|
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:
Esas Sayısı :
2008/42
Karar Sayısı : 2008/167
Karar Günü : 20.11.2008
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 5. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN
KONUSU: 22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1.
maddesinin, Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 68.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I-
OLAY
Liberal Demokrat
Parti tarafından 2002 yılı genel seçimlerinde Partilerinin aldığı oy ile
orantılı olarak hak kazandıklarını ileri sürdükleri Hazine yardımının yasal
faiziyle birlikte ödenmesi için Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğüne yaptıkları başvurunun reddi yolundaki işlemin iptali ile
yoksun kalındığı ileri sürülen Hazine yardımının ödenmesi istemiyle açılan
davada, davacı vekilinin Anayasa’ya aykırılık savını ciddi bulan Mahkeme,
itiraz konusu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
II-
İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının
gerekçe bölümü şöyledir:
“1982
Anayasasının 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk
milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,
demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” hükmüne; 5. maddesinde
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve
bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak,
kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel
hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle
bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri
kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli
şartları hazırlamaya çalışmaktır” hükmüne; 68. maddesinde “...Siyasi
partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır
… Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım
yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye
aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir” hükmüne yer
verilmek suretiyle, siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça dağıtılacağı
vurgulanan mali yardımın dağıtımına ilişkin sınırlama yapılırken farklı
sesleri temsil edecek partilerin örgütlenme özgürlüğünün zedelenmesinin
önüne geçilmesinin demokratik devlet ilkesinin önemli bir parçası olduğu
hususu ortaya konulmuştur.
Öte yandan dava
konusu işleme gerekçe teşkil eden 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun Ek
1. maddesinin 1. fıkrasında “Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel
seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi
Kanununun 33 üncü maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere
her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri “(B) Cetveli”
toplanmış beşbinde ikisi oranında ödenek mali yıl
için konur” hükmüne; 2. fıkrasında “Bu ödenek, yukarıdaki fıkra gereğince
Devlet yardımı yapılacak siyasi partiler arasında, bu partilerin genel
seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen toplam geçerli oy
sayıları ile orantılı olarak bölüştürülmek suretiyle her yıl ödenir. Bu ödemelerin o
yılki genel bütçe kanununun yürürlüğe girmesini takiben on gün içinde tamamlanması
zorunludur” hükmüne; aynı maddenin 5. fıkrasında ise “Milletvekili genel
seçimlerinde toplam geçerli oyların %7’sinden fazlasını alan siyasi
partilere de Devlet yardımı yapılır. Bu yardım en az Devlet yardımı alan
siyasi partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım ve genel
seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları oyla
orantılı olarak yapılır. Ancak bu yardım üçyüzelli
milyon liradan az olamaz. Bunun için her yıl Maliye ve Gümrük Bakanlığı
bütçesine yeterli ödenek konulur” hükmüne yer verilmiştir.
2820 sayılı
Yasanın Ek 1. maddesinde siyasi partilere Devlet yardımı, son milletvekili
seçiminde 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33 üncü maddesindeki
genel barajı aşmak veya toplam geçerli oyların en az % 7’sinden fazla oy
almış olmak şartlarına bağlandığı; dolayısıyla ancak bu şartları taşıyan
partilerin seçimde aldıkları oylarla orantılı şekilde her yıl Devlet
yardımı alacaklarının kurala bağlandığı, diğer partilerin Devlet yardımından
mahrum bırakıldıkları; daha önce Anayasada siyasi partilere Devlet yardımı
yapılacağına ilişkin herhangi bir açık hüküm yokken, 1995 yılında 4121
sayılı Yasa ile yapılan Anayasa değişikliğiyle, siyasi partilere Devlet
yardımı yapılacağını açıkça hükme bağlayan Anayasanın 68. maddesinin son
fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle, siyasi partilere Devletin yardımının
miktarının yeterli düzeyde olacağı ve yardımın hakça yapılacağı kurala
bağlandığı; yardımın tabi olduğu esasları belirleyecek yasal düzenlemenin,
yapılacak yardımın miktarına ve yardımın partiler arasında nasıl
dağıtılacağına ilişkin olduğu ve Anayasanın bu açık hükmüne göre Devletin
konulacak objektif kriterlere göre, az veya çok
bütün siyasi partilere yardım yapması gerekirken Anayasa gereğince
yapılacak “yeterli düzeyde ve hakça mali yardım”ın usul ve esaslarını
düzenleyecek yasal düzenleme ile siyasi partilere devlet yardımı
yapılmasının şartlarının daraltılarak geçerli oyların %7’sinden fazlasını
alamayan siyasi partilerin bu haktan mahrum bırakılmasının, Anayasanın 2.
maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyetinin demokratik bir devlet olduğu”,
5. maddesinde ki Devletin demokrasiyi korumakla görevli bulunduğu, 68.
maddesinde yer alan Siyasi partilerin, demokratik siyasi hayatın
vazgeçilmez unsurları olduğu ve Devletin partilere “yeterli düzeyde ve
hakça mali yardım yapacağı” kuralı karşısında, 2820 sayılı Siyasi Partiler
Kanunu’nun Ek 1. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu düşünüldüğünden iptali
için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 2820
sayılı Yasanın Ek-1 inci maddesine 3470 sayılı Yasayla giren en az %7 oy
alanlara da yardım yapılacağına ilişkin hüküm Anayasa Mahkemesinin 6.7.1989
tarih ve E: 1988/39 K: 1989/29 sayılı kararıyla Anayasaya uygun bulunmuş
ise de; 3470 sayılı Yasa, o tarih itibariyle Ek-1 inci maddede yardım için
öngörülen “barajı aşmış olmak” şartının Devlet yardımı yapılmasını
kolaylaştıran ve daha genişleten bir düzenleme olduğu ve o tarih itibariyle
siyasi partilere Devlet yardımı yapılmasını öngören açık bir düzenlemenin
bulunmadığı, 1995 yılında 4121 sayılı yasa ile yapılan Anayasa
değişikliğiyle, Anayasanın 68. maddesinin son fıkrasına, siyasi partilere
Devletin yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapacağı hükmü getirildiğinden,
Ek- 1 inci maddedeki düzenleme yukarıda açıklanan sebeplerle Anayasaya
aykırı hale gelmiş durumdadır.
Açıklanan
nedenlerle 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1. maddesinin
Anayasanın 2., 5., 10. ve 68. maddelerine aykırı
olduğu düşünüldüğünden, anılan Yasa hükmünün iptali istemiyle Anayasa
Mahkemesine başvurulmasına ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği
karara kadar dosyanın bekletilmesine 14.12.2007 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.”
III-
YASA METİNLERİ
A-
İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2820 sayılı
Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1. maddesi şöyledir:
“Yüksek Seçim
Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2339
sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesindeki genel barajı
aşmış bulunan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki
genel bütçe gelirleri “(B) Cetveli” toplamının beşbinde
ikisi oranında ödenek mali yıl için konur.
Bu ödenek,
yukarıdaki fıkra gereğince Devlet yardımı yapılacak siyasi partiler
arasında, bu partilerin genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan
edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı olarak bölüştürülmek
suretiyle her yıl ödenir. Bu dönemlerin o yılki genel bütçe kanununun
yürürlüğe girmesini takip on gün içinde tamamlanması zorunludur.
Bu yardım sadece
parti ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılır.
Milletvekili
genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7’sinden fazlasını alan siyasi
partilere de Devlet yardımı yapılır. Bu yardım en az Devlet yardımı alan
siyasi partinin ikinci fıkra gereğince almış olduğu yardım ve genel
seçimlerde aldığı toplam geçerli oy esas alınarak kazandıkları oyla
orantılı olarak yapılır. Ancak bu yardım üçyüzelli
milyon liradan az olmaz. Bunun için her yıl Maliye ve Gümrük Bakanlığı
bütçesine yeterli ödenek konulur.
Yukarıdaki
fıkralarda öngörülen yardım miktarları; bu yardımdan faydalanabilecek
siyasi partilere, milletvekili genel seçiminin yapılacağı yıl üç katı,
mahalli idareler genel seçim yılı için iki katı olarak ödenir. Her iki
seçim aynı yıl içerisinde yapıldığında bu ödemenin miktarı üç katı geçemez.
Bu fıkra gereğince yapılacak katlı ödemeler, Yüksek Seçim Kurulunun seçim
takvimine dair kararının ilanını izleyen 10 gün içinde yapılır.
Bu Kanunun 76 ncı maddesi hükmü dairesinde gelirleri Hazineye irad kaydedilen ve taşınmaz malları Hazine adına tapuya
tescil edilen siyasi partilere, bu madde gereğince yapılacak Devlet
yardımında, Hazineye irad kaydedilen gelirin
Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların toplam değerinin iki katı
indirilir.”
B-
Dayanılan Anayasa Kuralları
İtiraz
başvurusunda Anayasa’nın 2., 5., 10. ve 68.
maddelerine dayanılmıştır.
IV-
İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet
AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi
ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın
katılımlarıyla 15.5.2008 günü yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V-
ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve
ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kural, dayanılan Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-
Davada Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa’nın 152.
ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesine göre mahkemeler, bakmakta oldukları
davalarda uygulayacakları bir yasa veya yasa hükmünde kararnamenin
hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri
sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün
iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu
kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için
elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir dava bulunması ve iptali
istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak
yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların
çözümünde ve davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak
nitelikte bulunan kurallardır.
22.4.1983 günlü,
2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek. 1. maddesinin tamamının iptali
istenmiş ise de itiraz yoluna başvuran Mahkeme siyasi partilere Devletçe
yapılacak yardıma ilişkin maddenin birinci fıkrası ile dördüncü fıkrasının
birinci tümcesinde yer alan hükümlere göre davacı siyasi partinin Devlet
yardımından yararlanma hakkına sahip olup olmadığı hususunu karara
bağlayacaktır. Buna göre, maddenin Devlet yardımından yararlanma koşullarını
düzenleyen bu kuralların davada uygulanacak kural olup, bunların dışında
kalan hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu
nedenle, maddenin birinci fıkrasının “Yüksek
Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve
2339 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesindeki genel barajı
aşmış bulunan siyasi partilere…” bölümü ile dördüncü fıkrasının “Milletvekili genel seçimlerinde toplam
geçerli oyların %7’sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı
yapılır.” şeklindeki ilk tümcesi dışında kalan hükümlerine ilişkin başvurunun
Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE 20.11.2008 gününde OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.
B-
Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında
itiraz konusu kural ile Devlet yardımının sadece genel seçimde %7’nin
üzerinde oy alan partilere özgülenmesinin, Anayasa’nın 2. maddesindeki
demokratik devlet ilkesine, 5. maddesindeki Devletin demokrasiyi koruma
ödevine, 10. maddesindeki eşitlik ilkesine ve 68. maddesindeki Devletin
siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapma ödevine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
2820 sayılı
Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1. maddesinin birinci fıkrasına göre bir
siyasi partinin Devlet yardımından yararlanmaya hak kazanabilmesi için
Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili seçimlerine katılma hakkı tanınmış
ve 2339 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33. maddesinde öngörülen % 10
barajını aşmış olması gerekmektedir. Ancak, dördüncü fıkranın birinci
tümcesine göre bir siyasi parti geçerli oyların %7’sinden fazlasını
almışsa, 2339 sayılı Yasa’nın 33. maddesindeki genel barajı aşamamış olsa
da Devlet yardımına hak kazanmaktadır.
Sonuç olarak bir siyasi partinin Devlet yardımından yararlanabilmesi
için ön koşul milletvekili genel seçimlerine girmiş olmak ve bu seçimlerde
geçerli oyların % 7’sinden fazlasını elde etmektir.
Çoğulcu, demokratik bir sistemde siyasi
partiler hayati işlevlere sahiptirler. Toplumsal talepleri siyasal sisteme
ulaştırarak yurttaş ile siyasal sistem arasındaki etkileşime aracılık
ederler. Farklı siyasal görüşleri örgütleyerek siyasal çoğulculuğa katkıda
bulunurlar. Siyasal ilgi ve yeteneği olan bireyleri tespit ederek siyasal
konularda eğitirler ve Devlet yönetimine hazırlarlar. Seçimlere katılarak
toplumsal iradenin ortaya çıkmasına ve bu iradenin Devlet yönetimine katılmasına
aracılık ederek ulus egemenliğini hayata geçirirler. Bütün bu işlevleri
nedeniyle siyasi partiler Anayasada demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez
unsurları olarak nitelendirilmişlerdir.
Siyasi partiler
bu işlevleri yerine getirebilmek için ihtiyaç duydukları mali kaynakları,
üye ve milletvekili aidatı ve bağışlar gibi özel gelir kaynaklarının yanı
sıra devlet tarafından yapılan mali yardımlar yoluyla sağlarlar.
Anayasa’nın 68.
maddesinin son fıkrasında “Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve
hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye
aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.” denilmektedir.
Buna göre, siyasi partilere yapılacak Devlet yardımı “yeterli düzeyde” ve
“hakça” olmalıdır. 68. maddedeki
“yeterli düzeyde” ifadesi seçimlerde toplumsal onaya ulaşmak için yapılması
gereken siyasal faaliyetleri karşılamaya elverişli parasal miktar ile
ilgilidir. Siyasi partilerin ulusal iradenin oluşumunu sağlarken üye
aidatları ya da bağışlarla yeterli parasal kaynağa ulaşamadıkları durumda,
çok partili demokratik düzenin gerekli kıldığı ölçüde Devlet yardımından
yararlandırılması, onların paraca güçlü bazı kişi ve kuruluşların etki ve
baskısı altına düşmesini engeller. Tüm harcamaların Devlet bütçesinden
karşılanması da siyasal partilerin toplumla ilişkisini kopararak ulusal
iradenin oluşumunu engeller. O halde yapılacak yardımın “yeterli düzeyde”
olması, bir yandan siyasi partilerin Devletin ya da özel kişi ve
kuruluşların güdümüne girmesini engelleyici, diğer yandan toplumla
ilişkisini destekleyici düzeyde olmasını ifade eder. Kuşkusuz, yeterli
düzeydeki parasal tutarın ne kadar olduğunun, ülkenin ekonomik, siyasal ve
sosyal koşullarına göre değişkenlik göstermesi nedeniyle yasa koyucu
tarafından somutlaştırılması gerekir.
