Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı : 2005/28
Karar Sayısı : 2008/122
Karar Günü : 12.6.2008
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER
:
1) Ankara 9. İş Mahkemesi (E. 2005/28)
2) Bursa 2. İş Mahkemesi (E.2005/131-132
ve133)
İTİRAZLARIN KONUSU : 13.6.1952 günlü, 5953 sayılı Basın
Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi
Hakkında Kanun’un 4.1.1961 günlü,
212 sayılı Yasa ile değiştirilen 14. maddesinin ikinci fıkrasıyla,
Ek 1. maddesinin 8. fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa’nın 2., 5., 10. 11., 48., 49. ve 55. maddelerine aykırılığı
savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Basın mesleğinde çalışanlar tarafından
çalışma ve/veya fazla çalışma ücretinin tespit ve tahsili talebiyle açılan
davalarda, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan
ya da tarafların Anayasa’ya aykırılık savlarını ciddi bulan mahkemeler
iptalleri için başvurmuşlardır.
II- İTİRAZLARIN GEREKÇELERİ
Ankara 9. İş Mahkemesinin 22.2.2005 tarihli başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“…Dosyamızda davacının
5953 sayılı Basın İş Yasasının “ücret” başlıklı 14. maddesinin 2. fıkrasında
yer alan ‘Gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, bu
ücretleri geçecek her gün için % 5 fazlası ile ödemeye mecburdurlar’
Aynı şekilde ek 1. maddesinin 8. fıkrasında
da ‘fazla çalışmalara ait ücretin müteakip ücret tediyesi ile birlikte,
ödenmesi mecburidir. Fazla çalışma ücretlerinin gününde verilmemesi
halinde, her geçen gün için % 5 fazlası ile ödenir.’ hükümlerini
içermektedir.
Bu düzenlemeler nedeniyle, % 5 fazla
ödemeye ilişkin talep ve bu talebin dayanağı düzenleme, Anayasanın Kanun
önünde eşitlik ilkesini açıkça ihmal etmektedir.
Davacının davasını dayandırdığı Basın
İş Yasasının 14. maddesi açıkça Anayasanın ön gördüğü eşitlik ve sosyal
denge kavramlarına aykırıdır.
Şöyle ki; 1475 sayılı yasaya göre
çalışan ve işçi statüsünde sayılanlar ile,
gazetecilerin toplumun tüm kesimindeki işçilerden ayrık tutulması,
eşitsizliğe meydan vermektedir.
Kanun koyucu iş bu maddeyi çalışanların
ücretlerini vaktinde ödenmesi için koymuş ise de, diğer kanunlarda böyle
bir hükmün bulunmaması Basın İş Kanunlarına tabi olarak çalışanlara haksız
yere ayrıcalık sağlamaktadır.
Basın İş Yasasındaki bu düzenlemeler
ile mahkememizce Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerinden biri olarak
değerlendirilen ‘Adalet anlayışı içindelik’ farklı kanunlara tabi işçilere
farklı uygulamalar yapılarak çiğnendiği kanaatine varılmıştır.
Basın İş Yasasına göre fazla çalışma
ücretlerinin gününde verilmemesi halinde her geçen gün % 5 fazlası ile
ödenmesi, geçecek her gün ile orantılı olarak artmakta ve kısa sürede büyük
meblağlara varmaktadır.
Madde hükmünün bu özelliği Basın İş
Yasasına tabi işçiyi haksız menfaat sağlamak yoluna itmektedir.
Nitekim Yargıtay Genel Kurulu 1973/4
esas nolu kararı ile Basın İş Yasasının 14/2
maddesi ‘kamu hükmü’ olmasına rağmen, bir içtihadı birleştirme kararı ile
sorumluluğun belirlenmesini ve şartların gerçekleşmesi halinde kıyas yolu ile
Borçlar kanunun 44. maddenin uygulanması gerektiğine karar vermiştir.
Oysa Basın İş Yasasında bu konuya
ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı halde, haksız fiillerde ve akde aykırılık
hallerinde uygulanan bu hükmün kanundan doğan sorumluluklarda da
uygulanması yoluna gidilmiştir.
