Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından: Esas Sayısı :
2002/45 Karar Sayısı :
2008/109 Karar Günü :
29.5.2008 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 9. İdare Mahkemesi İTİRAZIN KONUSU: 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandığı Kanunu’na 7.2.1969 günlü, 1101 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle eklenen
Ek 11. maddenin Anayasa’nın 10. ve 60. maddelerine aykırılığı savıyla iptali
istemidir. I - OLAY Çalışmakta olduğu şirketin 5434 sayılı
Yasa kapsamına giren işyerine dönüşmesi nedeniyle emekli aylığının kesilmesine
dair Emekli Sandığı işleminin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa’ya
aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme, itiraz konusu kuralın iptali için
başvurmuştur. II - İTİRAZIN GEREKÇESİ Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir: “Anayasamızın 10. maddesinde; “…Devlet
organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine
uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” Hükmüne 60. maddesinde de, “Herkes
sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli
tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu olayda Kara Kuvvetleri
Komutanlığı emrinde KD.Bnb.
olarak görev yapmakta iken 21.4.1993 tarihinde
isteği ile emekliye ayrılan davacı 1996 yılı Kasım ayında İzelman
Genel Hizmetler Temizlik İşleri Özel Eğitim Reklam ve Taşımacılık Tic. Ltd. Şti.’nde S.S.K.’na sosyal
güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya başladığı, söz konusu şirketin kuruluşundan
15.11.1999 tarihine kadar % 70’i İZOLAŞ A.Ş.’ne % 30’u ise İzmir
Yayıncılık-İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayıncılık ve Tarım Hizmetleri Sanayi
ve Ticaret A.Ş.’ne ait iken İzmir İmar Limited
Şirketi ve İzay İzmir İnşaat Müşavirlik Jeotermal
Kaynaklar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile
birleşmesi sonucunda İzmir Büyükşehir Belediyesi hisse oranının % 63.3’e
yükseldiği, bunun üzerine davacının emekli aylıklarının kesilerek
1.12.1999-20.6.2000 tarihleri arası aylık farkları tutarının adına borç
çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu işleme
dayanak alınan 5434 sayılı Ekmekli Sandığı Yasasının Ek 11. maddesinde aynen;
“T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi daire, kurum ve ortaklar ile bunların
Sosyal Sigortalar Kanununa tabi daireler, kurum ve ortaklar ile bunların
Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işyerlerinde emekliye tabi olmayan ücretli
geçici kadrolu veya yevmiyeli hizmetler tayin
edilen emeklilerin, buralarda çalıştıkları sürece emekli aylıkları kesilir. Bunları çalıştıranlar, vazifeye
başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde yazı ile T.C. Emekli Sandığına
bildirirler. Şu kadar ki, yaş
haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın
eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler ile mahiyeti
itibariyle hizmetin görülmesi mücbir bir sebebe dayandığı ve özel bir
ihtisası gerektirdiği ilgili Bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının
mütalaası alınmak suretiyle Bakanlar Kurulu kararı ile belirtilen yerlere
tayin edilecekler hakkında 1. fıkra hükmü uygulanmaz” hükmü yer almakta
ancak, 5434 sayılı Yasa’da söz konusu maddede belirtilenler dışında Sosyal
Sigortalar Yasasına tabi olarak çalışan emeklilerin emekli, aylıklarının
kesileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda 5434 sayılı Yasanın Ek 11.
maddesi Emekli Sandığına tabi emekli statüsünde olup Sosyal Sigortalar
Yasasına tabi iş yerlerinde çalışanlar arasında çalıştıkları işyerlerinin
niteliklerine göre bir ayrıma yer verilmiş olmaktadır ki bu hususu Anayasanın
10. maddesinde yer alan yasa önünde eşitlik ilkesine aykırılık
oluşturmaktadır. Zira bu ilke ile aynı durumda bulunan kimi kişi ve
topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa önünde eşitliğin çiğnenmesi
yasaklanmıştır. Öte yandan 5434 sayılı Yasanın Ek 11.