“Hakça”
ifadesi, hangi siyasi partilere ve ne oranda Devlet yardımı yapılacağını
belirleyen temel ölçüttür. Bu kavram, siyasi partilere yapılacak yardımın
miktarının adaletli bir ölçüte göre saptanmasını zorunlu kılmaktadır.
Devlet yardımının hangi ölçütleri yerine getiren siyasi partilere
verileceği hususu ile bu ölçütleri yerine getiren partilerin hangi oranda
Devlet yardımı alabileceği yasa koyucu tarafından belirlenecektir.
Hakça ifadesi,
belirli örgütlenme yaygınlığına ulaşmış ve belirli toplumsal onaya mazhar
olmuş partilerin, seçimlerde elde ettiği başarı düzeylerine göre Devlet
yardımından yararlanacağı biçiminde anlaşılmalıdır. Kuşkusuz bu yönde kamu
yararını daha isabetli biçimde karşılayabilecek sistem ve yöntem tercihi
yasa koyucunun takdiri içinde kalmaktadır. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız
değildir. Yasama organının sahip
olduğu takdir yetkisinin sınırlarını çizebilmek için 68. madde hükmünün
Anayasa’nın diğer hükümleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Anayasa’nın 2.
maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin
belirgin özelliği yönetimde keyfiliğe izin vermemesi, yönetimin tüm
işlemlerinde hukuka uygun hareket etmesidir. Keyfi davranmama yükümlülüğü
diğer Devlet organları gibi yasama organı için de bağlayıcıdır. Özellikle
haklardan yararlanmayı düzenlerken yasama organı kişiler arasında keyfi
ayrımlarda bulunmamalıdır. Bu aynı zamanda 10. maddede düzenlenen eşitlik
ilkesinin de bir gereğidir. Yasama organı haklardan yararlanma konusunda,
kişiler arasında ancak objektif ve makul nedenlerle ve ölçülü olarak
farklılık yaratabilir. Objektif ve makul nedenlere dayanmayan ya da ölçülü
olmayan bir farklılığın Anayasa’ya uygun olduğu düşünülemez.
İtiraz konusu
kurallar Devlet yardımından yararlanma bakımından örgütlenmesini
tamamlayarak milletvekili genel seçimine katılan ve geçerli oyların en
az %7’sini alan partilerle, bu
oranda oy alamayan partiler arasında bir farklılık yaratmakta ve sadece bu
koşulları sağlayan partilerin Devlet yardımından yararlanmasına olanak
tanımaktadır.
Siyasi partilerin
temel amacı seçimlere katılarak milli iradenin ortaya çıkmasına aracılık
etmek ve yeterli seçmen desteğini elde ederek yönetime katılmaktır. Bu
nedenle, seçimlere katılabilme koşullarını sağlayamayan ve seçimlere
katıldığı halde aldığı oyla yeterli oranda seçmen kitlesinin güvenini
kazanamadığı anlaşılan bir siyasi partinin milli iradenin oluşumuna, daha
büyük seçmen kitlesinin güvenini kazanan güçlü partiler gibi katkıda
bulunacağı düşünülemez. Dava konusu düzenlemeyle partilerin büyüklük ve
güçlerine göre demokratik siyasi hayata katkıları ölçüt olarak dikkate
alınmak suretiyle devlet yardımından yararlanmaları öngörülmüştür. Bu ölçütün objektif ve makul olmadığı
söylenemeyeceği gibi itiraz konusu kurallarda yer alan oranların da ölçüsüz
olduğu sonucuna ulaşılamaz.
Açıklanan
nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 5, 10. ve 68.
maddelerine aykırı değildir, iptal isteminin reddi gerekir.
Bu sonuca Haşim
KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU ve Zehra Ayla PERKTAŞ
katılmamışlardır.
