Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı : 2004/34 Karar Sayısı : 2008/94 Karar Günü : 17.4.2008 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Balıkesir İş Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU: 2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve
Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun Ek 20.
maddesinin 24.7.2003 günlü, 4956 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü fıkrasının
22.01.2004 günlü, 5073 sayılı Yasanın 15. maddesiyle değiştirilen birinci
tümcesinin, Anayasanın 2., 18., 49., 55., 60., 65.
ve 73. maddelerine aykırılığı savıyla
iptali istemidir. I - OLAY T.C. Emekli
Sandığından emekli olduktan sonra kendi adına ve hesabına bağımsız olarak
serbest meslek faaliyeti icra etmeye başlayan ve bu nedenle Bağ-Kur’a “sosyal
güvenlik destek primi” ödemek yükümlülüğü ile karşılaşan kişinin açtığı
davada ileri sürülen itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırılığı savını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur. II - İTİRAZIN GEREKÇESİ Başvuru kararının gerekçe
bölümü şöyledir. “A- İptali
istenen yasa Anayasanın 2. maddesine aykırıdır: İptali
istenen 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer
Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununda Değişiklik Yapan ve 02.08.2003
tarih ve 25187 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 4956
sayılı Kanunun 44. maddesiyle; Kanunun Ek 20. maddesine üçüncü fıkra olarak
eklenen hüküm yasalaşarak yürürlüğe girmiştir. Maddenin
başlangıç kısmında yer alan Diğer Sosyal Güvenlik Kanunlarına göre yaşlılık
ve maluliyet aylığı bağlananlardan ibaresi, maddenin bütünü içinde dikkate
alındığında Anayasanın 2., 73, ...maddelerine aykırı
bulunmaktadır. Maddenin sonuna konulmuş bulunan “Sosyal güvenlik destek primi
ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez,
ödenen primler 39 uncu madde hükmüne göre toptan ödeme olarak iade edilmez ve
bu sürelerle ilgili olarak 24/05/1983 tarihli ve
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.” Hükmü bu kesintinin
herhangi bir nedeni bulunmadığını ifade etmektedir. Anayasanın
2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti... sosyal bir
hukuk Devletidir. Doktrinde
ve Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında belirtildiği gibi; “Hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına
uygunluğunu başlıca geçerlik koşulu bilen, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
insan haklarına saygı duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren,
Anayasa ve hukuk kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık
olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da uymak zorunda olduğu temel hukuk
ilkeleri ile Anayasanın bulunduğu bilinci olan devlettir.” Hukuk
devletinin temel özelliği, bütün vatandaşlar, hatta –vatandaş olmasa bile-
ülkesindeki tüm insanlara hukuki güvence sağlamasıdır. Gerekçesi
tam olarak açıklanmayan ve sadece Devletin otoritesine dayanarak
vatandaşından karşılıksız olarak alınan her türlü vergi resim harç ve sair
talepler, hukuk devleti ilkesi ile birleşemez. B- İptali
istenilen yasa maddesi Anayasanın 73. maddesine aykırıdır: Anayasanın
73. maddesi: Vergi yükünün
adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya
kaldırılır. Anayasamız,
devletçe konulan vergi resim harç ve benzeri mali yükümlülüklerde adaletli ve
dengeli bir dağılımı öngörmektedir. Oysa konulan prim mükellefiyeti adaletli
olmadığı gibi devletin açığını kapatmak üzere düzenlenmiş ve sosyal bir amaca
yönelik bulunmayan bir mükellefiyettir. Yasanın
Hükümet tasarısının genel gerekçesi aynen şöyledir: “Görüldüğü
gibi, Kurum başlangıcından itibaren birçok olumsuzluğu bünyesinde taşıyan
