6 Mayıs 2008 SALI

Resmî Gazete

Sayı : 26868

DANIŞTAY KARARI

             Danıştay Dokuzuncu Dairesinden:

             Esas  No   : 2007/2145

             Karar No : 2007/4981

             Kanun Yararına Temyiz Eden :  Danıştay Başsavcılığı

             Davacı                 :  Turhan Tayan

             Vekili                  : Av. Erol Kılıçer

                                             Ulubatlı Hasan Bulvarı Fakon İş Merk. K: 2 No: 16 BURSA

             Karşa Taraf        :  Mudanya Belediye Başkanlığı - BURSA

             Vekili                  :  Av. Necati Yaşbey

                                             Gazcılar Cad. Petek Bozkaya İş Merkezi A-Blok K: 1 No: 112

                                             Osmangazi/BURSA

             İstemin Özeti : Davacının Bursa İli, Mudanya İlçesi, Çağrışan Köyü'nde bulunan arsası için 2001 yılı 2. taksidi, 2002 yılı ve 2003 yılı emlak (arsa) vergileri ile 2003 yılı ek emlak vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; uyuşmazlığın, davacının taşınmazının 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 14. maddesine 3239 sayılı Kanunun 104. maddesiyle eklenen (g) fıkrasında belirtilen emlak vergisi daimi muafiyetinden yararlanıp yararlanamayacağına ilişkin olduğu, vergisi ihtilaf konusu arsanın belediye ve mücavir alan sınırları dışında kaldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, bu durumda, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi hükmü uyarınca, aynı Kanunun 14. maddesinde yer alan arazi tabiri, arsaları da kapsayacağından ve 17 seri no'lu Emlak Vergisi Genel Tebliği'nde, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arsaların, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılmadığı takdirde araziler için getirilen muafiyetten yararlanabileceği belirtildiğinden ve olayda, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu ihtilafsız olduğu anlaşılan uyuşmazlığa konu taşınmazın, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı ya da kiraya verildiği hususlarında idarece yapılmış bir tespit bulunmadığından, sözkonusu taşınmazın Emlak Vergisi Kanunu'nun 14. maddesinin (g) fıkrasında açıklanan muafiyetten yararlandırılmasının icap ettiği sonucuna varıldığı, dolayısıyla 2001 yılı 2. taksidi, 2002 yılı ve 2003 yılı emlak vergilerinin ve 2003 yılı ek emlak vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle kabul eden Bursa Vergi Mahkemesi'nin 20.9.2005 tarih ve E:2005/319, K:2005/848 sayılı kararına karşı davalı idarenin yaptığı itiraz üzerine Mahkeme kararını; 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 14. maddesine 3239 sayılı Kanunun 104. maddesiyle eklenen (g) fıkrasının parantez içi hükmünün yorumunun uyuşmazlığı çözeceği, bu parantez içinde belirtilen "ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılma" ibaresinin arsalar ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazi için de geçerli olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasının gerektiği, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazi, vergiden muaftır ibaresinin aynı zamanda 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca arsaları da kapsayacağı, ancak aynı Kanun'un 14. maddesinin (g) fıkrasının parantez içi hükmü ile ayrı bir düzenleme getirildiği, bu parantez içi hükmünde yer alan ticari, sınai, turistik amaçla kullanılma sıfatının sadece araziye ait olduğu, arsaların ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazinin bu sıfatın içinde düşünülemeyeceği, anılan faaliyetlerde kullanılmasa dahi arsaların emlak vergisi daimi muafiyetinden yararlanamayacağı, ödeme gücüne göre vergilendirmeyi amaçlayan Yasa Koyucunun esasen 14/9 parantez içi hükmünce gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan araziyi vergiden muaf tuttuğu, buna karşın aynı düzenlemede ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan arazi ile arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş araziyi (ödeme gücünün göstergesi olarak kabul edilerek) muafiyet kapsamı dışına çıkardığının görüldüğü, ödeme gücüne göre vergilendirme amacı ve bakış açısı taşıyan 3239 sayılı Yasa ile Emlak Vergisi Kanununun 14. maddesine (g) bendi eklenirken, aynı Kanunun 4. maddesine de (u) bendinin eklendiği, sonuç olarak Emlak Vergisi Kanununun arazi vergisinde daimi muaflığa ilişkin 14/g hükmünün belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş araziyi kapsamına almadığı, dolayısıyla emlak (arsa) vergilerinin ve ek emlak vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle bozan Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 9.2.2006 tarih ve E. 2006/157, K:2004/180 sayılı kararının; kanun yararına bozulması istenilmektedir.