VI-
SONUÇ
2820 sayılı
Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1. maddesinin;
1- Birinci
fıkrasının “Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine
katılma hakkı tanınan ve 2339 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33 üncü
maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere…” bölümünün,
2- Dördüncü
fıkrasının “Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların
%7’sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır.”
biçimindeki ilk tümcesinin,
Anayasa’ya aykırı
olmadığına ve itirazın REDDİNE, Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU ile Zehra
Ayla PERKTAŞ’ın karşıoyları
ve OYÇOKLUĞUYLA, 20.11.2008 gününde
karar verildi.
|
Başkan
Haşim KILIÇ
|
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz
PAKSÜT
|
Üye
Sacit ADALI
|
|
|
|
|
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Ahmet AKYALÇIN
|
Üye
Mehmet ERTEN
|
|
|
|
|
|
Üye
A. Necmi
ÖZLER
|
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
|
Üye
Şevket APALAK
|
|
|
|
|
|
Üye
Serruh KALELİ
|
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
|
|
|
|
|
KARŞIOY YAZISI
İptali istenilen 22.4.1983 günlü, 2820
sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Yüksek
Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve
2339 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33. maddesindeki genel barajı
aşmış bulunan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılkı
genel bütçe gelirleri” (B) “Cetveli toplamının beşbinde
ikisi oranında ödenek mali yıl için konur”; dördüncü fıkrasının ilk
tümcesinde ise “Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların
%7’sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır” şeklinde
düzenlemelere yer verilerek siyasi partilere devlet yardımının kapsamı
belirlenmiştir. Böylece,
anılan kurallarda belirlenen ölçülere göre, ancak %10’luk genel barajı aşan
veya milletvekili genel seçimlerinde geçerli oyların %7’sinden fazlasını
alan siyasi partilere Devlet yardımı yapılmasına olanak tanınmış, bu
oranların altında oy alan siyasi partilere Devlet yardımı yapılmasına
olanak tanınmamıştır.
Anayasa’nın 68. maddesinin son
fıkrasında Devletin siyasi partilere, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım
yapacağı ve partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve
bağışların tabi olduğu esasların kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.
Böylece Anayasa, herhangi bir koşul belirtmeksizin demokratik siyasi
hayatın vazgeçilmez unsurları olarak gördüğü siyasi partilere yeterli
düzeyde ve hakça yardım yapılmasını emretmektedir. Buna göre Devlet siyasi
partilere yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapmakla yükümlüdür.
İptali istenilen Ek 1. maddeye ilişkin
yasama tutanaklarında bu hükmün getiriliş amaçları belirtilmiştir. Siyasi
partilerin sadece üyelerinin verdiği ödentilerle işlevlerini yerine
getiremeyeceği, varlıklarını sürdürmek için bağış toplamanın da, iktidar
partilerinin lehine “fırsat eşitsizliği” yaratacağı, düzenleme ile siyasi
partilerin yüksek gelir gruplarının baskısından kurtulacağı, ancak yardım
yapılırken parti enflasyonuna yol açılmaması için iyi ölçütlerin
getirilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır.
Kanunun gerekçesinde de siyasi
partilerin işlevlerini
sadece üyelik ödentileri ile
yerine getiremeyeceği, özel bağış toplama konusunda da iktidar
partilerinin diğer partilere göre daha avantajlı durumda bulundukları, bu
nedenle partiler arasında fırsat eşitliği sağlamak ve adil rekabet ortamı
oluşturabilmek için Devlet yardımına ihtiyaç bulunduğu belirtilmiştir.
2820 sayılı Yasa’nın 3. maddesine göre
siyasî partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahallî
idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri
doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile millî iradenin
oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin
çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet
göstermek üzere teşkilatlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır.
Bu tanımdan siyasî partilerin; ülke
çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanmaları gereken, bu teşkilat ile
millî iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni
içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve parti
içi çalışmalarını demokrasi esaslarına uygun düzenlemek zorunda bulunan kuruluşlar
olduğu anlaşılmaktadır.
Yasama organının siyasi partilerle
ilgili olarak yapılacak düzenlemeler konusunda sahip bulunduğu takdir yetkisinin
sınırlarını çizebilmek için 68. madde hükmünün Anayasa’nın diğer
hükümleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir. Her ne kadar teorik olarak
Devlet siyasi partilere mali yardım yapmak zorunda değil ise de anayasa
koyucu iradesini Devlet yardımı yapılmasından yana kullanmış ve 68. maddenin
son fıkrası hükmüyle Devlet yardımını düzenlemiştir. Böylece Devlet
yardımından yararlanmak siyasi partiler açısından anayasal bir hak haline
gelmiştir. Yasa koyucu anayasal hakların kullanımını düzenlerken temel
haklar için getirilen güvencelere uygun hareket etmek zorundadır.
