Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı : 2004/5 Karar Sayısı :
2008/111 Karar Günü :
29.5.2008 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Sivas İş Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU: 2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve
Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 4447 sayılı
Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin ikinci tümcesinin, Anayasa’nın
5. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir. I - OLAY Bağ-Kur
tarafından bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin davada,
itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu savını ciddi bulan Mahkeme
iptali için başvurmuştur. II - İTİRAZIN GEREKÇESİ Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir: “Davacı vekili Mahkememize vermiş olduğu
28.8.2002 tarihli dava dilekçesinde özet ve sonuç olarak, davacı müvekkilinin
31.10.1986 tarihinde Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmiş olduğunu,
davacının Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmeden önce 3582 gün SSK’ya
tabi sigortalılık hizmetinin olduğunu, 4181 sayılı Yasa’yla 1479 sayılı
Yasa’ya eklenen geçici 9. madde uyarınca davacının 7. basamak yükselme
talebinde bulunup tahakkuk eden primi Bağ-Kur’a ödediğini, 8.5.2002 tarihinde
370.512.952.- TL aylıkla Bağ-Kur’dan emekli olduğunu ancak aylığının noksan
bağlanmış olduğunu, davacının SSK’ya tabi hizmetinin nazara alınıp 1479
sayılı Yasa’nın 50. maddesi uyarınca 6. basamağa intibak ettirildiğini ve 6.
basamak primlerini kuruma ödeyip 31.10.1986 tarihinde 6. basamaktan, 1988
tarihinde 7. basamaktan, 1990 yılında 8., 1992 yılında 9., 1994 yılında 10., 1996 yılında
11. basamaktan prim öderken 4181 sayılı Yasa’yla 1479 sayılı Yasa’ya eklenen
geçici 9. madde uyarınca 7. basamak yükseltme talebinin kabulüyle bu
basamaktan prim ödediğini, böylece prim basamağının 18. basamak olduğunu,
davacının 1998 yılında 19., 2000 yılında 20., 2002 yılında 21. basamakta olup
21. basamakta iken tahsis talebinde bulunmuş olduğunu, 1479 sayılı Yasa’nın
4447 sayılı Yasa ile değişik 50. maddesi uyarınca bu Yasa’ya göre
sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıkların hesabında 24.
basamaklı gelir tablosunun uygulanması gerektiğini ve tabloda yer alan gelir
basamaklarının her yıl Nisan ayında ilk olarak bir önceki yılın Aralık ayı
ile ondan önceki yılın Aralık ayına göre DİE tarafından açıklanan en son
temel yılı kentsel yerler tüketici fiyatlığı indeksindeki değişim oranı kadar
ve ikinci olarak bir önceki yılın gayri safi yurt içi hasıla sabit fiyatlara gelişme hızları kadar artırılarak
belirlenmesi gerektiğini ve 1.4.2002-31.3.2003 tarihleri arası prim ve aylık
hesabına esas gelir basamaklarını tespite yetkili olan Bakanlar Kurulu’nca
1.4.2002-30.6.2002 arası 21. basamağın 583.926.237.- TL olarak belirlendiğini
ve 2001 yılı TEFE oranının %88.6., TÜFE oranının %68.5., olup davacının 2002
yılında tahsis talebinde bulunduğundan ödenecek aylığın 517.180.354.- TL. olması gerektiğini, oysa Bağ-Kur’ca 370.512.952.- TL aylık
bağlandığını beyan ederek kurumca 10.5.2002 tarihi itibariyle bağlanan
370.512.952.- TL. aylık tahsisine ilişkin işlemin
iptaliyle aylığın 517.180.354.- TL olması gerektiğinin tespitine, noksan
aylıkların ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili yargılama sırasında
davayı kabul etmediklerini, kurumlarınca resmi belgelere dayanılarak işlem
yapılmakta olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davacıya ait 2/00978249 tahsis numaralı
(0478922079 Bağ-Kur numaralı) Bağ-Kur dosyası muhteviyatı
ile davaya emsal teşkil eden 2/00886029 aylık tahsis, (0221522449 Bağ-Kur
numaralı) sigortalı Ali Küçükkılıç’a ait ve yine
280154378 Bağ-Kur numaralı Kahraman Köseoğlu’na ait dosya muhteviyatları celp
edilmiştir. Ayrıca SSK il müdürlüğünden davacıya ait
hizmet dökümü celp edilmiştir. Toplanan tüm delillerden sonra dosya
bilirkişiye tevdi edilmek üzere Ankara Nöbetçi İş Mahkemesi’ne gönderilmiş
olup, bilirkişi Av. Halit Akyürk tarafından tanzim
olunan 22.1.2003 tarihli rapor alınmıştır. Davacı vekili dosyanın 3 kişilik bir
bilirkişi heyetine tevdi edilmesini talep etmesi üzerine dosya tekrar 3
kişilik uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmek üzere Ankara Nöbetçi İş