hatalı bir zemin üzerine oturtulmuştur. Acil önlemler alınmadığı takdirde,
Bağ-Kur’un finansman açıkları artarak devam edecektir. Bu nedenle, Kurumun
gelir ve giderlerini düzenleyici ve prim tahsilatını
artırıcı bir dizi tedbirin hem 1479 sayılı Kanunda hem de 2926 sayılı Kanunda
yapılacak değişiklikle yürürlüğe konulması bir zorunluluk halini almıştır.” Yasanın
Hükümet tasarısının genel gerekçesinde belirtilen husus, ileride bir
eşitliğin teessüs etmesine değil, tamamen kuruma gelir sağlamaya yönelik
olduğu görülmektedir. Bu
gerekçeye bir ölçüde katılmak mümkündür. Ancak bunun, hukuk ve sosyal devlet
ilkeleri içinde uygulanması gerekeceği düşünülmektedir. Kuruma gelir sağlamak
amacıyla sigortalılığın yaygınlaştırılması, sosyal güvenlik şemsiyesinin
genişletilmesi ve kaçak sigortalılığın önlenmesi yollarına gidileceği yerde,
en kolay yol seçilmiş ve karşılıksız, hiçbir risk göze alınmadan vatandaştan
prim kesilmesi yolu tercih edilmiştir. Zira
maddenin son kısmında yer alan; “Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş
süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez, ödenen
primler 39 uncu madde hükmüne göre toptan ödeme olarak iade edilmez ve bu
sürelerle ilgili olarak 24/05/1983 tarihli ve 2829
sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.” hükmü bu kesintilerin hiçbir karşılığı
olmadığını açıkça göstermektedir. B- İptali
istenen yasa maddesi Anayasanın 18. maddesine aykırıdır Anayasamızın
18. maddesi açıkça angaryayı yasaklamıştır. İptali
istenen maddenin bütünü içinde yapılan düzenleme Anayasanın “Angarya
yasağına” aykırılık teşkil etmektedir. Yasa
koyucu, davacıya dayanışma destek primi ödeme zorunluluğu getirirken bunun
hiçbir karşılığı olmadığını, sigortalılık süresi olarak
değerlendirilmeyeceğini toptan ödeme olarak iade edilmeyeceğini, sayılı
Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanun hükümleri uygulanmayacağını.” Belirtmektedir. Yani karşılıksız
bir paranın tahsili söz konusudur. Yasa kendi lafzı içinde davacıdan prim
tahsil edeceğini ancak bunun hiçbir şekilde karşılanmayacağını, karşılığında
bir hizmet veya mütekabil bir semere hakkı tanınmayacağını açıkça belirtmiştir.
Bunun Anayasanın angarya kavramı içinde olduğu ve açıkça yasaklanmış
bulunduğu düşünülmüştür. C- İptali
istenen yasa maddesi Anayasanın 49, 60, 65. maddelerine aykırıdır. Madde 49-
Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını
geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek,
işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını
sağlamak için gerekli tedbirleri alır. Madde 60 -
Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu
güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar. Madde 65 -
(Değişik madde: 03/10/2001 - 4709 S.K./22. md.) Devlet,
sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu
görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının
yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Anayasa, bu
düzenlemeleri ile, Devletin, sosyal Devlet yönünü
açığa çıkarmış ve Devletin çalışanların hayat seviyelerini yükseltmek,
çalışma hayatını geliştirmek ve çalışanları korumak için düzenlemeler yapmak
ve gerekli teşkilatları kurmak görevini belirtmektedir. Oysa,
yapılan bu yasal düzenleme ile Devlet, işin sosyal boyutunu ihmal ederek,
adeta emekli olarak çalışanları cezalandırma yoluna gitmektedir. Ayrıca yasa
ile Devlet prim almasına karşın, Anayasa tarafından kendisine verilen ve
yukarıda sayılan görevlerini yapmayacağını maddenin sonunda açıkça belirtilmiştir. Emekli
Sandığının şimdilik, yaşlılık aylığı alıp ticarî kazanç veya serbest meslek
kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi
olanlardan sosyal destek primi kesilmesi konusunda bir uygulaması yoktur.