Devlet yardımına hak kazanmanın,
milletvekili çıkarmak için gereken Türkiye genelinde belli bir oy yüzdesine
ulaşma koşulunda olduğu gibi belli bir oranda oy almaya bağlanması
suretiyle Anayasa’da farklı düzenlenen bu iki konuda yasalarla benzer
esasların kabul edilmesi, Anayasa’nın sözü ve ruhuyla bağdaşmaz. Anayasa,
Meclise milletvekili gönderebilmeyi “temsilde adalet” ve “yönetimde
istikrar” ilkelerine, Devlet yardımı alabilmeyi ise “yeterli düzey” ve
hakça” gibi, tamamen farklı esaslara bağlamıştır. Diğer bir ifadeyle,
milletvekili çıkarabilmek için gerekli olan barajı aşabilmenin Anayasal
dayanağı, mali yardım yönünden geçerli değildir. Yönetimde istikrar
ilkesinin gereği olan, belli oranda oy almak ile mali yardım arasında
Anayasa’da bir ilişki kurulmadığı açıktır.
Öncelikle Anayasa’nın 2. maddesine göre
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin belirgin
özelliği yönetimde keyfiliğin ortadan kalkması ve yönetimin tüm
işlemlerinde hukuka uygun hareket etmesidir. Keyfi davranmama yükümlülüğü
diğer Devlet organları gibi yasama organı için de bağlayıcıdır. Özellikle
haklardan yararlanmayı düzenlerken yasama organı (gerçek veya tüzel)
kişiler arasında keyfi ayırımlarda bulunamaz. Bu aynı zamanda 10. maddede düzenlenen
eşitlik ilkesinin de bir gereğidir. Eğer yasama organı haklardan yararlanma
konusunda kişiler arasında bir farklılık yaratmışsa, bu farklılığın
objektif ve makul nedenlerinin bulunması gerekir. Ancak bu objektif ve
makul nedenlerle ölçülü olarak yaratılan farklılık meşru olarak
görülebilir. Anayasa’nın 68. maddesindeki “yeterli düzeyde ve hakça”
ölçütlerinin, ancak bu temel ilkelerin çerçevesi içinde ve bütün olarak
anlam ifade edeceği açıktır.
Devlet yardımından yararlanabilmek için
gerekli koşullar belirlenirken hem sınırlama amacı, hem de Devlet
yardımının amacı dikkate alınmalıdır. Yukarıda belirtildiği gibi Devlet
yardımının temel amaçlarından birisi Anayasa’nın öngördüğü çoğulcu
demokratik siyasal sistemin sürdürülebilmesi için her türlü görüşün
Anayasa’nın belirlediği sınırlar içinde özgürce siyasi partiler şeklinde
örgütlenebilmesi, adil bir rekabet ortamında görüşlerini topluma ulaştırabilmesi
ve seçimler yoluyla ulusal iradenin oluşumuna katkıda bulunabilmesi için
olanaklar sağlamaktır. Yani büyük partiler yanında küçük partilerin de
siyasal rekabete eşit koşullarda katılmasını sağlamaktır. O nedenle yasama
organı Devlet yardımından hangi koşulları sağlayan partilerin
yararlanabileceğini düzenlerken bu amacı göz ardı edemez.
Devletin siyasi partilere yardım
yapmasının amacı, parti tüzel kişiliğinin mal varlığını artırmak değil, vatandaşların
partiler aracılığıyla siyasal yaşama daha kolay katılımını sağlamaktır. Anayasa,
Devlet yardımı yoluyla siyasal parti faaliyetlerine katılacak vatandaşların,
içinde yer aldıkları partinin büyüklüğüne göre farklı ölçülerde değil,
partilerine bakılmaksızın, yeterli düzeyde ve hakça desteklenmesini
öngörmektedir. “Hakça” sözcüğünün “büyük ve güçlü olana çok, küçük ve
güçsüz olana hiç” yardım şeklinde kabulü olanaksızdır.
Yüksek Seçim Kurulunun verilerine göre
21 Ekim 2007 referandumunda oy kullanma hakkına sahip kayıtlı seçmen sayısı
gümrükler dahil 42.690.252’dir. Tüm seçmenlerin
seçime katıldıkları varsayıldığında bir partinin Devlet yardımından yararlanabilmesi
için üç milyonun üzerinde oy alması gerekmektedir. Bu koşulun gerekli
olduğu yani ölçülülük ilkesine uygun olduğu kuşkuludur. Devlet
yardımından yararlanabilmek için gerekli oy oranının % 7 gibi yüksek bir
oranda tutulması ölçülü olmadığı gibi %7’den aşağı doğru kademeli bir
yardım sisteminin oluşturulmaması siyasi partiler arasında fırsat
eşitsizliği yaratmakta, büyük partileri imtiyazlı duruma getirmekte ve
küçük partileri daha zor koşullarda seçim yarışına katılmaya zorlamaktadır
ki, bu durum eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine olduğu kadar Anayasa’nın
siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları
olduklarına, Devletin siyasi partilere yeterli düzeyde ve hakça yardım
yapacağına ilişkin ilke ve anlayışına da aykırılık oluşturmaktadır.