Mahkemesi’ne gönderilmiş olup, 6.6.2003 tarihli rapor alınmıştır. Her iki bilirkişi raporunda da emsaller
ile davacının almış olduğu yaşlılık aylığının farkının 2001 yılında
belirlenen gelir basamakları ile davacının emekli olduğu 1.6.2002 tarihinde
belirlenen gelir basamaklarının farklı olmasından, her ikisi de 21. basamakta
olmalarına rağmen,
bağlanan aylıkların tutarlarının aylık talep tarihindeki tüketici fiyat
endeksinin farklı olmasından kaynaklandığı belirtilmiştir. Davacı
vekili 26.8.2003 tarihli talep dilekçesinde; 1479 sayılı Bağ-Kur Yasası’nın
aylıkların belirlenmesine esas olan gelir basamakları başlığını taşıyan
(Değişik 4447-25.8.1999) 50. maddesinde “Bu kanuna göre sigortalının ödeyecekleri
primler ve bağlanacak aylıkların hesabında, yirmi dört basamaklı gelir
tablosu uygulanır. Tabloda yer alan gelir basamakları, her yıl Nisan ayında
ilk olarak bir önceki yılın Aralık ayı ile ondan önceki yılın Aralık ayına
göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yılı
kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı kadar, ikinci
olarak bir önceki yılın gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme
hızları kadar artırılarak belirlenir” denilmekte ve 1479 sayılı Yasa’ya tabi
sigortalıların gelecekte alacakları aylıkları, kentsel farklılıklara
dayandırılmakta, zaman farklılıkları aynı kanuna tabi, aynı primleri ödemiş,
fakat farklı kentte yaşayan Bağ-Kur İl Müdürlüklerinin bulunduğu kentlerdeki
sigortalılar arasında yaşlılık aylığı alma koşullarını tamamlamış kişilerin
farklı zamanda müracaatlarına, farklı aylık tahsisine yol açmakta, aynı
koşullara sahip sigortalılar arasında eşit olmayan aylık tahsisine yol
açmakta olduğunu, Anayasamızın kanun önünde eşitlik başlığını taşıyan 10. md. “Herkes, dil,
ırk, renk, cinsiyet,
siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle
ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu, hiçbir kişiye,
aileye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı, Devlet organları ve idare
makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak
hareket etmek zorunda oldukları” hükme bağlanmış olduğunu, Anayasamızın 10.
maddesine göre, Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde
insanlar arasında ayrım yapmadan Devlet faaliyetlerini yürütmek zorunda
olduğunu, Anayasa’da öngörülen eşitlik …Herkesin
aynı hak ve yükümlülüklere sahip olması anlamında olmadığını ancak eşitliğin
her yönüyle aynı hukuki durumda olanlar arasında söz konusu olduğunu Hukuk
felsefesine girmiş bir deyimle “eşitlerin eşitliği” anlamında olduğunu
davamızdaki durumun her yönüyle aynı hukuki durumda olanlara farklı yaşlılık
aylığı tahsisi işleminden kaynaklanmakta olduğunu, 1479 sayılı Kanun’un 50. maddesi kentlere,
bölgelere göre Devlet İstatistik Enstitüsünün açıkladığı tüketici fiyatları
indeksindeki değişim oranları farklı olduğunu, farklı olanlar esas alınarak
aylık belirleme yöntemini öngören 1479 sayılı Kanun’un 50. maddesi aynı
koşulları taşıyan, fakat farklı kentlerde yaşayan sigortalılara farklı
aylıklar bağlandığını, farklı zamanda müracaat halinde, tüketici fiyatları
indeksindeki değişim oranlarının farklı olduğunu farklı oranlar aylık bağlamaya
esas alındığında, tüm şartları aynı olduğu halde, yalnızca kısa aralıklarla
ancak (3 ay önce veya sonra gibi) farklı zamanlarda tahsis talebinde bulunan
sigortalılara farklı aylık tahsisine yol açmakta olduğunu, davalarında olduğu
gibi, davacının dosyasında emsal olarak sunmuş oldukları Ali Küçükkılıç ve Kahraman Köseoğlu’nun yani her üç kişinin
de, 1479
sayılı Kanun’a tabi sigortalı olduklarını, 21. basamakta iken yaşlılık aylığı
tahsisi talebinde
bulunmuş olduklarını, aynı sürede sigorta primlerini ödemiş olduklarını, ancak farklı
zamanlarda (günlerde) yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunmuş olduklarını,
Devlet organlarının ve idari makamlarının davacı ile emsal olarak bildirilen
sigortalılara aynı yaşlılık aylığını ödememekte olduğunu, tanzim olunan
bilirkişi raporunda da eşitsizliğin nedeni 1479 sayılı Kanun’un 50. maddesi hükmünün neden olduğuna işaret
edilmekte olduğunu, beyan ederek, aynı kanuna tabi ve aynı koşullara sahip
sigortalılara, farklı yaşlılık aylığı tahsisi sonucunu ortaya çıkaran aylık
tespitini 1479 sayılı Yasa’nın 50. maddesindeki kentsel yerler tüketici
fiyatları indeksindeki değişim oranına bağlayan 50. maddenin hükmü Anayasa’nın 10.