Dolayısıyla Yargıtay Genel Kurulu bu
içtihadı birleştirme kararı ile haksız menfaat elde edilmesini bir nebzede
olsa azaltmaya çalışmış ve akde aykırılık hallerinde uygulanan bu hükmün
kanundan doğan sorumluluklarda da uygulanması yoluna gidilmiştir.
Anayasanın 10. maddesinde ‘hiçbir
kişiye aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve
idare makamları, bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadırlar.’ denilmektedir.
Yine bu maddenin gerekçesinde; ‘her
hangi bir niteliğe veya ölçüye dayanılarak insanlar arasında ayrım yapılamaz.’
sözleri yer
almaktadır.
Devlet Organları arasında yer alan
Yasama organı bu hükme aykırı olarak çıkardığı yasanın ilgili maddesi ile, bir zümreye imtiyaz tanımış ve Anayasanın 10.maddesine
aykırı davranarak insanlar ve çalışanlar arasında ayırım yapmıştır.
Ayrıca Anayasanın 5.maddesinde;
Devletin temel amaç ve görevlerinin bir bölümünün toplumun huzur ve
mutluluğunu sağlamak ve sosyal hukuk Devleti ve Adalet ilkeleri ile
bağdaşacak şekilde insanların maddi ve manevi varlığının gelişmesine
çalışmak olduğu belirtilmiştir.
Ancak yukarda işaret edilen Yasa
maddesi ve ek madde ile, sosyal hukuk devleti ve
Adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak şekilde toplum içinde yer alan bir zümrenin
mutluluğunu sağlamak ve bir kısım insanı toplumun ve çalışanların geri kalan
bölümünden soyutlayarak, o zümrede yer alan insanların maddi ve manevi varlığının
gelişmesine çalışıldığı ve bu şekilde Anayasanın 2. ve 5 maddelerine aykırı
olarak hareket edildiği açıktır.”
Bursa 2. İş Mahkemesinin başvuru kararlarının
gerekçe bölümleri şöyledir:
“İptali istenen 5953 Sayılı Basın İş
Yasasının 14. maddesinin 2. fıkrasında; ‘Gazetecilere ücretlerini vaktinde
ödemeyen işverenler, bu ücretleri, geçecek her gün için yüzde beş
fazlasıyla ödemeye mecburdurlar.’ Aynı Yasanın Ek–1. maddesinin 8. fıkrasında;
‘fazla çalışmalara ait ücretin, müteakip ücret tediyesiyle birlikte
ödenmesi mecburidir. Fazla çalışma ücretinin gününde ödenmemesi halinde her
geçen gün için % 5 fazlasıyla ödenir.’ hükümleri bulunmaktadır.
Yukarda belirtilen maddelerin % 5
fazlaya ilişkin ödenmesi kanun önünde eşitlik, adalet ilkeleri ve sosyal
denge kavramlarına aykırı olduğu açıktır. İş Yasasına ve diğer yasalara
tabi olarak çalışan işçiler ile basın iş kolunda çalışan gazeteciler
arasında ayrım yapan ve sosyal haklar, alacaklar konusunda uçurumlara neden
olan, çalışma barışını bozan ilgili düzenlemenin eşitsizliğe ve haksızlığa
neden olduğu açıktır. Maddede belirtilen % 5 faiz uygulaması basın iş
kolunda çalışanlara haksız yere imtiyaz (ayrıcalık) sağlamaktadır. Basın İş
Yasasına göre çalışanlara % 5 faiz uygulaması sonunda ödenmesi gereken
miktar her geçen gün orantılı olarak artmakta ve kısa sürede büyük
meblağlara ulaşmaktadır. Madde hükmünün bu özelliğinin Basın İş Yasasına
tabi olarak çalışan işçilere haksız menfaat sağladığı, diğer işçilerle
mukayese dahi edilemeyecek ödemelere sebebiyet verdiği çok açıktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili
Hukuk Daireleri verdikleri kararlarında, bu haksızlığın azda olsa giderilmesi
için Borçlar Kanununun 44. maddesinin uygulanmasını ve önemli oranda
indirim yapılması gerektiğini ( % 80, 90 gibi) belirtmişlerdir. Haksız
fiillere ve akde aykırılık hallerinde uygulanan bu hükmün kanundan doğan
sorumluluklarda da uygulanması sonucunu doğuracak bu kararlar dahi
haksızlığın giderilmesine yeterli olmamıştır.
