temyizi üzerine yerel
mahkemece oluşturulan hükmün
Daire kararında açıklanan nedenlerle onanarak
yerel mahkemesine gönderilmesi üzerine ADALET BAKANLIĞI HUKUK İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN 26.11.2007 gün
B.03.O.HİG.0.00.00.03-153.01-161-2007-25245 SAYILI YAZILARI İLE HÜKMÜN
KANUN YARARINA TEMYİZ EDİLMESİ İÇİN DAVA DOSYASI VE EKİ BELGELERİN YARGITAY
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA GÖNDERİLDİĞİ T.C. YARGITAY CUMHURİYET
BAŞSAVCILIĞININ 16.1.2008 GÜN 2007/273227 sayılı yazıları ile usulün
427/6 maddesi hükmü uyarınca yerel mahkemenin oluşturduğu önceki günlü hükmün kanun
yararına bozulması istenilmekle; Tetkik hakiminin sözlü açıklamaları
dinlendi, dosyadaki raporu okundu; Kadastro
sırasında dava konusu 2 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen
hukuksal olgulara dayanılarak davalı ihsan Adil Soyubey
ve paydaşları adına tesbit edilmiştir. İtirazları
kadastro komisyonunca reddedilen davacılar Ali Yiğit ve arkadaşları tapu
kaydına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece
davacıların davasının reddine karar verildiği dosya içeriğinden
anlaşılmaktadır. Öğretide
ve yerleşik Yargıtay uygulamasında kararlılık kazanan görüşlere göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi
hükmünün uygulanabilmesi için
dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmiş olması, uyuşmazlığın sağlıklı biçimde
çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması,
kanıtlama yükümlülüğü kendisine düşen tarafın mahkemece verilen makul yada
kesin önel içerisinde keşif giderlerini özürsüz olarak mahkeme veznesine depo
etmemiş olması gerekir. Bu olgular eşliğinde somut olayda uyuşmazlığın sağlıklı bir
biçimde çözümlenebilmesi için dava konusu 2 parsel sayılı taşınmaz başında
keşif yapılmasının zorunlu olduğu, dosyanın keşfe hazır hale getirildiği
davacı tarafın kendisine usulün 163 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca
verilen kesin süre içerisinde keşif giderlerini mahkeme veznesine yöntemine
uygun şekilde depo etmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Nevarki dosya içeriğinden daha önce taşınmaz başında
iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden keşif yapıldığı da
anlaşılmaktadır. Somut
olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesi hükmünün uygulama
olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur. Hal
böyle olunca mahkemece daha önce taşınmaz başında keşif yapıldığı gözönüne alınmalı, toplanan deliller bu çerçevede
değerlendirilerek sonucuna göre bir başka deyişle "mevcut delil
durumuna" göre karar verilmelidir. Mahkemece
dava konusu taşınmaz başında yapılan keşif ve uygulama yetersiz görüldüğü
takdirde önceki günlü yetersiz keşfi tamamlayacağı nitelikte dava konusu
taşınmaz başında keşif yapılmalı, gerekli keşif giderlerinin ileride haksız
çıkacak taraftan tahsil edilmek koşuluyla hazineden karşılanacağı
düşünülmelidir. Mahkemece
bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm
kurulması isabetsiz, YARGITAY
BAŞSAVCILIĞININ temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün HUMK.nun 427/6 maddesi hükmü uyarınca KANUN YARARINA
BOZULMASINA, Kararın
onaylı bir örneğinin Adalet Bakanlığınca Resmî Gazete’de yayınlanmak üzere
onaylı bir örneğinin de Yüksek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, dava
dosyasının ise yerel mahkemesine gönderilmek üzere Yüksek Yargıtay
Başsavcılığına gönderilmesine, 18/3/2008 gününde
oybirliği ile karar verildi. ——• —— Yargıtay 14. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/1424 Karar No : 2008/3382 Mahkemesi : Elbistan
Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 9/2/2007 Numarası : 2007/87-2007/75 Davacı : RAMAZANMETİN Davalı : ALİSEYDİAĞCA Davacı
tarafından, davalı aleyhine 1/12/2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal
tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair
verilen 9/2/2007 günlü temyiz edilmeden kesinleşen hükmün Yargıtayca
incelenmesi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/1/2008 gün ve 2007/282657
sayılı tebliğnamesi ile HUMK.nun 427/6 maddesi gereğince kanun yararına
bozulması istenilmiş olmakla dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek
gereği düşünüldü: - KARAR - Davacılar