Sonuç olarak maddenin birinci
fıkrasındaki “ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 33.
maddesindeki genel barajı aşmış bulunan” ibaresinin ve dördüncü
fıkrasındaki “Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların
%7’sinden fazlasını alan siyasi partilere de Devlet yardımı yapılır.”
cümlesinin Devlet yardımından yararlanma eşiğini ölçüsüz bir şekilde
belirlediğinden Anayasa’nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine, haktan
yararlanma ve yaptırımlar bakımından küçük partilerle büyük partiler
arasında eşitsizlik yarattığından Anayasa’nın 10. maddesine, bu nedenlerle
devlet yardımının dağıtımında hakça bir sistem öngörmediğinden Anayasa’nın
68. maddesine aykırı olduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmadık.
|
Başkanvekili
Haşim KILIÇ
|
Üye
Sacit ADALI
|
KARŞIOY YAZISI
Anayasanın
68. maddesinin son fıkrasında “Siyasi Partilere, Devlet, yeterli
düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, … tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir” denilmiştir. Anayasanın bu hükmü açık ve nettir:
Devlet, bütün siyasi partilere yardım yapacaktır. Yasa koyucunun bu
konudaki takdir hakkı “yeterli düzey” ve “hakça” ölçütleriyle sınırlıdır.
İptali
istenen yasa kuralları ise siyasi partilerin ancak 2839 sayılı Milletvekili
Seçimi Kanununun 33. maddesindeki %10’luk genel barajı aşmaları veya
milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7’sinden fazlasını
almaları halinde Devlet yardımından faydalanmalarını öngörmektedir. Buna
göre, %7’ye kadar oy almış olan siyasi partilere Devletçe hiç bir yardım
yapılmamaktadırlar.
İtiraz
konusu yasa kurallarının Anayasaya aykırılığı konusunda, 2820 sayılı Siyasi
Partiler Kanunu’nun Geçici 16. maddesini yürürlükten kaldıran 29.4.2005
günlü, 5341 sayılı Kanun’un 1. maddesine ilişkin Anayasaya Mahkemesinin
26.01.2008 günlü ve 26768 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Esas:2007/59,
Karar:2007/75 sayılı kararındaki karşıoy gerekçelerimiz,
burada da aynen geçerlidir. Bu nedenle aynı hususların tekrarına gerek duymuyorum.
Ancak, seçimlere katıldığı halde “yeterli oranda seçmen
kitlesinin güvenini kazanamadığı anlaşılan” siyasi partinin, Devlet
yardımından yoksun bırakılmasında Anayasaya aykırılık görülmemesinin
gerekçesi olarak kullanılan “yeterlilik” ölçütünün (ki buna göre 3
milyondan fazla oy bile yetersiz sayılmaktadır) Anayasanın öngördüğü
“yeterli düzey” ile aynı şey olmadığı göz ardı edilerek, yasa koyucunun
koyduğu kuralın aynı zamanda anayasaya uygunluk ölçütü gibi kullanılması,
isabetli olmamıştır. Diğer bir anlatımla, bir siyasi parti geçerli
oyların %7’den fazlasını alamadığı için bu partinin siyasal sisteme katkı
yönünden yetersiz olduğuna hükmedilmekte, yetersiz sayıldığı için de Devlet
yardımından mahrum bırakılması Anayasaya aykırı görülmemektedir. Halbuki Anayasanın öngördüğü “yeterli”lik,
verilecek yardımın düzeyine ilişkindir; partinin yeterliliğine veya aldığı
%7’lik oyun yasa koyucu tarafından yeterli görülüp görülmemesine ilişkin
değildir.
Şu hususları da belirtmekte fayda vardır ki; Devlet
yardımının, çağdaş Batı demokrasilerinin hiçbirinde görülmeyen bu derece
yüksek bir oranla sınırlandırılması, bunun için hangi partinin demokratik
siyasal hayata daha yararlı olduğu, hangi partilerin milli iradenin
oluşumuna katkıda bulunduğu gibi nesnellikten uzak, kişilerin siyasal
görüşlerine göre değişkenlik gösteren ölçütlere başvurulması veya daha
küçük partilere de yardım yapılmasının “parti enflasyonuna” yol açacağı
yolunda peşin hükümlere dayanılması, herkesin kendi görüş açısından
eleştirdiği, ancak elbirliği ile ortak paydalarda bir türlü buluşamadığı
“demokratikleşme” sorunlarının da halline yardımcı olmamaktadır.
