Yargıtay
2. Hukuk Dairesinden: Esas No : 2007/15939 Karar
No : 2009/947 İncelenen
Kararın : Mahkemesi : Sarıyer
2. Asliye Hukuk Mahkemesi Tarihi : 13/12/2005 Numarası : Esas No: 2005/92 Karar No: 2005/488 Davacı : Maliye Hazinesine İzafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğü Davalı : Hasımsız Dava
Türü : Gaiplik-Tescil Temyiz
Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Davanın yapılan muhakemesi
sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına bozulması Adalet
Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı Maliye
Hazinesine izafeten İstanbul Muhakemat Müdürlüğünce
açılan davada, İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, Büyükdere
Mahallesi, 84 pafta, 557 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın paydaşları olan Maryanti, Eleni, Paskal, Leonida, Teodures, Vasilyos, Tanaş, Andirya, Eftihari ve Maryanti'nin gaipliklerine karar verilmesine, mevcut
hisselerinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesinin istendiği,
mahkemece davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesince
verilen 22/10/1993 tarih ve 1993/576 esas, 1993/933
karar sayılı hükümle adı geçen taşınmaz maliklerine İstanbul Defterdarının kayyım
olarak tayin edildiği görülmüştür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun
32. maddesinde yer alan; “Ölüm tehlikesi
içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir
kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların
başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.” hükmü
uyarınca gaiplik kararının istenebilmesi için, aynı Kanunun 33. maddesinde
belirtildiği şekilde ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber
tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması ve mahkemece, gaipliğine
karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimselerin, belirli bir sürede
bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilânla çağırılması gerekmektedir. Bu
süre ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır. İncelenen dosyadan, söz konusu
ilânın 27/6/2005 tarihinde yapıldığı, hüküm tarihi
itibariyle altı aylık sürenin dolmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, Türk Medeni Kanununun
33. maddesinde öngörülen ilan süresi dolmadan adı geçenlerin gaipliğine
ilişkin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca
etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 28/1/2009 —— • —— Yargıtay 2. Hukuk Dairesinden: Esas
No : 2007/16490 Karar
No : 2009/1354 İncelenen
Kararın : Mahkemesi :
İzmir 12. Aile Mahkemesi Tarihi : 18/4/2007 Numarası : Esas No:
2007/261 Karar No: 2007/270 Davacı : Oğuz
ÇATAL Davalı :
Hasımsız Dava Türü : Evlenmeye
İzin Temyiz Eden : Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı Taraflar arasındaki davanın
yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
tarafından istenilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe
giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi ile “ancak hakim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebep ile 16
yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak
bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.” hükmü
getirilmiştir. Evlenmesine izin verilmesi
istenen 16.12.1992 doğumlu Gamze'nin dava tarihinde 16 yaşını doldurmadığı
anlaşılmaktadır. Mahkemece yasal şartların oluşmaması nedeniyle davanın
reddine karar verilmesi gerekirken Türk Medeni Kanununun 124/2. maddesi
hükmüne aykırı olarak evlenmeye izin verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427/6. maddesine dayalı
kanun yararına bozma isteğinin açıklanan sebeple kabulü ile hükmün sonuca
etkili olmamak üzere BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi. 4/2/2009 —— • —— Yargıtay 7. Hukuk Dairesinden: Esas
No : 2009/520 Karar
No : 2009/200 Mahkemesi : İstanbul
3. Sulh Hukuk Mahkemesi Tarihi : 8/11/2005 Numarası :
2005/1372-2005/1112 Davacı :
İstanbul Valiliği İl Dernekler Müd. Davalı : LANGA
Fukara Sevenler Derneği Taraflar arasındaki davanın
yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece verilen hükmün kanun yararına
bozulması Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay C.Başsavcılığı
tarafından istenilmekle tetkik hakiminin
açıklamaları dinlendi. Evrak okundu. Gereği görüşüldü: İstanbul Valiliği İl Dernekler
Müdürlüğünün 5/10/2005 tarihli 26708 sayılı yazıları üzerine 4721 sayılı T.M.K.nun 87.maddesi gereğince
davalı derneğin kendiliğinden dağılmış sayılmasına mahkemece karar verildiği
ve hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dava T.M.K.nun 87. maddesi hükmü gereğince davalı derneğin
kendiliğinden sona erdiğinin tespiti davasıdır. Dosyanın incelemesinde İstanbul
Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün talep yazısı üzerine anılan mahkemece
esasa kaydedilen davanın dosya üzerinden yapılan inceleme ile
sonuçlandırıldığı görülmüştür. 5253 sayılı Dernekler Kanununun
18/1 maddesinde "bu kanunla ilgili olarak Hukuk Mahkemelerinde bakılacak
davalarda basit yargılama usulü uygulanır." denilmektedir. Dernekler
Kanununun 36. maddesinin son cümlesinde ise "sözü edilen kanunda hüküm
bulunmayan hallerde 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun hükümleri uygulanacağı"
öngörülmüştür. Sözü edilen yasal düzenlemeler
gereğince Dernekler Kanunu ile ilgili hukuk davalarında duruşma yapılması ve
yargılamanın basit usule göre yürütülmesi ve sonuçlandırılması gerekmektedir. Davanın dosya üzerinde inceleme
yapılarak karara bağlanması konusunda mahkemeye takdir hakkı tanınmamıştır.
Ayrıca HUMK 73. maddesine göre de "istisnalar haricinde hakimin her iki tarafı istima
veyahut iddia ve müdaafalarını beyan etmeleri için
kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremeyeceği" kabul
edilmiştir. Hal böyle olunca Yargıtay
C.Başsavcılığının HUMK'nun 427/6 maddesine dayalı kanun
yararına bozma isteminin açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün sonuca etkili
olmamak üzere BOZULMASINA, Kararın onaylı bir örneğinin Resmî Gazete'de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına, dava dosyasının da yerel mahkemesine gönderilmek üzere Yüksek Yargıtay Başsavcılığına gönderilmesine 27/1/2009 gününde oybirliği ile karar verildi. |
||||||