davalının da paydaş bulunduğu 377 parsel sayılı taşınmazın Davalı
davayı kabul etmiştir. Mahkemece
dava kabul edilmiştir. Dosya
içinde mevcut tapu kaydından 377 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfında ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin son fıkrası
"veraset yolu ile intikal eden, bu kanun hükümlerine göre de şuyulandırılan, Kat Mülkiyeti Kanununu uygulaması, tarım
ve hayvancılık, turizim sanayi ve depolama amacı
ile yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu
ile satılanlar hariç, imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma
amacıyla arsa ve parselleri ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi
sözleşmeleri yapılamaz. HUMK.nun 95/2. maddesine göre de
kamu düzenini gerektiren bir konuda davalının davayı kabul beyanı, hukuki
sonuç doğurmaz. Mahkemece İmar Kanunu 18/son maddesinin gözetilmeden dava
konusu taşınmazın satışının yasaklanan nitelikle olup olmadığı araştırılmadan
karar verilmesi yasaya aykırılık teşkil ettiğinden hükmün bozulması
gerekmiştir. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile hükmün
sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, gereği yapılmak üzere
kararın bir örneğinin ve dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilmesine, 18/3/2008 gününde oybirliği ile karar
verildi. ——• —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/1169 Karar No : 2008/2574 Davacı
Hüseyin Söğüt ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Kahta Asliye Hukuk
Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 9.5.2007
günlü ve 2006/372-2007/125 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
16.1.2008 gün ve Hukuk-2007/282659 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz
edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği
düşünüldü: YARGITAY KARARI Dava
dilekçesinde Doğan Söğüt'ün 25.12.1988 olan doğum tarihinin yılının 1992
olarak düzeltilmesi istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Doğum
tarihinin düzeltilmesine ilişkin davalar diğer kayıt düzeltme davaları gibi
kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim
taleple bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği
bulgulara göre ve öteki kayıtlarla çelişki meydana getirmeyecek şekilde karar
vermek zorundadır. Dosyada
bulunan nüfus kayıt örneğinden, doğum tarihinin düzeltilmesine karar verilen
Doğan Söğüt'ün annesi Medine Söğüt'ün 5.7.1991 tarihinde öldüğü
anlaşılmıştır. Düzeltilen doğum tarihine göre davacının annesinin
ölümünden sonra doğmuş gibi bir sonuç ortaya çıkmış olup, bu durumun kabulü
yaşamın olağan akışına aykırı bulunduğundan dinlenen tanıkların bu konudaki
bilgilerinin alınması ve hatta varsa davacının göstereceği yeni tanıklar
dinlenerek ve baba Hüseyin Söğüt'ün 28.2.2007 günlü celsedeki açıklaması da
değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı
şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu itibarla
yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427.
maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA
ve gereği yapılmak üzere
kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 6.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi. ——• —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/1173 Karar No : 2008/2575 Davacı
Lale Şimşek ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Silvan Asliye Hukuk
Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan
11/4/2007 günlü ve 2006/693-2007/167 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
29/1/2008 gün ve Hukuk-5714 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek
bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Mahkemece,
davacı Lale Şimşek'in 4/1/1969 olan doğum tarihi
1/1/1972 olarak düzeltilmişse de, adı geçen kişi nüfusa 17/5/1969 tarihinde
kaydedilmiştir. Bir kişinin doğmadan
nüfusa kaydı söz konusu olamaz ve böyle bir durum yaşamın olağan akışına
uygun düşmez. Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar
verirken bu kayıtlar arasında çelişki yaratmamak ve yaşamın olağan akışına
ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek zorundadır. Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz
itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427.