Anayasanın 10. maddesinde ‘hiçbir
kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Devlet organları ve
idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadır’ denilmektedir. Aynı maddenin gerekçesinde
de: ‘Herhangi bir niteliğe ve ölçüye dayanılarak insanlar arasında ayrım
yapılamaz’ denilmektedir
Yasama organı bu hükme aykırı olarak
çıkardığı yasanın ilgili maddesiyle bir zümreye imtiyaz tanımış ve çalışanlar
arasında ayrım yapmıştır.
İlgili 14/2 ve Ek 1.
maddenin 8. fıkrası Sosyal Hukuk Devleti ve Adalet İlkeleri ile
bağdaşmayacak şekilde toplum içinde yer alan bir zümrenin mutluluğunun
sağlandığı, basın işçilerini diğer çalışanlardan soyutlayarak o insanların
maddi varlıklarının gelişmesine çalışıldığı, bu iş kolunda çalışan
işçilerin bağlı olduğu işverenlere ağır yıkımlar getirebilecek, sosyal
dengeleri bozacak sonuçlara neden olduğu ve bu şekilde Anayasanın 2. ve 5.
maddelerine aykırı olarak hareket edildiği açıktır. Yine madde hükmünün ‘Devlet... çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.’
ibarelerini taşıyan Anayasanın 49. maddesi ile ‘Devlet, çalışanların yaptıkları
işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan
yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır.’ ibarelerini taşıyan 55.
maddesine aykırı olduğu, söz konusu uygulamanın çalışma barışını bozacak
nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları
13.6.1952
günlü, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki
Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’un;
- İptali istenen ikinci fıkrasını da
içeren 212 sayılı Yasa ile değişik 14. maddesi şöyledir:
“Kararlaştırılan ücret her ay peşin olarak ödenir.
İlave ücretlerin sigorta priminin ödenmesi mecburidir.
Gazetecilere
ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler, bu ücretleri, geçecek her gün
için yüzde beş fazlasıyla ödemeye mecburdurlar.
Mukavele müddeti sona ermeden evvel kendisine
atfedilebilecek bir kusuru olmaksızın işine son verilen gazeteci, peşin
almış olduğu ücretin henüz işlememiş bulunan kısmını iade etmeye mecbur
tutulamaz.
Gazeteciler her hizmet yılı sonunda işverenin
sağladığı kârın emeklerine düşen nıspî karşılığı
olarak asgari birer aylık ücret tutarında ikramiye alırlar.”
- İptali istenilen sekizinci
fıkrasını da içeren Ek 1. Maddesi şöyledir:
“5953 sayılı Kanunun birinci maddesindeki gazeteci
tabirinin şümulü içinde bulunan kimselerden müessese, matbaa, idarehane ve
büro gibi yerlerde hizmetlerinin mahiyeti itibariyle müstemirren çalışanlar
için günlük iş müddeti, gece ve gündüz devrelerinden sekiz saattir.
Yukarıdaki fıkra hükmünün dışında kalarak, gündüz
veya gece devresindeki çalışma müddetinin daha fazla hadlere artırılması ve
ulusal bayram, genel tatiller ve hafta tatilinde çalışılması bu Kanuna göre
(fazla saatlerde çalışma) sayılır.
Pazar gününden başka bir gün hafta tatili yapan
gazeteci pazar günü fazla mesai yapmış sayılmaz.
Her bir fazla çalışma saati için verilecek ücret,
normal çalışma saati ücretinin % 50 fazlasıdır.
Ancak, günlük normal çalışma müddetine ilaveten bu
madde gereğince tatbik edilecek fazla çalışmaların saat 24’den sonraya tesadüf
eden saatlerinde ücret bir misli fazlasıyla ödenir.
Fazla saatlerin hesabında, yarım saatten az olan
müddetler yarım saat, fazlası ise bir saat sayılır.
Fazla saatlerde çalışma ücretlerini parça başına
veya yapılan iş miktarına göre alan gazetecilere yaptırıldığı takdirde dahi
bu kimselerin fazla saatlere tekabül eden ücretlerini bu maddedeki esaslara
göre ödenir.
Fazla çalışmalara ait ücretin,
müteakip ücret tediyesiyle birlikte ödenmesi mecburidir. Fazla çalışma ücretlerinin gününde
verilmemesi halinde, her geçen gün için % 5 fazlasıyla ödenir.