Bu
nedenle çoğunluk kararına katılmıyorum.
Başkanvekili
Osman
Alifeyyaz PAKSÜT
KARŞIOY GEREKÇESİ
22.4.1983 günlü, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun Ek 1.
maddesinin birinci fıkrasında, “Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili
genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2339 sayılı Milletvekili Seçimi
Kanununun 33. maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere her
yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri”(B) Cetveli”
toplamının beşbinde ikisi oranında ödenek mali
yıl için konur” dördüncü fıkrasının ilk tümcesinde de “Milletvekili genel
seçimlerinde toplam geçerli oyların %7’sinden fazlasını alan siyasi
partilere de Devlet yardımı yapılır” denilerek söz konusu iki fıkrada
belirtilen %10 ve %7’lik oranların altında oy alan siyasi partilere Devlet
yardımı yapılmasına olanak tanınmamıştır.
Anayasa’nın
68. maddesinin son fıkrasına göre, Siyasi Partilere, Devlet yeterli düzeyde
ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının
ve bağışların tâbi olduğu esaslar kanunla düzenlenir. Siyasi partiler için
devlet yardımı öngörülmesi, kuşkusuz Anayasa’nın demokratik siyasi hayatın
vazgeçilmez unsurları olarak nitelendirdiği siyasi partilere verdiği büyük
önemin temel göstergelerinden biridir. 2820 sayılı Siyasi
Partiler Yasası’nın 3. maddesinde de belirtildiği gibi siyasi partiler,
Anayasa ve kanunlara uygun olarak; milletvekili ve mahalli idareler
seçimleri yoluyla tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri
doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile millî iradenin
oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin
çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet
göstermek üzere teşkilâtlanan tüzelkişiliğe sahip kuruluşlardır. Ulusal
iradenin yanısıra siyasal iradenin oluşumuna
hizmet ederek demokratik siyasi yaşamda belirleyici ve yönlendirici işlev
üstlenen siyasi partilerin bu işlevlerini kamu yararına uygun olarak gereği
gibi yerine getirebilmeleri, üretecekleri projeleri topluma
aktarabilmeleri, siyasi etkinliklerini düzenli olarak yürütülebilmeleri
için mali kaynağa gereksinimleri olduğu bir gerçektir. Farklı fikirlerin
temsiline de olanak sağlayarak daha güçlü bir demokrasinin
gerçekleştirilebilmesi bağlamında, özellikle küçük partilerin temsil
ettikleri görüşleri propaganda yoluyla yaymaları ve taraftarlarını
artırabilmelerinin onlara mali destek verilmeksizin sağlanabilmesinin
güçlüğü gözardı edilemez. Yüksek oy potansiyeline
sahip siyasi partilerin devlet yardımı yanında taraftarlarından da yasal
sınırlar içinde mali destek görecekleri kuşkusuzdur. Bu
nedenle sadece %7 ve %10 gibi yüksek oranda oy alabilen siyasi partilere
devlet yardımı yapılması, örneğin seçimlere girme hakkını elde ederek
önemli ölçüde oy almış ancak, Yasa’da belirtilen sınırlara ulaşamamış ya da
teşkilâtlanmak ve seçimlere katılabilmek için gerekli mali desteği
sağlayamamış siyasi partilerden bu yardımın esirgenmesi, Anayasa’nın,
siyasi partileri demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak
değerlendiren kuralı ile bağdaşmadığı gibi, siyasi partilere yapılacak
devlet yardımının yeterli düzeyde ve hakça olması gereğine işaret eden
kuralıyla da uyum sağlamamaktadır.
Siyasi
partilere yardım konusunda Anayasa’nın 68. maddesinin son fıkrasıyla yasa
koyucuya tanınan takdir yetkisi bu fıkradaki “yeterli düzeyde ve hakça”
ölçütleriyle sınırlandırılmıştır. Devlet yardımından sadece belli oranın
üstünde oy almış siyasi partilerin yararlandırılması, partiler arasındaki
fırsat eşitliğini bozarak kimilerini imtiyazlı duruma getirir. Bu durumun
sadece Anayasa’nın 68. maddesinin son fıkrası buyruğuna değil hukuk devleti
ilkesine de aykırılığı açıktır.
Belirtilen
nedenlerle 2820 sayılı Yasa’nın Ek 1. maddesinin itiraz konusu kurallarının
Anayasa’nın 2 ve 68. maddelerine aykırı olduğu düşüncesiyle çoğunluk
görüşüne katılmıyoruz.
|
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
|
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
|
|