maddesi gereğince
sonuca etkili olmamak
kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak
üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderilmesine, 6/3/2008 gününde oybirliğiyle karar verildi. ——• —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/1172 Karar No : 2008/2576 Davacı
Halis Ata ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Şavşat Asliye Hukuk
Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan
13/6/2006 günlü ve 2006/55-61 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
16/1/2008 gün ve Hukuk-2007/282662 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz
edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği
düşünüldü: YARGITAY KARARI Dava,
evliliğin devamı sırasında eşlerden birisi tarafından, nüfus kaydının
düzeltilmesi istenilen küçüğe velayeten açılmış,
mahkemece, diğer eşin katılması veya icazeti aranmadan davaya bakılıp
kabulüne karar verilmiştir. Türk
Medeni Kanununun 336 ncı maddesinde, (eşlerden
herhangi birisine öncelik veya üstünlük tanınmadan) evlilik devam ettiği
sürece ana ve babanın, velayeti birlikte kullanacağı öngörülmüş ve 342 nci maddesinde de anne ve
babanın çocuğu velayetleri
çerçevesinde temsil
edecekleri ilkesi yine ayırım
yapılmadan getirilmiştir. Emredici
nitelikteki bu yasa kuralı evlilik birliği içerisinde velayetin kullanılması
kapsamında ana ve baba tarafından çocuk adına açılacak tüm davalar yönünden
de geçerlidir. Buna göre, asıl olan eşlerin birlikte dava açmaları ise de,
bunlardan birisi tarafından açılacak davaya diğer eşin sonradan icazetini
bildirip olumlu iradesini ortaya koyması ile velayetin birlikte kullanılması
gerçekleşmiş olacağından yeterlidir. Diğer eşin katılımının veya rızasının
sağlanamadığı davanın ise reddi gerekir. Bu
bakımdan mahkemece davacıya, eşinin davaya katılmak ya da duruşmada hazır bulunmak
suretiyle icazetini bildirmesi veya icazetini gösteren imzası noterden onaylı
belge ibraz etmesi için mehil verilip, bunun sonucuna göre karar verilmesi
gerekirken, eşlerden birisinin istemi yeterli bulunarak davanın esası
hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 6/3/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi. ——• —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/1174 Karar No : 2008/2578 Davacı
Kadir Süner ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki
davada Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca
incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 12/7/2007 günlü ve 2007/140-189 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu
savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/1/2008 gün ve Hukuk-2008/5715
sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla,
dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı
vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin nüfus kütüğündeki "Kadir"
olan adının "Süleyman" olarak düzeltilmesini istemiştir. Dosya
içindeki davacının nüfus kaydının incelenmesinden, davacının adı Kader iken
Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 9/10/1990 gün 1990/640 esas-552
karar sayılı ilamı ile (hüküm tarihinde ergin olmayan) Kadir olarak
değiştirildiği anlaşılmaktadır. 29/4/2006
günlü, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasası'nın 36. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendine göre; "Aynı
konuya ilişkin olarak nüfus
kaydının düzeltilmesi davası
ancak bir kere açılabilir."
hükmü karşısında davanın reddi gerekirken yukarıda belirtilen Yasa
hükmüne aykırı şekilde davanın kabulü doğru görülmemiştir. Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 6/3/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi. ——• —— Yargıtay 18. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2008/1168 Karar No : 2008/2959 Davacı
Sait Uğurlu ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Kartal 1. Asliye
Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay'ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan
23/3/1988 günlü ve 1988/179-166 sayılı kararın
yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
16/1/2008 gün ve Hukuk-282656 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek
bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü: YARGITAY KARARI Davacı
Sait Uğurlu vekilinin 12/2/1988 tarihli dava
dilekçesiyle açtığı davada, müvekkilinin velayeti altındaki oğlu İlker'in
10/5/1972 olan doğum tarihinin 10/5/1970 olarak düzeltilmesini istediği,
mahkemece davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeksizin
kesinleştiği; davacı vekilinin 29/4/1988 havale tarihli dilekçe ile mahkemeye
yaptığı başvurusunda, hükmün tavzih edilerek küçük İlker Uğurlu'nun
doğum yerinin Heidelberg olarak düzeltilmesini
istediği, anılan mahkemece duruşma yapılarak verilen 4.5.1988 tarihli 1.
