Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden: Esas No :
2008/4345 Karar No : 2008/6088 Mahkemesi : Zonguldak 1.
Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Tarihi : 26/9/2007 Numarası : 2007/182-2007/257 Davacı : Yapı ve Kredi Bank. A.Ş. vekili avukat M. Hayati Çalıcıoğlu Davalı : Haluk
Akdeniz Taraflar
arasındaki satıcının Hakem Kurulu kararına itirazı davasının yapılan
yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik
olarak verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun yararına
bozulması istenilmekle dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı
banka, kredi kartı kullanıcısı olan davalının Tüketici Sorunları Hakem
Heyetine başvurusu üzerine, bankaca kredi kartı sözleşmesine göre hesabından
kesilen yıllık 30 YTL üyelik ücretinin iadesine karar verildiğini, halbuki, bu ücretin alınacağının sözleşme ile
kararlaştırıldığı gibi, ücretin verilen ticari hizmetin karşılığı olup,
yasaya aykırı olmadığını ileri sürerek, Zonguldak Tüketici Sorunları Hakem
Heyeti Başkanlığı' nın 14.5.2007 tarih ve 2007/158
sayılı kararının iptalini istemiştir. Davalı
davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,
taraflar arasında düzenlenen kredi kartı üyelik sözleşmesine göre, "kart
üyelik ücretinin" hizmet karşılığı olduğu, tahsil edilen üyelik
ücretinin yasal olduğu, gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; miktar
itibarı ile kesin olan hüküm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
kanun yararına temyiz edilmiştir. Dava, davacı banka tarafından kredi kartı
kullanıcısı olan davalıdan tahsil edilen kredi kartı üyelik ücretinin,
davalı başvurusu üzerine
davacı bankadan alınmasına
dair Zonguldak Tüketici
Sorunları Hakem Heyeti kararının iptaline ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yasal düzenlemelere ve
aralarındaki sözleşme hükümlerine
göre bankanın kredi kartı
kullanıcısından kullanım
karşılığı yıllık ücret isteyip, isteyemiyeceği
hususunda toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için bu
konudaki yasal düzenlemeler ile tarafların arasındaki sözleşme
hükümlerinin incelenmesi gerekir. 5464
Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları kanununun sözleşme şekli genel işlem
şartları başlıklı 6. bölümdeki 24. maddesinin 1. fıkrası "Kart çıkaran
kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu kanun ve ilgili diğer
mevzuat çerçevesinde en az oniki punto ve koyu
siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir
örneği kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın
kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur."
hükmünü, aynı maddenin 4. fırkasının son cümlesi "Sözleşmede kart
hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı
haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez." hükmünü getirmiştir. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 Sayılı
Kanunla değişik 6. maddesi ile sözleşmelerdeki haksız şart düzenlenmiş ve
"Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak
sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi
niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden
olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin
oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için
bağlayıcı, değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve
özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki
edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.
Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu
sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya
münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu
maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart
şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.
6/A, 6/B, 6/C, 7, 9, 9/A, 10, 10/A ve 11/A maddelerinde yazılı olarak düzenlenmesi
öngörülen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto
ve koyu siyah harflerle düzenlenir ... " hükmü,
yine 4077 Sayılı Kanunun değişik 6 ve 31 maddelerine dayanılarak hazırlanan
Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde
"satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen
sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır" hükmü getirilmiştir. Taraflar arasındaki
22.12.1995 tarihli sözleşmenin ?. maddesinde kart kullanıcısından kart
kullanım ücretinin alınacağı belirtilmiştir. Yukarıda
yapılan açıklamalar ışığında 22.12.1995 tarihli sözleşme incelendiğinde;
sözleşmenin davacı banka tarafından matbu, standart olarak hazırlanıp boş
olan kısımların rakam, isim ve adresler yazılarak doldurulduğu, sözleşmenin
on iki punto koyu siyah harflerle düzenlenmediği görülmektedir. Davacı,
tüketici aleyhine olan ve tüketiciyi kart kullanımı ücreti adı altında bir
külfete sokan sözleşme hükmünün tüketici ile ayrıca müzakere edilerek
kararlaştırıldığını iddia ve ispat edememiştir. Böyle olunca sözleşmedeki
kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün açıklanan yasa ve
yönetmelik hükümleri karşısında haksız şart olduğu kabul edilmelidir.
Dolayısıyla davacı bankanın bu sözleşme hükmüne dayalı olarak kredi kartı
kullanıcısı davalıdan ücret istemesi olanaklı değildir. Bu
durumda yasaya uygun olan, Zonguldak Tüketici Sorunları Hakem Heyeti
kararının iptali istemi ile açılan davanın reddine karar verilmesi
gerekirken, yukarda açıklanan hususlar gözetilmeden davanın kabulü usul ve
yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet
başsavcılığının HUMK'nun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün sonucuna etkili olmamak
üzere BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, peşin
alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 2.5.2008 gününde oybirliğiyle
karar verildi. —— • —— Yargıtay 13. Hukuk Dairesinden: Esas No :
2008/2593 KararNo : 2008/7912 Mahkemesi : İstanbul 5.
Tüketici Mahkemesi Tarihi : 31/5/2007 Numarası : 2006/8-2007/359 Davacı : Digital
Platform İletişimi Hiz. A.Ş. vekili avukat Erdal Büyükkaya Davalı : Enver
Bayraktar vekili avukat Tayfun Öner Taraflar
arasındaki alacak
davasının yapılan
yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne
ve kısmen reddine yönelik olarak
verilen hükmün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına
bozulması istenilmekle dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı,
davalı ile aralarında düzenlenen DİGİTÜRK konur içi bireysel üyelik
sözleşmesi uyarınca vermiş oldukları hizmet karşılığı olan borçların
ödenmediğini, yaptığı icra takibine itiraz edildiğini, tüketici sorunları,
hakem heyetinin yetkili olmadığı gerekçesi ile şikayeti reddettiğini ileri
sürerek hakem heyeti karanının iptali ile alacağı olan 535,48 YTL.nın faizi ile tahsiline
karar verilmesi istemiştir. Davalı,
borcu bulunmadığı bildirip
davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,
402,55 YTL.nın davalıdan
tahsiline, fazla talebin reddine kesin olarak karar verilmiş; Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun
yararına kararın bozulması
istenilmiştir. Yargılama
sonucu davanın kısmen kabul, kısmen de reddine karar verilmiştir. HMUK. 417
maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi "davada iki taraftan her biri kısmen
hakla çıkarsa mahkeme her birini masrafla ilzam veya bu masrafı aralarında
takdir ettiği surette taksim eder" hükmünü öngörür. Buna göre mahkeme
masraflarının davanın kabul ve red edilen
miktarına, yani tarafların haklı çıktıkları miktarlara göre paylaştırılması, red edilen kısım üzerinden de kendisini yargılamada vekil
aracılığı ile temsil ettiren davalı lehine de HMUK. 423. maddesinin 1.
fıkrasının 6. bendine göre mahkeme masraflarından sayılan vekalet
ücretine hükmedilmesi gerekir. Mahkemece davanın bir kısmının reddedildiği
göz önünde bulundurularak , kendisini avukat
aracılığı ile temsil ettiren davalı yararına avukatlık asgari ücret tarifesi
uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğundan
hükmün HUMK.nun 427/6 maddesi uyarınca kanun
yararına bozulması gerekir. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, hükmün kanun yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz
harcının istek halinde iadesine, 5.6.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi. |
||||||