Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından: Esas Sayısı : 2005/17 Karar Sayısı : 2008/95 Karar Günü : 17.4.2008 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 5. İş Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU: 17.7.1964 günlü, 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 120. maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’nın
2. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla
iptali istemidir. I - OLAY Sosyal Sigortalar Kurumunun
kayıtlarındaki davacı sigortalıya ait doğum tarihinin, 1979 yılında yerel
mahkemece verilen doğum tarihinin düzeltilmesine ilişkin karar uyarınca
değiştirilmesi istemiyle açılan davada ileri sürülen itiraz konusu kuralın
anayasaya aykırılığı itirazının ciddi olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali
için başvurmuştur. II - İTİRAZIN GEREKÇESİ Başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir. “Davacı
Kahraman Özdemir 2.5.1977 tarihinde 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı
olarak çalışmaya başlamış ve SSK sigortalısı olarak tescil edilmiştir. Babası olan Mahmut Özdemir oğluna velayeten
1978 yılında davacının nüfusta 1961 olan doğum tarihinin 1959 olarak
düzeltilmesi isteğiyle yaş tashihi davası açmış, Çayıralan Asliye Hukuk
Mahkemesi 1978/398 Esas, 1979/3 karar nolu
10.1.1979 tarihli kararı ile davacının 4.6.1961 olan doğum kaydının 4.6.1959
olarak düzeltilmesine karar verilmiş ve verilen karar kesinleşerek nüfus
kaydına işlenmiştir. Tashih davası açıldığında davacı henüz bir yıllık
sigortalı bile olmayıp, tashihe konu 4.6.1961 doğum tarihine göre davacı
zorunlu sigortalı olarak çalışmaya başladığı 2.5.1977 tarihinde 15 yaş 10 ay
28 günlüktür. 506
sayılı Kanunun 120/2 nci maddesinde malullük,
yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında
sigortalıların ve ilk defa çalışmaya başladıkları tarihte nüfus kütüğünde
kayıtlı bulunan doğum tarihlerinin esas alınacağı bildirilmiştir. 506
sayılı Kanunun 120/2 nci maddesi bu düzenleniş
biçimiyle Mahkeme kararlarının yerine getirilmesini imkansız
kılmaktadır. Anayasanın
138 nci maddesinde yasama ve yürütme organları ile
idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları; bu organlar ve idarenin
mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine
getirilmesini geciktiremeyeceği, Anayasanın 2 nci
maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk devleti olduğu bildirilmiştir. 506 sayılı Kanunun 120/2 nci maddesi ile yasa
koyucunun yaş tashihi ile ilgili mahkeme kararlarının uygulanmasını bertaraf
etme amacı taşıdığı tartışmasız olup bu durum Anayasa’nın 2 nci maddesinde yer alan hukuk devleti olma vasfı ile
açıkça bir aykırılık teşkil ettiğinden davacı vekilinin Anayasa’ya aykırılık
iddiası ciddi görülerek yukarıda belirtilen maddenin iptali istemi ile
Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, bu başvurunun bekletici mesele
sayılmasına dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar vermek
gerekmiştir.” III - YASA METİNLERİ A
- İtiraz konusu yasa kuralı 17.7.1964 günlü,
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun itiraz
konusu fıkrayı da içeren 120. maddesi şöyledir: “İş kazalariyle
Meslek Hastalıkları Sigortasının uygulanmasında, hak sahiplerine bağlanacak
gelirlerle sigortalılara ödenecek sermayelerin hesabında, iş kazasının olduğu
veya meslek hastalığının hekim raporu ile ilk defa tesbit
edildiği tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri esas
tutulur. Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına ilişkin yaş
ile ilgili hükümlerin uygulanmasında, sigortalıların ve hak sahibi
çocuklarının, sigortalının yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı
kanunlara veya bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte
nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri, sigortalının sigortaya tabi
olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklarının da
nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri esas tutulur. (Ek fıkra: 24/6/2004-5198/16
md.)İş kazalarıyla meslek
hastalıkları, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasından gelir ve aylık
tahsisleri ile sermaye değerinin hesabında, iş kazasının olduğu veya meslek
hastalığının hekim raporuyla ilk defa tespit edildiği veya sigortalıların
yürürlükten kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı kanunlara veya 506 sayılı Kanun
ile diğer sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak ilk defa çalışmaya
başladığı tarihten sonraki yaş tashihleri dikkate alınmaz. Nüfus kayıtlarında doğum ay ve günleri
yazılı olmıyanlar 1 Temmuzda, doğum ayı yazılı olup
da günü yazılı olmıyanlar o ayın 1 inde doğmuş
sayılır.” B
- Dayanılan ve ilgili görülen anayasa kuralları Başvuru kararında Anayasa’nın 2. ve 138. maddelerine dayanılmış; konu
Anayasanın 60. maddesiyle de ilgili görülmüştür. IV - İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Tülay TUĞCU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, Cafer ŞAT, A. Necmi
ÖZLER ve Serdar ÖZGÜLDÜR’ün katılmalarıyla
22.2.2005 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir. V - ESASIN İNCELENMESİ Başvuru kararı ve ekleri,
işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: A - Kuralın anlam ve kapsamı 17.7.1964 günlü, 506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 120. maddesinin iptali istenilen 2.