Ancak böyle bir uygulamanın başlaması ile davacının bu kez iki kuruma birden
ödeme yapmak zorunluluğunda bırakılacaktır. BAĞ-KUR’u
güçlendirmek için SSK ve Emekli Sandığı emeklilerinden kesinti yapılması
Anayasaya aykırıdır. SSK emeklileri kendi kurumlarına sosyal destek primi
ödemektedirler. Bu uygulama ile birde BAĞ-KUR’a
ödeme yapmaktadırlar. Emekli Sandığının da bu uygulamaya geçmesiyle,
müvekkilimizin, bu defa iki kuruma birden DDP ödemesi söz konusu olacaktır. Nitekim,
Yasada meslek ayrımı yapılmamış, sadece Diğer Sosyal güvenlik Kanunlarına
göre yaşlılık ve maluliyet aylığı bağlananlardan ibaresi konulmuştur. SSK dan emekli olan bir avukat serbest çalışmasına devam
etmekte ise, kendi kurumuna diğer işçiler gibi dayanışma destek primi öder.
Ancak maddenin devamında gelen, ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı
dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, ibaresi
ile, bu defa bu avukatın kendi kurumu yanında bir de
Bağ-Kur’a mükerrer prim ödemesi söz konusu olacaktır. Bunun
“sosyal adalet” ilkesine aykırı bir tutum olduğu mahkememizce dikkate
alınmıştır. Gerekçe bölümünde
etraflıca anlatıldığı biçimde, davacı vekili tarafından ileri sürülen
Anayasaya aykırılık iddiası mahkememizce de ciddi bulunarak, Davacının bir
kamu kurumunda eczacı olarak çalışmasından sonra TC Emekli Sandığından emekli
olduğu, serbest meslek olarak kendi adına ve hesabına bağımsız olarak
çalışmaya başlaması sonucu, Anayasaya aykırılığı iddia edilen Yasa Maddesi
gereği, kendi sosyal güvenlik Kurumundan farklı olan Bağ-Kur’a destek primi
ödemek zorunda bırakıldığı, ödenen prim karşılığında Sağlık hizmeti,
hizmetlerin birleştirilmesi ve hizmet artırımı gibi sosyal hak ve
hizmetlerden yararlanamayacak olması, Evrensel Hukuk Kuralları, Anayasamızın
temel prensiplerine aykırı olduğu, bu nedenle Anayasanın 153. maddesi ve 2949
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun
28/2 maddesi uyarınca; 4956 sayılı Kanunun 44. maddesiyle 1479 sayılı Kanunun
Ek 20. maddesinin üçüncü fıkra olarak eklenen “Diğer Sosyal güvenlik
Kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, Ticari kazanç
veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir
vergisi mükellefi olanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip eden aybaşından
itibaren çalışmalarının sona erdiği ay dahil bu
kanunun 50. maddesine göre belirlenen 12. gelir basamağının % 10’u oranında
Sosyal Güvenlik Destek Primi öderler” hükmünün Anayasanın 2, 18, 49, 55, 60,
65, 73. maddelerine aykırılığı nedeni ile iptali için ANAYASA MAHKEMESİNE
BAŞVURULMASINA, verilecek karara kadar DAVANIN GERİ BIRAKILMASINA, KARAR
VERİLMİŞTİR.” III - YASA METİNLERİ A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı 2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar
Kurumu Kanunu’nun iptali istenilen tümceyi de içeren “Sosyal güvenlik
destek primi” başlıklı Ek 20. maddesi şöyledir: “(Değişik birinci fıkra: 22/1/2004 -
5073/15 md.) Bu Kanuna göre yaşlılık
aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (l) numaralı bendinde belirtilen
çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal
yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından,
aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden
aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal
güvenlik destek primi kesilir Birinci fıkra hükmüne göre aylıklarından
sosyal güvenlik destek primi kesilmesi gerekenlerden, bu Kanunun yayımlandığı
tarihten önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar çalışmaya
başlayanlar ise çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren
üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde
Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlardan sosyal güvenlik destek primi,
gecikmeli bildirimde bulunulan veya Kurumca tespit edilen tarihe kadar 53
üncü maddeye göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.