tavzih kararında küçük İlker'in doğum yerinin F. Almanya Heidelberg
olarak, aynı gün 2. verilen tavzih kararında ise, doğum tarihinin 13/3/1970,
doğum yerinin F. Almanya Heidelberg olarak tavzihen düzeltilmesine karar verildiği, her iki tavzih
kararının da temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Hukuk
Usulü Muhakemeleri Yasasının 455. maddesinde "Hüküm müphem ve gayrıvazıh olur veya mütenakız fıkraları ihtiva ederse
icrasına kadar iki taraftan her biri iphamın tavzihini ve tenakuzun ref’ini isteyebilir." hükmü mevcuttur. Bu
maddede belirtildiği üzere, açık olmayan veya çelişik fıkralar kapsayan
hükümlerin açıklanması istenebilir. Hakim, verdiği
hüküm ile bağlıdır. Sonradan hükmün yanlış olduğu kanısına varsa dahi, hüküm
temyiz edilip bozulmadıkça veya yargılamanın iadesine karar verilmedikçe
değiştirilemeyeceği gibi, unutulan bir hususun tefhimden sonra tamamlanması
da mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi bunun bir istisnası olarak kabul
edilemez. Hukuk
usulüne göre hakim, esas hükmü tefhim etmekle,
davadan elini çekmiş olacağından, daha sonra HUMK.’nun
455. maddesine aykırı olarak hükümlerin tavzihi yoluyla dava dilekçesinde
belirtilen talebi aşacak ve uygulamada çelişkiye sebep olacak şekilde tavzih
kararları verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu
itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının
temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun
427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına
BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 13/3/2008
gününde oybirliğiyle karar verildi. ——• —— Yargıtay 20. Hukuk Dairesinden: Esas No :
2008/1529 Karar No : 2008/2960 İncelenen
Kararın Mahkemesi : Araklı Kadastro Mahkemesi Tarihi : 16/11/2006 Numarası : 2006/5-2006/21 Davacı : ŞAKİR ÇOLAKOĞLU Davalı : ORMAN YÖNETİMİ-HAZİNE (ARAKLI MAL MÜDÜRLÜĞÜ) Taraflar
arasında görülen KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması
sonunda (DAVA DİLEKÇESİNİN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE) karar verilip, temyiz
edilmemek suretiyle kesinleşen hükmün H.U.M.Y.nın 427. maddesi gereğince yasa yararına bozulması
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/1/2008 gün ve 2008/5716 sayılı yazıları ile istenilmekle, dosya içerisindeki
tüm belgeler incelenerek, gereği düşünüldü: - KARAR - Kadastro
sırasında YILDIZLI Köyü 101 ada 1 parsel sayılı 3402
sayılı Yasanın 22/2/2005 gün ve 5304 sayılı Yasa ile
değişik 4. maddesinin 5. fıkrasında, "Çalışma alanındaki ormanların bu
ekipçe sınırlandırma ve tespitleri yapılarak otuz günlük kısmî ilâna alınır. Bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır", yine aynı
yasanın 11. maddesinin 1. fıkrasında "Kadastro müdürü, kadastro
tutanaklarına göre yapılan tespitlere dayanarak, askı cetvellerini düzenler;
bu cetvelleri ve pafta örneklerini, müdüriyette ve ayrıca muhtarın çalışma
yerinde 30 gün süre ile ilan ettirir; itirazı olanların ilan süresi içinde
kadastro mahkemesinde dava açabileceklerini belirtir." hükümleri
bulunmaktadır. Yerel
mahkemece kadastro tesbitlerinin ilanı yapılmadan
dava açıldığı gerekçesiyle, dava dilekçesi kadastro tespit tutanağına itiraz
olarak nitelendirilerek görevsizlik kararı verilmiş ise de, dosya kapsamından, çekişmeli parsel hakkındaki, 3402
sayılı Yasanın 4/5 ve 11. maddeleri hükümlerine göre 30 günlük kısmi
ilanının 22/8/2006 - 22/9/2006 tarihleri arasında
yapıldığı, davacı tarafından yasal süre içinde 21/9/2006 tarihinde bu davanın
açıldığı anlaşılmaktadır. Aynı Yasanın 9. maddesi hükmüne göre kadastro tutanağı
düzenlendikten sonra ve askı ilanından önce itiraz edildiği takdirde aynı
yasanın 10. maddesi gereğince komisyonca eski tutanağın yerine yeni bir
tutanak düzenlenir ve sonuç askı ilanı ile ilgililere duyurulur. Komisyona
yapılacak itiraz kadastro teknisyenliğine ya da Kadastro Müdürlüğüne
yapılması gerekir. Yanlışlıkla kadastro mahkemesine başvurulmuşsa mahkemece
verilecek karar görevsizlik kararı değil "itiraz hakkında 3402 sayılı
Yasanın 10. maddesi gereğince bir karar verilmek üzere dilekçenin komisyona gönderilmesi
kararı olmalıdır. Ne
var ki; somut olayda, davanın yasal askı ilanı içinde açılmış olduğu
anlaşıldığından uyuşmazlığın esası kadastro tespiti incelenerek sonucuna göre
bir karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinin görev yönünden gönderilmesi
usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; H.Y.U.Y.’nın 427/6. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulüne ARAKLIKADASTRO MAHKEMESİ’nce verilen ve temyiz edilmemek suretiyle
kesinleşen, 16/11/2006 tarih ve 2006/5-21 sayılı hükmün hukuki neticesi saklı kalmak kaydı ile
YASAYARARINA BOZULMASINA, gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine 26/2/2008 günü oybirliği
ile karar verildi. |
||||||