fıkrasında, “Malûllük, Yaşlılık ve Ölüm
Sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında,
sigortalıların ve hak sahibi çocuklarının, sigortalının yürürlükten
kaldırılmış 5417 ve 6900 sayılı Kanunlara veya bu Kanuna tâbi olarak ilk defa
çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihleri,
sigortalının sigortaya tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihten
sonra doğan çocuklarının da nüfus kütüğüne ilk olarak yazılan doğum tarihleri
esas tutulur.” denilmektedir. İtiraz konusu
kural, özü itibariyle, emeklilik hakkının kazanılmasında ve malûllük ile ölüm
sigortalarına ilişkin diğer bazı haklardan yararlanılmasında sigortalı olarak
çalışmaya başlanılan tarihten sonraki yaş tashihlerinin dikkate alınmayacağına
ilişkindir. 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu’nun 120. maddesinde yer alan bu düzenlemenin benzerlerine
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda (m.105) ve 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nda
(m.66) da yer verilmiş olduğu görülmektedir. 506 sayılı Yasa’nın 120. maddesi dört
fıkradan oluşmaktadır. Maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yaş tashihlerinin
dikkate alınmayacağına ilişkin düzenlemeler bulunmasına rağmen, bu
düzenlemelerin anlamı konusunda uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin
giderilmesi ve çalışmaya başlanıldıktan sonraki yaş tashihlerinin dikkate
alınmayacağının daha açık bir şekilde vurgulanması amacıyla 24.6.2004 günlü,
5198 sayılı Yasayla madde metnine üçüncü fıkra eklenmiştir. B - Anayasaya aykırılık sorunu Başvuru
kararında, Anayasanın 138. maddesinde
yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda
oldukları; bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir surette
değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,
Anayasa’nın 2. maddesinde de Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti
olduğunun belirtildiği, itiraz konusu yasa kuralı ile yasa koyucunun yaş
tashihi ile ilgili mahkeme kararlarının uygulanmasını bertaraf etme amacı
taşıdığı, bu durumun Anayasa’nın 2. ve 138. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür. İtiraz başvurusu
Anayasanın 60. maddesi ile de ilgili görülmüştür. Anayasanın 2. maddesinde ifadesini
bulan hukuk devleti, bütün işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına uygunluğunu
başlıca geçerlik koşulu sayan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı
amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen
kılan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına saygı
duyarak bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, Anayasa ve hukuk
kurallarına bağlılığa özen gösteren, yargı denetimine açık olan devlettir. Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili süreklilik
taşıyan içtihatlarında vurgulandığı üzere, Devletin, personel politikasını
belirlemede büyük önemi olan emeklilik düzenini, aktüeryal
dengeleri gözeterek bilimsel verilere göre belirlemesi ve buna göre gerekli
yasal düzenlemeleri yapması doğaldır. Devletin bilimsel verilere dayanarak
kurduğu bu düzenin korunması Anayasa’nın 60. maddesinde yer alan sosyal
güvenlik hakkının güvenceye alınması için de zorunlu bir gerekliliktir.