             Danıştay Başsavcılığı'nın Kanun Yararına Bozma İstemi : Davacının Bursa İli, Mudanya İlçesi, Çağrışan köyünde bulunan gayrimenkulü nedeniyle 2001 yılı 2. taksidi, 2002 yılı ve 2003 yılı emlak (arsa) vergileri ile 2003 yılı ek emlak vergisinin tahsili amacıyla adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı kabul ederek ödeme emrini iptal eden  Bursa Vergi Mahkemesinin 20.9.2005 tarih ve E:2005/319, K:2005/848 sayılı kararını bozarak davayı reddeden Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 9.2.2006 tarih ve E:2006/157, K:2006/180 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davacı tarafından kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi;

             2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesinde, bölge idare mahkemesi kararlarından niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir.

             Dosyanın incelenmesinden, davacının Bursa ili, Mudanya ilçesi, Çağrışan köyünde bulunan gayrimenkulü nedeniyle adına 2001yılı 2. taksidi, 2002 yılı ve 2003 yılı için emlak (arsa) vergiler ile 2003 yılı ek emlak vergisinin ödeme emri ile istenildiği, davacı tarafından söz konusu vergiye karşı arsa vasfındaki taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu, kiraya verilmediği, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılmadığı dolayısıyla Emlak Vergisi Kanununun 14/g maddesi uyarınca gayrimenkulün emlak vergisinden daimi muaf olduğu iddialarıyla dava açıldığı, ileri sürülen iddialar yerinde görülerek Bursa Vergi Mahkemesince davanın kabulüne, ödeme emrinin iptaline karar verildiği, bu kararın Bursa Bölge İdare Mahkemesince kanun yararına bozulması istenilen söz konusu kararlarla bozulduğu ve davanın reddedildiği anlaşılmaktadır.

             1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1610 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle değişik "Arazi Vergisinin Mevzuu" başlıklı 12 nci maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsaların bu Kanun hükümlerine göre arazi vergisine tabi olduğu, belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazilerin arsa sayılacağı, belediye sınırları içinde veya dışında bulunan parsellenmemiş araziden hangilerinin bu Kanuna göre arsa sayılacağının Bakanlar Kurulu Kararı ile belli edileceği, aksine hüküm olmadıkça bu Kanunun diğer maddelerinde yer alan arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı belirtilmiştir.

             Aynı Kanunun 14 üncü maddesine 3239 sayılı Kanunun 104 üncü maddesiyle eklenen (g) fıkrasında, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazilerin kiraya verilmemek şartıyla arazi vergisinden daimi olarak muaf tutulacağı, gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç olmak üzere, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan arazi ile arsalar ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazi için bu muafiyetin uygulanmayacağı hükme bağlanmış olup, bu fıkranın uygulanmasına da 17 seri nolu Emlak Vergisi Genel Tebliğinin "Arazi Vergisi ile İlgili Değişiklikler" başlıklı III/1. Bölümünde "Emlak Vergisi Kanununun 14 üncü maddesine eklenen (g) fıkrası ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazi, Arazi Vergisinden daimi muaf tutulmuştur. Ancak anılan yerlerde bulunan arazi, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazilerden ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılanlar için bu muafiyet uygulanmayacaktır." şeklinde açıklık getirilmiştir.

             Bu düzenlemeler karşısında, arsa vasfındaki bir taşınmazın emlak vergisi daimi muafiyetinden yararlanabilmesi için belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunması, kiraya verilmemesi, ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanılmaması gerekmektedir.

             Olayda, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu tartışmasız olan taşınmazın, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı ya da kiraya verildiği hususlarında idarece yapılmış bir tespit bulunmadığından, söz konusu taşınmazın Emlak Vergisi Kanununun 14/g maddesinde yer alan muafiyetten yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

             Açıklanan nedenlerle hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 9.2.2006 tarih ve E:2006/157, K:2006/180 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

             Konuyu temyizen Yüksek Dairenizin takdir ve kararına saygı ile sunarım.

             Tetkik Hakimi G.Nalan Hatipağaoğlu'nun Düşüncesi  :  Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu davacının taşınmazının belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu anlaşılmış olup, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi hükmü uyarınca aynı Kanunun 14. maddesinde yer alan arazi tabiri, arsaları da kapsayacağından ve ayrıca sözkonusu arsanın kiraya verildiği, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı yolunda idarece yapılmış herhangi bir tespit bulunmadığından, bu taşınmazın Emlak Vergisi Kanunu'nun 14. maddesinin (g) fıkrasında  belirtilen vergi muafiyetinden yararlandırılmasının icap ettiği sonucuna varılmıştır.