Birikmiş sosyal güvenlik destek primi ve gecikme zamlarının ödenmemesi
halinde aylıklardan yapılacak kesintiler aylık tutarının % 25’ini geçemez. (Ek üçüncü
fıkra: 24/7/2003-4956/44 md.) (Değişik birinci cümle: 22/1/2004-5073/15 md.) Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve
malullük aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde
belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip
eden ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil,
bu Kanunun 50 nci maddesine göre belirlenen onikinci gelir basamağının %10’u oranında sosyal güvenlik
destek primi öderler. Sosyal
güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden bu Kanunun yayım tarihinden önce
aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar gerçek veya basit
usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ise mükellefiyetin başladığı tarihi
takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak
zorundadırlar. Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlar ile
Kurumca tespit edilemeyenlerden sosyal güvenlik destek primi, 53 üncü maddeye
göre hesaplanarak tahsil edilir. Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş
süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez, ödenen
primler 39 uncu madde hükmüne göre toptan ödeme olarak iade edilmez ve bu
sürelerle ilgili olarak 24/5/1983 tarihli ve 2829
sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.” B - Dayanılan Anayasa Kuralları Başvuru kararında Anayasanın 2., 18., 49., 55., 60., 65. ve 73. maddelerine
dayanılmıştır. IV - İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul
ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fazıl SAĞLAM ve A. Necmi ÖZLER’in katılmalarıyla
12.5.2004 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir. V - ESASIN İNCELENMESİ Başvuru kararı ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: A - Kuralın Anlam ve
Kapsamı 2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve
Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun
Ek 20. Maddesinin 24.07.2003 günlü, 4956 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü
fıkrasının 22.01.2004 günlü, 5073 sayılı Yasanın 15. maddesiyle değiştirilen
ve iptali istenilen birinci tümcesinde; “Diğer sosyal güvenlik
kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin
(I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya
başladıkları ayı takip eden ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği
ay dahil, bu Kanunun 50 nci
maddesine göre belirlenen onikinci gelir
basamağının %10’u oranında sosyal güvenlik destek primi öderler.” denilmektedir. İtiraz
konusu kural, Emekli Sandığı’ndan ya da Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan emekli
olan ya da bu kurumlardan malullük aylığı alan kişilerin Bağ-Kur Kanunu’nun
24. maddesinin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya
başlamaları, -diğer bir ifadeyle, bağımsız olarak, kendi ad ve hesaplarına
bir ticari faaliyet ya da serbest meslek faaliyetinde bulunmaları- halinde
Bağ-Kur’a belli bir oranda sosyal güvenlik destek primi ödemelerine
ilişkindir. 1479 sayılı Yasa’nın Ek 20. maddesi dört
fıkradan oluşmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında, Bağ-Kur Kanunu’na göre yaşlılık
aylığı bağlananların çalışmalarına devam etmeleri halinde ödeyecekleri sosyal
güvenlik destek primi konusu düzenlenmiştir. İkinci fıkrasında, yaşlılık
aylığı alarak çalışmalarına devam eden Bağ-Kur emeklilerinin bu durumlarını
belli süreler içinde Kuruma bildirmeleri yükümlülüğü düzenlenmiş ve buna
uymayanlara uygulanacak yaptırımlara yer verilmiştir. İtiraz konusu tümceyi
de içeren üçüncü fıkrasında ise, diğer sosyal güvenlik kurumlarından yaşlılık
ya da malullük aylığı almakta olanların, Bağ-Kur Kanunu’nun 24. maddesi
kapsamına giren bir işte çalışmaya başlamaları halinde ödemeleri gereken
sosyal güvenlik destek primi konusu düzenlenmiştir. Son fıkrasında ise,
“Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık
süresi olarak değerlendirilmez, ödenen primler 39 uncu madde hükmüne göre
toptan ödeme olarak iade edilmez ve bu sürelerle ilgili olarak 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına
Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz.”