maddesine aykırı olduğundan Anayasa’ya aykırılık iddialarının kabulüne, 1479 sayılı Yasa’nın
50. maddesinin iptali için konunun Anayasa’nın 152. maddesinin öngördüğü
biçimde Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na intikaline karar verilmesini talep
etmiştir. Davacı
vekilinin 26.8.2003 tarihli dilekçesinde de belirtildiği üzere 1479 sayılı
Yasa’nın 4447 sayılı Yasa’yla değişik 50. maddesinde “…bağlanacak aylıkların hesabında
… tabloda yer alan gelir basamakları, her yıl
Nisan ayında ilk olarak bir önceki yılın Aralık ayı ile ondan önceki yılın
Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son
temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı
kadar, 2. olarak bir önceki yılın gayri safi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla
gelişme hızları kadar artırılarak belirlenir.” Hükmü aynı statüde bulunan
sigortalılar arasında zaman ve yer bakımından farklılıklar oluşturmaktadır.
Aynı süre sigortalı olmuş ve aynı miktar primi ödemiş bulunan sigortalılar
arasında bağlanacak yaşlılık aylığı tutarlarında farklılıklar
oluşturmaktadır. Bu durum Anayasa’nın 5. maddesinde düzenlenen Devletin temel
amaç ve görevleri ile 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesine
aykırıdır. Bu
nedenle davacı vekilinin Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülerek
konunun Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Davacı vekilinin 26.8.2003
tarihli Anayasa’ya aykırılık iddiası ile ilgili dilekçesinin kabulü ile 1479
sayılı Yasa’nın 50. maddesinde düzenlenen … Tabloda yer alan gelir
basamakları, her yıl Nisan ayında ilk olarak bir önceki yılın Aralık ayı ile
ondan önceki yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından
açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler, tüketici fiyatları indeksindeki
değişim oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın gayri safi yurt içi
hasıla sabit
fiyatlarla gelişme hızları kadar artırılarak belirlenir. Hükmünün
Anayasa’nın 5. maddesinde düzenlenen Devletin temel amaç ve görevleri ile 10.
maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğundan iptali
ile Anayasa’ya aykırılığın giderilmesi için konunun Anayasa Mahkemesi’ne
İNTİKALİNE, Anayasa’nın
152. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki
Kanun’un 28. maddesi gereği davanın Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karara
kadar GERİ BIRAKILMASINA, karar
verildi.” III - YASA METİNLERİ A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı 2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve
Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun
4447 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen itiraz konusu tümceyi de içeren 50. maddesi şöyledir: “Bu
Kanuna göre sigortalıların ödeyecekleri primler ve bağlanacak aylıklarının
hesabında, yirmidört basamaklı gelir tablosu
uygulanır. Tabloda yer alan gelir
basamakları, her yıl Nisan ayında ilk olarak bir önceki yılın Aralık ayı ile
ondan önceki yılın Aralık ayına göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından
açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki
değişim oranı kadar, ikinci olarak bir önceki yılın gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızları kadar artırılarak
belirlenir.” B - Dayanılan Anayasa Kuralları Başvuru kararında, Anayasa’nın 5. ve 10.
maddelerine dayanılmıştır. IV - İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia
AKBULUT, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya
KANTARCIOĞLU, Aysel PEKİNER, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Mehmet ERTEN ve
Fazıl SAĞLAM’ın katılımlarıyla 27.1.2004 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir. V - ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararında, itiraz konusu
kuralın, statüsü ile sigortalılık süresi aynı bulunan sigortalılara
bağlanacak yaşlılık aylığı tutarlarında zaman ve yer bakımından farklılıklar
oluşturduğu, bu nedenle Anayasa’nın 5. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür. 1479 sayılı Yasa’nın 4447 sayılı
Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin itiraz konusu ikinci tümcesinde,
gelir tablosunda yer alan gelir basamaklarının her yıl Nisan ayında ilk
olarak bir önceki yılın Aralık ayı ile ondan önceki yılın Aralık ayına göre
Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler
tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranı kadar, ikinci olarak bir önceki
yılın gayri safi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla
gelişme hızları kadar arttırılarak belirlenmesi öngörülmektedir. Anayasa’nın 10.