madde hükmü ile Emekli Sandığına tabi emekli olanlardan söz konusu maddede
belirtilen işyerlerinde çalışanların emekli aylıklarının kesilmesinin
öngörülmesi sosyal güvenlik hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğundan Anayasa’nın
60. maddesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle 5434 sayılı Emekli
Sandığı Kanununun Ek 11. maddesindeki hükmün Anayasanın 10. ve 60.
maddelerine aykırı olduğu kanısına varıldığından, anılan Yasa hükmünün iptali
istemiyle Anayasa Mahkemesine, başvurulmasına ve Anayasa Mahkemesinin bu
konuda vereceği karara kadar dosyanın bekletilmesine 4.7.2001 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.” III - YASA METİNLERİ A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandığı Kanunu’na 1101 sayılı Yasa ile eklenen Ek 11. madde şöyledir: “T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi
daire, kurum ve ortaklıklar ile bunların Sosyal Sigortalar Kanununa tabi
işyerlerinde emekliliğe tabi olmayan ücretli, geçici kadrolu veya yevmiyeli hizmetlere tayin edilen emeklilerin, buralarda
çalıştıkları sürece emekli aylıkları kesilir. Bunları çalıştıranlar, vazifeye
başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde yazı ile T.C. Emekli Sandığına
bildirirler. Şu kadar ki, yaş
haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın
eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler ile mahiyeti
itibariyle hizmetin görülmesi mücbir bir sebebe dayandığı ve özel bir
ihtisası gerektirdiği ilgili Bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının
mütalaası alınmak suretiyle Bakanlar Kurulu kararı ile belirtilen yerlere
tayin edilecekler hakkında 1 inci fıkra hükmü uygulanmaz”. B - Dayanılan Anayasa Kuralları Başvuru kararında, Anayasa’nın 10. ve
60. maddelerine dayanılmıştır. IV - İLK İNCELEME Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8.
maddesi uyarınca, Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Samia
AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Fulya
KANTARCIOĞLU, Rüştü SÖNMEZ, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, ve Enis TUNGA’nın
katılımlarıyla 14.3.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle
uygulanacak kural konusu üzerinde durulmuştur. Anayasa’nın 152. ve
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un
28. maddesine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle
uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya
aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi
olduğu kanısına varırsa, bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne
başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu
kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için,
elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması
ve iptali istenen kuralın o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak
yasa kuralları ise, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların
çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz etki yapacak
nitelikteki kurallardır. Emeklinin emekli aylığının kesilmesine
dair dava konusu işlem, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na
1101 sayılı Yasa ile eklenen Ek 11. maddenin birinci fıkrasına göre
yapılmıştır. Ek 11. maddenin ikinci fıkrası emekli aylığının kesilmesi
usulüne, üçüncü fıkrası ise istisnalara ilişkin düzenlemeler içermektedir.
Buna göre ikinci ve üçüncü fıkralar, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin
davada uygulayacağı kurallar olmadığından, bunlara ilişkin başvurunun
Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, dosyada eksiklik bulunmadığından
işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir. V - ESASIN İNCELENMESİ Başvuru kararı
ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan
Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Başvuru kararında, itiraz konusu kuralın kapsamında belirtilenler
dışında Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi olarak çalışan emeklilerin emekli