Nesnel ve sürekli kurallarla sağlam ve sağlıklı temellere oturtulmayan bir
sosyal güvenlik kuruluşunun, mahkeme kararları ile alınan yaş düzeltmeleri
sonucu ortaya çıkan erken emeklilik gibi nedenlerle aktüeryal
dengesinin bozulması, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülemez bir duruma
gelmesine sebep olabilir. Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalışılmaya
başlanıldığı tarihten sonraki yaş düzeltmelerinin belli sigorta işlemleri
yönünden dikkate alınmayacağını öngören itiraz konusu kuralın, sosyal
güvenlik sisteminin kimi aksaklıklara yol açmadan sürdürülmesi amacına
yönelik olarak düzenlendiği kuşkusuzdur. Burada yargı kararı hukuksal olarak
değerini ve geçerliliğini korumakta, sadece emeklilik yönünden sonuç
doğurmamaktadır. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu
kural, Anayasa’nın 2., 60. ve 138. maddelerine
aykırı değildir. İstemin reddi gerekir. Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır. VI- SONUÇ 17.7.1964 günlü, 506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 120. maddesinin
ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serruh
KALELİ’nin karşıoyu ve
OYÇOKLUĞUYLA, 17.4.2008 gününde karar verildi.
KARŞIOY İtiraz konusu kural, S.S.K’na tabii olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte
nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas tutulacağı, sigortalı
olarak çalışmaya başlanılan tarihten sonraki yaş tashihlerinin gelir, aylık
bağlama ve sermaye hesabında dikkate alınmamasını temin amaçlıdır. Yaş tashihi davaları KAMU DÜZENİ’ne ilişkin olup 4721 sayılı M.K’nun
39. maddesi uyarınca ancak mahkeme kararı ile kişisel durum sicilinde
düzeltme yapılabilir. Yasa koyucu DAVALARIN KÖTÜYE
KULLANILMASI ihtimaline karşı yaş düzeltme davasının etkisini, ortadan
kaldırmak istemiştir. Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü
fıkrası açık bir şekilde kesinleşen yargı kararları hakkında yasama ve yürütme
organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu, bunların
değiştirilemeyeceğini ve organlar ve idarenin kararın yerine getirilmesini
geciktiremeyeceği ifade etmektedir. Temel hak ve ödevler başlığı altında hak
arama hürriyetini düzenleyen Anayasa’nın 36. maddesi ile,
doğru yaşının tespitini arayan bireyin, bu temel hakkın varlığının tespitine
karar veren bağımsız yargının kesinleşmiş kararının dayanağı hakkının, ilgili
madde de getirilmiş bir sınırlama olmadığı sürece herkesçe tanınması zorunlu
olduğuna göre, kimi mahkeme kararlarının kötü uygulamaları çağrıştırıp
yarattığı gerekçesi ile idareyi mahkeme kararını tanıyıp uygulamaktan alıkoyan
bu düzenleme Anayasa’nın 138. maddesinin karşısında koruma göremez. Düzenlemenin sosyal
güvenlik sisteminin kimi aksaklıklara yol açmadan sürdürülmesine olanak
tanımak, bilimsel veriye göre kurulan Devlet düzeninin korunmasında öncelikli
kamu yararı ve bozulacak aktüerya dengesini önlemek
amacı ile yapıldığı ve kimi mahkememiz önceki kararlarında da bu mülahazaya
dayanıldığı görülmekte ise de bir mahkeme kararının hukuksal değeri ve
geçerliliğinin korunduğu ancak bazı sosyal haklar yönünden sonuç
doğurmadığını söylemek hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi ile de
bağdaşmayacaktır. Yargı kararını etkisiz kılan bu
düzenleme yasamanın yargı kararına açık müdahelesidir.
Doğru kişinin günü gününe nüfusunun
kaydı Sosyal Devletin görevidir. Bu konudaki ihmalini, ya da kötü niyetli
birinin sosyal güvenlik hakkından haksız yararlanmasının önüne geçmek,
mahkemeyi aldatma ihtimali ve muhtemel hilesinin önüne geçmek amacı ile
Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasındaki üst norm karşısında
Anayasa’yı by-pass eden
düzenleme hukuk devleti ilkesi ile de bağdaşmamaktadır. Sosyal Sigortalar Kurumu, üyesi yönünden
sosyal sigortacılık yapmaktadır. Prim alıp hak ettiğinde ödemeler yapmaktadır.
Tüm aktüeryal hesaplar hata dahil
tüm olasılıkları da içinde barındırır, istatistiksel matematik mutlak doğru
değildir. Risk analizleri hesap yöntemi içerisinde olmaz ise sosyal görev
laiki ile yerine getirilmiş sayılamaz. Bu düşünceler ile sosyal güvenlik
sisteminde muhtemel aksaklığın bertarafı için
hukukun ve yargı kararının üstünlüğü ve tanınma zorunluluğunu kaldıran
düzenleme anılan nedenler ile Anayasa’nın 138. maddesine aykırı olduğu
düşünüldüğünden çoğunluk görüşüne katılınmamıştır. Üye Serruh KALELİ |
|||||||||||||||||