hükmüne yer verilmiştir. B - Anayasaya Aykırılık
Sorunu Başvuru kararında, 1479 sayılı Yasanın Ek 20. maddesinin itiraz konusu
üçüncü fıkrası gereğince alınan sosyal güvenlik destek primi (SGDP)
karşılığında sigortalıların herhangi bir sosyal sigorta yardımı alamadıkları,
bu kesintinin herhangi bir nedeninin bulunmadığı, Devletin otoritesine
dayanarak vatandaşından karşılıksız olarak aldığı her türlü vergi, resim,
harç ve benzerlerinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı; Anayasanın 73. maddesinde,
vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerde adaletli ve dengeli bir
dağılımın öngörüldüğü; oysa konulan SGDP mükellefiyetinin adil olmadığı gibi,
Devletin açığını kapatmak üzere getirildiği, SGDP’nin
Bağ-Kur’un finansman açığı sorununa çözüm aramak amacıyla düzenlendiği, oysa
finansman açığının kapatılabilmesi için yapılması gerekenin sigortalılığın
yaygınlaştırılması, kaçak çalışmaların önlenmesi olduğu, Devletin en kolay
yolu seçerek, karşılıksız olarak ve hiçbir risk üstlenmeden vatandaştan prim
kesme yoluna gittiği, bunun adil olmadığı; SGDP alınması suretiyle
karşılıksız bir paranın tahsil edildiği, bunların karşılığında bir hizmet
veya bir semere hakkının tanınmadığı, bu durumun angarya yasağı içinde
değerlendirilebileceği; bütün bu nedenlerle itiraz konusu yasa kuralının
Anayasanın 2., 18., 49., 55., 60., 65. ve 73.
maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle
toplum yaşamında eşitlik temeline dayanan adil bir hukuk düzeni kurulması amaçlanmıştır.
Sosyal güvenlik destek primi uygulamasıyla, çalışmaya devam ederek kazanç
sağlayanlarla sağlamayanlar arasında adil bir dengenin kurulması
amaçlanmaktadır. Sosyal güvenlik destek primi, sosyal güvenlik
kurumlarının mali yapılarının güçlendirilmesi ve böylece sosyal sigortacılık
faaliyetinin sürdürülebilmesi amacına yöneliktir. SGDP uygulamasının sosyal
güvenlik sistemi çerçevesinde değerlendirilmesi yapıldığında, emekli olan bir
sigortalının işine devam etmesinin, hem istihdamı menfî
yönde etkilediği, hem de sigortalı sayısının artmasını engellediği ortaya
çıkmaktadır. Dolayısıyla, emekli olan kişilerin işlerini başkalarına
devretmek suretiyle genç sigortalıların sisteme dahil
olmalarını teşvik etmeleri, bu mümkün olmadığı takdirde, alınacak sosyal
güvenlik destek primi ile sisteme katkılarının sağlanmasının hedeflendiği
anlaşılmaktadır. İtiraz konusu yasa kuralında yer alan
sosyal güvenlik primine ilişkin düzenleme, Anayasanın 60. maddesinde yer alan
“Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak
gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” şeklindeki anayasal
düzenleme çerçevesinde değerlendirildiğinde; herkesin sosyal güvenlik
hakkından yararlanabilmesi bakımından sosyal güvenlik kurumlarının mali
yapılarının güçlendirilmesine ihtiyaç bulunduğu yadsınamaz. Bu bağlamda,
itiraz konusu kuralın, Anayasanın 60. maddesinde sözü edilen tedbirler
kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Öte yandan, sosyal ve ekonomik haklar
alanında Devlete yüklenen görevlerin, Anayasanın 65. maddesinde belirtildiği
biçimde mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getirilebileceği
açıktır. Sosyal güvenliğin sağlanabilmesi için
sigortalıların katkısı zorunludur; fakat bu katkının adil ve ölçülü olması da
gerekir. İtiraz konusu yasa kuralında olduğu gibi Bağ-Kur Kanunu’nun 50.
maddesine göre belirlenen 12. gelir basamağının %10’u tutarındaki bir destek
priminin adil ve ölçülü olmadığından söz edilemez. Yukarıda yapılan açıklamalar
çerçevesinde, itiraz konusu yasa kuralı Anayasanın 2.,
60. ve 65. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir. İtiraz konusu kuralın Anayasanın 18., 49., 55. ve 73. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir. VI - SONUÇ 2.9.1971
günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer
Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun ek 20. maddesinin
24.7.2003 günlü, 4956 sayılı Yasa’nın 44. maddesiyle eklenen üçüncü
fıkrasının, 22.1.2004 günlü, 5073 sayılı Yasa’nın 15. maddesiyle değiştirilen
birinci tümcesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 17.4.2008
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
|||||||||||||||||