|
Danıştay Dokuzuncu
Dairesinden:
Esas No : 2007/2145
Karar
No : 2007/4981
Kanun
Yararına Temyiz Eden :
Danıştay Başsavcılığı
Davacı : Turhan Tayan
Vekili : Av. Erol Kılıçer
Ulubatlı Hasan Bulvarı Fakon
İş Merk. K: 2 No: 16 BURSA
Karşa Taraf : Mudanya
Belediye Başkanlığı - BURSA
Vekili : Av. Necati Yaşbey
Gazcılar
Cad. Petek Bozkaya İş Merkezi A-Blok K: 1 No: 112
Osmangazi/BURSA
İstemin
Özeti : Davacının Bursa İli, Mudanya İlçesi, Çağrışan Köyü'nde
bulunan arsası için 2001 yılı 2. taksidi, 2002
yılı ve 2003 yılı emlak (arsa) vergileri ile 2003 yılı ek emlak vergisinin
tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı;
uyuşmazlığın, davacının taşınmazının 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun
14. maddesine 3239 sayılı Kanunun 104. maddesiyle eklenen (g) fıkrasında
belirtilen emlak vergisi daimi muafiyetinden yararlanıp yararlanamayacağına
ilişkin olduğu, vergisi ihtilaf konusu arsanın belediye ve mücavir alan
sınırları dışında kaldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, bu durumda, 1319
sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi hükmü uyarınca, aynı Kanunun
14. maddesinde yer alan arazi tabiri, arsaları da kapsayacağından ve 17
seri no'lu Emlak Vergisi Genel Tebliği'nde,
belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arsaların, ticari, sınai
ve turistik faaliyetlerde kullanılmadığı takdirde araziler için getirilen
muafiyetten yararlanabileceği belirtildiğinden ve olayda, belediye ve
mücavir alan sınırları dışında bulunduğu ihtilafsız olduğu anlaşılan
uyuşmazlığa konu taşınmazın, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde
kullanıldığı ya da kiraya verildiği hususlarında idarece yapılmış bir
tespit bulunmadığından, sözkonusu taşınmazın
Emlak Vergisi Kanunu'nun 14. maddesinin (g) fıkrasında açıklanan
muafiyetten yararlandırılmasının icap ettiği sonucuna varıldığı,
dolayısıyla 2001 yılı 2. taksidi, 2002 yılı ve
2003 yılı emlak vergilerinin ve 2003 yılı ek emlak vergisinin tahsili
amacıyla düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle
kabul eden Bursa Vergi Mahkemesi'nin 20.9.2005 tarih ve E:2005/319,
K:2005/848 sayılı kararına karşı davalı idarenin yaptığı itiraz üzerine
Mahkeme kararını; 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 14. maddesine 3239
sayılı Kanunun 104. maddesiyle eklenen (g) fıkrasının parantez içi hükmünün
yorumunun uyuşmazlığı çözeceği, bu parantez içinde belirtilen "ticari,
sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılma" ibaresinin arsalar ve arsa
sayılacak parsellenmemiş arazi için de geçerli olup olmadığının açıklığa
kavuşturulmasının gerektiği, belediye ve mücavir alan sınırları dışında
bulunan arazi, vergiden muaftır ibaresinin aynı zamanda 1319 sayılı Emlak
Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca arsaları da kapsayacağı, ancak aynı
Kanun'un 14. maddesinin (g) fıkrasının parantez içi hükmü ile ayrı bir
düzenleme getirildiği, bu parantez içi hükmünde yer alan ticari, sınai,
turistik amaçla kullanılma sıfatının sadece araziye ait olduğu, arsaların
ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazinin bu sıfatın içinde
düşünülemeyeceği, anılan faaliyetlerde kullanılmasa dahi arsaların emlak
vergisi daimi muafiyetinden yararlanamayacağı, ödeme gücüne göre
vergilendirmeyi amaçlayan Yasa Koyucunun esasen 14/9 parantez içi hükmünce
gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi
mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan araziyi vergiden
muaf tuttuğu, buna karşın aynı düzenlemede ticari, sınai ve turistik
faaliyetlerde kullanılan arazi ile arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş
araziyi (ödeme gücünün göstergesi olarak kabul edilerek) muafiyet kapsamı
dışına çıkardığının görüldüğü, ödeme gücüne göre vergilendirme amacı ve
bakış açısı taşıyan 3239 sayılı Yasa ile Emlak Vergisi Kanununun 14.