maddesinde kanun önünde eşitlik ilkesi belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin
birçok kararında da vurgulandığı gibi, yasa önünde eşitlik, herkesin her
yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmez. Anayasa’nın amaçladığı
eşitlik eylemli değil hukuksal eşitliktir. Durum ve konumlarındaki farklılık
ve özellikler, kimi kişiler veya topluluklar için değişik kural ve uygulamaları
gerekli kılar. Resmi istatistiklerin
üretimine ve organizasyonuna ilişkin temel ilkeleri ve standartları
belirlemek, ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgilerin
toplanmasını, değerlendirilmesini, gerekli istatistiklerin üretilmesini,
yayımlanmasını, dağıtımını ve resmi istatistik programında istatistik
sürecine dahil kurum ve kuruluşlar arasında
koordinasyonu sağlamak üzere Devlet İstatistik Enstitüsü kurulmuştur. Bu kurumun yayınladığı
tüketici fiyat indeksleri, enflasyon ve ekonomi için bir gösterge
olması, hükümetlerin ekonomik politikalarının belirlenmesi, ücretlerin ve
fiyatların ayarlanması, milli muhasebe hesapları, fiyat analizleri, ticari
faaliyetlerin yönlendirilmesi gibi değişik amaçlar için çeşitli kesimler
tarafından kullanılan resmi ve bilimsel ölçütlerdir. DİE, nüfusu 20.001 ve
daha fazla olan kentsel yerleşim yerlerinden oluşan Kentsel Yerler Tüketici
Fiyatları İndeksi ve nüfusu 20.000’den az olan yerleşim yerlerinden hareketle
Kırsal Yerler Tüketici Fiyatları İndeksini hesaplayıp yayınlamaktadır.
Kentsel Yerler Tüketici Fiyatları İndeksi uygulanmasında esas alınacak
değerler, il rakamları değil, Türkiye geneli ortalamasını vermektedir. DİE’nce Avrupa Hesaplar Sistemine göre
derlenmekte olan gayri safi yurtiçi hasıla, ekonomik büyüklüğün birkaç
ölçütünden biri olup, gayri safi milli hasıladan farklı olarak, ülke
sınırları içerisinde belli bir zaman içinde, üretilen tüm nihai mal ve
hizmetlerin para birimi cinsinden değerinin göstergesidir. İtiraz konusu kuralla,
gelir basamaklarının arttırılmasında kentsel yerler tüketici fiyat indeksi
artış oranının uygulanması enflasyon karşısında sahip olunan değeri
korumakta, gayrisafi yurt içi hasıla sabit fiyatlarla
gelişme hızının uygulanması ise büyüyen ekonomiden verilen payı göstermekte,
böylece enflasyon karşısındaki kıymetin korunması ve bir artı değer
kazanmasının amaçlandığı gözetildiğinde, buna bağlı olarak yaşlılık
aylıklarında farklılık bulunmayacağından, eşitlik ilkesine aykırılıktan sözedilemez. 1479 sayılı Yasa’ya
göre bağlanacak aylıkların belirlenmesinde, sigortalının, sigortalılık süresi
içinde aylar itibariyle bulunduğu her bir basamakta ödediği prim gün sayısı,
4447 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihin öncesi ve sonrasında ödediği
prim gün sayısı, aylık başlangıç tarihindeki gelir tablosu, aylık bağlama
oranı ile aylık bağlanma talep tarihi ve aylık bağlanma tarihinde geçerli
olan hesaplama yöntemi, Yasa’nın geçici 11. maddesi ve dönemsel olarak
yapılan yasal düzenlemelerle getirilen sosyal destek ödemeleri
uygulamalarının belirleyici unsurlar olduğu gözetildiğinde, bu unsurlardan
birinde oluşacak değişikliğin bağlanan aylıklarda da farklılıklar ortaya
çıkarması kaçınılmazdır. Buna göre, aylık bağlanma zamanı ve
koşulları farklı olan sigortalılar arasında eşitlikten sözedilemez.
Tüm özellikleri aynı olan sigortalıların da alacakları aylıkların itiraz
konusu kural nedeniyle farklı olmayacağı açıktır. Belirtilen nedenlerle, kural,
Anayasa’nın 10. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Kuralın, Anayasa’nın 5.
maddesi ile ilgisi görülmemiştir. VI - SONUÇ 2.9.1971
günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 25.8.1999 günlü, 4447 sayılı
Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin ikinci
tümcesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 29.5.2008
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
|||||||||||||||||