aylıklarının kesileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı, 5434
sayılı Yasa’ya göre emekli olanların Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi
işyerlerinde çalışmaları ile 5434 sayılı Yasa’ya tabi işyerlerinde çalışmalarında,
emekli aylıklarının kesilmesi açısından çalıştıkları işyerlerinin
niteliklerine göre farklı düzenlemelere yer verilmediği, bunun da Anayasa’nın
10. maddesindeki eşitlik ilkesine, sosyal güvenlik hakkının kısıtlanması
sonucunu doğurması nedeniyle de Anayasa’nın 60. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür. İtiraz konusu
kuralda, 5434 sayılı Yasa’ya tabi daire, kurum ve ortaklıklar ile bunların Sosyal
Sigortalar Kanununa tabi işyerlerinde emekliliğe tabi olmayan ücretli, geçici
kadrolu veya yevmiyeli hizmetlere tayin edilen
emeklilerin, buralarda çalıştıkları sürece emekli aylıklarının kesileceği
öngörülmüştür. Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir”
denilmektedir. Buna göre Devlet, bireylere gelecekte karşılaşacakları sosyal
riskler karşısında yoksulluğa düşmemeleri için asgarî ölçüde bir yaşam düzeyi
sağlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, sosyal sigorta kuruluşlarınca, kendi
kuralları çerçevesinde gerçekleştirilir ve yerine getirilir. Sosyal güvenlik, her şeyden önce,
herhangi bir nedenle kısmen ya da tamamen çalışamayanlara ve bu nedenle gelir
kaybına uğrayarak muhtaç duruma düşenlere, insan onuruna yaraşır asgarî bir
hayat sürmeleri için gerekli olan gelirin sağlanmasını öngörür. Sosyal
güvenlik, ekonomik yönden güçsüzleri, insanca yaşamak için yeterli geliri olmayanları
koruyup kollar. Emekli aylığının amacı da, yaşlılık
döneminde çalışamama dolayısıyla gelirden yoksun kalmaya yönelik tehlikenin
ortadan kaldırılmasıdır. Böylece kişilere, yaşlılık nedeniyle çalışamaz
duruma geldiklerinde yaşamlarını sürdürebilecekleri bir geliri sağlama
güvencesi verilmektedir. İtiraz konusu kural, emekli aylığı
almakta olan kişinin kendi isteği ile kuralda belirtilen yerlerde yeniden
çalışmaya başlaması durumunda emekli aylığının kesilmesine ilişkindir.
Böylece itiraz konusu kuralla, kişinin sosyal güvenlik hakkı ortadan
kaldırılmamakta ve emeklilik statüsüne zarar verilmemektedir. Kural, sadece
belirtilen yerlerde çalışıldığı ve karşılığında gelir elde edildiği sürece
emekli aylığının kesilmesini öngörmektedir. Bu durumda da sosyal güvenliğin
sosyal riskler karşısında asgari yaşam düzeyinin sağlanması amacı ortadan kalkmamaktadır.
Kaldı ki kişi, belirtilen kurumlarda çalışarak daha iyi bir yaşam
elde etme düşüncesiyle sosyal güvenlik sisteminin sağladığı emekli
aylığından kendi isteği ile vazgeçmektedir. İşyerinin daha sonra Emekli
Sandığı kapsamına tabi hale gelmesinin de bu ilkeyi değiştirmeyeceği açıktır. Öte yandan, istihdam politikasının bir
gereği olarak emekli aylığı almakta iken kendi isteği ile belirtilen yerlerde
yeniden çalışmaya başlayanların emekli aylıklarının kesilmesinin öngörülmesi
yasa koyucunun takdir alanı içerisindedir. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın
60. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. 5434 sayılı Yasa’ya tabi daire, kurum ve
ortaklıklar ile bunların Sosyal Sigortalar Kanununa tabi işyerlerinde
emekliliğe tabi olmayan ücretli, geçici kadrolu veya yevmiyeli
hizmetlere tayin edilen emekliler ile bunların dışında kalan işyerlerinde
çalışan emeklilerin aynı durumda olmamaları nedeniyle bunlar arasında eşitlik
karşılaştırması yapılamaz. Osman Alifeyyaz
PAKSÜT ile Mehmet ERTEN bu görüşe katılmamışlardır. VI - SONUÇ 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na 7.2.1969 günlü, 1101 sayılı Yasa’nın 1.
maddesiyle eklenen Ek 11. maddenin birinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın
REDDİNE, Osman Alifeyyaz PAKSÜT ile Mehmet ERTEN’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
29.5.2008 gününde karar verildi.