maddesine (g) bendi eklenirken, aynı Kanunun 4. maddesine de (u) bendinin
eklendiği, sonuç olarak Emlak Vergisi Kanununun arazi vergisinde daimi
muaflığa ilişkin 14/g hükmünün belediye ve mücavir alan sınırları dışında
bulunan arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş araziyi kapsamına almadığı,
dolayısıyla emlak (arsa) vergilerinin ve ek emlak vergisinin tahsili
amacıyla düzenlenen ödeme emrinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle
bozan Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 9.2.2006 tarih ve E. 2006/157,
K:2004/180 sayılı kararının; kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay Başsavcılığı'nın Kanun Yararına Bozma İstemi
: Davacının Bursa İli,
Mudanya İlçesi, Çağrışan köyünde bulunan gayrimenkulü nedeniyle 2001 yılı
2. taksidi, 2002 yılı ve 2003 yılı emlak (arsa)
vergileri ile 2003 yılı ek emlak vergisinin tahsili amacıyla adına
düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı kabul ederek ödeme
emrini iptal eden Bursa Vergi
Mahkemesinin 20.9.2005 tarih ve E:2005/319, K:2005/848 sayılı kararını
bozarak davayı reddeden Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 9.2.2006 tarih ve
E:2006/157, K:2006/180 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri
sürülerek davacı tarafından kanun yararına bozulması istemi üzerine konu
incelendi;
2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 51 inci maddesinde, bölge idare mahkemesi kararlarından
niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin
kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden,
davacının Bursa ili, Mudanya ilçesi, Çağrışan köyünde bulunan gayrimenkulü
nedeniyle adına 2001yılı 2. taksidi, 2002 yılı ve
2003 yılı için emlak (arsa) vergiler ile 2003 yılı ek emlak vergisinin
ödeme emri ile istenildiği, davacı tarafından söz konusu vergiye karşı arsa
vasfındaki taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu,
kiraya verilmediği, ticari, sınai ve turistik
faaliyetlerde kullanılmadığı dolayısıyla Emlak Vergisi Kanununun 14/g
maddesi uyarınca gayrimenkulün emlak vergisinden daimi muaf olduğu
iddialarıyla dava açıldığı, ileri sürülen iddialar yerinde görülerek Bursa
Vergi Mahkemesince davanın kabulüne, ödeme emrinin iptaline karar
verildiği, bu kararın Bursa Bölge İdare Mahkemesince kanun yararına
bozulması istenilen söz konusu kararlarla bozulduğu ve davanın reddedildiği
anlaşılmaktadır.
1319 sayılı
Emlak Vergisi Kanununun 1610 sayılı Kanunun 7 nci
maddesiyle değişik "Arazi Vergisinin Mevzuu" başlıklı 12 nci maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan arazi
ve arsaların bu Kanun hükümlerine göre arazi vergisine tabi olduğu,
belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazilerin arsa
sayılacağı, belediye sınırları içinde veya dışında bulunan parsellenmemiş
araziden hangilerinin bu Kanuna göre arsa sayılacağının Bakanlar Kurulu
Kararı ile belli edileceği, aksine hüküm olmadıkça bu Kanunun diğer
maddelerinde yer alan arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı
belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 14 üncü maddesine
3239 sayılı Kanunun 104 üncü maddesiyle eklenen (g) fıkrasında, belediye ve
mücavir alan sınırları dışında bulunan arazilerin kiraya verilmemek
şartıyla arazi vergisinden daimi olarak muaf tutulacağı, gelir vergisinden
muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından
bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç olmak üzere, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan arazi ile
arsalar ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazi için bu muafiyetin
uygulanmayacağı hükme bağlanmış olup, bu fıkranın uygulanmasına da 17 seri nolu Emlak Vergisi Genel Tebliğinin "Arazi Vergisi
ile İlgili Değişiklikler" başlıklı III/1. Bölümünde "Emlak
Vergisi Kanununun 14 üncü maddesine eklenen (g) fıkrası ile belediye ve
mücavir alan sınırları dışında bulunan arazi, Arazi Vergisinden daimi muaf
tutulmuştur. Ancak anılan yerlerde bulunan arazi, arsa ve arsa sayılacak
parsellenmemiş arazilerden ticari, sınai ve
turistik faaliyetlerde kullanılanlar için bu muafiyet
uygulanmayacaktır." şeklinde açıklık getirilmiştir.
Bu düzenlemeler karşısında,
arsa vasfındaki bir taşınmazın emlak vergisi daimi muafiyetinden
yararlanabilmesi için belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunması,
kiraya verilmemesi, ticari, sınai ve turistik
faaliyette kullanılmaması gerekmektedir.
Olayda, belediye ve mücavir
alan sınırları dışında bulunduğu tartışmasız olan taşınmazın, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı ya da
kiraya verildiği hususlarında idarece yapılmış bir tespit bulunmadığından,
söz konusu taşınmazın Emlak Vergisi Kanununun 14/g maddesinde yer alan
muafiyetten yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle hukuka
aykırı olduğu sonucuna ulaşılan Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 9.2.2006
tarih ve E:2006/157, K:2006/180 sayılı kararının 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Konuyu temyizen
Yüksek Dairenizin takdir ve kararına saygı ile sunarım.