Fazla mesai günde 3 saati geçemez.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa’nın 2., 5., 10. 11., 48., 49. ve 55. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi hükmü
uyarınca, E.2005/28 sayılı dosya ile ilgili olarak 15.3.2005 gününde
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine; E.2005/131, 132 ve 133 sayılı dosyalarla ilgili
olarak 17.11.2005 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında ise dosyalarda
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine ve aralarındaki hukuki
irtibat nedeniyle davaların birleştirilerek incelemenin 2005/28 esas sayılı
dosya üzerinden yürütülmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararlarıyla bunların ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu kurallar, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
İtiraz başvurularında, zamanında ödenmeyen ücret
ile fazla çalışma ücretinin günlük yüzde beş fazlasıyla ödenmesini
düzenleyen itiraz konusu kurallar gereğince, geçecek günle orantılı olarak
ödenmesi gereken meblağın kısa sürede büyük rakamlara ulaştığı, böylece
gazetecilere, İş Kanunu’na tâbi olarak işçi statüsünde çalışanlardan farklı
olarak ayrıcalık tanındığı, ayrıca sosyal hukuk devleti ve adalet
ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde çalışma barışını bozduğu gerekçesiyle
kuralların Anayasanın 2., 5., 10., 11., 48., 49.
ve 55. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Anayasanın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin
toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel
ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu
vurgulanmış,
5. maddesinde,
“...kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak;
kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet
ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal
engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için
gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” Devletin temel amaç ve görevleri
arasında sayılmış,
10. maddesinde, “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,
siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım
gözetilmeksizin kanun önünde eşittir…Hiçbir
kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve
idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun
olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmüne yer verilmiş,
48. maddesinde, “Herkes, dilediği alanda çalışma ve
sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.
Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara
uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlıyacak tedbirleri alır” denilmiş;
49. maddesinde, “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını
geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği
önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri
alır. Devlet, çalışanların hayat seviyesini
yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri
korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir
ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır”
ifadesine yer verilmiş,
55. maddesinde ise, “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların
yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal
yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgari ücretin tespitinde
çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde
bulundurulur” hükmü yer almıştır. Asgari ücretin tespitinde ülkenin
ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurulur.
5953
sayılı Basın İş Kanununun 212 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değişik 14.
maddesinin ikinci fıkrasına göre, gazetecilerin ücretlerini vaktinde
ödemeyen işverenler, bu ücreti geçecek her gün için % 5 fazlasıyla ödemeye
mecburdurlar.
Kanun’un
1. maddesine göre “gazeteci”, “Bu
Kanun şümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara”
denilmekte ve Kanun’un, “Türkiye’de
yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü
fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunu’ndaki “işçi” tarifi şümulü
haricinde kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanacağı”
belirtilmektedir. Dolayısıyla gazetecilik işyerinde yapılan çalışmada fikir
ve sanat işi yapma koşulunun da gerçekleşmesi gerekmektedir. Yasanın 14.
maddesinde her ay peşin olarak ödeneceği belirtilen ücretin işveren ile gazeteci arasında 4.
madde gereğince yazılı olarak yapılması ve sözleşmede mutlaka yer alması
gereken “ücret” olduğu anlaşılmaktadır.
5953 sayılı Kanun`a
eklenen 1. maddenin sekizinci fıkrasına göre, fazla çalışmalara ait ücretin
müteakip ücret tediyesiyle birlikte ödenmesi mecburidir. Fazla çalışma
ücretleri, gününde verilmemesi halinde, her geçen gün için % 5 fazlasıyla
ödenir. Aynı maddede, gazeteci tabirinin şümulü içinde
bulunan kimselerden müessese, matbaa, idarehane ve büro gibi yerlerde
hizmetlerinin mahiyeti itibariyle müstemirren çalışanlar için günlük iş
müddetinin, gece ve gündüz devrelerinden sekiz saat olduğu, bunun dışında
gündüz veya gece devresindeki çalışma müddetinin daha fazla hadlere
artırılması ve ulusal bayram, genel tatiller ve hafta tatilinde
çalışılmasının bu Kanuna göre (fazla saatlerde çalışma) sayılacağı, her bir fazla çalışma saati için verilecek
ücretin, normal çalışma saati ücretinin % 50 fazlası olduğu belirtilmiştir.