KARŞIOY YAZISI
İptali istenen kural, T.C. Emekli
Sandığı Kanunu’na tabi daire, kurum ve ortaklıklar ile bunların Sosyal
Sigortalar Kanununa tabi işyerlerinde emekliliğe tabi olmayan ücretli, geçici
kadrolu veya yevmiyeli hizmetlere tayin edilen
emeklilerin, buralarda çalıştıkları sürece emekli aylıklarının kesileceğini
öngörmektedir. Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye
Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiş;
10. maddesinde eşitlik ilkesine yer verilerek hiçbir kişiye, aileye, zümreye
ve sınıfa imtiyaz tanınamayacağı vurgulanmış; 60. maddesinde de herkesin
sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Anayasa’nın
Başlangıcındaki ifadeler ile 5. ve 60. maddeleri Sosyal Devlet ilkesi
ile birlikte değerlendirildiğinde, Anayasa’nın amacının, yasalar çerçevesinde
emekli aylığı almaya hak kazanan kişinin bu hakkının kesintisiz devamını
güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır. Anayasanın Başlangıç bölümünün yedinci
fıkrasında “Topluca Türk vatandaşlarının … nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her
türlü tecellisinde ortak olduğu …” belirtilmiştir. Buna karşın,
mevzuatımızda bu konuda kişiler arasında farklı uygulamalara yol açan kurallar
bulunmaktadır. Bu bağlamda, örneğin, 5335 sayılı Yasa’nın 30. maddesinin
dördüncü fıkrasında sayılan şu kişiler yönünden, emekli aylıklarında herhangi
bir kesilme söz konusu değildir: “ a) Cumhurbaşkanlığına
seçilenler, b) Dışarıdan Bakanlar Kurulu
üyeliğine atananlar, c) Yasama Organı üyeliğine
seçilenler, d) Mahalli idareler seçimleri
sonucuna göre görev alanlar, e) Sadece toplantı veya huzur ücreti
ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği
ücreti karşılığında görevlendirilenler, f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her
derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı
ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi
verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı
aranmaz), g) Vakıf üniversitelerinde görev
alanlar, h)Özel kanunlarında emeklilik veya
yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden
Cumhurbaşkanı tarafından atananlar, Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek
kararname ile atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet
Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev
verilenler, i) 2547 sayılı Yükseköğretim
Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca
Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış
olanlar” Kamuda bir kesime
tanınan bu istisnalara bakıldığında, herkes için eşit koşullarda sağlanması
gereken sosyal güvenlik hakkından doğan ve o güne kadar ödenmiş primlerin
karşılığını oluşturan emekli aylıklarının tekrar kamu görevine giren bir
kısım kişiler için kesilmezken bir kısmı için kesilmesinin, Anayasa’nın
öngördüğü bir sonuç olmayıp, yasa koyucunun nesnel bir ölçüte dayanmayan
öznel takdiri olduğu sonucuna varmak kaçınılmazdır. Emekli aylığından mahrumiyetin, kişinin daha iyi imkanlara kavuşacağı düşüncesiyle yeniden çalışmaya
başlaması üzerine kendi isteğiyle meydana geldiği de ileri sürülemez. Çünkü
yine kendi istekleriyle diğer bazı görevlere gelenlerin aylığında bu kesinti
yapılmamaktadır. Kuralın, genç iş gücüne daha fazla çalışma olanağı sağlama
amacıyla benimsenen bir istihdam politikasını yansıttığı da söylenemez.
Kişiler arasında ayrımcılık gözetilerek ve adaletsiz davranılarak sosyal
yararın sağlandığından söz etmek, sosyal Devlet fikrine yabancıdır. Eğer
Devletin mali imkanları vatandaşlardan bir kısmının
emekli aylığı kesilmeksizin tekrar kamuda çalıştırılmasına olanak veriyorsa
aynı olanağın, aynı hukuki konumda (emekli) bulunan tüm vatandaşlara
tanınması gerekir. Eşitlik ilkesi, yasa koyucunun farklı bir düzenleme
yapmasına engeldir. Eşitliğe aykırı olan bu düzenleme, aynı zamanda
Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı düşer. Belirtilen nedenlerle Anayasa’nın
Başlangıcı ile 2., 5., 10. ve 60. maddelerine aykırı
olan kuralların iptali gerektiği düşüncesiyle, karara katılmıyorum.
Başkanvekili Osman
Alifeyyaz PAKSÜT KARŞIOY
YAZISI Anayasa
Mahkemesi’nin 3.4.2007 günlü, E.2005/52, K.2007/35 sayılı kararında, 5335
sayılı Yasa’nın 30. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının iptali gerektiği
yönündeki karşı oy yazısında belirttiğim gerekçelerle 8.6.1949 günlü, 5434
sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na 1101 sayılı Yasa ile
eklenen Ek 11. maddesinin iptali gerekir. Bu nedenle redde ilişkin çoğunluk
kararına katılmadım. Üye
Mehmet
ERTEN |
|||||||||||||||||