             Açıklanan nedenlerle Danıştay Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

             Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesi'nce Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 9.2.2006 tarih ve E:2006/157, K:2006/180 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz  edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü:

             İstem; davacı adına 2001 yılı 2. taksidi, 2002 yılı ve 2003 yıllarına ilişkin emlak (arsa) vergisinin ve 2003 yılı ek emlak vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı kabul eden Bursa Vergi Mahkemesi'nin 20.9.2005 tarih ve E:2005/319, K:2005/848 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 9.2.2006 tarih ve E:2006/157, K:2006/180 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına ilişkindir.

             Dosyanın  incelenmesinden, davacının Bursa İli, Mudanya İlçesi, Çağrışan Köyü'nde bulunan gayrimenkulü nedeniyle adına 2001 yılı 2. taksidi, 2002 ve 2003 yılları için arsa vergisi ile 2003 yılı için ek emlak vergisi salındığı ve sözkonusu vergiye karşı "taşınmazın arazi vasfında, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu, herhangi bir şekilde ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılmadığı, kiraya da verilmediği, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 12. maddesi  hükmü gereğince, arazi deyimi, arsalar ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazileri de kapsadığından, aynı  Kanunun  14. maddesinin (g) fıkrası uyarınca gayrimenkulün vergiden daimi olarak  muaf  tutulmasının  icap  ettiği"  iddialarıyla ödeme emrinin iptali istemiyle Vergi Mahkemesine dava açıldığı anlaşılmıştır.

             1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 1610  sayılı  Kanun'un  7.  maddesiyle değişik  "Arazi  Vergisinin  Mevzuu"  başlıklı  12. maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsaların bu Kanun hükümlerine göre arazi vergisine tabi olduğu,  belediye  sınırları  içinde  belediyece  parsellenmiş  arazilerin  arsa sayılacağı,  belediye  sınırları  içinde  veya  dışında  bulunan  parsellenmemiş araziden hangilerinin bu Kanuna göre arsa sayılacağının Bakanlar  Kurulu  Kararı ile  belli  edileceği,  aksine hüküm olmadıkça bu Kanunun diğer maddelerinde yer alan arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı belirtilmiştir.

             Aynı Kanun'un 14. maddesine 3239 sayılı Kanun'un  104.  maddesiyle  eklenen (g)  fıkrasında;  belediye  ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazilerin kiraya verilmemek şartıyla arazi vergisinden daimi olarak muaf tutulacağı, gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç olmak üzere, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan arazi ile arsalar ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazi için bu muafiyetin uygulanmayacağı hükmü yer  almakta,  bu  fıkranın  uygulanması  ile ilgili 17 seri no'lu Emlak Vergisi Genel Tebliği'nin "Arazi  Vergisi  ile  İlgili  Değişiklikler"  başlıklı  III/1 Bölümünde de; "Emlak Vergisi Kanunu'nun 14'üncü maddesine eklenen (g) fıkrası ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazi, Arazi Vergisinden daimi olarak  muaf  tutulmuştur.  Ancak,  anılan  yerlerde bulunan arazi, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazilerden ticari,  sınai  ve  turistik  faaliyetlerde kullanılanlar için bu muafiyet uygulanmayacaktır." açıklaması bulunmaktadır.

             Anılan 14. maddenin (g) fıkrası hükmüne göre bir arazinin emlak vergisi daimi muafiyetinden yararlanabilmesi için; belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunması, kiraya verilmemesi, ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanılmaması gerekmektedir.

             Öte yandan, anılan Kanunun 12. maddesinde Kanunun diğer maddelerinde geçen arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı belirtildiğinden ve 14. maddenin (g) fıkrasının parantez içi hükmünde de gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç ibaresi yer aldığından, sözü edilen maddedeki ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanmama şartının sadece araziler için geçerli olmayıp, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş araziler için de geçerli olduğu anlaşılmaktadır.

             Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, vergisi ihtilaflı arsanın belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu görülmektedir.

             Olayda, davacıya ait belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu tartışmasız olan sözkonusu arsanın kiraya verildiği veya ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı yolunda herhangi bir iddia ve tespit bulunmaması karşısında, taşınmazın mevcut haliyle Yasa'da daimi muafiyet için öngörülen şartları taşıdığı, bu nedenle de, emlak vergisinden daimi muaf tutulması gerektiği sonucuna varıldığından, söz konusu verginin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde isabet görülmemiştir.

             Açıklanan nedenlerle Danıştay Başsavcısı tarafından yapılan temyiz isteminin kabulü ve Bursa Bölge İdare Mahkemesi'nin 9.2.2006 tarih ve E:2006/157, K:2006/180 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usülü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak koşulu ile bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve Resmî Gazete'de yayımlanmasına 13.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.