Başvuru gerekçelerinde, kurallarda yer alan “günlük yüzde beş fazlasıyla ödeme”ye
ilişkin düzenlemelerin itiraza konu edildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen “yasa önünde
eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke
ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı,
aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı
tutulmalarını sağlamak, ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa
önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı
anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar
için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal
durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez
İptali istenen kurallarla gazetecilere, zamanında
ödenmeyen ücret ve fazla çalışma ücreti açısından diğer çalışanlara
tanınmayan lehe düzenlemeler getirilmiştir. Buna ilişkin olarak yasama
belgelerinde, basında
mevcut bir huzursuzluğun çözümüyle işçi ve memur statüsünden farklı çalışma
koşullarına tâbi gazetecileri korumanın amaçlandığı ifade edilmiştir. Basın
İş Kanunu kapsamında çalışanların, yaptıkları iş gözetilerek İş Kanunu’na
tâbi olanlardan farklı yasal düzenlemelere konu edilmeleri mümkündür. Bu
iki grup, aynı hukuki statüde bulunmadıklarından itiraz gerekçelerinde öne
sürülen karşılaştırmaya elverişli değillerdir. Bu nedenle düzenlemelerin
Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı bir yönü görülmemiştir.
Anayasa’nın 49. maddesinde, çalışmanın, herkesin
hakkı ve ödevi olduğu, devletin çalışanların hayat seviyesini yükseltmek,
çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları, işsizleri korumak, çalışmayı
desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve
çalışma barışını sağlamak için
gerekli tedbirleri alacağı belirtilmektedir.
İptali istenen kurallarda yer alan “günlük yüzde
beş fazlası” ibaresi nedeniyle, ücret veya fazla çalışma olarak zamanında
ödenmeyen meblağın kısa zamanda yüksek miktarlara ulaşabildiği
anlaşılmaktadır. Çalışma
koşulları bakımından işçilerden farklı bir konumda olan ve kamuoyunu doğru
bilgilendirme görevleri bulunan gazetecileri işveren karşısında korumak
amacıyla getirildiği anlaşılan itiraz konusu bu kurallarla, gazetecilerin
bazı alacaklarının zamanında ödenmesine, gecikme halinde ise belli miktarda
ilave yapılarak tahsiline imkan sağlanmıştır.
Fazla çalışma ücretiyle normal ücretin yüzde beş fazlasıyla ödenmesine
ilişkin bu kuralların, “zamanında” ödenmeme koşuluna bağlı olarak
uygulanabilir oldukları açıktır. Ayrıca,
bu düzenlemelerin basın özgürlüğü yönünden önemli bir işlev gördüğü
de yadsınamaz. Gazetecinin görevinin haber alma, verme, basma ve yayma gibi
kamu düzenini yakından ilgilendiren niteliği de göz önüne alındığında
kuralların başlı başına çalışma barışını bozacak nitelikte oldukları
söylenemez.
Anayasa’nın “Ücrette adalet sağlanması” başlıklı
55. maddesinde, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde
etmeleri için Devletin gerekli önlemleri alacağı öngörüldüğünden,
yaptıkları işin özelliği nedeniyle basın çalışanlarını ödenmeyen ücretleri
konusunda korumaya yönelik düzenlemelerin Anayasanın bu maddesine aykırı
bir yönü de bulunmamaktadır.
Açıklanan
nedenlerle kuralların Anayasa’nın 2., 5., 10.,
11., 49. ve 55. maddelerine aykırı olmadıkları sonucuna varılmakla itirazın
REDDİ gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 48. maddesiyle ilgisi
görülmemiştir.
VI- SONUÇ
13.6.1952 günlü, 5953 sayılı Basın
Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi
Hakkında Kanun’un, 4.1.1961 günlü, 212 sayılı Yasa’nın 1. maddesiyle
değiştirilen;
1- 14. maddesinin ikinci fıkrasının,
2- Ek 1. maddesinin sekizinci
fıkrasının ikinci tümcesinin,
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve
itirazın REDDİNE, 12.6.2008
gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
Üye
Mustafa YILDIRIM
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
|
Üye
Şevket APALAK
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|