Tetkik Hakimi G.Nalan Hatipağaoğlu'nun
Düşüncesi :
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu
davacının taşınmazının belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu
anlaşılmış olup, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi hükmü
uyarınca aynı Kanunun 14. maddesinde yer alan arazi tabiri, arsaları da
kapsayacağından ve ayrıca sözkonusu arsanın
kiraya verildiği, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı
yolunda idarece yapılmış herhangi bir tespit bulunmadığından, bu taşınmazın
Emlak Vergisi Kanunu'nun 14. maddesinin (g) fıkrasında belirtilen vergi muafiyetinden
yararlandırılmasının icap ettiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle Danıştay
Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin kabulü gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu
Dairesi'nce Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 9.2.2006 tarih ve E:2006/157,
K:2006/180 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına
temyiz edilerek
bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:
İstem; davacı
adına 2001 yılı 2. taksidi, 2002 yılı ve 2003
yıllarına ilişkin emlak (arsa) vergisinin ve 2003 yılı ek emlak vergisinin
tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı
kabul eden Bursa Vergi Mahkemesi'nin 20.9.2005 tarih ve E:2005/319, K:2005/848
sayılı kararının bozulmasına ilişkin Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin
9.2.2006 tarih ve E:2006/157, K:2006/180 sayılı kararının kanun yararına
bozulmasına ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Bursa
İli, Mudanya İlçesi, Çağrışan Köyü'nde bulunan gayrimenkulü nedeniyle adına
2001 yılı 2. taksidi, 2002 ve 2003 yılları için
arsa vergisi ile 2003 yılı için ek emlak vergisi salındığı ve sözkonusu vergiye karşı "taşınmazın arazi
vasfında, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu, herhangi
bir şekilde ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılmadığı, kiraya
da verilmediği, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 12. maddesi hükmü gereğince, arazi deyimi, arsalar ve
arsa sayılacak parsellenmemiş arazileri de kapsadığından, aynı Kanunun
14. maddesinin (g) fıkrası uyarınca gayrimenkulün vergiden daimi
olarak muaf tutulmasının icap
ettiği" iddialarıyla
ödeme emrinin iptali istemiyle Vergi Mahkemesine dava açıldığı
anlaşılmıştır.
1319 sayılı Emlak Vergisi
Kanunu'nun 1610
sayılı Kanun'un 7.
maddesiyle değişik
"Arazi Vergisinin Mevzuu" başlıklı
12. maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsaların
bu Kanun hükümlerine göre arazi vergisine tabi olduğu, belediye
sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazilerin arsa sayılacağı, belediye
sınırları içinde veya
dışında bulunan parsellenmemiş araziden hangilerinin bu
Kanuna göre arsa sayılacağının Bakanlar
Kurulu Kararı ile belli
edileceği, aksine hüküm
olmadıkça bu Kanunun diğer maddelerinde yer alan arazi tabirinin arsaları
da kapsayacağı belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un 14. maddesine
3239 sayılı Kanun'un
104. maddesiyle eklenen (g) fıkrasında; belediye
ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazilerin kiraya
verilmemek şartıyla arazi vergisinden daimi olarak muaf tutulacağı, gelir
vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler
tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç olmak üzere,
ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan arazi ile arsalar ve
arsa sayılacak parsellenmemiş arazi için bu muafiyetin uygulanmayacağı
hükmü yer almakta, bu
fıkranın uygulanması ile ilgili 17 seri no'lu
Emlak Vergisi Genel Tebliği'nin "Arazi
Vergisi ile İlgili
Değişiklikler"
başlıklı III/1 Bölümünde de;
"Emlak Vergisi Kanunu'nun 14'üncü maddesine eklenen (g) fıkrası ile
belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazi, Arazi Vergisinden
daimi olarak muaf tutulmuştur. Ancak,
anılan
yerlerde bulunan arazi, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş
arazilerden ticari, sınai ve
turistik faaliyetlerde
kullanılanlar için bu muafiyet uygulanmayacaktır." açıklaması
bulunmaktadır.
Anılan 14. maddenin (g) fıkrası
hükmüne göre bir arazinin emlak vergisi daimi muafiyetinden
yararlanabilmesi için; belediye ve mücavir alan sınırları dışında
bulunması, kiraya verilmemesi, ticari, sınai ve
turistik faaliyette kullanılmaması gerekmektedir.
Öte yandan, anılan Kanunun 12.
maddesinde Kanunun diğer maddelerinde geçen arazi tabirinin arsaları da
kapsayacağı belirtildiğinden ve 14. maddenin (g) fıkrasının parantez içi
hükmünde de gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine
tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi
hariç ibaresi yer aldığından, sözü edilen maddedeki ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanmama şartının sadece
araziler için geçerli olmayıp, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş
araziler için de geçerli olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve
belgelerden, vergisi ihtilaflı arsanın belediye ve mücavir alan sınırları
dışında bulunduğu görülmektedir.
Olayda, davacıya ait belediye
ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu tartışmasız olan sözkonusu arsanın kiraya verildiği veya ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı yolunda
herhangi bir iddia ve tespit bulunmaması karşısında, taşınmazın mevcut
haliyle Yasa'da daimi muafiyet için öngörülen şartları taşıdığı, bu nedenle
de, emlak vergisinden daimi muaf tutulması gerektiği sonucuna
varıldığından, söz konusu verginin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme
emrinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle Danıştay Başsavcısı tarafından yapılan temyiz isteminin kabulü
ve Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 9.2.2006 tarih ve E:2006/157, K:2006/180
sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usülü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına
etkili olmamak koşulu ile bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye
Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve Resmî Gazete'de
yayımlanmasına 13.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
|